EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Şubat 09, 2012, 11:30:12 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1] 2 3 ... 12
  Yazdır  
Gönderen Konu: Tokat İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri  (Okunma Sayısı 26744 defa)
0 Üye ve 6 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11335


Üyelik Bilgileri
« : Temmuz 25, 2009, 04:59:33 ÖS »

Tokat
     Tokat,uygarlıkların merkezi olan Anadolu' da, zengin doğal kaynakları, jeostratejik konumu nedeni ile, beyliklerin, devletlerin ve imparatorlukların yaşama ve fetih alanı olmuştur. Orta karadeniz dağlarından güneye, Anadolu'nun içlerine doğru, değişik rakımlarda dizi dizi yaylalar, ovalar, bağ ve bahçeler içindeki akarsularıyla, Dünyada benzeri az olan bu cennet İlimiz, canlı ve zengin tarihinin izlerini bugün de yaşatmaktadır.
    Tokat Merkez olmak üzere, Zile'den Reşadiye'ye, Erbaa ve Niksar'dan Artova'ya kadar, ilçe ve köylere yayılmış sayısız tarihi varlıklarımızın pek çoğu, 5000 yıldan bu yana istilalar, savaşlar, depremler ve tahribatlarla yok olmuş veya yıkılmışlardır. Yer altında kalanlar gün ışığına çıkarılmayı beklerken, günümüze kadar oluşan pek çok anıt eser de yeterince korunamamaktadır. Büyük Atatürk'ün "Misak-ı Milli" diyerek, sınırlarını çizdiği engin tarihi değerlerini araştırmak, ortaya çıkarmak, korumak, yeni kuşaklara ve tüm dünyaya tanıtmak, kültürümüzün, yurt sevgimizin bugünü ve geleceği için milli görevimizdir.    
          Büyük Hitit İmparatorluğu batıdan gelen Balkan kavimleri önünde dağılıp güney doğuya göçerken, Balkan asıllı Frig kavimleri, 500 yıl sürecek uygarlıklarını Anadoluda kurmaya başlarlar. Sonraları. doğudan güçlü Pers, batıdan Büyük İskender istilası Anadoluyu baştan sona aşar. M.Ö. 4. yüzyıla geldiğimizde, bölgenin eski halkı hatti'ler, Hitit'ler, Hurri'ler Mitanni'ler, Frig'ler zaman içinde yeni kavimlerle kaynaşmış, terk ettikleri kentler üzerine, Pers, Helenistik ve Pontus kentleri kurulmaya başlanmıştır. Tokat ilindeki Kelkit, Yeşilırmak ve Çekerek nehirleri boyunca kurulu Hitit ve Frig yerleşim alanları, M.Ö. 2500-400 arasında, yüksek düzeyde sanat ve kültür yaşamına sahip olmuştur.
         M.Ö. 6. yüzyıl ortalarından, 4. yüzyılın sonuna kadar Pers egemenliğine giren Anadolu'da Tokat ve çevresini yöneten güçlü Satrapları M.Ö. 333 de Büyük İskender'in hızlı ve hırslı istilası ile şaşkına dönen mağrur Pers kralları teslim olurken, Anadolu'da helenistik çağ başlamaktadır. 300 yıl süren ve sanat etkinliklerinin zirveye çıktığı bu dönem daha sonra Roma'ya miras kalacaktır.
          M. Ö. 1. yüzyılda küçük Asya fethine gireşen roma imparatorları, batıdan başlayarak, Anadolu'nun iki önemli yerleşme bölgesi olan, Kayseri Kapadokya'sı ile kuzeyde Tokat'ın (COMANA) merkezi olduğu Pontika Kapadokya'sını ele geçirirler. Ancak yörede güçlü bir devlet kuran Pontus kralları MİTHRİDAT' lar Roma'ya şiddetle direnmişlerdir. M.Ö. 47 de, SEZAR orduları ile Zileye gelir. 5 aat süren savaş sonunda Pontus kralı 2. PHARNAKES'i yener. "Geldim, gördüm, yendim." dediği, tarihe mal olan sözcüklede Zile'deki başarısını özetler. Tokat (COMANA), Niksar ( NEOCAESAREA), Sulusaray (SEBASTOPOLİS), Zile(ZELA) M.S. 5. yüzyıla kadar birer Roma eyalet şehri olmuşlardır.
          4. Yüzyıl sonunda Roma imparatorluğu yıkılır. Doğuda devam eden yeni Bizans imparatorluğu, Roma devlet düzenine sahip çıkar. Ancak genç Roma kültür ve sanatını hiristiyan dini ile yorumlar, kendine özgü, yepyeni bir uygarlığı tüm Anadoluya yayar. 1000 yıl gibi uzun süren Bizans egemenliği, hristiyanlığı Anadolu'da himaye etmiş, kurumlaştırmıştır. Tokat ve Niksar Pontika Kapadokyası'nın piskoposluk merkezleri olmuştur.
          1071 yılına geldiğimizde, 600 yıldır devam eden Bizans gücünün, Selçuk ve Danışment Türkleri karşısında gerilemeye başladığını görüyoruz.
         11. yüzyıldan 14. yüzyıl sonuna kadar geçen 300 yıl, Anadolu'da, birçok devletin kaderini belirleyen, karmaşık ve amansız mücadelelerle doludur. Tarihçiler için en bol kaynağında bu devirde yaratıldığını görüyoruz.
         12. yüzyılda, Bizans imparatorluğu giderek güçlenen Türk-İslam devletleri karşısında çökmeye başlamıştır. Selçuklular doğu ve orta Anadolu'yu, Danişment'ler merkezi Sivas ve Niksar olan kuzey anadolu'nun iç bölgelerini ele geçirirlerken, kutsal topraklara ulaşmak isteyen Haçlı orduları, dört bir yandan Anadolu'ya çıkarlar. Bizans, Selçuk, Danişment, Haçlı çatışmaları derken, arkasından Moğol akınları silindir gibi gelerek, Anadolu'ya girerler. Yöremiz dost ve düşmanın karıştığı tam bir savaş ve güç arenasına döner. Bu arada, Anadolu'da kurulu pek çok küçük hiristiyan krallık ve beylikleri de büyüklerin ayakları altında ölüm-kalım mücadelesi vermektedirler.
          13. yüzyıl sonuna kadar sürüp giden ve hareketli dönemde, aynı gün el değiştiren kentler, yıkılıp yıkılmış, sabah cami olan yer akşam kilise ertesi sabah tekrar camiye dönüştürülmüştür. Ayaklanmalar, kanlı hanedan ve taht kavgaları, ihanet ve servet çatışmaları ile Anadolu'da yer yerinden oynamıştır.
        Bu dönemin en önemli uygarlığı şüphesiz Selçuk Türklerinin Anadolu'da yarattığı hamanist kültür, sanat, bayındırlık, mimarlık ve bilimsel çalışmalardır. Tokat yöresinde hemen yüzyüze geldiğimiz, özü güzellik ve sabır olan bu uygarlık, mücadelerle geçen 2. yüzyıl gibi kısa zamanda Anadolu'nun her yanına yayılabilmiştir.
         13. Yüzyıl, Acımasız Moğol Hanları yüzbinlerce Anadolu insanını kılıçtan geçirmektedirler. İslam-Hiristiyan herkesin can derdine düştüğü bu yıllarda, yıkılmaya başlayan Selçuklu hanedanını kurtarma çareleri arayan "MUİNEDDİN PERVANE'nin Moğollarla anlaşması, Tokat'tan devleti 15 yıl akıl almaz entrikalarla yönetmesi, Sultan RÜKNEDDİN KILIÇARSLAN'ı boğdurup yerine GIYASETTİN KEYHÜSREV'i geçirmesi, mecalsiz Selçuklu devletinin çöküşü, İlhanlı Hanı OLCAYTON'un doğu Anadolu'yu işgali, İran Moğollarının, ERTANA beylerinin Tokat ve yöresindeki hakimiyeti, KADI BURHANETTİN dönemi, dirayetsizlik, huzursuzluk ve isyanlar. En önemlisi devletin güçlü zamanından sin hristiyanlar tekrar kent, kale ve köylere dönmektedirler. Ahali sahipsiz, şaşkın ve korkulu... Burada Evliya Çelebi'den aldığımız ve Tokat ile ilgili HACI BEKTAŞ VELİ'nin kehanetini verelim.
       12. yüzyılda Horasandan gelip Söğut'te Ertuğrul ve Osman Bey'e giderken Tokat kalesinin kafirler tarafından yeniden zapt olduğunu görür ve sümbüllü denilen bağda oturarak "İnşallah yakında yıldırım gibi bir er çıkıp Tokat'ı fetheder" diye kehanette bulunur. Sümbül bağında bir halifesini seccade sahibi ederek bırakır. O zat hala "SÜMBÜLLÜ BABA " adıyla meşhur bir kutup olup orada gömülüdür.
       Hacı Bektaş Veli'nin kehaneti 175 yıl sonra doğru çıkar. 1392 de YILDIRIM BEYAZIT Tokat'ı tüm çevresi ile Osmanlı birliğine dahil eder. Yükselme devrinde Selçukluların bıraktığı yerden başlayan Osmanlılar Tokat'ı önemli bir ticaret ve kültür merkezi haline getirirler. Günümüzde de kullanılan pek çok tarihi anıt, üç asır süren bu yükselme yıllarında yapılmıştır. Sayısız saray, han, mederese ve zaviyenin yer aldığı Tokat'ta başta MOLLA LÜTFİ, İBN-İ KEMAL, MOLLA HÜSREV gibi alimler olmak üzere pek çok devlet adamı, sanatçı, bilim adamı, tarihçi, bektaşi ve mevlevi alimleri bu çağlarda yetişmiş, Osmanlı İmparatorluğunun yükselmesinde ve birliğinde önemli katkıları olmuştur.
      17. Yüzyılın bitimi ile beraber gerileyen imparatorluk döneminde Tokat olumsuz etkilenmiş, gelişme ve canlılığını yitirmiştir.
       20. Yüzyıl başlarında Birinci Dünya Savaşının acı günlerini yaşayan Tokat 1920 Sevr anlaşması ile parçalanmış Anadolu'dan arta kalan bir avuç Türk bölgesi içinde kalmıştır.
(Tokat Belediyesi Sitesinden alınmıştır)











Ballıca Mağasından Görüntüler..
 

Meydanda eski bir sokak


Tarihi Taşhan'dan görünüm


Taşhan'da yöreye özgü yazmacılar..


Tarihi Meydan Camii


Yeşilırmak


Tokat Kalesi


Tokat Mevlevihanesi


Yaylalar


Zile Kalesi


Ünlü "Veni,vidi,vici" yazılı taş sütun


Latifoğlu Konağı(Müze)


Latifoğlu Konağı(İç Görünüm)


Selçuklu eseri tarihi TaşKöprü


 
« Son Düzenleme: Ağustos 31, 2009, 09:54:37 ÖS Gönderen: LÂLE » Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11335


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Temmuz 25, 2009, 05:00:45 ÖS »

"Bu havası hoş şehrin dört tarafında,bahçe ve bostanlar içinde sular akar. Bu bahçelerde bülbüllerin ötüşü, insan ruhuna sefa verir. Meyveleri lezzetli ve lâtif olup, her tarafa hediye olarak gönderilir. Her bağında birer köşk, havuz, fıskiye ve çeşitli meyveler bulunur. Halkı zevk ehlidir. Gariplerle dostturlar; kin tutmaz, hile bilmez, deryadil, haluk, selim ve halim insanlardır. Herkese iyi zanda bulunurlar. İyi geçinirler, hayırlı yapılar yaptırmaya hevesleri çoktur. Camii, saray, köşk ve imaretleri o kadar güzel ve metin olur ki, buralara girenler hayran olurlar. Şehir genişlik ve çok ucuzluk bir yer olup dünya yüzünde eşi yok gibidir. Yılın her zamanında halkının nimetleri boldur. Hacı Bektaş Veli'nin hayırlı ve bereketli duaları ile bu eski tarihi şehir, "ALİMLER KONAĞI, FAZILLAR YURDU ve ŞAİRLER YATAĞIDIR..."
EVLİYA ÇELEBİ
Seyahatname
Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11335


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Temmuz 25, 2009, 05:01:33 ÖS »











Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11335


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Temmuz 25, 2009, 05:26:20 ÖS »

Tokat Kebabı

       Tokat kebabı, yöresel sebze ve Niksar- Erbaa yaylalarının körpe kuzu etlerinden yapılır. Tokat yöreseine özgü biber, ve yöresel domates lezzetini tamamlar. Kısaca malzemeleri tanımlarsak, yaylada yetişmiz kuzu eti, patlıcan, tokat domatesi, tokat biberi, patates, kelle soğan, sarımsak ve özel pişirilmiş kebap pidesi (Lavaş Pide) kullanılarak yapılan Tokat yöresine ait bir yemektir. Özel kebap ocaklarında yapılır.




 
       Küçük parçalar halinde kesilen (kuşbaşı) etler baharat, kırmızı biber ve soğanla terbiye edildikten sonra kuyruk yağı ile yağlanmış şişlere takılmak üzere bekletilir. Şişlere biraz kuyruk yağı sürülür. Sebzelerin düşmemesi için patlıcanın sapı küçük parçalar halinde kesilir hazırlanır. Şişlere bir et bir patates, bir et bir patlıcan şeklinde hazırlanır, aralarına küçük parça kuyruk yağı takılır. Şişlerin sonuna küçük parça kuyruk yağı ve patlıcan sapı takılarak sabitlenir. Biberle Sarmısak bir şişe takılır. Patlıcanların kabuğu alınmaz yarıdan kesilmiş ve uzun selvi doğranmış patlıcanlar önceden hafifçe tuzlanmalıdır.
       Odun ateşi ile yanan Kebap ocağının ortasında bulunan yatay demire şişler asılır. Fırının iki tarafında bulunan yatay bölümde yanan odunların ateşi ile pişmeye bırakılır. Fırının alt kısmında bulunan şaç tepsiye domates soyularak bırakılır, pişmesi sağlanır vee damlayan yağlar toplanır. Özel pişirilmiş pideler bir tepsiye yayılır. Pişen etler ve sebzeler bunun üzerine sıyrılır. Tepsinin ortasına pişen domatesler konulur. Üzerine toplanan yağlardan gezdirilerek servise alınır.





       Tokat Kebabı'nın yaklaşık olarak 100 yıldır il genelinde yapıldığını ifade edilir. Eskiden Tokat halkı kebabı bağ evlerindeki özel tasarlanmış toprak ocaklarda yapılırdı. Daha sonra Cumhuriyet dönemiyle birlikte ticarete dönüşerek ilimizde restoranlarda yapılmaya başlandı. Restoranlarda da toprak fırınlarda yapılır, Herkesin bu özel lezzeti tatmasını gerekir.
       



Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11335


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Temmuz 25, 2009, 05:46:08 ÖS »

Logged
Mevlânâ muhibbi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1371


AŞK, BİZİ BULDU...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Ağustos 16, 2009, 08:43:17 ÖS »

Daha önce nasıl görmemişim bu çalışmayı... Bir başkadır benim memleketim...  Göz kırpan
Logged

"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
Mevlânâ muhibbi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1371


AŞK, BİZİ BULDU...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Ağustos 16, 2009, 08:55:44 ÖS »

Tokat Mevlevihanesi Hakkında Genel Bilgiler

       Tokat Mevlevîhânesi üzerine henüz yeterli tetkikler yapılmamıştır. Hasan Yüksel'in "Tokat Mevlevîhânesi"9 adlı makalesi ve tarafımızdan yayımlanan "XIX. Yüzyılın İlk Yarısında Tokat Mevlevîhânesi ve Gelirleri İle İlgili Sorunlar  (The Problems Which Were Related To İncomes Of The House Of Mevlevis Of Tokat İn The First Half Of 19 Th Century" adlı makaleler dışında özgün çalışmalar yoktur.
       Tokat'ta bir Mevlevihane'nin bulunduğuna dair ilk bilgilere 1455 tarihli tahrir defterinde rastlanmaktadır. Bu defterde kayıtlı olan Tokat mahalleleri arasında 32 hanelik Mevlevihane Mahallesi de vardır7. 1471 tarihli tahrirde ise, Mevlevihane’nin 4 haneye düştüğü görülmektedir ki, bunda Tokat'a gelen Uzun Hasan'ın ordusunun şehri tahrip etmesinin rolü olmuştur11. 1485 tarihinden itibaren ise, Mevlevihane Mahallesi, Hoca İbrahim adı ile anılmaya başlanmıştır.
XVII. asrın ortalarında bölgeyi gezen Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Tokat Mevlevihanesi'nin önemli bir merkez olduğundan bahsetmektedir. Şehir içindeki önemli yapılardan birinin Hazret-i Mevlana Mevlevihanesi olduğunu anlatan Çelebi, binanın Sultan Ahmed Han vezirlerinden Süğlün Musli Paşa tarafından yapıldığını, bu yapının İstanbul'daki Beşiktaş Mevlevihanesi derecesinde gelişmiş bir merkez olduğunu, etrafının bahçeli, çiçekle donatıldığını ve haftada iki gün ayin yapıldığını belirtir.
       Tokat Mevlevihanesi, Yeniçeri ağası Muslu Ağa tarafından 1638 tarihinde inşa edilmiştir. "Ashâb-ı hayratdan müteveffâ yeniçeri ağası Muslu Ağa nâm sahibü'l-hayrâtın binâ ve ihyâ eylediği Mevlevîhânesi evkâfından" ibaresinden anlaşıldığına göre, Yeniçeri ağası Muslu Ağa Mevlevihaneyi bina ettikten sonra, şeyh ve fukârâlarının ihtiyaçlarının karşılanması için bir de vakıf teşkil etmiştir. Mevlevihane’nin adı kayıtlarda genellikle "medîne-i Tokad'da vâki' Yeniçeri ağası Muslu Ağa Mevlevîhânesi" olarak geçmektedir.

   Muslu Ağa tarafından inşa edilen Mevlevihane zamanla yıkılmış olduğundan, 1703 tarihli bir hüccete göre daha sonra Müderris Şeyh Mehmet Efendi tarafından yeniden inşa ve ihya edilmiştir. Tokat Mevlevihanesi şeyhi olanlar aynı zamanda vakfın da mütevellisi idiler. Meselâ, 16 Aralık 1814'de Şeyh Mehmet Emin Efendi, Mevlevihane şeyhi ve mütevellisi bulunuyordu.
Tokat Mevlevihanesi binası bugün de ayaktadır. Tokat merkez Soğukpınar Mahallesi'nde bulunmaktadır. Tapuda 9 pafta, 71 ada ve 28 parselde kayıtlıdır. Muslu Ağa tarafından yapılan bina zamanla yıkılmış, yerine Müderris Mehmet Efendi tarafından 1703'de eklemeler yapılmıştır. Daha sonra bazı onarım, ekleme ve bezemelerle görünümünde değişiklikler olan Mevlevihane, 19. yüzyıl mimarî özelliklerini göstermektedir. Dikdörtgen planda iki katlı ahşap bir yapı olan binanın, alt katında derviş odaları, ahşap sütunların taşıdığı Bağdadî kubbesi ve ahşap kabartma göbekli bir semâhânesi de bulunmaktadır.














« Son Düzenleme: Ağustos 16, 2009, 09:00:26 ÖS Gönderen: Mevlânâ muhibbi » Logged

"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11335


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Ağustos 16, 2009, 09:05:58 ÖS »

Tokat Mevlevihanesi hakkında geniş bilgi daha iyi oldu.
Teşekkürler hemşerim. Göz kırpan
Ellerine sağlık.
Logged
Mevlânâ muhibbi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1371


AŞK, BİZİ BULDU...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : Ağustos 16, 2009, 09:08:10 ÖS »

Tokat Mevlevihanesi hakkında geniş bilgi daha iyi oldu.
Teşekkürler hemşerim. Göz kırpan
Ellerine sağlık.


Rica ederim... Çok mutlu oldum inanın...   Göz kırpan 
Logged

"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11335


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : Ağustos 16, 2009, 09:18:37 ÖS »

Bilmukabele...
Logged
naprev
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 967


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : Ağustos 16, 2009, 10:36:35 ÖS »

Çıktım seyreyledim niğde'yi bor'u
Acap gezsem ala gözlüm var m'ola
Güzeller durağı tokat engürü
Acap gezsem ala gözlüm var m'ola
 (Karacoğlan)

Teşekkürler Lale Hocam, Mevlana Muhibbi size de. Yukarıdaki yerlerin bir kısmını gezdim, gördüm. Nefis bir ülkemiz var biliyorum. Ama, gerek tabiyat yönünden, gerekse sosyal ve kültürel yönden, bu ülkeyi yaşanmaz hale getirebilmek için de and içmişçesine elimizden geleni yapıyoruz malesef.
 
 
Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11335


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #11 : Ağustos 16, 2009, 10:43:37 ÖS »

Çıktım seyreyledim niğde'yi bor'u
Acap gezsem ala gözlüm var m'ola
Güzeller durağı tokat engürü
Acap gezsem ala gözlüm var m'ola
 (Karacoğlan)

Teşekkürler Lale Hocam, Mevlana Muhibbi size de. Yukarıdaki yerlerin bir kısmını gezdim, gördüm. Nefis bir ülkemiz var biliyorum. Ama, gerek tabiyat yönünden, gerekse sosyal ve kültürel yönden, bu ülkeyi yaşanmaz hale getirebilmek için de and içmişçesine elimizden geleni yapıyoruz malesef.
 
 

Haklısınız. Anadolu'nun her karışı uygarlıklar yumağı...Hangi yöne baksanız buram buram tarih ve sanat kokuyor.Doğası yine ifade edilemeyecek denli muhteşem..Belki de o yüzden karıştırıyorlar durmaksızın.Gözü olan çok.

Ama Tokat bir başkadır... Gülümseme

Kız, memleketinin havasından mı,
Yoksa soyundan mı bu güzelliğin?
Tokat'ın o yeşil bağlarından mı,
Üzüm tanesi yeşil gözlerin?...

« Son Düzenleme: Ağustos 16, 2009, 11:06:31 ÖS Gönderen: LÂLE » Logged
mintiminti
VIP Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1230



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #12 : Ağustos 16, 2009, 11:01:49 ÖS »

Teşekkürler paylaşımlarınız için. Gidip görmek de nasip olur inşallah.
Logged

Sen ana renkken ara renge dönüşme mesela. . Kırmızıysan kırmızı kal.Yanına mavi geldiğinde bordo olma sakın ! Kendin ol. . Kendin kal. . Sevdiğin , sevildiğin gibi . . ! Göz kırpan
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11335


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #13 : Ağustos 16, 2009, 11:07:32 ÖS »

Rica ederiz.
İnşallah.Bekleriz... Gülümseme
Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11335


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #14 : Ağustos 18, 2009, 08:35:13 ÖS »

PLEVNE KAHRAMANI GAZİ OSMAN PAŞA

Plevne kahramanı olarak ün kazanmış değerli askerlerimizdendir. 1832 yılında Tokat’ta doğmuş, küçük yaşta ailesi ile beraber geldiği İstanbul’a yerleşmiştir. Beşiktaş’taki, Askeri Rüştiye’yi, daha sonra İdadi’yi bitiren Osman Paşa, 1852 yılında Harbiye’den teğmen olarak mezun olmuştur. 1857 yılında Batı Anadolu’nun özellikle Bursa yöresinin haritasını yapmakla görevlendirilmiştir.Daha sonra Tesalya, Yenişehir Fırka Erkan-ı Harp Reisi, sonra da Cebelilübnan Taburu’na binbaşı olmuştur.Gönderildiği Girit’te gösterdiği başarıdan dolayı Albaylığa, Yemen savaşı’ndaki hizmetlerinden dolayı da Generalliğe yükseldi. Sonra Rumeli’de bulunan 2. Ordu’ya tayin edildi. 1875 yılında Manastır Fırka Komutanlığı’na getirildi.Bosna - Hersek ayaklanması  sırasında Ferik olarak Niş Fırkası Komutanlığı’na getirildi. 1876 yılındaki Osmanlı Rus Savaşı’nda büyük başarılar gösterdi ve Meraşallik rütbesine yükseldi.


Sırp yenilgisinden sonra Ruslar tekrar Osmanlı savaş ilan edince, Osman Paşa, Vidin ve Rahova’yı savunmakla görevlendirildi. Osman Paşa, bunun üzerine Tuna’ya ilerleyerek Plevne’yi ele geçirdi. Rus ve Romanya’lı askerlerden oluşan büyük ordunun Plevne’yi kuşatması karşısında, yaklaşık beş ay süren ve tüm dünyanın askerlik uzmanlarını şaşırtan büyük bir savunma yaptı. Fakat savaşırken yaralandı ve esir düştü. Rus Çarı 2. Aleksandır bu büyük Türk askerine saygı gösterip kılıcını almadı. Sonra İstanbul’a dönünce Sultan 2. Abdülhamid, O’na “Gazi” ünavı ile bir kılıç hediye etmiştir. Bir süre sonra da Mabeyn Muşavirliği’ne getirildi. Gazi Osman Paşa, 05/04/1900 yılında vefat etti. Ölünceye kadar büyük bir şerefle yaşadı. Vasiyeti üzerine Fatih Camii Haziresi’ne gömüldü.

Gazi Osman Paşa Türbesi. 1900 yılında Sultan 2. Abdülhamid tarafından, Mimar Kemaleddin’e yaptırılmıştır. Fatih camii avlusunda bulunan türbe neo-klasik üsluptadır. Kare planlıdır. Giriş cephesi ise iki sütun üzerine bir kemerle ve en üstte üçgen taç ile süslenmiştir. Sütunlar mukarnas başlıklıdır. Türbe içte sadedir. Süs unsuru olarak sadece sandukanın etrafını çeviren ahşap şebeke bulunmaktadır.

Gazi Osman Paşa tarihin şahit olduğu önde gelen askeri şahsiyetlerden biri olmuştur. Gerek yurt içinde gerekse yurt adından, şanından ve arka arkaya kazanmış olduğu zaferlerden sitayişle bahsedilmiştir. Onun tarihe mal olan üstün başarıları ve yüksek şahsiyeti, adının dün olduğu gibi bugün de her fert tarafından saygı ve hürmetle anılmasına ve anılacak olmasına sebep olmuştur.

Tuna nehri akmam diyor
Etrafımı yıkmam diyor
Şanı büyük Osman Pasa
Plevne'den çıkmam diyor

Olur mu böyle olur mu
Evlât babayı vurur mu
Sizi millet hainleri
Bu dünya size kalır mı

Düşman Tuna'yı atladı
Karakolları yokladı
Osman Paşa'nın kolunda
Beşbin top birden <a href="http://video.g-tunnel.com/videoplayer/2RVcZaM33qx/yupp/flvplayer.swf?file=http://www.fileden.com/files/2009/8/12/2541794/Arif%20Nazim%20-%2005%20-%20Plevne%20Marsi.mp3&amp;overstretch=true&amp;autostart=true" target="_blank">http://video.g-tunnel.com/videoplayer/2RVcZaM33qx/yupp/flvplayer.swf?file=http://www.fileden.com/files/2009/8/12/2541794/Arif%20Nazim%20-%2005%20-%20Plevne%20Marsi.mp3&amp;overstretch=true&amp;autostart=true</a>patladı

Kılıcımı vurdum taşa
Tas yarıldı baştan başa
Askerinle binler yaşa.
Nâmı büyük Osman Paşa




« Son Düzenleme: Nisan 12, 2010, 09:12:22 ÖS Gönderen: Lâle » Logged
Sayfa: [1] 2 3 ... 12
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM