EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 24, 2012, 10:01:02 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Köroğlu Destanı-Kemal Zeki GENÇOSMAN  (Okunma Sayısı 2584 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« : Ocak 06, 2011, 06:38:16 ÖS »


KÖROĞLU DESTANI

Bolu Beyi yol kesip kervan kıran zorba bir derebeyi idi.Halkı soyar,eza cefa eder,at ve avrattan gayrı şey düşünmezdi.Çok kıyıcı idi.Civan yerine çirkin avrat,yağız yerine çelimsiz at getirenlerin boynunu,gözünü kırpmadan vurdururdu.Bolu dağlarında korkusuz yaşardı.Ne Allah tanırdı,ne Padişah.Astığı astık,kestiği kestik bir bela kişi idi ki halk onun elinden inim inim inlerdi.Fıkara köylüler korkularından varlarını yoklarını bu derebeyine taşır,kapısında kul olur,gene de yaranamazlardı.

İşte Köroğlu’nun ömür boyu savaştığı Bolu Beyi böyle bir adamdı.
Biz gelelim Köroğlu’nun hikayesine ve de Bolu Beyini nasıl dize getirdiğine...

Bir söylenişe göre,Tokat köylüğünden olan Yusuf,Bolu beyinin seyislerinden biri idi.Yıllardan bir yıl at cambazları Bolu pazarına geldiklerinde Bey’e haber saldılar:

-Buyursun beğendiği atı alsın,dediler.

Bolu beyi at beğenmeye seyis Yusuf’u yolladı.Yusuf attan iyi anlardı:

-Var,bir yağız at beğen getür,dedi.

Yusuf pazara vardı,bir küheylan seçti.Üstüne bindi.Dağın yolunu tuttu.Ne var ki,Sünbülpınar’a geldiklerinde at direndi.Seyis ne ettiyse at dereyi geçmedi.Yusuf geri döndü,başka bir yağız at seçti.O da Sünbülpınar deresini geçemeyince bu kez bir çelimsiz ata bindi.O at bir atılışta dereyi geçti.Ama konağa geldiğinde atın çelimsizini seçtiği için Bolu beyi Yusuf’a çok öfkelendi.Yusuf olup biteni açık açık anlattıysa da kâr etmedi,öfkesi yatışmadı.Bey cellatlarını çağırdı.Yusuf’u gösterdi:

-Tez bu adamın gözlerini oyun!dedi.Sonra da getirdiği uyuz ata bindirip koyuverin,gidebildiğince gitsin.

Cellatlar Beyin emrini yerine getirdiler.Gözlerini oyduktan sonra Yusuf’u çelimsiz ata bindirip yola saldılar,kaderiyle başbaşa bıraktılar.
Yusuf,yol boyu yüreğinden:

“Hey Ulu Tanrı sen beni köyüme kavuştur.”diye dua eder,dilinden de:

Dinleyin ağalar dinleyin beyler
Sorarım bunları bir gün olur ki...


Diye mırıldanırdı.
Tanrı Kör Yusuf’un yakarışını kabul etti.
Çelimsiz at günün birinde onu köyüne ulaştırdı.Konu komşusu Yusuf’u tanıdılar,başından geçeni dinleyince de çok üzüldüler.

Yusuf’un delikanlılık çağında bir oğlu vardı.Adına Ruşen Ali derlerdi.Ama babası kör olup köye geldikten sonra ona Köroğlu demeye başladılar,asıl adı unutuldu,gitti.Köroğlu babasının iki kara oyuk olmuş gözlerini görüp acı hikayesini de öğrenince Bolu Beyine can düşmanı kesildi.Daha o gün içinden:

-Bolu Beyi,Bolu Beyi,ben bunu senin yanına komam,diye and içti.

Yusuf’da öcünü almaya kesin kararlıydı ya asıl oğluna güveniyordu.Kör Yusuf bir gün oğlunu yanına çağırdı:

-Şu bizim ahırın her yanını keçe ile iyice mıhla,dedi,öyle ki rüzgar girecek iğne deliği kalmasın.Kır atı da orada bir yıl bir güzel besle.
Oğlu babasının dediklerini yaptı.

Aradan tam bir yıl geçti.Yusuf atı ahırdan çıkarttı,oğlunu üstüne bindirip çamurlu avluda üç kere koşturdu,sonra da ayaklarını yokladı.Baktı ki,çamur yapışmış.

-Oğlum,at daha tavına gelmemiş,dedi.Bir yıl daha besle.

Yusuf isterdi ki at çamurun üstünden yel gibi uçsun,ayağına zırnık çamur bulaşamasın.

İkinci yılın sonunda atı gene denedi,bu kez beğendi:

-Tamam oğul,dedi.Şimdi birlikte yola düşelim.

Kör Yusuf oğlunu iki yıldır beslediği ata bindirdi,kendi de başka bir ata bindi.Yola çıktılar.Yüzlerini kuzey doğuya çevirdiler,ta Aras Irmağının kıyısına kadar gittiler.Irmağa vardıklarında Yusuf oğluna şunları söyledi:

-Bak oğlum,Bingöl dağlarının karları su olup bu ırmağa dökülür,o sularla üç köpük inecek.Köpükleri görünce bana bildir ki ben o suyu içeyim.Köpüklerden biri benim gözlerimi açacak,öteki gençliğimi geri getirecek,üçüncü köpük de Bolu Beyinden öcümü alabilmem için bana gerekli gücü verecek.

Aras’ın suları,bekledikleri köpükleri ardarda getirdi.Ama delikanlı babasına duyurmadan köpüklü suları kendisi içti,babasına da”İstediğin su bu sudur”diye köpüksüz su içirdi.Kör Yusuf oğlunun bir oyun ettiğini hemen sezinledi,ama üstelemedi.O köpüklerden biri yiğitlik,biri ozanlık,biri de ölümsüzlük sağladı Köroğlu’na...

Baba-oğul geri döndüler.Gece gündüz demediler,yürüdüler.Yusuf hem yürüyor,hem de başından geçenleri düşünerek öcünün alınacağı günü hayal ediyordu.Arada bir de yanık sesini yükseltiyor.Bolu Beyi ile adamları sanki karşısındaymışlar gibi içinin ateşini boşaltıyordu.
Bakalım Yusuf ne söylüyordu:

Dinleyin ağalar dinleyin beyler
Sorarım bunları bir gün olur ki
Adam olup koç Kır Ata binişim
Kırarım belleri bir gün olur ki

Ben yükümü dağ başına çözersem
Sıra sıra koçyiğidi dizersem
Yiğitler destinde bade süzersem
Ararım bunları bir gün olur ki

Al yanağım kızıl kana bulandı
Akan kandan cokun sular bulandı
Düşman ne söyledi Paşam inandı
Sorarım sizlerden bir gün olur ki

Ben Yusuf Bey idim kendi başına
Düşürürüm koçyiğidi peşine
Küçük Ali’m çıkar dağlar başına
Ararım sizleri bir gün olur ki


Baba ile oğul az gittiler,uz gittiler,dere tepe düz gittiler,günlerden bir gün ormanlık bir yere vardılar.Yolun kenarında bir pınar şırıl şırıl akıyordu.Başında köylüler vardı.Sordular:

-Buraya ne derler,Ağalar?

-Buraya Çamlıbel derler,diye karşılık verdi köylüler.Karşı tepedeki de Bolu Beyinin konağıdır.

Köroğlu tam yerine geldiklerini anlayınca attan indi.Babasını da indirdi.Oldukları tepenin düzlüğüne de kendi çadırlarını kurdular.

Adamlar baba oğulun çevresine toplanmağa başladılar.Köroğlu az vakitte ünlü bir yiğit oldu,adı her yanda duyulur oldu.O da yol kesip kervan kırmaya başladı.Şu farkla ki haksızlık etmiyor,fakir fukaraya dokunmuyor,üstelik onların haklarını kolluyordu.Kötülük edenlere de rahat yüzü göstermiyordu.
Günlerden bir gün adamlarını topladı:

-Ağalar,şuraya bir kule yapalım,dedi.Muhkem bir kule olsun,gösterişli olsun.

Adamlar dört bir yana dağıldılar,dağlar gibi taş yığdılarKırk arşın yüksekliğinde dört oda,üstüne de bir kule yaptılar.Kuleye mazgal deliklerini açtılar.Mazgallardan bakınca ta uzaklardan gelip geçeni görüyorlardı.Duvarın kalınlığı üç arşın taştı.Top sökemezdi.

Kör Yusuf artık kocamıştı.Son demlerinin yaklaştığını anlıyordu.Bir gün sırtını kale duvarına verip söylemeğe başladı.Bakalım ,Yusuf oğluna ne dedi:

Bir yiğit haykırıp meydana girse
Arka verip sığınacak yer gerek
Çamlıbel’e metin Kale yapmağa
Kendi yiğit özü metin er gerek

Hay n’olanda oğlum Ali n’olanda
Zor düşmanı bölük bölük bölende
Padişahım divanına varanda
Dil tutulur dili tutan er gerek

Sıra sıra koçyiğitler düzersin
Alayları bozuk bozuk bozarsın
Berhaneyi Çamlıbel’e çözersin
Burda sana barınacak yer gerek


Köroğlu Bolu Beyinden babasının öcünü almak için uygun bir fırsat kolluyordu.Bolu Beyi de sorup soruşturmuş,karşısındaki tepeye kule yaptıran yiğidin Köroğlu olduğunu öğrenmişti.

Köroğlu bir gün çevreyi gözetlerken Bolu Beyinin konağı karşısındaki yaylaya bir çadır kurulduğunu gördü.Çadırın önünde de ay parçası gibi bir kız vardı.Köroğlu kızı görür görmez aklı başından gidip bir can ona aşık oldu:

-Varıp şu kızı helallığına babasından isteyeyim,dedi.

Vardı,istedi.Kızın babası kılık kıyafetinden anladı ki karşısındaki bir hayduttur.Gözü kanlı bir adamdır.Kızını verici olmadı ya,nedenini de söylemeye korktu.Adamı bir hile ile başından savmak istedi:

-Oğlum,dedi,görürüm ki sen dağlarda gezersin.Bir yere gittiğinde kızı beraber götürsen sana ayakbağı olur,bıraksan için elvermez.İyisi mi sen vazgeç bu işten.Sana senin gibi yiğit arkadaş gerek.Ben de öyle birini biliyorum.Var onu bul...

Gün görmüş ihtiyarın sözleri Köroğlu’nun aklına yattı:

-Doğru söylüyorsun ihtiyar.dedi.Pekiy,bu dediğin yiğit kimdir,nerededir?

-İstanbul’dadır.Bir kasap başının oğludur,adına Ayvaz derler.

Aslında bir Türkmen çobanı olan ihtiyarla Köroğlu birlikte bir tertip kurdular:Çoban,Köroğlu’na bir koyun sürüsü ile bir de dört boynuzlu kınalı koç verdi:

-Var,bu sürüyü İstanbul’a götür,İbrahim Ağa çayırına sal.Sonra da atına binip İstanbul yanına geç.Aksaray’daki Kasap başıyı bul,haber ver ki gelsin sürüyü teslim alsın,parasını da sana ödesin.Kasap başının oğlu Ayvaz’da yanında olur.O da babasıyla gelmek istediğinde,babası”Gelme” derse,”Kendisine dört boynuzlu bir koç getirmişim,gelsin görsün,eliyle getirsin” dersin.Gelince de Ayvaz’ı atının terkisine atıp kaçırırsın.

Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Ocak 08, 2011, 08:37:53 ÖS »

Köroğlu bu fikri beğendi.Sürüyü İstanbul’a götürdü.Kendi de Kasap başıya vardı.Sürüyü getirdiğini haber verdi.Ayvaz ihtiyarın dediği gibi gerçekten bir yiğit civandı.Köroğlu ona da dönüp:

-Sana da dört boynuzlu bir kınalı koç getirdim,dediğinde Ayvaz çok sevindi:

-Pederim,beni de götür,koçumu ben getireyim,diye yalvar yakar oldu.
Ama babası Kasap başı:

-Yer uzaktır,yorulursun,götüremem,diye terslik edince,Köroğlu:

-Behey Kasap başı,çocuğu üzme.Madem çok istiyor,benim terkime binsin,ben götürürüm,dedi
.
Ayvaz’ı terkisine bindirdi.Hep birlikte Üsküdar’a geçtiler.İbrahim Ağa çayırına vardılar.Orada Kasap başı sürüyü saya dursun,Köroğlu:

-Hey Kasap başı sürü senin Ayvaz benim,demesiyle kır atını mahmuzladı,ok gibi fırladı.Çamlıbel yoluna düştü.

Bunu gören Kasap başı deliye döndü.Sürünün çobanına:

-Bu adam kimdir?diye sordu.

Çoban:

-Ona Köroğlu derler,bir yaman kişidir,karşılığını verdi.

Kasap başı Paşakapısına vardı,Köroğlu’nu şekva etti.Paşa,bunun üzerine,ardından asker çıkardı ise de Köroğlu kuş olup uçmuştu.
Ayvaz önceleri neye uğradığını bilemedi.Atın üstünde Köroğlu’na sıkıca sarılmıştı ama,korkusundan da titriyor,ağlıyordu.Köroğlu onu yatıştırmaya çalışıyordu.
Bakalım Ayvaz’a ne söyledi:

Gel gidelim Karaman’a yukarı
Başı telli canım Ayvaz ağlama
Çok ağlama başa sevda getürür
Başı telli canım Ayvaz ağlama

Gel geçelim Karaman’ı beriden
Körpe kuzu idin aldım sürüden
Kasap baban duyar gelir beriden
Başı telli canım Ayvaz ağlama

Görünüyor Çamlıbel’in illeri
Bahçesinde açılmıştır gülleri
Ne dökülür gözlerinin selleri
Başı telli canım Ayvaz ağlama

Koç Köroğlu derler Ayvaz adıma
Düşenler kurtulmaz benim yadıma
Merhametin yok mu bu feryadıma
Başı telli canım Ayvaz ağlama


O hengame ile Çmalıbel’e vardılar.İlk günler geçince Ayvaz sıla hasreti çekmeye başladı.Babasını da düşünüyordu.Çamlıbel’de canı sıkılıyordu.Köroğlu her ne kadar kadınların onu oyalamasını istedi ise de Ayvaz’ın göz yaşları gene durmak bilmedi.Bunun üzerine Köroğlu,aldı sazı eline,Ayvaz’a Çamlıbel’i anlatmaya başladı.
Bakalım neler söyledi:

Mürveti çok Hakkın nazargâhısın
Bizim iller Çamlıbeller aşkolsun
Gerçek erenlerin seyrangâhısın
Bizim iller Çamlıbeller aşkolsun

Çayırlanır çimenlenir göllerin
Kan bulanık taşkın akar sellerin
Çoktur senin eğlenecek yerlerin
Bizim iller Çamlıbeller aşkolsun

Yollar keser yavuz kurdun var mıdır
Beller keser arslan merdin var mıdır
Çarh elinden hiç bir derdin var mıdır
Bizim iller Çamlıbeller aşkolsun

Bahar olup yeşil toprak erince
Cuşâ gelir gönlüm seni görünce
Evvel baştan selâm olsun varınca
Bizim iller Çamlıbeller aşkolsun

Er değildir seni görüp taşmayan
Gönül değil bir nefeste coşmayan
Köroğlu der arap atlar aşmayan
Bizim iller Çamlıbeller aşkolsun


Günler günleri aylar ayları kovaladı,Ayvaz da hem Çamlıbel’i sevdi hem de Köroğlunu...Ölünceye dek birbirlerinden ayrılmamaya and içtiler.

Bütün Bolu çevresinde Köroğlu gibi bir yiğidin namlı Kır At’ını yalnız bir demirci nallayabilirdi.Demirci hem Köroğlu’nu,hem de atını çok iyi tanırdı.Demircinin bir de delikanlı oğlu vardı ama kaçırır korkusuyla oğlunu Köroğlu’na göstermiyordu.

Günlerden bir gün Köroğlu Kır At’ını nallatmaya getirdi.Ama nedense o gün Köroğlu’nun tersliği üstündeydi.Nalları beğenmiyor,demirleri parmakları arasında ezip atıyordu.Yedi çift nalı kırdıktan sonra atının ayağını tuttu,nallatmaya başladı.Gel gelelim bu sefer de Kır At huysuzlanır oldu.Ne demirci,ne de Köroğlu zaptedemiyorlardı.İşte o zaman,olup biteni gizliden gizliye seyreden demircinin oğlu ortaya çıktı.Huysuz atı zaptetti.Nallama işi de bitti.Oğlan Köroğlu’nun verdiği parayı da parmakları arasında ezip bir yana koydu.Bunu görünce,Köroğlu’nun birden içi ezildi:

-Ya,demek bu dünyada benim zaptedemediğim atı zaptedecek,verdiğim parayı parmakları arasında ezecek bir yiğit daha varmış,kuruntusu yüreğine bir yenilmişlik sızısı gibi oturdu.

Köroğlu kendi kendine dertlene dursun,biz gelelim Demircioğluna...
Demircinin oğlu olduğundan adına Demircioğlu dedikleri civan yiğit,Atlı çıkıp gittikten sonra onun kim olduğunu babasına sordu.Namlı Köroğlu olduğunu duyunca da çok hayıflandı.
Babasına:

-Neden abna daha önce söylemedin?Bileydim onu burada öldürür,Kır At’ını da alırdım,dedi,sonra hemen atına atlayıp Köroğlu’nun ardından seğirtti.
Köroğlu atını ahıra bağlamakta idi ki Demircioğlu da karanlıkta yanına vardı.Birbirlerini tanımadılar.Köroğlu ustalıkla gelenin ağzını yoklayınca onun Demircioğlu olduğunu,oraya atını çalmağa,kendini de öldürmeğe geldiğini anladı.Gene de hiç bozmadı.Demircioğlu’nun ne mene yiğit olduğunu sonuna dek görmek istiyordu.Kendi de bir hırsız gibi davrandı.Atı birlikte çalmağa sözleştiler.

Demircioğlu atı çözdükten sonra kapıdan çıkarmak istedi,fakat ahırın kapısını ardından açamayınca bu kez damı deldi,çıktı,Kır At’ı da bir zincire bağlayıp tek eliyle dama çekti.Ardından  da Köroğlu çıktı.Demircioğlu Kır At’a binip Köroğlu’nu da terkisine aldı,yola düştüler.Köroğlu,içinden:

-Bu Demircioğlu gerçekten yiğit bir delikanlı.Acaba bunu nice elde edeyim?diye düşünüyordu.
Ona sordu:

-Ya şimdi Köroğlu ardımızdan gelse ne yaparsın?
Demircioğlu:

-Varsın gelsin,Köroğlu’nun hiç bir şeyinden korkmam,yalnız gürlemesi çok korkunçmuş,ondan yılarım,karşılığını verdi.

Ortalık karanlık olduğundan terkisindekinin Köroğlu olduğunu Demircioğlu bilmiyor,yakın da getirmiyordu.Ama bu sırada Köroğlu bir gürleyince heybetli sesi dağlarda yankılandı.Demircioğlu da terkisindeki adamın Köroğlu olduğunu o zaman anlayıp birden bayıldı,attan yere düştü.
Köroğlu onu zincirle bağladı.Bir vakit sonra Demircioğlu kendine geldi:

-Yiğit,dedi,ben senin arkadaşın olmak isterim.Yoksa sen beni zorla tutsak edemezsin.

Köroğlu gülümsedi.Bu sözlere inanmadığı için zinciri çözmedi.Gel gelelim,Demircioğlu bir gerinmesiyle zincirlerini kopardı.Kopardı ama yine de:

-Hey Koçyiğit Köroğlu,dedi,ben gene de sözümde duruyorum,senin yanında kalmak istiyorum.

Köroğlu bu isteği kabul etti;Demircioğlu o günden sonra Köroğlu’nun serdengeçtileri arasına karıştı.

Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Ocak 08, 2011, 08:42:36 ÖS »

Köroğlu’nun gün begün ününün yayılıp genişlemesi Bolu Beyini iyice tedirgin ediyordu.Kimselerden yılmayan Bolu Beyi Köroğlu’ndan yılar olmuştu.Köroğlu’nun altındaki Kır Atın,kendinin vaktiyle beğenmeyip,seyisini de kör ederek savdığı at olduğunu öğrenince çileden çıktı.Ama ne çare,iş işten geçmişti.

Köroğlu ile Bolu Beyi karşılıklı çatışıp duruyorlardı.Köroğlu’nun serdengeçtileri Bolu Beyinin kervanlarını vuruyor,onu deli ediyorlardı.Bir keresinde Köroğlu boş bulundu,Bolu Beyine tutsak düştü.Tutsaklığı sırasında hiç bir şeye yanmaz,dostlarından ayrı düştüğüne dayanamazdı.Bir gün aldı sazı eline,görelim Demircioğlu için ne söyledi:

Seherden sabahtan esen ürüzgar
Yeller Demirc’oğlu durmasın gelsin
Kar kalkar açılırlale sümbüller
Güller Demirc’oğlu durmasın gelsin

Çamlıbel dağında yüksek kayalar
Beni kınamayın Beyler Ağalar
Göçer gider katarlanmış mayalar
İller Demirc’oğlu durmasın gelsin

Bolu Beyi ıssız koydu dağları
Ak sineme vurdu gitti dağları
Köroğlu’nun demir kesen Beyleri
Yiğit beyler şimdi durmasın gelsin

Şirin Döne ağlar ağlar avunur
Dıstlarım yas yas tutar düşman sevinir
Yirmi beş kız hep karalar giyinir
Söylen Demirc’oğludurmasın gelsin

Süremedi kara günün demini
Giyemedi güveyilik donunu
Üçgün oldu Kır At yemez yemini
Göçler Demirc’oğlu durmasın gelsin


Köroğlu dere tepe dolaşırken günlerden bir gün Karaman köylerinden birinde çeşme başında bir kız gördü.Kızın yüzü ayın ondördüne benziyordu.Köroğlu bir bakışta ona aşık oldu.Kızın ardından varıp kapısını çaldı.Kızın anasıyla babası bir odada oturuyorlardı.Kız da yüzünü örtüp orada durdu.Köroğlu sazını ele alıp kıza döndü.
Bakalım,neler söyledi:

A kız benden ak göğsünü örtersin
Tenhalarda ak gerdanın açarsın
A kız benden ne kem gördün kaçarsın
Aman güzel insaf eyle gel bana

Aman dilber melek misin nur musun
Aman dilber cennetteki hûr musun
Söyle bana sonuna dek yârmısın
Aman dilber insaf eyle gel bana

Köroğlu’dur Çamlıbel’in arslanı
Şekerle kaymakla besler hep seni
Senden ister bir pehlivan oğlanı
Aman dilber insaf eyle gel bana


Köroğlu böyle deyip vardı,kızın anasının babasının ellerini öptü,kızı nikâhla istedi.Kızın babası:

-Kızımı senden yiğidine verecek değilim,Hakkın emriyle sana verdim,dedi.
Sabah olduğunda ahali nikâh şerbetiiçtiler.Düğün dernek kuruldu.Ertesi gün Köroğlu kıza dedi:

-Çocuğum oğlan olursa adını Hasan koy.Şu pâzubendi koluna bağla,şu kılıcı da beline kuşat.Kısrak doğurursa tayın adı İdiş olsun.Hasan’ı İdiş’e bindir,yola çıkar,o beni bulur.Çocuğum kız olursa şu para ile geleceğini sağla.

Köroğlu bunları dedikten sonra Kır At’ına atlayıp yeniden yollara düştü.Karaman’a vardıkta bir konağın önünden geçerkenkonağın bahçesinde bir ay parçası kız gördü.Neye uğradığını bilemedi.Her bir şeyi unutup kızın kim olduğunu soruşturdu:

-Bu konak Karaman Beyinin konağıdır,gördüğün kız da onun kızıdır.Adı Telli Hanım’dır,dediler.

Köroğlu kızı kaçırmayı düşündüyse de konağın çevresindeki erlerin çokluğundan vazgeçti.Ama bir yolunu bulup kızın tasvirini elde etti.Tasviri koynuna sokup yüreği ateşten yana tutuşa Çamlıbel’in yolunu tuttu.

Günler aylar geçti.Türkmen kızı bir oğlan çocuk doğurdu.Adını Hasan koydu.Hasan’ın her halinden büyüdüğünde yiğit kişi olacağı açık seçik belli oluyordu.Onüç yaşına geldiğinde bir kavga sırasında komşularından bir çocuğun başını yardı.Çocuğun anası öfke ile,Hasan’a:

-Seni eşkıya dölü p..! diye söğdüğünde bu söz Hasan’ın ciğerine işledi.

Doğru anasına varıp:

-Çabuk benim babamı söyle,yoksa seni keserim!diye dayattı.Anası da:

-Oğlum senin baban Köroğlu’dur,dedi.Al şu pazubendi koluna,şu kılıcı da beline kuşan,ahırdaki tayı çek,bin,git,babanı bul!

Anasıyla helalleşen Hasan İdiş’e binip yola düştü.Dere tepe ,gece gündüz demeden atını sürüyordu.Az gitti,uz gitti.Günlerden bir gün tan yeri ağarırken bir ormanlık yere vardı.Burası Çamlıbel’di ama Hasan ne bilsin.

Öte yandan Köroğlu’nun serdengeçtileri kulenin mazgallarından bakarken yoldan bir atlı geçtiğini gördüler.Köroğlu’na haber verdiler.Dediler:

-Genç bir oğlandır,dilersen atını,kılıcını alıp gelelim.

Köroğlu da:

-Herhalde Bolu Beyinin adamlarındandır.Atını,kılıcını alın,kendini de bana getirin.

Gidenler onun bir çocuk olduğunu gördüler.Atıyla silahını istediler. Gelgelelim çocuk dikeldi:

-Ne atımı,ne de silahımı veririm,dedi.

Bunun üzerine,Köroğlu’nun serdengeçtileriyle Hasan ‘ın  arasında kıyasıya bir kavga başladı.Hasan iki serdengeçtiyi de yere serince olup biteni uzaktan seyreden Köroğlu çok öfkelendi.Kendisi kavga yerine vardı,Hasan’ın karşısına dikildi:

-Sen benim kim olduğumu biliyor musun? diye sordu.

Hasan:

-Bilmiyorum,karşılığını verdi.

İki serdengeçtisi yerde ah vah içinde yatıyordu.Ama gene de Köroğlu bu civan delikanlıya kıyamadı.Ona:

-Hadi var,yoluna git,demeyi tasarlarken birden bundan vazgeçti:

-Gel yiğit,seninle bir güreş tutalım,ben yenersem benim yanımda kalacaksın,yok ben yenik düşersem senin buyruğuna girerim,dedi.

Güreşe tutuştular.Genç Hasan ne de olsa yaşlanmış Köroğlu’nun sırtını yere getirdi.Getirmeye getirdi ya bu sefer de bir yanda durumu gözetleyen Ayvaz’ın kanı tepesine sıçradı.Arslan ağası Köroğlu’nun yenik düşmesine dayanamadı,Hasan’ın üstüne saldırdı.Bu sırada Köroğlu da yerden kalktı ama iyice öfkelenmişti.Birlikte Hasan’ın üstüne atılmaya hazırlanıyorlardı.Hasan da üstündeki abasını çıkarıp atarak yeniden döğüşe hazırlandı.İşte ne olduysa o anda oldu.Köroğlu delikanlının kolundaki pazubendi görüp tanımıştı.Kılıcına bakıp onun da kendi bıraktığı kılıç olduğunu görünce hiç kuşkusu kalmadı.Birden gökleri titreten bir sesle:

-Vay benim yiğidim,civan oğlum,diyerektenHasan’ı kucakladı.Alnından öptü,bağrına bastı.Ayvaz’da,öteki serdengeçtiler de bu mutlu rastlantıya çok sevindiler.Güle oynaya hep birlikte kuleye çıktılar.

Ayvaz çok sevdiği Hasan’a kısa zamanda biniciliğin ve kılıç kullanmanın inceliklerini öğretti.

Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Ocak 10, 2011, 09:29:08 ÖS »

<a href="https://www.drbvitamins.com/modules/mod_jwmedia/player.swf?file=http://video.ak.fbcdn.net/video-ak-sf2p/v22832/155/81/198865464940_61149.mp4" target="_blank">https://www.drbvitamins.com/modules/mod_jwmedia/player.swf?file=http://video.ak.fbcdn.net/video-ak-sf2p/v22832/155/81/198865464940_61149.mp4</a>

Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Ocak 10, 2011, 09:43:08 ÖS »

Aradan aylar,yıllar geçti.Günlerden bir gün Köroğlu,Bolu Beyine bir baskına giderken Hasan da birlikte gitmek istediyse de babası nedense buna razı olmadı.Hasan’a bir tutam anahtar verdi:

-Sen burada kadınlarla ötekilerin yanında kal.Canın sıkılırsa bu anahtarlarla da odaları aç.Yalnız filan odayı açma,dedi ve o odanın anahtarını da gösterdi.

Gidenler Bolu Beyi ile cenge tutuşa dursunlar Hasan odaları bir bir dolaşmaya başladı.Odalar zahire,altın ve silah dolu idi.Babasının açma dediği odanın kapısına gelince Hasan duraladı.Açsam mı,açmasam mı diye bir süre kararsız kaldıktan sonra dayanamadı açtı.Civan delikanlı karşısında yaşmaklara bürünmüş bir dünya güzelinin tasvirini görünce hemen ona aşık olup deliye döndü.Artık başka bir şey görüp düşünemez oldu.Yüreği aşk ateşiyle yanıp tutuşuyordu.

Köroğlu baskından döndüğünde oğlunun halindeki değişikliği fark etti.Olup biteni sezinledi.Hasan da gizlemedi.

Babası:

-Oğlum,dedi,alın yazısına bak ki ben de o kıza vurulmuştum,ama yalnız bir resmini elde edebildim.Ona Karaman Beyinin kızı Telli Hanım derler.Babasının askeri çoktur,yanaşılmaz;konak bahçesinin duvarları yüksektir,aşılmaz.Gel oğlum,sen bu sevdadan vaz geç!diye öğütte bulunmak istediyse de Hasan el öptü:

-Baba,baba,dedi,sen dilersen gelme,ama bana izin ver ben o kızı bulup alayım.Onu bulup alamazsam beni mahvolmuş bil!

Köroğlu oğlunu kıramadı.Onu alnından öptü.Sonra kendi saçından üç tel kopardı ve verdi:

-Oğlum,benim yiğit oğlum,var git,yolun açık olsun!dedi.Şu üç kılı da al,bir yerde başın dara gelirse bunları ateşe at,ben sana yetişirim.

Demircioğlu da Köroğlu’ndan izin alıp Hasan’la birlikte yola düştü.Babası yanlarına bir miktar serdengeçti verdiyse de bir yol dönemecinde onları geri çevirdiler.

Şu tersliğe bakın ki,Çamlıbel’den inerken Hasan’ın kucağındaki sazın bir teli koptu.Hasan Kasaba’ya varınca atını hana bağlayıp saz ustasına vardı.

Bakalım ,Hasan saz ustasına ne dedi:

Arzu çekip Çamlıbel’den gelmişim
Arayıp dolaşıp seni bulmuşum
Sazım kırılınca melûl olmuşum
Usta aman,kayır benim sazımı

Sana dedim benim sazımı kayır
İyiyi kötüden usta sen ayır
Yapacağın bu iş değildir ağır
Kurban olam usta kayır sazımı

Çadır kurdum Çamlıbel’in düzüne
Mail oldum şakirdinin özüne
Sırma sedef döşetirim sazıma
Usta tez ol kayır benim sazımı

Ortadan gelmişim gitmezem uca
Tatlı söylüyorum gitmesin güce
Şimdi davranırım eğri kılıca
Sazcı tezce kayır benim sazımı

Sazım yüksekteydi kalktım indirdim
İndirdim de sağ dizime bindirdim
Serhoş muydum neydim vurdum sındırdım
Aman ustam çabuk kayır sazımı

Ben Köroğluyum dağda gezerim
Esen rüzgârlardan hile sezerim
Şimdi topuz ile başın ezerim
Sazcıbaşı tezce kayır sazımı


Sazıcının işi başından aşkındı.Köroğlu’nu tanımadı,sözlerini dinlemedi,onu umursamadı.Başından savmak istiyordu,Hasan’a söylendi.
Bakalım Sazcı Hasan’a ne söyledi:

Çamlıbel’den aşağı bir ulu yazı
Kör müydün çocuk kırdın bu sazı
Al git soykanı başım kalabalıktır


Hasan,Sazcının kendini adam yerine koymayışına ve bu sözlerine çok içerledi.Ona söyledi,bakalım Hasan Sazcıya ne söyledi:

Çamlıbel’den aşağı bir ulu yazı
Canım öyle istedi kırdım bu sazı
Sana söylüyorum Allah’ın kazı
Haydi durma çabuk kayır sazımı


İşi başından aşkın Sazcı bu sözlere iyice öfkelendi.Bu öfke ile bakalım Hasan’a ne söyledi:

Laf anlamaz mısın Allah’ın kazı
Gözün kör müydü  de kırdın bu sazı
Al da git soykanı başım kalabalıktır


Gel gelelim,Sazcının bu davranışına karşı Hasan’ın öfkesi besbeter oldu.Gözlerinden ateşler çıkıyordu.Bu hal ile bakalım Hasan Sazcıya neler dedi:

Sazım yüksekteydi kalktım indirdim
İndirdim de sağ dizime bindirdim
Canım sıkkın idi vurdum sandırdım
Usta teres kayır benim sazımı


Bunları söyliyen yolcunun kılıcına da davrandığını görünce Sazcı titremeye başladı.Gözü kılıca takılınca bu yiğidin Köroğlu’nun oğlu olduğunu anladı.Hemen çıraklarına seslendi;bakalım nasıl seslendi:

Alın getirin oğul hele getirin
Sazın yüzüne sedef yetirin
Beyimiz gelmiş Konağa götürün


Çıraklar seğirtti,Handan Demircioğlu’nu da alıp Konağa gittiler.Tanrı misafirlerini güzelce ağırladılar.Sazcı da bir acele sazı onarıp ve de sedefleyip Konağa getirdi.

Hasan sazı eline alınca Usta’ya döndü,bakalım ne söyledi:

Hey Çamlıbel’den indim uzuna
Ustam sedef döşemiş yüzüne
Uyku artık haram benim gözüme
Kurban olam Usta çırağının gözüne


Hasan’la Demircioğlu yeniden yola düştüler.Az gittiler uz gittiler dere tepe düz gittiler.Günlerden bir gün Karaman’a vardılar ve bir kahveye indiler.Ortalıkta bir telaş vardı.Halk bir yandan bir yana koşup duruyordu.Kahvecinin çırağına:

-Bunlar nereye gidiyor?diye sordular.Çırak:

-Beyin kızı Telli Hanım bahçeye çıkmış onu görmeye gidiyorlar,karşılığını verdi,isterseniz sizi de götüreyim.

Hasan’la Demircioğlu bu habere pek sevindiler,kahveci çırağının eline bir altın verip peşine düştüler.

Konağın dört bir yanını asker çevirmiş,ahali de yığılmış olduğundan iyice iyice göremedilerse de,Hasan şöyle bir aralıktan göz ucu ile Telli Hanımı gördü ve artık bahçe duvarının dibinden ayrılmaz oldu.Halk dağılıp el ayak çekildikten sonra Hasan nöbetçi askere yanaşıp sordu:

-Hemşerim senin burada aylığın nedir?

Askerin :

-Karnım doyuncaya kadar yemektir,diye karşılık vermesi üzerine Hasan ona dedi ki:

-Hemşerim sana bir avuç altın versem beni bahçeye bırakır mısın?demesiyle bir avuç altını askere vermesi bir oldu.

Askerin gözleri parladı.Ortalık kararınca Hasan’ı Konağın bahçesine saldı.Hasan geceyi bir ağacın dibinde Telli Hanımı düşünerek geçirdi.Vakta ki sabah oldu.Telli Hanım cariyeleriyle birlikte bahçeye indi.Salına salına gezerken Hasan’ın yüreği küt küt atıyordu.Bir ara Telli Hanım ağacın dibinde Hasan’ı görüp yanındaki cariyelere:

-Şurada bir garip var,acep kimdir?Aman babam görmesin,sorgusuz sualsiz canını alır.Siz burada durun da ben varıp kim olduğunu sorayım,dedi.Cariyeler kaldılar,Telli Hanım acaba beni gören var mı diye ardına baka baka Hasan’ın yanına geldi.Hasan bu dünya güzelini karşısında görünce duramayıp söyledi.Bakalım Hasan Telli Hanıma neler söyledi:

İki gidip bir ardına bakarsın
Saçlarına binbir çiçek takarsın
Hasan Beyin yüreğini yakarsın
Kölen olam dilber darılma bana


Aldı Telli Hanım,bakalım Hasan’a ne söyledi:

Oğlan sen neymişsin neymişsin
Tatlı canına kıymışsın
Her hal aklın kaçırmışsın
Ne gezersin bu bağlarda


Aldı Hasan,bakalım ne karşılık verdi:

Ben neymişim neymişim
Tatlı canıma kıymışım
Senin için gelmişim
Gel sarılalım bu bağlarda


Telli hanım da Hasan’ı yakından görünce can evinden vuruldu.Onun kim olduğunu öğrendi sordu:

-Hey Köroğlu buraya gönül eğlendirmeye mi yoksa beni alıp götürmeye mi geldin?

-Gönül eğlendirmek uçucudur,ben seni götürmeğe geldim.Bu söz üzerine kız her şeyi terkedip Hasan’la birlikte kaçmaya razı oldu.Telli Hanımın bu sözlerini duyunca dünyalar Hasan’ın oldu.Buna birden inanamadı.Telli Hanım onun kuşkusunu sezince aldı sözü,bakalım Hasan’a ne söyledi:

Türk kızıyım soyum sopum bellidir
Gözüm ela saçım siyah tellidir
Türk kızının dili tutu dillidir
Bunu sen bil,inan olsun Köroğlu

Bizim ilde ahde vefa edilir
Kem söylenmez doğru yola gidilir
Hiç şaşılmaz namus yolu güdülür
Merak etme,bana inan Köroğlu


Bu sözlerden sonra da Telli Hanım Hasan’a :

-Soğan Pazarında filan adamda bir at vardır.Var o atı al ,akşam karanlık basınca da pencerenin altında beni bekle!dedi.

Hasan dışarıda kendisini bekliyen Demircioğlu’na başından geçenleri bir bir anlattı.Yel olup birlikte Soğan Pazarına seğirttiler.Adamı bulup atı aldılar.Hasan’ın içi içine sığmıyordu.Demircioğlu ile akşamı dar ettiler.Sular kararınca TelliHanımın penceresi dibine gelip beklemeğe başladılar.

Onlar bekleye dursun,Telli Hanım da yükte hafif pahada ağır çehizlerinden bir bohça yapıp bahçeye atladı.Hasan’ın terkisine binip rüzgâr gibi yola düştüler.

Ertesi sabah Karaman Beyi baktı ki kız yok.Aklı başından gitti.Cariyeleri toplayıp soruşturdu:

-Dün bahçede bir garip oğlanla konuşuyordu,olmaya ki onunla kaçmış ola!..

Karaman Beyi hemen ordusunu toplayıp yola vurdu:

-Tez ikisini de yakalayıp bana getirin,diye sıkı emir verdi.

Karaman Beyinin atlıları yel oldular,iz sürüyerek ikinci günü her üçünü de buldular,çevirdiler.Aralarında kıyasıya bir savaş başladı.Hasan’la Demircioğlu arslanlar gibi çarpışıyorlardı.Atlıların kimini öldürüp kimini yaraladılar.Ama bu arada Hasan da yaralanmıştı.Telli Hanım bohçasındaki gelinlik çeyizlerinden parçalar koparıp Hasan’ın yaralarını sarıyordu.Demircioğlu ise ağır yaralı olarak Karaman Beyinin atlılarına tutsak düşmüştü.

Gece karanlık basınca Telli Hanım’la Hasan bir değirmene sığındılar.Hasan’ın yaraları çok sızladığından kendinden geçecek gibi olduğu bir sırada babasının verdiği üç saç kılı aklına geldi.Onları çıkarıp ateşe attı.

Kıllar ateşte cızırdaya dursun biz gelelim Çamlıbel’e...

Köroğlu gece yarısı ateşler içnide uyandı.Düşünde oğlunu görmüştü.Hasan’ın alnında kara bir çamur vardı.Hemen Ayvaz’ı uyandırıp düşünü ona anlattı.Remil atan Ayvaz:

-Ağam oğlun dardadır,dedi.Ya öldü ya ölecek.Hasan’ın başında dakoruyucu ceylan gibi bir kız vardır.Velakin Demircioğlu’nu göremiyorum,dedi.

Köroğlu,Ayvaz ve öteki serdengeçtiler dakika kaçırmayıp atlara atladılar.Şimşek olup değirmenden yana seğirttiler.Bu sırada Karaman Beyinin askerleri yeniden saldırıya geçip değirmeni çevirmişlerdi.Telli Hanım’la Hasan birbirlerine sarılmış sonlarını bekliyorlardı.Tam bu sırada Köroğlu ile serdengeçtilerinin naraları ovada gök gürlemesi gibi gürledi.Köroğlu’nun sesi dağlarda yankılandı:


Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Ocak 10, 2011, 09:47:07 ÖS »

<a href="http://www.elbiseleri.org/player/player.swf?file=http://video.ak.facebook.com/cfs-ak-sf2p/27605/890/366600743359_29101.mp4" target="_blank">http://www.elbiseleri.org/player/player.swf?file=http://video.ak.facebook.com/cfs-ak-sf2p/27605/890/366600743359_29101.mp4</a>
Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Ocak 10, 2011, 10:20:15 ÖS »

Yürün aslanlarım savaş edelim
Buna kavga derler Bey ne Paşa ne
Haykırıp haykırıp kelle keselim
Seyreyleyin el ayağı şaşana

Yürün beyler cengi harbi çalınır
İyi kötü bu meydanda bilinir
Kılıç değen adam iki bölünür
Nusret bizim,Beyler neci,Paşa ne

Gürzün kösteğini kola takmalı
Arap atı sağa sola yıkmalı
Kargılar mızraklar birden kalkmalı
Fırsat vermen arap atlar kaçana

Köroğlu der durman edek cengimiz
Bunda belli olsun yiğit hangimiz
Üç saat sürmeli bunda yengimiz
Tarih yazın bu dağlara nişana


Karaman Beyinin askerleri bu sesi duyunca ürktüler,iliklerine kadar titrediler.Kurtuluşu kaçmakta buldular.Tutsak Demircioğlu’nu da birlikte götürdüler.

Köroğlu değirmenin kapısına vardı.Elinde Hasan’ın kılıcı,bir ceylan kız kapıyı tutmuş kimseyi içeri koymazdı.Köroğlu kızı hemen tanıdı.Telli Hanıma:

-Benim ceylan kızım,ben Hasan’ın babasıyım,sizi kurtarmaya geldim,dedikte kız hemen eğilip kaynatasının elini öptü.Hasan da yaralı yaralı seğirtip babasının eliniöptü,başını onun göğsüne dayadı.Köroğlu Hasan’ın yaralarına kendi merheminden sürdükten sonra Telli Hanım’la onu adamlarının bir bölüğüyle Çamlıbel’e yolladı.

Ayvaz ile öbür serdengeçtiler de Demircioğlu’nu kurtarmak için kaçan atlıların peşine seğirttiği sırada Köroğlu onlardan yana dönüp söyledi.Bakalım Köroğlu Ayvaz’a ne söyledi:

Sana bir sözüm var koçak Ayvaz’ım
Bir kolumuz tutulmuştur eldedir
Eğerlen Kır Atı alın getirin
Ağam gelir diye gözü yoldadır

Kır Atın üstünde bir uzun yayla
Ağlayıp sızlama kaderim böyle
Sılaya varınca anama söyle
Elleri duada gözü yoldadır

Cıda değsin koçaklarım uynasın
Ak bilekler kızıl kana boyansın
Demircioğlu bugün harbe dayansın
Düşmanı yıkacak gücü koldadır

Köroğlu görmüştür kara düşünü
Kaadir Mevlam âsân etsin işini
Herkes ata binsin çeksin başını
Eşin dostun şimdi gözü yoldadır


Karaman Beyi askerlerinin eli boş döndüğünü görünce çok öfkelendi.Bütün hıncını tutsak diye getirilen Demircioğlu’ndan çıkarmak istedi.Onun yeşil çadıra konulmasını emretti.Yeşil çadır ölümüne karar verilenlerin son durağı idi.Yeşil çadırın önüne darağacı kurulmuştu.

Elleri ayakları bağlı yeşil çadıra atılan Demircioğlu son demi geldiğini anlayınca bakalım ne söyledi:

Mısır illerinde yatan erenler
Sizden de bir imdat el’aman aman
Kesildi gedikler bağlandı yollar
Çıkmaz bir tarafa yol aman aman

Devran beni dertten derde saldırır
Ecel gelmiş peymanasin doldurur
Duyar Cevher Paşa,beni öldürür
Dökerler kanımı sel aman aman

Altımızdan Arap Atı vurdular
Üstümüze yeşil çadır kurdular
Düşmanlarım kem günüme geldiler
Yığılır seyrime il aman aman

Demirc’oğlum der ki Hak hazır nazır
Elinde satırlar kasaplar hazır
Yetiş imdadıma Hazreti Hızır
Esmez bir taraftan yel aman aman


Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Ocak 10, 2011, 10:20:55 ÖS »

<a href="http://www.youtube.com/v/iDLIWPc0724&amp;hl=en_US&amp;feature=player_embedded&amp;version=3" target="_blank">http://www.youtube.com/v/iDLIWPc0724&amp;hl=en_US&amp;feature=player_embedded&amp;version=3</a>

Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : Ocak 17, 2011, 10:37:42 ÖÖ »

<a href="http://www.youtube.com/v/gxcc1RNtcyY?version=3" target="_blank">http://www.youtube.com/v/gxcc1RNtcyY?version=3</a>
Logged
descent
Sürekli Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 107


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : Ocak 23, 2011, 09:00:07 ÖÖ »

<a href="http://www.youtube.com/v/u2DK4U5xHyA?version=3" target="_blank">http://www.youtube.com/v/u2DK4U5xHyA?version=3</a>


Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : Ocak 23, 2011, 11:18:26 ÖÖ »

Aslını ararsan ölüm Demircioğlu'nun umurunda değildi.Onun yüreği asıl can dostları Köroğlu’ndan ve Ayvaz’dan,Hasan’dan yoksun kalacağına yanıyordu.Yeşil çadırın içinden Karaman Beyine ve de yalın-kılıç askerlerine küçümseyen gözlerle baktı.Çamlıbel,cümle arkadaşları gözünün önüne geldi.Demircioğlu’nun gözleri doldu.Ama halinde hiç bir korku eseri yoktu.Karaman Beyinin askerleri de bunu gördüler ve Demircioğlu’nun yiğitliğine hayran oldular.Böyle bir yiğidin canını almaya sanki kıyamıyorlardı.Ne var ki Bey tepelerindeydi ve sabırsızlanıyordu.

İşte tam bu sırada birden kalabalık dalgalandı.Derviş kıyafetiyle koca kavuklu bir adam ölüm alanına dik adımlarla yürüyordu.Derviş kılıklı adam yeşil çadırda ölümünü bekleyen Demircioğlu’na doğru yürüdü.Bu gelen aslında Köroğlu’ndan başkası değildi ya,bunu kimse bilmiyordu.Derviş kılıklı adam Demircioğlu’na söyledi,bakalım neler söyledi:

Benden selam olsun Cevher Paşa’ya
Can ister ki bu firkata dayana
Şimdi yiğitliğin geldi sırası
Eğilip de öz kanını yalana


Köroğlu’nun bu sözlerini duymasıyla Demircioğlu’da söyledi.Bakalım o ne söyledi:

Şükür olsun Yaradan’a çok şükür
Şükür ki serdarım geldi üstüme
Bu yarayla ölsem bile gam değil
Şükürki Köroğlu’m geldi üstüme


Aldı Köroğlu,bakalım o ne cevap verdi:

Ah edende gözden yaşı dökerim
Gazap etsem nice beller bükerim
Arpayı kaldırır insan ekerim
Koçaklarım birbirinden talana


Bu sözleri söyledikten sonra Köroğlu başındaki kavuğu yere çaldı,kılıcına davrandı.Elini kaldırıp bir işaret vermesi üzerine serdengeçtileri abalarının altındaki kılıçlarını çekip Karaman Beyinin askerleri üstüne saldılar.Ortalık bir anda toz bulutuna büründü.Çoğunu yere serdiler.Karaman Beyi habire:”Ne durursunuz,saldırın”diye askerlerini zorlaya dursun canlarını kurtarabilenler yüzgeri edip kaçıyorlardı.

Yeşil çadırında kavgayı seyreden Demircioğlu ise kurtarıcısına ve öteki serdengeçti arkadaşlarına hayran hayran bakıyordu.Atlılarının can kaygusuna düşerek kendisini bırakıp gitmelerine içerleyen Karaman Bey’i de ne yapacağını şaşırmış bir halde idi.Köroğlu ona dönüp söyledi,bakalım ne söyledi:

Benden selam olsun Cevher Paşaya
Şimdi keleşlerim seni titretir
Beşperle gürz yağar yağmur misali
Yıkar Erzurum’u,Van’ı titretir

Atlarım azgındır gemini almaz
Koçaklarım birbirinden yaramaz
Bedir yüzlü Ayvaz ferman dinlemez
Ünü gider Hindistan’ı titretir

Köroğlu da der ki sözün alâsı
Acep bulunur mu derdin çaresi
Koçaklarım vardır devlete âsi
Ünü gider Al’Osman’ı titretir


Bu sözleri Karaman Beyi Cevher Paşa’ya söyledikten sonra Köroğlu vardı,Demircioğlu’nu yerden kaldırdı kucaklayıp öptü.Ata bindirdi.Önde kendisi,ardında Ayvaz,Demircioğlu ve ardlarında öteki serdengeçtiler dolu dizgin Çamlıbel’in yolunu tuttular.Karaman Beyi arkalarından baka kaldı.

Onlar Çamlıbel yolunda olsunlar,beri yanda Telli Hanım’la yaraları iyileşen Hasan babalarının yollarını gözlüyorlardı.Uzaklardan toz bulutunun kalktığını görünce çok sevindiler.El çırpıp karşılamaya koştular.Yanlarına varınca Hasan’la Demircioğlu iki kardeş gibi kucaklaştılar.Telli Hanım da kaynatasının ve Demircioğlu’nun ve de Ayvaz’ın ellerini öptü.

Köroğlu Hasan’la Telli Hanım’ın düğünleri o akşam yapılsın diye emretti.Hasan sırmalı esvaplarını,Telli Hanım bindallısını giyindi.Cümle serdengeçtilerle Kuledeki kadınlar da en süslü urbalarını kuşandılar.

Akşam oldukta büyük sofralar kuruldu.Kadınlara güğümlerle ayran,erlere sebil gibi şarap dağıtılıyordu.Köroğlu habire içiyor,etrafına gönül okşayıcı sözler söylüyordu.Bir ara aldı sazı eline,bakalım ne söyledi:

Bizim ellerin beyleri
Yakar kandili kandili
İçip aslana dönerler
Kadeh döndürü döndürü

Hem içerler hem kanarlar
Düşmana meydan ararlar
Arap atlara binerler
Dizgin sündürü sündürü

Çürüdü gönlüm çürüdü
İçerde yürek eridi
Beylerin kolu yoruldu
Kılıç döndürü döndürü

Beyler neyleyip nedelim
Güzellere göç edelim
Meydanda at oynatalım
Boynu döndürü döndürü

Köroğlu der kifarıdım
İhtiyar oldum çürüdüm
At yoruldu ben yoruldum
Güzel bindiri bindiri


Köroğlu içtikçe neşesi artıyordu.Cümle misafirler de ona bakıp neşeleniyorlardı.Bir ara Köroğlu ayaktaki Ayvaz’a bakıp sazına dokundu.Bakalım neler söyledi:

Bugün bir keyfiyetim var
Ayvaz mey doldur tez doldur
Arada bir işretim var
Ayvaz mey doldur tez doldur

Kır at görünmez haşadan
Korkmam beylerden Paşa’dan
Altın yaldızlı şişeden
Ayvaz mey doldur tez doldur

Köroğlu çıktı köşküne
Hak yardım etsin düşküne
Şirin Döne’nin aşkına
Ayvaz mey doldur tez doldur


Gel gelelim her nedense Ayvaz o akşam biraz burulmuştu.Hizmetkârlar dururken Köroğlu’nun kendisine şarap dağıttırması da ağrına gitmişti.İçki de biraz kafasına vurduğundan bozuldu.Meclisin iyice kıvamını bulduğu bir sıra testiyi bir yana bırakıp Köroğlu’nun yanından kaçtı.Ayvaz’ın gittiğini anlayan Köroğlu atına atlayıp peşinden yetişti ise de onu geri çeviremedi.Ayvaz artık yollarının ayrıldığını söylüyordu.Köroğlu üzgün üzgün geri döndü.Ayvaz da Köroğlu’ndan öç almayı kurarak gitti.Bolu Beyine sığındı.

Bir eyyam geçtikten sonra Bolu Beyi ile Ayvaz,Köroğlu’nu ele geçirmek için tuzak kurdular.Ayvaz peşine elli atlı takıp Köroğlu’na vardı.Atlıları gizleyip Köroğlu’nu konuşmaya çağırdı.Köroğlu gelince de atlılar meydana çıkıp saldırdılar.Kıyasıya bir döğüş başladı.Kılıç şakırtıları ovayı inletiyordu.Köroğlu hem kılıç sallıyor,hem de söylüyordu:

Mert dayanır namert kaçar
Meydan gümbür gümbürlenir
Şahlar şahı divan açar
Meydan gümbür gümbürlenir

Yiğit kendini öğende
Oklar menzili döğende
Şeşper kalkana değende
Meydan gümbür gümbürlenir

Ok atılır Kalasından
Hak saklasın belasından
Köroğlu’nun narasından
Meydan gümbür gümbürlenir



<a href="http://www.youtube.com/v/CkGMSvz9ha8?version=3" target="_blank">http://www.youtube.com/v/CkGMSvz9ha8?version=3</a>

Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #11 : Ocak 23, 2011, 11:18:52 ÖÖ »

Bir ara Köroğlu Kır Atını sürdü,Bolu Beyinin askerlerini yarıp tek başına en yüksekteki kayanın tepesine çıktı.Oradan Bolu Beyine seslendi.Bakalım Köroğlu nasıl seslendi:

Yiğitler silkinip ata binende
Derelerde bozkurtlara ün olur
Yiğit olan döner döner döğüşür
Kötüler de attan düşer kan olur

Bir yiğit okunu almış eline
Başın koymuş yiğitliğin yoluna
Kalkan yaralana zırhlar deline
Kanlı gömlek koçyiğide don olur

Bir yiğit okunu almış atıyor
Ak elleri kızıl kana batıyor
Bir kötü,yoldaşın komuş gidiyor
Kaçma kötü kaçma şimdi dön olur

Hasım da çağırır figan ağıtlar
İman ehli birbirini öğütler
Boydan boya demir dolu yiğitler
Çalar cıdasını kahraman olur

Köroğlu da der ki,kalmayın nâçâr
Serçenin gönlünden şahinlik geçer
Şahini görünce ormana kaçar
Gider tenhalara kahraman olur



<a href="http://www.youtube.com/v/RvwLIr0Uc-U?version=3" target="_blank">http://www.youtube.com/v/RvwLIr0Uc-U?version=3</a>

Köroğlu’nun sesinden dağlar inliye dursun,biz gelelim Kule’ye.

O gece Demircioğlu düşünde Köroğlu ile Kır Atını bir kan deryasında yüzer gördü.Birden sıçramasıyla kalktı.Serdengeçtileri uyandırıp:

-Durman, yürün yiğitler,Köroğlu sıkıntıdadır,varalım ağamızı kurtaralım,dedi.

Kuleden bir ok gibi düz ovaya fırladılar.Köroğlu sarp kayalıktan toz duman içinde gelen serdengeçtilerini gördü.Gelenler Bolu Beyinin askerlerini bozup kendisini de,Ayvaz’ı da tutsak aldılar.


Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #12 : Ocak 23, 2011, 11:50:53 ÖÖ »

Köroğlu Ayvaz’ı görünce içi burkuldu.Birlikte geçen günleri gözünün önünden geçti.İçinde ona karşı duyduğu sevgi yeniden canlandı.Duramadı,bunları Bolu Beyi’ne de anlattı.Bolu Beyi bu iki yiğidin birbirinden ayrı düşmesini istemedi.Ayvaz’ı getirip Köroğlu’nun elini öptürdü.Birbirlerine sarıldılar.Köroğlu’da onu bağışladı.

Köroğlu ömrü boyunca savaştığı Bolu Beyini o anda yokedebilirdi.Babasının gözlerini oyduran,fakir fukarayı soyan,insaf merhamet nedir bilmeyen bu adam elindeydi.Ama gece de içinde kabaran bağışlayıcı duygu ağır bastı.Kızını Demircioğlu’na vermesi sözüyle Bolu Beyinin canını bağışladı,onu da cümle tutsakları da serbest bıraktı.

Köroğlu Ayvaz’ı sol yanına alıp,cümle serdengeçtilerini de toplayıp Çamlıbel’e çıktı.Akşam olunca Çamlıbel’de büyük bir ateş yaltırdı.Arkadaşlarını etrafına topladı.Artık kocadığını iyice anlıyordu.Eline sazını aldı.Gözlerini parlak yıldızlara dikerek söylemeğe başladı.Bakalım Köroğlu neler söyledi:

Hemen Mevlâ ile sana sığındım
Arkam sensin kal’am sensin dağlar hey
Senden gayrı yoktur kolum kanadım
Arkam sensin kal’am sensin dağlar hey

Sana derim sana hey ulu yaylam
Nasıl başım alıp bu ilden gidem
Okum senden yayım sendendir cıdam
Arkam sensin kal’am sensin dağlar hey

Hep sınadım Osmanlı’nın alını
Bulamadım bir kez gönlüm alanı
Anacığım sevdiğimin halini
Arkam sensinkal’am sensin dağlar hey

Yüce yüce tepesinden yol aşan
Gitmez oldu gönlümüzden endişen
Mürvetsiz Beyden yeğdir dört köşen
Arkam sensin kal’am sensin dağlar hey

Köroğlu der tepelerden bakarım
Gözlerimden kanlı yaşlar dökerim
Bunca yıldır hasretini çekerim
Arkam sensin kal’am sensin dağlar hey


Köroğlu anladı ki dünya artık bir başka dünya oldu.Küçükler büyüdüler.Kendisi de kocadı ve de yoruldu.Dünyada eski mertliklerden eser kalmadı.Gayrı cenk meydanlarında kılıçlar eskisi gibi şakırdamıyor,yaylar öylesine gerilip,oklar öylesine vınlayıp uçmuyor.Delikli demir diye yeni bir icat çıktı.Yiğitliği aldı götürdü.Köroğlu bunları düşünüp içlendi.Çekti gene sazını kucağına,çevresindekiler can kulağı ile onu dinliyorlardı.Köroğlu onlara bakalım neler söyledi:

Benden selam olsun Bolu Beyine
Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır
At kişnemesinden kargı sesinden
Dağlar sada verip seslenmelidir

Düşman geldi tabur tabur dizildi
Alnımıza kara yazı yazıldı
Tüfek icadoldu mertlik bozuldu
Eğri kılıç kında paslanmalıdır

Köroğlu düşer mi eski şanından
Ayırır çoğunu er meydanından
Kır at köpüğünden düşman kanından
Çevre dolup şalvar sılanmalıdır


Bu sözleri söyledikten sonra Köroğlu sazı koltuğunda,ağır ağır kalktı.Bütün arkadaşlarını bir bir gözden geçirdi.Sanki her birine:

-Ben gidiyorum,siz Tanrıya emanet olun,diyor gibiydi.Ayvaz Demircioğlu ve cümle serdengeçtiler gözleri yaşlı Köroğlu’na bakıyorlardı.Köroğlu ağır ağır ilerledi,önlerinden geçip gecenin karanlığında gözden kayboldu.




<a href="http://www.youtube.com/v/sWZY4OHJWog&amp;rel=1" target="_blank">http://www.youtube.com/v/sWZY4OHJWog&amp;rel=1</a>

Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM