|
Lâle
|
 |
« : Ocak 06, 2011, 06:38:16 ÖS » |
|
KÖROĞLU DESTANI
Bolu Beyi yol kesip kervan kıran zorba bir derebeyi idi.Halkı soyar,eza cefa eder,at ve avrattan gayrı şey düşünmezdi.Çok kıyıcı idi.Civan yerine çirkin avrat,yağız yerine çelimsiz at getirenlerin boynunu,gözünü kırpmadan vurdururdu.Bolu dağlarında korkusuz yaşardı.Ne Allah tanırdı,ne Padişah.Astığı astık,kestiği kestik bir bela kişi idi ki halk onun elinden inim inim inlerdi.Fıkara köylüler korkularından varlarını yoklarını bu derebeyine taşır,kapısında kul olur,gene de yaranamazlardı.
İşte Köroğlu’nun ömür boyu savaştığı Bolu Beyi böyle bir adamdı. Biz gelelim Köroğlu’nun hikayesine ve de Bolu Beyini nasıl dize getirdiğine...
Bir söylenişe göre,Tokat köylüğünden olan Yusuf,Bolu beyinin seyislerinden biri idi.Yıllardan bir yıl at cambazları Bolu pazarına geldiklerinde Bey’e haber saldılar:
-Buyursun beğendiği atı alsın,dediler.
Bolu beyi at beğenmeye seyis Yusuf’u yolladı.Yusuf attan iyi anlardı:
-Var,bir yağız at beğen getür,dedi.
Yusuf pazara vardı,bir küheylan seçti.Üstüne bindi.Dağın yolunu tuttu.Ne var ki,Sünbülpınar’a geldiklerinde at direndi.Seyis ne ettiyse at dereyi geçmedi.Yusuf geri döndü,başka bir yağız at seçti.O da Sünbülpınar deresini geçemeyince bu kez bir çelimsiz ata bindi.O at bir atılışta dereyi geçti.Ama konağa geldiğinde atın çelimsizini seçtiği için Bolu beyi Yusuf’a çok öfkelendi.Yusuf olup biteni açık açık anlattıysa da kâr etmedi,öfkesi yatışmadı.Bey cellatlarını çağırdı.Yusuf’u gösterdi:
-Tez bu adamın gözlerini oyun!dedi.Sonra da getirdiği uyuz ata bindirip koyuverin,gidebildiğince gitsin.
Cellatlar Beyin emrini yerine getirdiler.Gözlerini oyduktan sonra Yusuf’u çelimsiz ata bindirip yola saldılar,kaderiyle başbaşa bıraktılar. Yusuf,yol boyu yüreğinden:
“Hey Ulu Tanrı sen beni köyüme kavuştur.”diye dua eder,dilinden de:
Dinleyin ağalar dinleyin beyler Sorarım bunları bir gün olur ki...
Diye mırıldanırdı. Tanrı Kör Yusuf’un yakarışını kabul etti. Çelimsiz at günün birinde onu köyüne ulaştırdı.Konu komşusu Yusuf’u tanıdılar,başından geçeni dinleyince de çok üzüldüler.
Yusuf’un delikanlılık çağında bir oğlu vardı.Adına Ruşen Ali derlerdi.Ama babası kör olup köye geldikten sonra ona Köroğlu demeye başladılar,asıl adı unutuldu,gitti.Köroğlu babasının iki kara oyuk olmuş gözlerini görüp acı hikayesini de öğrenince Bolu Beyine can düşmanı kesildi.Daha o gün içinden:
-Bolu Beyi,Bolu Beyi,ben bunu senin yanına komam,diye and içti.
Yusuf’da öcünü almaya kesin kararlıydı ya asıl oğluna güveniyordu.Kör Yusuf bir gün oğlunu yanına çağırdı:
-Şu bizim ahırın her yanını keçe ile iyice mıhla,dedi,öyle ki rüzgar girecek iğne deliği kalmasın.Kır atı da orada bir yıl bir güzel besle. Oğlu babasının dediklerini yaptı.
Aradan tam bir yıl geçti.Yusuf atı ahırdan çıkarttı,oğlunu üstüne bindirip çamurlu avluda üç kere koşturdu,sonra da ayaklarını yokladı.Baktı ki,çamur yapışmış.
-Oğlum,at daha tavına gelmemiş,dedi.Bir yıl daha besle.
Yusuf isterdi ki at çamurun üstünden yel gibi uçsun,ayağına zırnık çamur bulaşamasın.
İkinci yılın sonunda atı gene denedi,bu kez beğendi:
-Tamam oğul,dedi.Şimdi birlikte yola düşelim.
Kör Yusuf oğlunu iki yıldır beslediği ata bindirdi,kendi de başka bir ata bindi.Yola çıktılar.Yüzlerini kuzey doğuya çevirdiler,ta Aras Irmağının kıyısına kadar gittiler.Irmağa vardıklarında Yusuf oğluna şunları söyledi:
-Bak oğlum,Bingöl dağlarının karları su olup bu ırmağa dökülür,o sularla üç köpük inecek.Köpükleri görünce bana bildir ki ben o suyu içeyim.Köpüklerden biri benim gözlerimi açacak,öteki gençliğimi geri getirecek,üçüncü köpük de Bolu Beyinden öcümü alabilmem için bana gerekli gücü verecek.
Aras’ın suları,bekledikleri köpükleri ardarda getirdi.Ama delikanlı babasına duyurmadan köpüklü suları kendisi içti,babasına da”İstediğin su bu sudur”diye köpüksüz su içirdi.Kör Yusuf oğlunun bir oyun ettiğini hemen sezinledi,ama üstelemedi.O köpüklerden biri yiğitlik,biri ozanlık,biri de ölümsüzlük sağladı Köroğlu’na...
Baba-oğul geri döndüler.Gece gündüz demediler,yürüdüler.Yusuf hem yürüyor,hem de başından geçenleri düşünerek öcünün alınacağı günü hayal ediyordu.Arada bir de yanık sesini yükseltiyor.Bolu Beyi ile adamları sanki karşısındaymışlar gibi içinin ateşini boşaltıyordu. Bakalım Yusuf ne söylüyordu:
Dinleyin ağalar dinleyin beyler Sorarım bunları bir gün olur ki Adam olup koç Kır Ata binişim Kırarım belleri bir gün olur ki
Ben yükümü dağ başına çözersem Sıra sıra koçyiğidi dizersem Yiğitler destinde bade süzersem Ararım bunları bir gün olur ki
Al yanağım kızıl kana bulandı Akan kandan cokun sular bulandı Düşman ne söyledi Paşam inandı Sorarım sizlerden bir gün olur ki
Ben Yusuf Bey idim kendi başına Düşürürüm koçyiğidi peşine Küçük Ali’m çıkar dağlar başına Ararım sizleri bir gün olur ki
Baba ile oğul az gittiler,uz gittiler,dere tepe düz gittiler,günlerden bir gün ormanlık bir yere vardılar.Yolun kenarında bir pınar şırıl şırıl akıyordu.Başında köylüler vardı.Sordular:
-Buraya ne derler,Ağalar?
-Buraya Çamlıbel derler,diye karşılık verdi köylüler.Karşı tepedeki de Bolu Beyinin konağıdır.
Köroğlu tam yerine geldiklerini anlayınca attan indi.Babasını da indirdi.Oldukları tepenin düzlüğüne de kendi çadırlarını kurdular.
Adamlar baba oğulun çevresine toplanmağa başladılar.Köroğlu az vakitte ünlü bir yiğit oldu,adı her yanda duyulur oldu.O da yol kesip kervan kırmaya başladı.Şu farkla ki haksızlık etmiyor,fakir fukaraya dokunmuyor,üstelik onların haklarını kolluyordu.Kötülük edenlere de rahat yüzü göstermiyordu. Günlerden bir gün adamlarını topladı:
-Ağalar,şuraya bir kule yapalım,dedi.Muhkem bir kule olsun,gösterişli olsun.
Adamlar dört bir yana dağıldılar,dağlar gibi taş yığdılarKırk arşın yüksekliğinde dört oda,üstüne de bir kule yaptılar.Kuleye mazgal deliklerini açtılar.Mazgallardan bakınca ta uzaklardan gelip geçeni görüyorlardı.Duvarın kalınlığı üç arşın taştı.Top sökemezdi.
Kör Yusuf artık kocamıştı.Son demlerinin yaklaştığını anlıyordu.Bir gün sırtını kale duvarına verip söylemeğe başladı.Bakalım ,Yusuf oğluna ne dedi:
Bir yiğit haykırıp meydana girse Arka verip sığınacak yer gerek Çamlıbel’e metin Kale yapmağa Kendi yiğit özü metin er gerek
Hay n’olanda oğlum Ali n’olanda Zor düşmanı bölük bölük bölende Padişahım divanına varanda Dil tutulur dili tutan er gerek
Sıra sıra koçyiğitler düzersin Alayları bozuk bozuk bozarsın Berhaneyi Çamlıbel’e çözersin Burda sana barınacak yer gerek
Köroğlu Bolu Beyinden babasının öcünü almak için uygun bir fırsat kolluyordu.Bolu Beyi de sorup soruşturmuş,karşısındaki tepeye kule yaptıran yiğidin Köroğlu olduğunu öğrenmişti.
Köroğlu bir gün çevreyi gözetlerken Bolu Beyinin konağı karşısındaki yaylaya bir çadır kurulduğunu gördü.Çadırın önünde de ay parçası gibi bir kız vardı.Köroğlu kızı görür görmez aklı başından gidip bir can ona aşık oldu:
-Varıp şu kızı helallığına babasından isteyeyim,dedi.
Vardı,istedi.Kızın babası kılık kıyafetinden anladı ki karşısındaki bir hayduttur.Gözü kanlı bir adamdır.Kızını verici olmadı ya,nedenini de söylemeye korktu.Adamı bir hile ile başından savmak istedi:
-Oğlum,dedi,görürüm ki sen dağlarda gezersin.Bir yere gittiğinde kızı beraber götürsen sana ayakbağı olur,bıraksan için elvermez.İyisi mi sen vazgeç bu işten.Sana senin gibi yiğit arkadaş gerek.Ben de öyle birini biliyorum.Var onu bul...
Gün görmüş ihtiyarın sözleri Köroğlu’nun aklına yattı:
-Doğru söylüyorsun ihtiyar.dedi.Pekiy,bu dediğin yiğit kimdir,nerededir?
-İstanbul’dadır.Bir kasap başının oğludur,adına Ayvaz derler.
Aslında bir Türkmen çobanı olan ihtiyarla Köroğlu birlikte bir tertip kurdular:Çoban,Köroğlu’na bir koyun sürüsü ile bir de dört boynuzlu kınalı koç verdi:
-Var,bu sürüyü İstanbul’a götür,İbrahim Ağa çayırına sal.Sonra da atına binip İstanbul yanına geç.Aksaray’daki Kasap başıyı bul,haber ver ki gelsin sürüyü teslim alsın,parasını da sana ödesin.Kasap başının oğlu Ayvaz’da yanında olur.O da babasıyla gelmek istediğinde,babası”Gelme” derse,”Kendisine dört boynuzlu bir koç getirmişim,gelsin görsün,eliyle getirsin” dersin.Gelince de Ayvaz’ı atının terkisine atıp kaçırırsın.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #1 : Ocak 08, 2011, 08:37:53 ÖS » |
|
Köroğlu bu fikri beğendi.Sürüyü İstanbul’a götürdü.Kendi de Kasap başıya vardı.Sürüyü getirdiğini haber verdi.Ayvaz ihtiyarın dediği gibi gerçekten bir yiğit civandı.Köroğlu ona da dönüp:
-Sana da dört boynuzlu bir kınalı koç getirdim,dediğinde Ayvaz çok sevindi:
-Pederim,beni de götür,koçumu ben getireyim,diye yalvar yakar oldu. Ama babası Kasap başı:
-Yer uzaktır,yorulursun,götüremem,diye terslik edince,Köroğlu:
-Behey Kasap başı,çocuğu üzme.Madem çok istiyor,benim terkime binsin,ben götürürüm,dedi . Ayvaz’ı terkisine bindirdi.Hep birlikte Üsküdar’a geçtiler.İbrahim Ağa çayırına vardılar.Orada Kasap başı sürüyü saya dursun,Köroğlu:
-Hey Kasap başı sürü senin Ayvaz benim,demesiyle kır atını mahmuzladı,ok gibi fırladı.Çamlıbel yoluna düştü.
Bunu gören Kasap başı deliye döndü.Sürünün çobanına:
-Bu adam kimdir?diye sordu.
Çoban:
-Ona Köroğlu derler,bir yaman kişidir,karşılığını verdi.
Kasap başı Paşakapısına vardı,Köroğlu’nu şekva etti.Paşa,bunun üzerine,ardından asker çıkardı ise de Köroğlu kuş olup uçmuştu. Ayvaz önceleri neye uğradığını bilemedi.Atın üstünde Köroğlu’na sıkıca sarılmıştı ama,korkusundan da titriyor,ağlıyordu.Köroğlu onu yatıştırmaya çalışıyordu. Bakalım Ayvaz’a ne söyledi:
Gel gidelim Karaman’a yukarı Başı telli canım Ayvaz ağlama Çok ağlama başa sevda getürür Başı telli canım Ayvaz ağlama
Gel geçelim Karaman’ı beriden Körpe kuzu idin aldım sürüden Kasap baban duyar gelir beriden Başı telli canım Ayvaz ağlama
Görünüyor Çamlıbel’in illeri Bahçesinde açılmıştır gülleri Ne dökülür gözlerinin selleri Başı telli canım Ayvaz ağlama
Koç Köroğlu derler Ayvaz adıma Düşenler kurtulmaz benim yadıma Merhametin yok mu bu feryadıma Başı telli canım Ayvaz ağlama
O hengame ile Çmalıbel’e vardılar.İlk günler geçince Ayvaz sıla hasreti çekmeye başladı.Babasını da düşünüyordu.Çamlıbel’de canı sıkılıyordu.Köroğlu her ne kadar kadınların onu oyalamasını istedi ise de Ayvaz’ın göz yaşları gene durmak bilmedi.Bunun üzerine Köroğlu,aldı sazı eline,Ayvaz’a Çamlıbel’i anlatmaya başladı. Bakalım neler söyledi:
Mürveti çok Hakkın nazargâhısın Bizim iller Çamlıbeller aşkolsun Gerçek erenlerin seyrangâhısın Bizim iller Çamlıbeller aşkolsun
Çayırlanır çimenlenir göllerin Kan bulanık taşkın akar sellerin Çoktur senin eğlenecek yerlerin Bizim iller Çamlıbeller aşkolsun
Yollar keser yavuz kurdun var mıdır Beller keser arslan merdin var mıdır Çarh elinden hiç bir derdin var mıdır Bizim iller Çamlıbeller aşkolsun
Bahar olup yeşil toprak erince Cuşâ gelir gönlüm seni görünce Evvel baştan selâm olsun varınca Bizim iller Çamlıbeller aşkolsun
Er değildir seni görüp taşmayan Gönül değil bir nefeste coşmayan Köroğlu der arap atlar aşmayan Bizim iller Çamlıbeller aşkolsun
Günler günleri aylar ayları kovaladı,Ayvaz da hem Çamlıbel’i sevdi hem de Köroğlunu...Ölünceye dek birbirlerinden ayrılmamaya and içtiler.
Bütün Bolu çevresinde Köroğlu gibi bir yiğidin namlı Kır At’ını yalnız bir demirci nallayabilirdi.Demirci hem Köroğlu’nu,hem de atını çok iyi tanırdı.Demircinin bir de delikanlı oğlu vardı ama kaçırır korkusuyla oğlunu Köroğlu’na göstermiyordu.
Günlerden bir gün Köroğlu Kır At’ını nallatmaya getirdi.Ama nedense o gün Köroğlu’nun tersliği üstündeydi.Nalları beğenmiyor,demirleri parmakları arasında ezip atıyordu.Yedi çift nalı kırdıktan sonra atının ayağını tuttu,nallatmaya başladı.Gel gelelim bu sefer de Kır At huysuzlanır oldu.Ne demirci,ne de Köroğlu zaptedemiyorlardı.İşte o zaman,olup biteni gizliden gizliye seyreden demircinin oğlu ortaya çıktı.Huysuz atı zaptetti.Nallama işi de bitti.Oğlan Köroğlu’nun verdiği parayı da parmakları arasında ezip bir yana koydu.Bunu görünce,Köroğlu’nun birden içi ezildi:
-Ya,demek bu dünyada benim zaptedemediğim atı zaptedecek,verdiğim parayı parmakları arasında ezecek bir yiğit daha varmış,kuruntusu yüreğine bir yenilmişlik sızısı gibi oturdu.
Köroğlu kendi kendine dertlene dursun,biz gelelim Demircioğluna... Demircinin oğlu olduğundan adına Demircioğlu dedikleri civan yiğit,Atlı çıkıp gittikten sonra onun kim olduğunu babasına sordu.Namlı Köroğlu olduğunu duyunca da çok hayıflandı. Babasına:
-Neden abna daha önce söylemedin?Bileydim onu burada öldürür,Kır At’ını da alırdım,dedi,sonra hemen atına atlayıp Köroğlu’nun ardından seğirtti. Köroğlu atını ahıra bağlamakta idi ki Demircioğlu da karanlıkta yanına vardı.Birbirlerini tanımadılar.Köroğlu ustalıkla gelenin ağzını yoklayınca onun Demircioğlu olduğunu,oraya atını çalmağa,kendini de öldürmeğe geldiğini anladı.Gene de hiç bozmadı.Demircioğlu’nun ne mene yiğit olduğunu sonuna dek görmek istiyordu.Kendi de bir hırsız gibi davrandı.Atı birlikte çalmağa sözleştiler.
Demircioğlu atı çözdükten sonra kapıdan çıkarmak istedi,fakat ahırın kapısını ardından açamayınca bu kez damı deldi,çıktı,Kır At’ı da bir zincire bağlayıp tek eliyle dama çekti.Ardından da Köroğlu çıktı.Demircioğlu Kır At’a binip Köroğlu’nu da terkisine aldı,yola düştüler.Köroğlu,içinden:
-Bu Demircioğlu gerçekten yiğit bir delikanlı.Acaba bunu nice elde edeyim?diye düşünüyordu. Ona sordu:
-Ya şimdi Köroğlu ardımızdan gelse ne yaparsın? Demircioğlu:
-Varsın gelsin,Köroğlu’nun hiç bir şeyinden korkmam,yalnız gürlemesi çok korkunçmuş,ondan yılarım,karşılığını verdi.
Ortalık karanlık olduğundan terkisindekinin Köroğlu olduğunu Demircioğlu bilmiyor,yakın da getirmiyordu.Ama bu sırada Köroğlu bir gürleyince heybetli sesi dağlarda yankılandı.Demircioğlu da terkisindeki adamın Köroğlu olduğunu o zaman anlayıp birden bayıldı,attan yere düştü. Köroğlu onu zincirle bağladı.Bir vakit sonra Demircioğlu kendine geldi:
-Yiğit,dedi,ben senin arkadaşın olmak isterim.Yoksa sen beni zorla tutsak edemezsin.
Köroğlu gülümsedi.Bu sözlere inanmadığı için zinciri çözmedi.Gel gelelim,Demircioğlu bir gerinmesiyle zincirlerini kopardı.Kopardı ama yine de:
-Hey Koçyiğit Köroğlu,dedi,ben gene de sözümde duruyorum,senin yanında kalmak istiyorum.
Köroğlu bu isteği kabul etti;Demircioğlu o günden sonra Köroğlu’nun serdengeçtileri arasına karıştı.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #2 : Ocak 08, 2011, 08:42:36 ÖS » |
|
Köroğlu’nun gün begün ününün yayılıp genişlemesi Bolu Beyini iyice tedirgin ediyordu.Kimselerden yılmayan Bolu Beyi Köroğlu’ndan yılar olmuştu.Köroğlu’nun altındaki Kır Atın,kendinin vaktiyle beğenmeyip,seyisini de kör ederek savdığı at olduğunu öğrenince çileden çıktı.Ama ne çare,iş işten geçmişti.
Köroğlu ile Bolu Beyi karşılıklı çatışıp duruyorlardı.Köroğlu’nun serdengeçtileri Bolu Beyinin kervanlarını vuruyor,onu deli ediyorlardı.Bir keresinde Köroğlu boş bulundu,Bolu Beyine tutsak düştü.Tutsaklığı sırasında hiç bir şeye yanmaz,dostlarından ayrı düştüğüne dayanamazdı.Bir gün aldı sazı eline,görelim Demircioğlu için ne söyledi:
Seherden sabahtan esen ürüzgar Yeller Demirc’oğlu durmasın gelsin Kar kalkar açılırlale sümbüller Güller Demirc’oğlu durmasın gelsin
Çamlıbel dağında yüksek kayalar Beni kınamayın Beyler Ağalar Göçer gider katarlanmış mayalar İller Demirc’oğlu durmasın gelsin
Bolu Beyi ıssız koydu dağları Ak sineme vurdu gitti dağları Köroğlu’nun demir kesen Beyleri Yiğit beyler şimdi durmasın gelsin
Şirin Döne ağlar ağlar avunur Dıstlarım yas yas tutar düşman sevinir Yirmi beş kız hep karalar giyinir Söylen Demirc’oğludurmasın gelsin
Süremedi kara günün demini Giyemedi güveyilik donunu Üçgün oldu Kır At yemez yemini Göçler Demirc’oğlu durmasın gelsin
Köroğlu dere tepe dolaşırken günlerden bir gün Karaman köylerinden birinde çeşme başında bir kız gördü.Kızın yüzü ayın ondördüne benziyordu.Köroğlu bir bakışta ona aşık oldu.Kızın ardından varıp kapısını çaldı.Kızın anasıyla babası bir odada oturuyorlardı.Kız da yüzünü örtüp orada durdu.Köroğlu sazını ele alıp kıza döndü. Bakalım,neler söyledi:
A kız benden ak göğsünü örtersin Tenhalarda ak gerdanın açarsın A kız benden ne kem gördün kaçarsın Aman güzel insaf eyle gel bana
Aman dilber melek misin nur musun Aman dilber cennetteki hûr musun Söyle bana sonuna dek yârmısın Aman dilber insaf eyle gel bana
Köroğlu’dur Çamlıbel’in arslanı Şekerle kaymakla besler hep seni Senden ister bir pehlivan oğlanı Aman dilber insaf eyle gel bana
Köroğlu böyle deyip vardı,kızın anasının babasının ellerini öptü,kızı nikâhla istedi.Kızın babası:
-Kızımı senden yiğidine verecek değilim,Hakkın emriyle sana verdim,dedi. Sabah olduğunda ahali nikâh şerbetiiçtiler.Düğün dernek kuruldu.Ertesi gün Köroğlu kıza dedi:
-Çocuğum oğlan olursa adını Hasan koy.Şu pâzubendi koluna bağla,şu kılıcı da beline kuşat.Kısrak doğurursa tayın adı İdiş olsun.Hasan’ı İdiş’e bindir,yola çıkar,o beni bulur.Çocuğum kız olursa şu para ile geleceğini sağla.
Köroğlu bunları dedikten sonra Kır At’ına atlayıp yeniden yollara düştü.Karaman’a vardıkta bir konağın önünden geçerkenkonağın bahçesinde bir ay parçası kız gördü.Neye uğradığını bilemedi.Her bir şeyi unutup kızın kim olduğunu soruşturdu:
-Bu konak Karaman Beyinin konağıdır,gördüğün kız da onun kızıdır.Adı Telli Hanım’dır,dediler.
Köroğlu kızı kaçırmayı düşündüyse de konağın çevresindeki erlerin çokluğundan vazgeçti.Ama bir yolunu bulup kızın tasvirini elde etti.Tasviri koynuna sokup yüreği ateşten yana tutuşa Çamlıbel’in yolunu tuttu.
Günler aylar geçti.Türkmen kızı bir oğlan çocuk doğurdu.Adını Hasan koydu.Hasan’ın her halinden büyüdüğünde yiğit kişi olacağı açık seçik belli oluyordu.Onüç yaşına geldiğinde bir kavga sırasında komşularından bir çocuğun başını yardı.Çocuğun anası öfke ile,Hasan’a:
-Seni eşkıya dölü p..! diye söğdüğünde bu söz Hasan’ın ciğerine işledi.
Doğru anasına varıp:
-Çabuk benim babamı söyle,yoksa seni keserim!diye dayattı.Anası da:
-Oğlum senin baban Köroğlu’dur,dedi.Al şu pazubendi koluna,şu kılıcı da beline kuşan,ahırdaki tayı çek,bin,git,babanı bul!
Anasıyla helalleşen Hasan İdiş’e binip yola düştü.Dere tepe ,gece gündüz demeden atını sürüyordu.Az gitti,uz gitti.Günlerden bir gün tan yeri ağarırken bir ormanlık yere vardı.Burası Çamlıbel’di ama Hasan ne bilsin.
Öte yandan Köroğlu’nun serdengeçtileri kulenin mazgallarından bakarken yoldan bir atlı geçtiğini gördüler.Köroğlu’na haber verdiler.Dediler:
-Genç bir oğlandır,dilersen atını,kılıcını alıp gelelim.
Köroğlu da:
-Herhalde Bolu Beyinin adamlarındandır.Atını,kılıcını alın,kendini de bana getirin.
Gidenler onun bir çocuk olduğunu gördüler.Atıyla silahını istediler. Gelgelelim çocuk dikeldi:
-Ne atımı,ne de silahımı veririm,dedi.
Bunun üzerine,Köroğlu’nun serdengeçtileriyle Hasan ‘ın arasında kıyasıya bir kavga başladı.Hasan iki serdengeçtiyi de yere serince olup biteni uzaktan seyreden Köroğlu çok öfkelendi.Kendisi kavga yerine vardı,Hasan’ın karşısına dikildi:
-Sen benim kim olduğumu biliyor musun? diye sordu.
Hasan:
-Bilmiyorum,karşılığını verdi.
İki serdengeçtisi yerde ah vah içinde yatıyordu.Ama gene de Köroğlu bu civan delikanlıya kıyamadı.Ona:
-Hadi var,yoluna git,demeyi tasarlarken birden bundan vazgeçti:
-Gel yiğit,seninle bir güreş tutalım,ben yenersem benim yanımda kalacaksın,yok ben yenik düşersem senin buyruğuna girerim,dedi.
Güreşe tutuştular.Genç Hasan ne de olsa yaşlanmış Köroğlu’nun sırtını yere getirdi.Getirmeye getirdi ya bu sefer de bir yanda durumu gözetleyen Ayvaz’ın kanı tepesine sıçradı.Arslan ağası Köroğlu’nun yenik düşmesine dayanamadı,Hasan’ın üstüne saldırdı.Bu sırada Köroğlu da yerden kalktı ama iyice öfkelenmişti.Birlikte Hasan’ın üstüne atılmaya hazırlanıyorlardı.Hasan da üstündeki abasını çıkarıp atarak yeniden döğüşe hazırlandı.İşte ne olduysa o anda oldu.Köroğlu delikanlının kolundaki pazubendi görüp tanımıştı.Kılıcına bakıp onun da kendi bıraktığı kılıç olduğunu görünce hiç kuşkusu kalmadı.Birden gökleri titreten bir sesle:
-Vay benim yiğidim,civan oğlum,diyerektenHasan’ı kucakladı.Alnından öptü,bağrına bastı.Ayvaz’da,öteki serdengeçtiler de bu mutlu rastlantıya çok sevindiler.Güle oynaya hep birlikte kuleye çıktılar.
Ayvaz çok sevdiği Hasan’a kısa zamanda biniciliğin ve kılıç kullanmanın inceliklerini öğretti.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #3 : Ocak 10, 2011, 09:29:08 ÖS » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #4 : Ocak 10, 2011, 09:43:08 ÖS » |
|
Aradan aylar,yıllar geçti.Günlerden bir gün Köroğlu,Bolu Beyine bir baskına giderken Hasan da birlikte gitmek istediyse de babası nedense buna razı olmadı.Hasan’a bir tutam anahtar verdi:
-Sen burada kadınlarla ötekilerin yanında kal.Canın sıkılırsa bu anahtarlarla da odaları aç.Yalnız filan odayı açma,dedi ve o odanın anahtarını da gösterdi.
Gidenler Bolu Beyi ile cenge tutuşa dursunlar Hasan odaları bir bir dolaşmaya başladı.Odalar zahire,altın ve silah dolu idi.Babasının açma dediği odanın kapısına gelince Hasan duraladı.Açsam mı,açmasam mı diye bir süre kararsız kaldıktan sonra dayanamadı açtı.Civan delikanlı karşısında yaşmaklara bürünmüş bir dünya güzelinin tasvirini görünce hemen ona aşık olup deliye döndü.Artık başka bir şey görüp düşünemez oldu.Yüreği aşk ateşiyle yanıp tutuşuyordu.
Köroğlu baskından döndüğünde oğlunun halindeki değişikliği fark etti.Olup biteni sezinledi.Hasan da gizlemedi.
Babası:
-Oğlum,dedi,alın yazısına bak ki ben de o kıza vurulmuştum,ama yalnız bir resmini elde edebildim.Ona Karaman Beyinin kızı Telli Hanım derler.Babasının askeri çoktur,yanaşılmaz;konak bahçesinin duvarları yüksektir,aşılmaz.Gel oğlum,sen bu sevdadan vaz geç!diye öğütte bulunmak istediyse de Hasan el öptü:
-Baba,baba,dedi,sen dilersen gelme,ama bana izin ver ben o kızı bulup alayım.Onu bulup alamazsam beni mahvolmuş bil!
Köroğlu oğlunu kıramadı.Onu alnından öptü.Sonra kendi saçından üç tel kopardı ve verdi:
-Oğlum,benim yiğit oğlum,var git,yolun açık olsun!dedi.Şu üç kılı da al,bir yerde başın dara gelirse bunları ateşe at,ben sana yetişirim.
Demircioğlu da Köroğlu’ndan izin alıp Hasan’la birlikte yola düştü.Babası yanlarına bir miktar serdengeçti verdiyse de bir yol dönemecinde onları geri çevirdiler.
Şu tersliğe bakın ki,Çamlıbel’den inerken Hasan’ın kucağındaki sazın bir teli koptu.Hasan Kasaba’ya varınca atını hana bağlayıp saz ustasına vardı.
Bakalım ,Hasan saz ustasına ne dedi:
Arzu çekip Çamlıbel’den gelmişim Arayıp dolaşıp seni bulmuşum Sazım kırılınca melûl olmuşum Usta aman,kayır benim sazımı
Sana dedim benim sazımı kayır İyiyi kötüden usta sen ayır Yapacağın bu iş değildir ağır Kurban olam usta kayır sazımı
Çadır kurdum Çamlıbel’in düzüne Mail oldum şakirdinin özüne Sırma sedef döşetirim sazıma Usta tez ol kayır benim sazımı
Ortadan gelmişim gitmezem uca Tatlı söylüyorum gitmesin güce Şimdi davranırım eğri kılıca Sazcı tezce kayır benim sazımı
Sazım yüksekteydi kalktım indirdim İndirdim de sağ dizime bindirdim Serhoş muydum neydim vurdum sındırdım Aman ustam çabuk kayır sazımı
Ben Köroğluyum dağda gezerim Esen rüzgârlardan hile sezerim Şimdi topuz ile başın ezerim Sazcıbaşı tezce kayır sazımı
Sazıcının işi başından aşkındı.Köroğlu’nu tanımadı,sözlerini dinlemedi,onu umursamadı.Başından savmak istiyordu,Hasan’a söylendi. Bakalım Sazcı Hasan’a ne söyledi:
Çamlıbel’den aşağı bir ulu yazı Kör müydün çocuk kırdın bu sazı Al git soykanı başım kalabalıktır
Hasan,Sazcının kendini adam yerine koymayışına ve bu sözlerine çok içerledi.Ona söyledi,bakalım Hasan Sazcıya ne söyledi:
Çamlıbel’den aşağı bir ulu yazı Canım öyle istedi kırdım bu sazı Sana söylüyorum Allah’ın kazı Haydi durma çabuk kayır sazımı
İşi başından aşkın Sazcı bu sözlere iyice öfkelendi.Bu öfke ile bakalım Hasan’a ne söyledi:
Laf anlamaz mısın Allah’ın kazı Gözün kör müydü de kırdın bu sazı Al da git soykanı başım kalabalıktır
Gel gelelim,Sazcının bu davranışına karşı Hasan’ın öfkesi besbeter oldu.Gözlerinden ateşler çıkıyordu.Bu hal ile bakalım Hasan Sazcıya neler dedi:
Sazım yüksekteydi kalktım indirdim İndirdim de sağ dizime bindirdim Canım sıkkın idi vurdum sandırdım Usta teres kayır benim sazımı
Bunları söyliyen yolcunun kılıcına da davrandığını görünce Sazcı titremeye başladı.Gözü kılıca takılınca bu yiğidin Köroğlu’nun oğlu olduğunu anladı.Hemen çıraklarına seslendi;bakalım nasıl seslendi:
Alın getirin oğul hele getirin Sazın yüzüne sedef yetirin Beyimiz gelmiş Konağa götürün
Çıraklar seğirtti,Handan Demircioğlu’nu da alıp Konağa gittiler.Tanrı misafirlerini güzelce ağırladılar.Sazcı da bir acele sazı onarıp ve de sedefleyip Konağa getirdi.
Hasan sazı eline alınca Usta’ya döndü,bakalım ne söyledi:
Hey Çamlıbel’den indim uzuna Ustam sedef döşemiş yüzüne Uyku artık haram benim gözüme Kurban olam Usta çırağının gözüne
Hasan’la Demircioğlu yeniden yola düştüler.Az gittiler uz gittiler dere tepe düz gittiler.Günlerden bir gün Karaman’a vardılar ve bir kahveye indiler.Ortalıkta bir telaş vardı.Halk bir yandan bir yana koşup duruyordu.Kahvecinin çırağına:
-Bunlar nereye gidiyor?diye sordular.Çırak:
-Beyin kızı Telli Hanım bahçeye çıkmış onu görmeye gidiyorlar,karşılığını verdi,isterseniz sizi de götüreyim.
Hasan’la Demircioğlu bu habere pek sevindiler,kahveci çırağının eline bir altın verip peşine düştüler.
Konağın dört bir yanını asker çevirmiş,ahali de yığılmış olduğundan iyice iyice göremedilerse de,Hasan şöyle bir aralıktan göz ucu ile Telli Hanımı gördü ve artık bahçe duvarının dibinden ayrılmaz oldu.Halk dağılıp el ayak çekildikten sonra Hasan nöbetçi askere yanaşıp sordu:
-Hemşerim senin burada aylığın nedir?
Askerin :
-Karnım doyuncaya kadar yemektir,diye karşılık vermesi üzerine Hasan ona dedi ki:
-Hemşerim sana bir avuç altın versem beni bahçeye bırakır mısın?demesiyle bir avuç altını askere vermesi bir oldu.
Askerin gözleri parladı.Ortalık kararınca Hasan’ı Konağın bahçesine saldı.Hasan geceyi bir ağacın dibinde Telli Hanımı düşünerek geçirdi.Vakta ki sabah oldu.Telli Hanım cariyeleriyle birlikte bahçeye indi.Salına salına gezerken Hasan’ın yüreği küt küt atıyordu.Bir ara Telli Hanım ağacın dibinde Hasan’ı görüp yanındaki cariyelere:
-Şurada bir garip var,acep kimdir?Aman babam görmesin,sorgusuz sualsiz canını alır.Siz burada durun da ben varıp kim olduğunu sorayım,dedi.Cariyeler kaldılar,Telli Hanım acaba beni gören var mı diye ardına baka baka Hasan’ın yanına geldi.Hasan bu dünya güzelini karşısında görünce duramayıp söyledi.Bakalım Hasan Telli Hanıma neler söyledi:
İki gidip bir ardına bakarsın Saçlarına binbir çiçek takarsın Hasan Beyin yüreğini yakarsın Kölen olam dilber darılma bana
Aldı Telli Hanım,bakalım Hasan’a ne söyledi:
Oğlan sen neymişsin neymişsin Tatlı canına kıymışsın Her hal aklın kaçırmışsın Ne gezersin bu bağlarda
Aldı Hasan,bakalım ne karşılık verdi:
Ben neymişim neymişim Tatlı canıma kıymışım Senin için gelmişim Gel sarılalım bu bağlarda
Telli hanım da Hasan’ı yakından görünce can evinden vuruldu.Onun kim olduğunu öğrendi sordu:
-Hey Köroğlu buraya gönül eğlendirmeye mi yoksa beni alıp götürmeye mi geldin?
-Gönül eğlendirmek uçucudur,ben seni götürmeğe geldim.Bu söz üzerine kız her şeyi terkedip Hasan’la birlikte kaçmaya razı oldu.Telli Hanımın bu sözlerini duyunca dünyalar Hasan’ın oldu.Buna birden inanamadı.Telli Hanım onun kuşkusunu sezince aldı sözü,bakalım Hasan’a ne söyledi:
Türk kızıyım soyum sopum bellidir Gözüm ela saçım siyah tellidir Türk kızının dili tutu dillidir Bunu sen bil,inan olsun Köroğlu
Bizim ilde ahde vefa edilir Kem söylenmez doğru yola gidilir Hiç şaşılmaz namus yolu güdülür Merak etme,bana inan Köroğlu
Bu sözlerden sonra da Telli Hanım Hasan’a :
-Soğan Pazarında filan adamda bir at vardır.Var o atı al ,akşam karanlık basınca da pencerenin altında beni bekle!dedi.
Hasan dışarıda kendisini bekliyen Demircioğlu’na başından geçenleri bir bir anlattı.Yel olup birlikte Soğan Pazarına seğirttiler.Adamı bulup atı aldılar.Hasan’ın içi içine sığmıyordu.Demircioğlu ile akşamı dar ettiler.Sular kararınca TelliHanımın penceresi dibine gelip beklemeğe başladılar.
Onlar bekleye dursun,Telli Hanım da yükte hafif pahada ağır çehizlerinden bir bohça yapıp bahçeye atladı.Hasan’ın terkisine binip rüzgâr gibi yola düştüler.
Ertesi sabah Karaman Beyi baktı ki kız yok.Aklı başından gitti.Cariyeleri toplayıp soruşturdu:
-Dün bahçede bir garip oğlanla konuşuyordu,olmaya ki onunla kaçmış ola!..
Karaman Beyi hemen ordusunu toplayıp yola vurdu:
-Tez ikisini de yakalayıp bana getirin,diye sıkı emir verdi.
Karaman Beyinin atlıları yel oldular,iz sürüyerek ikinci günü her üçünü de buldular,çevirdiler.Aralarında kıyasıya bir savaş başladı.Hasan’la Demircioğlu arslanlar gibi çarpışıyorlardı.Atlıların kimini öldürüp kimini yaraladılar.Ama bu arada Hasan da yaralanmıştı.Telli Hanım bohçasındaki gelinlik çeyizlerinden parçalar koparıp Hasan’ın yaralarını sarıyordu.Demircioğlu ise ağır yaralı olarak Karaman Beyinin atlılarına tutsak düşmüştü.
Gece karanlık basınca Telli Hanım’la Hasan bir değirmene sığındılar.Hasan’ın yaraları çok sızladığından kendinden geçecek gibi olduğu bir sırada babasının verdiği üç saç kılı aklına geldi.Onları çıkarıp ateşe attı.
Kıllar ateşte cızırdaya dursun biz gelelim Çamlıbel’e...
Köroğlu gece yarısı ateşler içnide uyandı.Düşünde oğlunu görmüştü.Hasan’ın alnında kara bir çamur vardı.Hemen Ayvaz’ı uyandırıp düşünü ona anlattı.Remil atan Ayvaz:
-Ağam oğlun dardadır,dedi.Ya öldü ya ölecek.Hasan’ın başında dakoruyucu ceylan gibi bir kız vardır.Velakin Demircioğlu’nu göremiyorum,dedi.
Köroğlu,Ayvaz ve öteki serdengeçtiler dakika kaçırmayıp atlara atladılar.Şimşek olup değirmenden yana seğirttiler.Bu sırada Karaman Beyinin askerleri yeniden saldırıya geçip değirmeni çevirmişlerdi.Telli Hanım’la Hasan birbirlerine sarılmış sonlarını bekliyorlardı.Tam bu sırada Köroğlu ile serdengeçtilerinin naraları ovada gök gürlemesi gibi gürledi.Köroğlu’nun sesi dağlarda yankılandı:
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #5 : Ocak 10, 2011, 09:47:07 ÖS » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #6 : Ocak 10, 2011, 10:20:15 ÖS » |
|
Yürün aslanlarım savaş edelim Buna kavga derler Bey ne Paşa ne Haykırıp haykırıp kelle keselim Seyreyleyin el ayağı şaşana
Yürün beyler cengi harbi çalınır İyi kötü bu meydanda bilinir Kılıç değen adam iki bölünür Nusret bizim,Beyler neci,Paşa ne
Gürzün kösteğini kola takmalı Arap atı sağa sola yıkmalı Kargılar mızraklar birden kalkmalı Fırsat vermen arap atlar kaçana
Köroğlu der durman edek cengimiz Bunda belli olsun yiğit hangimiz Üç saat sürmeli bunda yengimiz Tarih yazın bu dağlara nişana
Karaman Beyinin askerleri bu sesi duyunca ürktüler,iliklerine kadar titrediler.Kurtuluşu kaçmakta buldular.Tutsak Demircioğlu’nu da birlikte götürdüler.
Köroğlu değirmenin kapısına vardı.Elinde Hasan’ın kılıcı,bir ceylan kız kapıyı tutmuş kimseyi içeri koymazdı.Köroğlu kızı hemen tanıdı.Telli Hanıma:
-Benim ceylan kızım,ben Hasan’ın babasıyım,sizi kurtarmaya geldim,dedikte kız hemen eğilip kaynatasının elini öptü.Hasan da yaralı yaralı seğirtip babasının eliniöptü,başını onun göğsüne dayadı.Köroğlu Hasan’ın yaralarına kendi merheminden sürdükten sonra Telli Hanım’la onu adamlarının bir bölüğüyle Çamlıbel’e yolladı.
Ayvaz ile öbür serdengeçtiler de Demircioğlu’nu kurtarmak için kaçan atlıların peşine seğirttiği sırada Köroğlu onlardan yana dönüp söyledi.Bakalım Köroğlu Ayvaz’a ne söyledi:
Sana bir sözüm var koçak Ayvaz’ım Bir kolumuz tutulmuştur eldedir Eğerlen Kır Atı alın getirin Ağam gelir diye gözü yoldadır
Kır Atın üstünde bir uzun yayla Ağlayıp sızlama kaderim böyle Sılaya varınca anama söyle Elleri duada gözü yoldadır
Cıda değsin koçaklarım uynasın Ak bilekler kızıl kana boyansın Demircioğlu bugün harbe dayansın Düşmanı yıkacak gücü koldadır
Köroğlu görmüştür kara düşünü Kaadir Mevlam âsân etsin işini Herkes ata binsin çeksin başını Eşin dostun şimdi gözü yoldadır
Karaman Beyi askerlerinin eli boş döndüğünü görünce çok öfkelendi.Bütün hıncını tutsak diye getirilen Demircioğlu’ndan çıkarmak istedi.Onun yeşil çadıra konulmasını emretti.Yeşil çadır ölümüne karar verilenlerin son durağı idi.Yeşil çadırın önüne darağacı kurulmuştu.
Elleri ayakları bağlı yeşil çadıra atılan Demircioğlu son demi geldiğini anlayınca bakalım ne söyledi:
Mısır illerinde yatan erenler Sizden de bir imdat el’aman aman Kesildi gedikler bağlandı yollar Çıkmaz bir tarafa yol aman aman
Devran beni dertten derde saldırır Ecel gelmiş peymanasin doldurur Duyar Cevher Paşa,beni öldürür Dökerler kanımı sel aman aman
Altımızdan Arap Atı vurdular Üstümüze yeşil çadır kurdular Düşmanlarım kem günüme geldiler Yığılır seyrime il aman aman
Demirc’oğlum der ki Hak hazır nazır Elinde satırlar kasaplar hazır Yetiş imdadıma Hazreti Hızır Esmez bir taraftan yel aman aman
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #7 : Ocak 10, 2011, 10:20:55 ÖS » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #8 : Ocak 17, 2011, 10:37:42 ÖÖ » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
descent
|
 |
« Yanıtla #9 : Ocak 23, 2011, 09:00:07 ÖÖ » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #10 : Ocak 23, 2011, 11:18:26 ÖÖ » |
|
Aslını ararsan ölüm Demircioğlu'nun umurunda değildi.Onun yüreği asıl can dostları Köroğlu’ndan ve Ayvaz’dan,Hasan’dan yoksun kalacağına yanıyordu.Yeşil çadırın içinden Karaman Beyine ve de yalın-kılıç askerlerine küçümseyen gözlerle baktı.Çamlıbel,cümle arkadaşları gözünün önüne geldi.Demircioğlu’nun gözleri doldu.Ama halinde hiç bir korku eseri yoktu.Karaman Beyinin askerleri de bunu gördüler ve Demircioğlu’nun yiğitliğine hayran oldular.Böyle bir yiğidin canını almaya sanki kıyamıyorlardı.Ne var ki Bey tepelerindeydi ve sabırsızlanıyordu. İşte tam bu sırada birden kalabalık dalgalandı.Derviş kıyafetiyle koca kavuklu bir adam ölüm alanına dik adımlarla yürüyordu.Derviş kılıklı adam yeşil çadırda ölümünü bekleyen Demircioğlu’na doğru yürüdü.Bu gelen aslında Köroğlu’ndan başkası değildi ya,bunu kimse bilmiyordu.Derviş kılıklı adam Demircioğlu’na söyledi,bakalım neler söyledi: Benden selam olsun Cevher Paşa’ya Can ister ki bu firkata dayana Şimdi yiğitliğin geldi sırası Eğilip de öz kanını yalanaKöroğlu’nun bu sözlerini duymasıyla Demircioğlu’da söyledi.Bakalım o ne söyledi: Şükür olsun Yaradan’a çok şükür Şükür ki serdarım geldi üstüme Bu yarayla ölsem bile gam değil Şükürki Köroğlu’m geldi üstümeAldı Köroğlu,bakalım o ne cevap verdi: Ah edende gözden yaşı dökerim Gazap etsem nice beller bükerim Arpayı kaldırır insan ekerim Koçaklarım birbirinden talanaBu sözleri söyledikten sonra Köroğlu başındaki kavuğu yere çaldı,kılıcına davrandı.Elini kaldırıp bir işaret vermesi üzerine serdengeçtileri abalarının altındaki kılıçlarını çekip Karaman Beyinin askerleri üstüne saldılar.Ortalık bir anda toz bulutuna büründü.Çoğunu yere serdiler.Karaman Beyi habire:”Ne durursunuz,saldırın”diye askerlerini zorlaya dursun canlarını kurtarabilenler yüzgeri edip kaçıyorlardı. Yeşil çadırında kavgayı seyreden Demircioğlu ise kurtarıcısına ve öteki serdengeçti arkadaşlarına hayran hayran bakıyordu.Atlılarının can kaygusuna düşerek kendisini bırakıp gitmelerine içerleyen Karaman Bey’i de ne yapacağını şaşırmış bir halde idi.Köroğlu ona dönüp söyledi,bakalım ne söyledi: Benden selam olsun Cevher Paşaya Şimdi keleşlerim seni titretir Beşperle gürz yağar yağmur misali Yıkar Erzurum’u,Van’ı titretir
Atlarım azgındır gemini almaz Koçaklarım birbirinden yaramaz Bedir yüzlü Ayvaz ferman dinlemez Ünü gider Hindistan’ı titretir
Köroğlu da der ki sözün alâsı Acep bulunur mu derdin çaresi Koçaklarım vardır devlete âsi Ünü gider Al’Osman’ı titretirBu sözleri Karaman Beyi Cevher Paşa’ya söyledikten sonra Köroğlu vardı,Demircioğlu’nu yerden kaldırdı kucaklayıp öptü.Ata bindirdi.Önde kendisi,ardında Ayvaz,Demircioğlu ve ardlarında öteki serdengeçtiler dolu dizgin Çamlıbel’in yolunu tuttular.Karaman Beyi arkalarından baka kaldı. Onlar Çamlıbel yolunda olsunlar,beri yanda Telli Hanım’la yaraları iyileşen Hasan babalarının yollarını gözlüyorlardı.Uzaklardan toz bulutunun kalktığını görünce çok sevindiler.El çırpıp karşılamaya koştular.Yanlarına varınca Hasan’la Demircioğlu iki kardeş gibi kucaklaştılar.Telli Hanım da kaynatasının ve Demircioğlu’nun ve de Ayvaz’ın ellerini öptü. Köroğlu Hasan’la Telli Hanım’ın düğünleri o akşam yapılsın diye emretti.Hasan sırmalı esvaplarını,Telli Hanım bindallısını giyindi.Cümle serdengeçtilerle Kuledeki kadınlar da en süslü urbalarını kuşandılar. Akşam oldukta büyük sofralar kuruldu.Kadınlara güğümlerle ayran,erlere sebil gibi şarap dağıtılıyordu.Köroğlu habire içiyor,etrafına gönül okşayıcı sözler söylüyordu.Bir ara aldı sazı eline,bakalım ne söyledi: Bizim ellerin beyleri Yakar kandili kandili İçip aslana dönerler Kadeh döndürü döndürü
Hem içerler hem kanarlar Düşmana meydan ararlar Arap atlara binerler Dizgin sündürü sündürü
Çürüdü gönlüm çürüdü İçerde yürek eridi Beylerin kolu yoruldu Kılıç döndürü döndürü
Beyler neyleyip nedelim Güzellere göç edelim Meydanda at oynatalım Boynu döndürü döndürü
Köroğlu der kifarıdım İhtiyar oldum çürüdüm At yoruldu ben yoruldum Güzel bindiri bindiriKöroğlu içtikçe neşesi artıyordu.Cümle misafirler de ona bakıp neşeleniyorlardı.Bir ara Köroğlu ayaktaki Ayvaz’a bakıp sazına dokundu.Bakalım neler söyledi: Bugün bir keyfiyetim var Ayvaz mey doldur tez doldur Arada bir işretim var Ayvaz mey doldur tez doldur
Kır at görünmez haşadan Korkmam beylerden Paşa’dan Altın yaldızlı şişeden Ayvaz mey doldur tez doldur
Köroğlu çıktı köşküne Hak yardım etsin düşküne Şirin Döne’nin aşkına Ayvaz mey doldur tez doldurGel gelelim her nedense Ayvaz o akşam biraz burulmuştu.Hizmetkârlar dururken Köroğlu’nun kendisine şarap dağıttırması da ağrına gitmişti.İçki de biraz kafasına vurduğundan bozuldu.Meclisin iyice kıvamını bulduğu bir sıra testiyi bir yana bırakıp Köroğlu’nun yanından kaçtı.Ayvaz’ın gittiğini anlayan Köroğlu atına atlayıp peşinden yetişti ise de onu geri çeviremedi.Ayvaz artık yollarının ayrıldığını söylüyordu.Köroğlu üzgün üzgün geri döndü.Ayvaz da Köroğlu’ndan öç almayı kurarak gitti.Bolu Beyine sığındı. Bir eyyam geçtikten sonra Bolu Beyi ile Ayvaz,Köroğlu’nu ele geçirmek için tuzak kurdular.Ayvaz peşine elli atlı takıp Köroğlu’na vardı.Atlıları gizleyip Köroğlu’nu konuşmaya çağırdı.Köroğlu gelince de atlılar meydana çıkıp saldırdılar.Kıyasıya bir döğüş başladı.Kılıç şakırtıları ovayı inletiyordu.Köroğlu hem kılıç sallıyor,hem de söylüyordu: Mert dayanır namert kaçar Meydan gümbür gümbürlenir Şahlar şahı divan açar Meydan gümbür gümbürlenir
Yiğit kendini öğende Oklar menzili döğende Şeşper kalkana değende Meydan gümbür gümbürlenir
Ok atılır Kalasından Hak saklasın belasından Köroğlu’nun narasından Meydan gümbür gümbürlenirhttp://www.youtube.com/v/CkGMSvz9ha8?version=3
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #11 : Ocak 23, 2011, 11:18:52 ÖÖ » |
|
Bir ara Köroğlu Kır Atını sürdü,Bolu Beyinin askerlerini yarıp tek başına en yüksekteki kayanın tepesine çıktı.Oradan Bolu Beyine seslendi.Bakalım Köroğlu nasıl seslendi: Yiğitler silkinip ata binende Derelerde bozkurtlara ün olur Yiğit olan döner döner döğüşür Kötüler de attan düşer kan olur
Bir yiğit okunu almış eline Başın koymuş yiğitliğin yoluna Kalkan yaralana zırhlar deline Kanlı gömlek koçyiğide don olur
Bir yiğit okunu almış atıyor Ak elleri kızıl kana batıyor Bir kötü,yoldaşın komuş gidiyor Kaçma kötü kaçma şimdi dön olur
Hasım da çağırır figan ağıtlar İman ehli birbirini öğütler Boydan boya demir dolu yiğitler Çalar cıdasını kahraman olur
Köroğlu da der ki,kalmayın nâçâr Serçenin gönlünden şahinlik geçer Şahini görünce ormana kaçar Gider tenhalara kahraman olurhttp://www.youtube.com/v/RvwLIr0Uc-U?version=3Köroğlu’nun sesinden dağlar inliye dursun,biz gelelim Kule’ye. O gece Demircioğlu düşünde Köroğlu ile Kır Atını bir kan deryasında yüzer gördü.Birden sıçramasıyla kalktı.Serdengeçtileri uyandırıp: -Durman, yürün yiğitler,Köroğlu sıkıntıdadır,varalım ağamızı kurtaralım,dedi. Kuleden bir ok gibi düz ovaya fırladılar.Köroğlu sarp kayalıktan toz duman içinde gelen serdengeçtilerini gördü.Gelenler Bolu Beyinin askerlerini bozup kendisini de,Ayvaz’ı da tutsak aldılar.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #12 : Ocak 23, 2011, 11:50:53 ÖÖ » |
|
Köroğlu Ayvaz’ı görünce içi burkuldu.Birlikte geçen günleri gözünün önünden geçti.İçinde ona karşı duyduğu sevgi yeniden canlandı.Duramadı,bunları Bolu Beyi’ne de anlattı.Bolu Beyi bu iki yiğidin birbirinden ayrı düşmesini istemedi.Ayvaz’ı getirip Köroğlu’nun elini öptürdü.Birbirlerine sarıldılar.Köroğlu’da onu bağışladı. Köroğlu ömrü boyunca savaştığı Bolu Beyini o anda yokedebilirdi.Babasının gözlerini oyduran,fakir fukarayı soyan,insaf merhamet nedir bilmeyen bu adam elindeydi.Ama gece de içinde kabaran bağışlayıcı duygu ağır bastı.Kızını Demircioğlu’na vermesi sözüyle Bolu Beyinin canını bağışladı,onu da cümle tutsakları da serbest bıraktı. Köroğlu Ayvaz’ı sol yanına alıp,cümle serdengeçtilerini de toplayıp Çamlıbel’e çıktı.Akşam olunca Çamlıbel’de büyük bir ateş yaltırdı.Arkadaşlarını etrafına topladı.Artık kocadığını iyice anlıyordu.Eline sazını aldı.Gözlerini parlak yıldızlara dikerek söylemeğe başladı.Bakalım Köroğlu neler söyledi: Hemen Mevlâ ile sana sığındım Arkam sensin kal’am sensin dağlar hey Senden gayrı yoktur kolum kanadım Arkam sensin kal’am sensin dağlar hey
Sana derim sana hey ulu yaylam Nasıl başım alıp bu ilden gidem Okum senden yayım sendendir cıdam Arkam sensin kal’am sensin dağlar hey
Hep sınadım Osmanlı’nın alını Bulamadım bir kez gönlüm alanı Anacığım sevdiğimin halini Arkam sensinkal’am sensin dağlar hey
Yüce yüce tepesinden yol aşan Gitmez oldu gönlümüzden endişen Mürvetsiz Beyden yeğdir dört köşen Arkam sensin kal’am sensin dağlar hey
Köroğlu der tepelerden bakarım Gözlerimden kanlı yaşlar dökerim Bunca yıldır hasretini çekerim Arkam sensin kal’am sensin dağlar heyKöroğlu anladı ki dünya artık bir başka dünya oldu.Küçükler büyüdüler.Kendisi de kocadı ve de yoruldu.Dünyada eski mertliklerden eser kalmadı.Gayrı cenk meydanlarında kılıçlar eskisi gibi şakırdamıyor,yaylar öylesine gerilip,oklar öylesine vınlayıp uçmuyor.Delikli demir diye yeni bir icat çıktı.Yiğitliği aldı götürdü.Köroğlu bunları düşünüp içlendi.Çekti gene sazını kucağına,çevresindekiler can kulağı ile onu dinliyorlardı.Köroğlu onlara bakalım neler söyledi: Benden selam olsun Bolu Beyine Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır At kişnemesinden kargı sesinden Dağlar sada verip seslenmelidir
Düşman geldi tabur tabur dizildi Alnımıza kara yazı yazıldı Tüfek icadoldu mertlik bozuldu Eğri kılıç kında paslanmalıdır
Köroğlu düşer mi eski şanından Ayırır çoğunu er meydanından Kır at köpüğünden düşman kanından Çevre dolup şalvar sılanmalıdırBu sözleri söyledikten sonra Köroğlu sazı koltuğunda,ağır ağır kalktı.Bütün arkadaşlarını bir bir gözden geçirdi.Sanki her birine: -Ben gidiyorum,siz Tanrıya emanet olun,diyor gibiydi.Ayvaz Demircioğlu ve cümle serdengeçtiler gözleri yaşlı Köroğlu’na bakıyorlardı.Köroğlu ağır ağır ilerledi,önlerinden geçip gecenin karanlığında gözden kayboldu. http://www.youtube.com/v/sWZY4OHJWog&rel=1
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|