EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 24, 2012, 09:54:48 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Estergon Destanı  (Okunma Sayısı 696 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« : Ocak 23, 2011, 12:52:57 ÖS »



Estergon Destanı
Kemal Zeki Gençosman


Lala Paşa,Kale’yi düşman komutanına teslim ederken:

-Biz size Estergon’u Allah emaneti edüp verdik,gene inşallah birkaç günden gelür aluruz,dedi ve dediğini de tuttu.

Lala Mehmet Paşa tam on yıl sonra Sadrazam ve Serdar-ı Ekrem olarak ordunun başına geçti,Estergon Kale’sine dayandı.Sadrazam için Estergon’u yeniden İmparatorluğun sınırları içine almak bir onur meselesi idi;yüzünün akıyla başardı.

Padişah’a müjdeyi götürenler Lala Mehmet Paşa’nın şu sözlerini de ilettiler:

-Dünya isteklerinden bundan başka Cenab-ı Hak’tan bir hacetim yoktu.On yıl bu serhadleri bu gün için bekledim.Bundan sonra da canım sağ kaldı,ha öldüm;ha mansıp kaldım,ha azloldum...cümle yamanda birdir.

Saadetlû Padişah’ın gözleri doldu.Habercilere:

-Öyle demesün,diye buyurdu,biz ondan daha çok hizmetler beklerüz.

Estergon bu tarihten sonra daha yüz yıl Osmanoğullarının Rumeli’de bellibaşlı serhadlerinden biri olarak kaldı.

İkinci Viyana bozgunu üzerine son defa elimizden çıktı.Ama şanlı hatıraları yüreklerde,destanı dilerde hâlâ olanca canlılığıyla yaşıyor.

İyi bir rastlantı,tanınmış tarihçi İbrahim Peçevi Efendi,Estergon’un hem kaybedilişinde,hem de yeniden alınışında orduda buılunuyordu.Gözüyle gördüklerini bütün ayrıntılarıyla yazar.

1495 yılında Nemçe ordusu Estergon Kalesini kuşattığında bütün hristiyanlar onunla birlik idiler.80 bin kişilik ordusunda Nemçeli’den başka Alman,Macar,Bohemya’lı,Çek ve İtalyanlar da vardı.Sanki küçük çapta Haçlılar Ordusu...Kaleyi koruyan,Sokullu Mehmet Paşa soyundan Lala Mehmet Paşa çok namuslu ve cesur bir komutandı,yazık ki kuvveti zayıftı.Kale’ye kapandığında 1400 ü atlı olan ordusu beş bini bile bulmuyordu.

Kuşatma 2 Ağustos1595 günü başladı,tam 28 gün sürdü.Düşmanın 42 topu vardı ve birinin gürlemesi gitmeden öbürüne ateş veriyorlardı.Her top günde en az elli mermi atıyordu.

Tarihçi İbrahim Peçevi Efendi Estergon kuşatmasını şu cünlelerle anlatıyor:

“....Bu kadar top darbından dağlar tahammül etmek uzak biriş iken,Estergon gibi küçük bir Kalenin dayanması bir mucize idi ve düşman ilk defa lağım edip Tuna’ya bakan birkulenin dış duvarını havaya atıp üzerinde bulunan gazilerin kimini içerüye girip oturdular ve kimini dışarûya attı ve ol kuleyi fethedip içine girip oturdular ve kâfir birkaç yerden çam tahtalarına öküz derisi kaplayıp dıvara dayadı ve dıvarın altından kazıp dolmaya başladı.Şöyle oldu ki bir harbeyi bizden biri anlarıntarafına uzatıp yakın olan melunu yıkmak yahut defetmek istese ucuna kâfir yapışıp o kendine biz kendimize çekerdik.Gece ve gündüz böyle cenkten boş kalmadılar.”

Ordunun yiyeceği de tükendi.Dışarıdan ikmal imkânı zaten kalmamıştı.Tarihçi açlık durumunu da şöyle anlatıyor:

“....Halkın yediği sadece buğdaydı.Buğdayı saçta kavururlar ve el değirmeninde çekerler üzerine bir miktar su dökerler,ondan sonra yerlerdi.Allah’a malumdur,yalanım yoktur.Sekiz hizmetkârımla kapanmışım.Böylece buğday kavururlardı.Bir derece safa ile yerdik ve biz bundan ne derece gafilmişiz,derdik.

İstanbul’dan imdat istendiyse de yetişemedi.Dayanmada hiç bir umud kalmadı.Ama Lala Paşa”ölünceye dek!” diye diretiyor,düşman:

-Teslim olun,boşuna kan dökülmesin,diye haber yolladıkça,bizim taraftan:

-Biz Rumeli gazileriyiz,kelle veririrz,Kal’a vermeyiz,cevabı veriliyor idi.”

Nihayet içlerinde İbrahim Peçevi Efendi de bulunan üç kişilik bir heyet gizlice Kale’den çıktı,düşman komutanıyla vire şartlarını konuştu.Vire,Kale ve silahların sağlam teslim edilmesi karşılığında yenik askerlerin eşyalarıyla birlikte Kaleden çıkıp gitmelerine düşmanın izin vermesi demekti.

Lala Mehmet Paşa,zaten oldukça elverişli olan vire şartlarını kabul etmek zorunda kaldı.

Düşman komutanı,Lala Mehmet Paşa’nın yanına sekiz on adam yollamıştı.Adamlar iskemlede oturmağa alışık olduklarından kimi ayaklarını uzatır,kimi yan gelirdi.Mehmet Paşa ise kâh gözünün yaşını siliyor,kâh derin derin “Ah!” çekiyordu.

Açlıktan susuzluktan ve geceli gündüzlü bir ay süren savaşlardan perişan hale düşmüş asker ve eşyalar düşmanın verdiği gemilerle Tuna boyundaki kalelerden Vişegrad’a taşındı.Gemilerin yanaştırıldığı yere düşman komutanı Yalgi de gelmişti;Mehmet Paşa’ya:

-Serhaddin hali böyledir,yiğit başından hal eksik olmaz,yollu teselli sözleri söylediğinde Lala Paşa pervasızca kendisine”Bu Allah emanetini yakın günlerde gelip geri alacağız”karşılığını vermekten çekinmedi.

Estergon’u kaybettiğimiz haberi serhadlerde duyulunca bir kara yastır başaldı.Saz şairleri sazlarını kucakladılar ve başladılar yanık yanık okumağa...

Bakalım görelim saz şairleri Estergon için nasıl yanıktılar:

Estergon Kalesi Subaşı durak
Kemirir içimi bir sinsi firak
Gönül yâr peşinde yâr ondan ırak

Akma Tuna akma ben bir dertliyim
Yâr peşinde koşar kara bahtlıyım

Estergon Kalesi Subaşı Kaya
Kemirir gönlümü aşk denen belâ
Çektiğimi hoşgör gel etme cefa

Akma Tuna akma ben bir dertliyim
Yâr peşinde koşar kara bahtlıyım

Estergon Kalesi Subaşı Hisar
Baykuşlar çağrışır bülbüller susar
Kâfir bayrağını burcuna asar

Akma Tuna akma ben bir dertliyim
Yâr peşinde koşar kara bahtlıyım

Estergon Kalesi Subaşı Kale
Göklere ser çekmiş burçları hele
Biz böyle Kaleyi vermezdik ele

Akma Tuna akma ben bir dertliyim
Yâr peşinde koşar kara bahtlıyım




<a href="http://www.youtube.com/v/3TGIhaVkA3E?version=3" target="_blank">http://www.youtube.com/v/3TGIhaVkA3E?version=3</a>
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM