|
İlkhurz
|
 |
« : Mayıs 22, 2009, 03:09:02 ÖS » |
|
Bilmelisiz! Aslî ve dolaylı uzunlukların hepsi tespit edilmiş ve bu uzunluklar "aağıl" (ağıl), "aağlaap" (ağlayıp), "gelyäär" (geliyor), "mooncuk" (boncuk), "oklaar" (fırlatır), "ööl" (ıslak), "uzıın" (uzun), "uuklaan" (uyuyan), "üçiin" (için) örneklerinde olduğu gibi ünlüleri çift yazarak göstereceğim. Yazılarda "g" ve "ğ" seslerinin her ikisi için de "Ã" harfi kullandım. Ben, Türkmencenin telâffuzunu dikkate alarak kelime başında yer alan, "k" ünsüzünden sonra gelen ve Rusçadan geçen kelimelerde bulunan "Ã"leri "göz", "gövün" (gönül), "akgınlı" (akıcı), "sakgal" (sakal), "agronom" (tarım uzmanı), "telegramma" (telgraf) örneklerinde olduğu gibi "g"li yazdık. Ancak bunların dışında kalan bütün "Ã"leri "aağdık" (fazla), "ağaç", "baağ" (bahçe), "bağt" (baht), "bağtıyaar" (bahtiyar), "gayğı" (kaygı), "isleğ" (istek), "muğallım" (öğretmen), "söyği" (sevgi) kelimelerinde olduğu gibi "ğ" ile göstereceğim. Türkmen imlâsında kalın ve ince "k"ler tek harfle gösterilmektedir. Ben de orijinal metinde bunlar için farklı işaretler kullanmayıp hepsini "k" ile göstereceğim. Türkmen yazısında normal "h" ile hırıltılı gırtlak "h"si için de tek harf kullanılacak. Yazılarda bunlar için de değişik işaretler kullanmam ve hepsini "h" ile göstermeyi uygun gördüm.
Geniz "n"si için "ñ", açık e içinse "ä"yi kullanacağım. Türkmencede bütün "s" ve "z" sesleri peltektir. Bunların peltek olmayan türleri bulunmadığından söz konusu sesler için farklı işaretler kullanmaya gerek duymayacağım. Türkmencede bitişik yazılan soru ekini ve "da/de" edatını kelimeden ayrı yazacağım.
|
|
|
|
|
Logged
|
Gönlü açık olanın yolu da açık olur.
|
|
|
|
İlkhurz
|
 |
« Yanıtla #1 : Mayıs 22, 2009, 03:16:48 ÖS » |
|
ATA ATACANOV Türkmen edebiyatının tanınmış şairlerinden biri olan Ata Atacanov, 15 Aralık 1922'de Marı ilinin İkinci Gökçe köyünde doğmuştur. Babası Hacı Atacanov, Rusya'da okuyan ilk Türkmenlerdendir. Hacı Atacanov, Tula İşçiler Fakültesini bitirip daha sonra köylerde muallimlik edip subay olarak İkinci Dünya Savaşı'na katılır.
Bir muallim çocuğu olan Ata Atacanov, köy okulundan sonra Taşkent'te bulunan Türkmen Pedagoji Lisesini bitirir (1937). 1938-1939 yılları arasında Aşkabat Pedagoji Enstitüsüne devam edip 1959-1960 yıllarında Moskova'da Sovyet Yazarlar Birliği tarafından düzenlenen yüksek edebiyat kurslarına katılır.
Bir müddet muallimlik eder. Daha sonra muallimliği bırakarak yayıncılık alanında çalışmaya başlar. Sovyet Türkmenistanı gazetesinde, Türkmenistan Yazarlar Birliği ve Türkmenistan Kitapseverler Cemiyetinde önemli görevlerde eyler. Atacanov'un şiirleri, Sovyet edebiyatı antolojilerinin yanı sıra dünya edebiyatıyla ilgili eserlerde yayım edilip; Rusça, İngilizce, İspanyolca, Bulgarca ve Lehçeye tercüme edilmiştir. Yazdıkları, Sovyet Edebiyatı, Pioner, Oktyabr, Smena, Ogonyok, Molodaya Gvardiya, Drujba Narodov, Znamya, Yunost, Sovetskiy Voin, Neman Volga, Podyom ve Neva dergilerinde; Edebiyaat ve Sunğat, Sovyet Türkmenistanı, Yaaş Kommunist, Mıdaam Tayyaar, Pravda, İzvestiya, Literaturnaya Gazeta, Literaturnaya Rossiya, Pionerskaya Pravda ve Komsomolskaya Pravda gazetelerinde yayım edilmiştir
Atacanov'un şiirlerini Rusçaya tercüme edenler arasında meşhur Sovyet yazarları/çevirmenlerinden G. Sannikov, A. Tarkovskiy, M. Svetlov, A. Jarov, V. Gonçarov, P. Jeleznov, Yu. Gordiyenko, V. Jukov, V. Tsıbin, N. Grebnev, O. Dmitriyev ve A. Govorov gibi kimseler bulunmaktadır.
Şair, değişik görevlerle Türkiye, İran, Afganistan, Moğolistan, Romanya ve Yugoslavya'da bulunmuştur.
Atacanov, 1947 Mart'ında Sovyet Yazarlar Birliğine, 1961 yılında ise Sovyet Gazeteciler Cemiyetine üye olup; bu üyeliği ölümüne kadar sürmüştür. Birçok ödülün sahibi olan ve şiirleri Türkiye'deki liselerde okutulan edebiyat kitaplarına da giren şair, 10 Temmuz 1989'da ölmüştür
|
|
|
|
|
Logged
|
Gönlü açık olanın yolu da açık olur.
|
|
|
|
İlkhurz
|
 |
« Yanıtla #2 : Mayıs 22, 2009, 03:19:56 ÖS » |
|
Kişiliği
Atacanov, edebiyat ve sanata küçük yaşta ilgi duyar. Çünkü aile ortamı buna müsaittir. "Tääze Yıl Geldi" (Yeni Yıl Geldi) adını taşıyan ilk şiiri, 1941 yılında yayımlanır. İkinci Dünya Savaşı sırasında yazdığı şiirlerle tanınmaya başlar. Bu yıllarda yazdığı şiirler, daha çok halk şiiri tarzına yakındır. Atacanov, ilk şiirlerini yirminci yüzyıl Türkmen halk şairlerinden Ata Köpek Merğen'e göstermiş ve onun tavsiyelerini dinlemiştir. Atacanov, bunu bir yazısında şöyle anlatır: "Ben on/on iki yaşlarındaydım. Sakarçäğeli öğretmen, söz ustası şair Ata Köpek Merğen, hemen her hafta babamın ziyaretine gelirdi ve değişik konularda derin sohbetlerde bulunurlardı. Bir ara ben, yazdığım şiirleri Ata Bey'e okudum. Beni dikkatle dinledi. `Kötü değil oğlum, yazmaya devam et. Ancak bunları şimdilik katlayıp annenin sandığına koy. Oku, çok oku' dedi." (Türkmenistan Ilımlar Akademiyası 1982).
Genç Şair, bu sözleri ömür boyu kendine prensip edinir. Taşkent'te Öğretmen Lisesinde okuduğu yıllarda edebî eserlerle içli dışlı bir hayat yaşar. Bu yılları kendisi şöyle anlatır:
"Taşkent'teki pedagoji lisesi bana, kültürlü babamın, okuma yazması olmayan annemin ve uyanık ninemin kalbime işleyemediği, öğretemediği bir şeyi; yüksek sanat ürünü olan edebî eserleri sevmeyi öğretti. Gerçek edebî eserlerin dünyasını açtı. Onların yumuşak, sakin, hüzünlü ve nazik sesini, bin bir çeŞit rengini, büyülü bahçesini bana gösterdi. Bu sebeple `Ömrümü sanat ve edebiyata bağışlamaktaki kararlılığı bana veren; ninemin, anne ve babamın evde öğrettikleri değil de Taşkent Pedagoji Lisesinde öğrendiklerimdir' diye düşünüyorum." (Türkmenistan Ilımlar Akademiyası 1982). Şairin, "Raisa Nikolayevna bilen Alışbeğ Süleymanoviç" adlı makalesinden alınan bu satırlarda biz, onun, hayatını sanat ve edebiyata adamasına sebep olan asıl faktörü görebiliyoruz. Atacanov'un şiir yazmaya başladığı yıllarda, devrin önemli simalarından biri olan yazar Nurmırat Sarıhanov'la tanışması da yine ona çok şey kazandırmıştır. Sarıhanov'un kendisine söylediklerini Atacanov şöyle anlatır: "`Şiirlerin manası iyi' dedi. Ancak benim tavsiyem; oku, sanat değeri olan eserleri çok oku. Mahtumkulu ve Mollanepes'i oku." (Türkmenistan Ilımlar Akademiyası 1982).
Bu tavsiyeye de kulak veren şair, kendisini daha çok okumaya verdi. Nurmırat Sarıhanov, Türkmen klâsik şiirinin Mahtumkulu ve Mollanepes gibi iki önemli şairini okumasını söylemekle, yeni şiir yazmaya başlayan bir kimsenin gelenekten faydalanmasının önemini de bir bakıma vurgulamış oluyordu. Sözü edilen tavsiyeleri dinleyen genç şair, daha sonra Türkmen klâsik şairlerinin eserlerini peş peşe okumuş; bunları okurken, kendi şiirlerini nasıl ifade etmesi gerektiğini uzun uzun düşünmüştür.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mayıs 22, 2009, 03:25:23 ÖS Gönderen: İlkhurz »
|
Logged
|
Gönlü açık olanın yolu da açık olur.
|
|
|
|
İlkhurz
|
 |
« Yanıtla #3 : Mayıs 22, 2009, 03:23:41 ÖS » |
|
Devam-Kişiliği Atacanov'un ilk şiirlerinde görülen akıcılık ve mana zenginliği, diğer şiirlerinde de artarak devam etmiştir. Onun, sanat dünyasında etkin bir şekilde görünmeye başladığı yıllarda, İkinci Dünya Savaşı bütün şiddetiyle devam ediyordu. Şair, bu ortamda "vatan" ve "savaş" temalarını işleyen şiirler yazar.
Kendisi, savaşa katılmamış ve şiirlerinde anlattığı olayları gözüyle görmemiş olsa bile etkileyici şiirler yazmayı başarmıştır. "Nääbelli Gahrımaana" (Adsız Kahramana), "Çık daa Seret Yoollara" (Çık da Bak Yollara) gibi şiirleri savaşla ilgilidir. Şair, "Alma Yene Gülleyäär" (Elma Yine Çiçek Açıyor) adlı şiirinde ise, bir elma ağacının trajedisini örnekleyerek savaş yılları ve sonrasında yaşananları sembolik olarak anlatmıştır. Atacanov'un ilk şiir kitabı, Alma Yene Gülleyäär (Elma Yine Çiçek Açıyor, 1948)'dir. Bu eserde, savaş ve zafer temaları ağırlıklı olarak işlenmiş, bunların yanında başka temalara da yer verilmiştir. Şair, eserinde Türkmen halkının düşünce ve hayallerini şiirleştirmiş ve bu eserle Türkmen edebiyatı yeni bir Şairine kavuşmuştur. Şairin ikinci eseri olan Türkmenistanıñ Baharı (1952)'nın adı da birinci kitabında olduğu gibi yine semboliktir. Savaş, bir bakıma kıştır; savaş sonrası ise bahardır. Artık savaşın tahrip ettiği şeyleri tamir etmenin zamanı gelmiştir. Atacanov, ikinci eserinde, etkili bir tema olarak 1948 yılında Aşkabat'ta meydana gelen depremi de işlemiştir. Ata Atacanov'un hayat gerçeğini canlı bir şekilde dile getirmesi, onun geniş kitlelerce tanınmasında etkili olmuştur. Şairin kuvvetli lirizmi ve coşkun dünyası, Arzılı Mııhmaan (Aziz Misafir, 1956) adlı kitabında belirgindir. Bu kitapta, önceki eserlere göre kendini hissettiren değişiklik, temaların çokluğudur. Arzılı Mııhmaan'da da savaş ve savaştan hemen sonrasının hayatıyla ilgili temalar bulunmakla birlikte eser, okurlarına bunlardan başka birçok yeni dünyanın kapılarını aralamıştır. Öte yandan işlenen temalar, farklı bir üslûpla ele alınmıştır. Daha önceki eserlerde konular, genel çizgileriyle anlatılırken Arzılı Mııhmaan'da bunlar derinlik kazanmıştır. Söz konusu eserde yer alan aşk şiirleri, Atacanov'un bu temada başarılı şiirler yazabileceğini göstermiştir. Bunlarda şair, samimî duyguları ve aydınlık bir dünyayı okurlarına sunmuştur. Aşk teması, söz konusu eserin en ağırlıklı temalarından biridir.
1957 yılında yayımlanan Gözüñiz Aaydıñ (Gözünüz Aydın) adlı eserinde -Arzılı Mııhmaan'ın aksine- çok sözlülük ve şairanelik hakimdir. Bilhassa "Lenin", "parti" ve "devrim"le ilgili şiirlerde bunlar daha belirgindir. Şair, bu konularda ne kadar çok yoğunlaşmışsa, o kadar da şiirden uzaklaşmıştır.
Söz konusu atmosfer, bazen bütün bir şiiri kuşatmakta, bazen de şiirin sadece bir kısmında yer almaktadır. Ancak şair; sevdasını, tabiatı, insanı, hayatı ve benzeri konuları anlattığında tabiî bir söyleyiş rahatlığına ulaşmıştır. Atacanov'un bu tür şiirleri daha güçlüdür. Özellikle yazdığı aşk şiirlerinin taşıdığı lirizm, belirli bir olgunluğa erişmiş ve onun "sevda lirizminin şairi" olarak tanınmasını sağlamıştır. Äädimme Äädim (Adım Adım, 1961), seçme şiirlerini içine alan ilk kitabıdır. Bu esere, daha önceki yıllarda yayımlanmış olan kitaplarında bulunan en iyi şiirler alınmıştır.
Atacanov, Äädimme Äädim'den sonra Sallançağım Sähraa Meniñ (Salıncağım Sahra Benim, 1963) adlı eserini yayımlar. Bu devirde Kerim Gurbannepesov, Berdinazar Hudaynazarov, Allaberdi Hayıdov, Gara Seyitliyev ve Mämmet Seyidov Türkmen şiirine felsefî bir boyut kazandırırlar. Atacanov da onlara katılır ve felsefî şiirler yazar. Anılan son eserinde bu tür şiirlerin sayısı fazladır. Şair, dünyada meydana gelen değişik olayları ve farklı insan tiplerini fikir süzgecinden geçirip yorumlamıştır.
1966 yılında yayımlanan Öçme Oocağım (Sönme Ocağım)'da da felsefî boyutu olan şiirler bulunmaktadır. Şair, bu eserinde orijinal imajlar ortaya koymuştur.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mayıs 22, 2009, 03:26:25 ÖS Gönderen: İlkhurz »
|
Logged
|
Gönlü açık olanın yolu da açık olur.
|
|
|
|
İlkhurz
|
 |
« Yanıtla #4 : Mayıs 22, 2009, 03:27:19 ÖS » |
|
Daha önce yazdığı en güzel şiirlerin bir araya getirilmesiyle ortaya çıkan Aaylı Ağşam (Aylı Akşam, 1972) ile Atacanov'un şiiri; imaj, hayal, duygu ve düşünce açısından oldukça zenginleşmiştir.
Şairin Men Size Baryaan (Ben Size Gitmekteyim, 1978) adlı eseri ise, onun şiirinin gösterdiği gelişmeleri izlememize fırsat veren ve Atacanov'un çağdaş Türkmen şiirinin bir üstadı sayılmasına vesile olan şiirler toplamıdır. Bu eser, Gurbandurdı Gurbansähedov'un ifadesiyle "şairin ömür kitabı"dır (ABDIYEV- MANUNTSEVA 1982).
Atacanov'un şiiri için, Kazak şairi Tomanbay Moldagaliyev şöyle der: "Eğer Türkmen şiiri, halkın kültür dünyasının Ceyhun'u ise; Ata Atacanov'un şiiri, o ırmağa katılan sayısı çok pınarlardan biridir." (ABDIYEV-MANUNTSEVA 1982).
Şair; "yol", "ateş" ve "güneş" gibi kelimeleri imajlar yoluyla çok değişik kavramları ifade edecek şekilde şiirine yerleştirmiştir.
Atacanov'un Şiirlerinin zihinlerde yer eden kahramanları, aydınlık bir gelecek için çabalarlar. Bunlar; cömertliği, insanların birbirini sevmesini öğütler; vatanın mukaddesliğini ve onu sevmeyi her şeyden üstün görürler. Atacanov şiirinin hoş bir lirizmi vardır. Bu özelliğinden dolayı şiirlerinin birçoğu bestelenmiştir. Türkmen bestekârlarının hemen hepsi, onun şiirilerinden şarkı, türkü, kantat (kahramanlık veya din konularında yazılıp bestelenen şiir), romans (şarkı türünde ve piyano için hazırlanmış, genellikle kıtalar biçiminde beste) ve oratoryo (solo sesler, koro ve orkestra için yazılmış, oyun ögesi bulunmayan, kutsal nitelikte müzik eseri)lar meydana getirmişlerdir.
"Dövranıñ Başdan Geçirenleri" (Dövran'ın Başından Geçenler), "Meniñ Doostum Meleğuş" (Benim Dostum Meleğuş), "Yuurt Eyesi" (Yurt Sahibi), "Yook Diymeği Başar" (Hayır Demeyi Öğren) vb. filimlerde yer alan türkülerin sözleri de Atacanov'a aittir.
Atacanov, sanatının asıl çizgisini şiirde devam ettirmekle birlikte, küçük hikâye, deneme, tiyatro ve roman türünde eserler de vermiştir. Şair, hayatının sonlarına doğru kısa düz yazı türlerini bırakıp romana yönelmiş ve bunda başarılı olmuştur. Bu konuda tenkitçi L. Çeşenko, şöyle der: "Ata Atacanov'u okuyucular önce şair olarak tanıyorlardı. Türkmen lirik şiirinin bu günkü olgunluğa erişmesinde onun şiiri önemli rol oynamıştı. Son devirlerde ise, biz nesirci bir Atacanov'la karşı karşıyayız."
|
|
|
|
|
Logged
|
Gönlü açık olanın yolu da açık olur.
|
|
|
|
İlkhurz
|
 |
« Yanıtla #5 : Mayıs 22, 2009, 03:30:16 ÖS » |
|
C. Eserleri
1. Şiir Kitapları a. Alma Yene Gülleyäär, Aşğabat 1948, 54 s. b. Türkmenistanıñ Baharı, Aşğabat 1952, 67 s. c. Aman Okuva Gidyäär, Aşğabat 1953, 14 s. d. İki Poema, Aşğabat 1955, 46 s. e. Arzılı Mııhmaan, Aşğabat 1956, 91 s. f. Permanıñ Maaması, Aşğabat 1956, 70 s. g. Gözüñiz Aaydıñ, Aşğabat 1957, 80 s. h. Äädimme Äädim, Aşğabat 1961, 128 s. ı. Üçleriñ Sıyaahatı, Aşğabat 1962, 124 s. i. Yene Bir YaaŞ Ösdük Biz, Aşğabat 1963, 20 s. j. Sallançağım Sähraa Meniñ, Aşğabat 1963, 96 s. k. Öçme Oocağım, Aşğabat 1966, 112 s. l. Tähran Depderi, Aşğabat 1968, 26 s. m. Aadamıñ Gudraatı, Aşğabat 1969, 63 s. n. Aaylı Ağşam, Aşğabat 1972, 319 s. o. Atçapar, Aşğabat 1976, 16 s. ö. Men Size Baryaan, Aşğabat 1978, 704 s.
2. Nesir Tarzında Yazdığı Eserler a. Meniñ Dövürdeşlerim (Deneme), Aşğabat 1960, 109 s. b. Aadam bilen Yer (Belgesel Metni), Aşğabat 1962, 28 s. c. Naan Bilen Naamıs (Hikâye-Deneme), Aşğabat 1965, 184 s. d. Guşğı Galası (Dram), Aşğabat 1967, 87 s. e. Çakmak (Roman), Aşğabat 1971, 370 s. f. Ööz Tanışlarım (Roman), Aşğabat 1978, 451 s.
3. Tercüme ve Aktarmaları a. Sayat Nova -Şiirler- (Gurbandurdı Gurbansähedov'la birlikte), Aşğabat 1975, 80 s. b. Ş. RaŞidov, Yeñiciler -Roman- (Özbekçeden), Aşğabat 1978, 329 s.
|
|
|
|
|
Logged
|
Gönlü açık olanın yolu da açık olur.
|
|
|
|
İlkhurz
|
 |
« Yanıtla #6 : Mayıs 22, 2009, 03:32:22 ÖS » |
|
Hoş gaal, erkin oobaam, Hoş gaal, mekaanım, Söyği sırlarımıñ sakçısı, çınaar! Aar naamıs oodunda gaynadı gaanım, Buu gün gayraatımı gamçıladı aar.
* Hoşça kal, hür köyüm, Hoşça kal, mekânım, Sevgi sırlarımı saklayan çınar! Ar namus ateşinde kaynadı kanım, Bu gün cesaretimi kamçıladı öçlü duygular.
|
|
|
|
|
Logged
|
Gönlü açık olanın yolu da açık olur.
|
|
|
|
İlkhurz
|
 |
« Yanıtla #7 : Mayıs 22, 2009, 03:39:14 ÖS » |
|
CARNAAMA 1)Galkınalıñ gayraat bile, Vatan üçiin, Yeñiş üçiin! Aar gılcını alıñ ele, Vatan üçiin, Yeñiş üçiin!
2)Tääze taarııhıñ çarhını Övürmekçi ııza faşist. Bağtımızıñ baydağını Çökermekçi dııza faşist.
3)Keymir Körüñ baatır nesli Ömür boyun buran dääldir. Başa belaa gelen çaağı Yaa yaydanıp duran dääldir.
4)Goç yiğitler gitsin öñe, Gaplañ bolup giirsin ceñe, Her haysı taay gelsin müñe, Vatan üçiin, Yeñiş üçiin!
5)Dep edeliñ uruş oodun, Yook edeliñ faşist aadın, Gayğırmasın hiiç kim zaadın Vatan üçiin, Yeñiş üçiin!
6 Dıınç günümiz bozdı duşmaan, Ähdiyalan etsin puşmaan. Gaan üçiin gaan! Caan üçiin caan! Vatan üçiin, Yeñiş üçiin!
1941
ÇAĞRI 1 Kalkalım gayret ile, Vatan için, Zafer için! Öç kılıcını alın ele, Vatan için, Zafer için!
2 Yeni tarihin çarkını Geri çevirmek istiyor faşist. Bahtımızın bayrağına Diz çökertmek istiyor faşist.
3 Keymir Kör'ün yiğit nesli Aslâ boyun eğmiş değildir. Başa belâ geldiği zaman Oyalanıp durmuş değildir.
4 Koç yiğitler gitsin öne, Kaplan olup girsin cenge, Her biri denk gelsin bine, Vatan için, Zafer için!
5 Söndürelim savaş odunu, Yok edelim faşist adını, Esirgemesin hiç kimse bir şeyini Vatan için, Zafer için!
6 Sakin günümüzü bozdu düşman, Hain olsun pişman. Kan için kan! Can için can! Vatan için, Zafer için!
1941
|
|
|
|
|
Logged
|
Gönlü açık olanın yolu da açık olur.
|
|
|
|
İlkhurz
|
 |
« Yanıtla #8 : Mayıs 22, 2009, 05:34:31 ÖS » |
|
CAANIM BAALAAM.../CANIM YAVRUM...
1 Gay içinde gıır atıñ/ Fırtına içinde kır atın Gaanat gerip süynsün, oğul,/Kanat gerip uçsun, oğul, Sal gazaplı gılcıñı,/ Sal öfkeli kılıcını, Saldam bilen iynsin, oğul,/Kuvvetle insin, oğul, Gääbi aazan garakçılar ıızına döönsün, oğul,/Yoldan çıkan çapulcular izine dönsün, oğul, Gayğıda gaalan eneñ/Kaygıda kalan annen Gam gussadan dıınsın, oğul,/Üzüntüden kurtulsun, oğul, Emdiren aak süydümi sen haklağın,/ Emdirdiğim ak sütün hakkını ver sen, Caanım baalaam./Canım yavrum.
2 Her bir urğııñ yıldırım dek/Her bir darben yıldırım gibi Parlasın çaksın buu gün,/ Parlasın çaksın bu gün, Öyleri veyraan edenleñ/ Evleri viran edenlerin Öylerin yıksın buu gün,/Evlerini yıksın bu gün, Erkin iiller alkış bilen/Özgür eller minnetle Öñüñden çıksın buu gün,/Önünden çıksın bu gün, Gözi yoolda gaalan gelniñ / Gözü yolda kalan gelinin Buysanıp baksın buu gün, / Gurur duyup baksın bu gün, Çaal başımnıñ naamısın sen saklağın,/ Kır başımın namusunu sen koru, Caanım baalaam./Canım yavrum.
3 Gayğı etme, iner oğlum,/ Kaygı etme, iner oğlum, Puğtadır tılıñ seniñ,/Sağlamdır arkan senin, Elde baarın sarp eder iil,/Elde ne varsa sarf eder halk, Berkider biiliñ seniñ, / Güçlendirir belini senin, Sağ amaan gaydıp gelerñe/ Sağ salim dönüp gelmeni Garaşyaa iiliñ seniñ,/Bekliyor halkın senin, Yoldaşıñ Hak bolsun, oğlum,/Yoldaşın Hak olsun, oğlum, Bolsun aak yooluñ seniñ,/Olsun ak yolun senin, Buu belaanıñ öñüni sen bekleğin,/Bu belânın önünü sen kes(bekle), Caanım baalaam./Canım yavrum.
1943
|
|
|
|
|
Logged
|
Gönlü açık olanın yolu da açık olur.
|
|
|
|
fuzuliye
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #9 : Mayıs 22, 2009, 08:05:35 ÖS » |
|
İlkhurz, konuyu açmana çok sevindim, teşekkürler. Atacanov'un şiirlerinde tarihin izleri var. Özellikle bu şiir anlatıyor her şeyi.
"Galkınalıñ gayraat bile, Vatan üçiin, Yeñiş üçiin! Aar gılcını alıñ ele, Vatan üçiin, Yeñiş üçiin!
Tääze taarııhıñ çarhını Övürmekçi ııza faşist. Bağtımızıñ baydağını Çökermekçi dııza faşist.
Keymir Körüñ baatır nesli Ömür boyun buran dääldir. Başa belaa gelen çaağı Yaa yaydanıp duran dääldir."
Bir şiir de ben eklemek istiyorum:
Ezizim Ot Yakdım
Ezizim, ot yakdım yol yakasında, Gel, otur, Geceli ocak başına. Islesen, İkimiz sohbet açalı, Yalın yalkım salsın değre-daşma.
Her kimin öz derdi, Öz hıyalı bar: Kim meylise baryar, Kimseler işe. Emma ot başında, Ocak daşmda Gövün pası açılyandır hemişe.
Aybı yok,Kete sen bövrüni dinlep, Oya gidip otursan-da sedasız. Güreş tutup, Hücum edip, Hiç haçan Yenen yokdur yer yüzünde pidasız
Türkiye Türkçesi:
Azizim, ateş yaktım yol yakasında, Gel otur, Geçelim ocak başına, İstersenİkimiz sohbet açalım. Alev ışıltı salsın dört bir yanına.
Herkesin kendi derdi, Kendi arzusu var: Kimi meclise gider Kimileri işe. Ama ateş başında Ocak etrafında Gönül postu açılmıştır her daim.
Ayıbı yok, Zaman zaman sen kendini dinleyip Düşünceye dalsan da sessiz sedasız. Güreş tutup Hücum edip Hiç bir zaman Yenen yoktur yer yüzünde
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
İlkhurz
|
 |
« Yanıtla #10 : Mayıs 22, 2009, 09:40:59 ÖS » |
|
SAYRAMA, GUŞ.../ ÖTME EY KUŞ...
Sayrama, guş, pencirääniñ öñünde./Ötme ey kuş, pencerenin önünde. Sayrama, söyğüliim uukuda yatıır./Ötme, sevgilim uykuda yatıyor. Belki, meni görer yene düyşünde./ Belki, beni görür yine düşünde. Belki, maña tääze aydımlar getiir./Belki, bana yeni türküler getirir.
Saçın giice edip, yassığa yaayıp,/Saçını gece edip, yastığa yayıp, Raahat dem alyaa periişde yaalı./Rahat nefes alıyor melek gibi. Buldurayaan hurma yañakdan taayıp,/Parıldayan hurma yanaktan kayıp, Yelpeyäär yüzüni säher şemaalı./Yelpazeliyor yüzünü tan yeli.
Goşğı yazyaan gara gözler şaanına,/Şiir yazıyorum kara gözler şanına, Gutarıınçaam oyatma sen, uuklasın./Bitirinceye kadar uyandırma, uyusun. Belki, sözüm aaram berip caanına,/ Belki, sözüm huzur verir canına, Şirin uukusını gooraap saklasın,/ Tatlı uykusunu koruyup saklasın, Oyatma, guş, oyatma, guş, uuklasın./ Uyandırma ey kuş, uyandırma ey kuş, uyusun.
1954
|
|
|
|
|
Logged
|
Gönlü açık olanın yolu da açık olur.
|
|
|
|
İlkhurz
|
 |
« Yanıtla #11 : Mayıs 22, 2009, 09:42:59 ÖS » |
|
İlkhurz, konuyu açmana çok sevindim, teşekkürler. Atacanov'un şiirlerinde tarihin izleri var. Özellikle bu şiir anlatıyor her şeyi.
"Galkınalıñ gayraat bile, Vatan üçiin, Yeñiş üçiin! Aar gılcını alıñ ele, Vatan üçiin, Yeñiş üçiin!
Tääze taarııhıñ çarhını Övürmekçi ııza faşist. Bağtımızıñ baydağını Çökermekçi dııza faşist.
Keymir Körüñ baatır nesli Ömür boyun buran dääldir. Başa belaa gelen çaağı Yaa yaydanıp duran dääldir."
Bir şiir de ben eklemek istiyorum:
Ezizim Ot Yakdım
Ezizim, ot yakdım yol yakasında, Gel, otur, Geceli ocak başına. Islesen, İkimiz sohbet açalı, Yalın yalkım salsın değre-daşma.
Her kimin öz derdi, Öz hıyalı bar: Kim meylise baryar, Kimseler işe. Emma ot başında, Ocak daşmda Gövün pası açılyandır hemişe.
Aybı yok,Kete sen bövrüni dinlep, Oya gidip otursan-da sedasız. Güreş tutup, Hücum edip, Hiç haçan Yenen yokdur yer yüzünde pidasız
Türkiye Türkçesi:
Azizim, ateş yaktım yol yakasında, Gel otur, Geçelim ocak başına, İstersenİkimiz sohbet açalım. Alev ışıltı salsın dört bir yanına.
Herkesin kendi derdi, Kendi arzusu var: Kimi meclise gider Kimileri işe. Ama ateş başında Ocak etrafında Gönül postu açılmıştır her daim.
Ayıbı yok, Zaman zaman sen kendini dinleyip Düşünceye dalsan da sessiz sedasız. Güreş tutup Hücum edip Hiç bir zaman Yenen yoktur yer yüzünde
Onun şiirlerinin içünde her şey vardır
|
|
|
|
|
Logged
|
Gönlü açık olanın yolu da açık olur.
|
|
|
|
Edebiyat Öğretmeni
|
 |
« Yanıtla #12 : Mayıs 22, 2009, 10:47:02 ÖS » |
|
Üniversite 4'te Türkmence görmüştük. Bir anda o dersler aklıma geldi.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
İlkhurz
|
 |
« Yanıtla #13 : Mayıs 26, 2009, 07:17:53 ÖS » |
|
Türkmenistan'da edebiyat ve toplum: Bütün milletlerde bilhassa Türk toplumlarında olduğu gibi Türkmenlerde de edebî türler, bilhassa bunlardan şiir daima düşünürlerin dili olmuş. Toplumda cereyan etmekte olan siyasi, sevgi, vatanseverlik, toplumun örf âdetlerini içeren sosyal konular, felsefî konular şiirin konularını teşkil etmiş. Bu konular bazen şiirde methedilmiş, bazen mısralarla taşlanmış, bazen de ufuk fikirler ortaya atılmıştır. Türk şiirinin kaynakları olan "Kül Tigin Yazıtları" "Orhun-Yenisey Yazıtları" Türkmen şiirinin de kaynaklarıdır. Türkmen şiirinin gelişip olgunlaşmasında; Kaşgarlı Mahmut'un "Divanü Lugat'ı Türk" kitabına giren sade şiirler, Hoca Ahmet Yesevî'nin hikmetli sözleri, "Oğuznamelerin çeşitli varyantları", Sufi Allayar'ın "Revnak-ul-İslam" eseri ve benzeri halk edebiyatının diğer örnekleri rol oynadığını, Ahmet Mehmedov ve Yener Kazak ikilisi bir makalelerinde dile getiriyorlar. Şiir, edebiyatın döneme en hızlı uyum sağlayan türlerinden biridir. Bu gerçekten yola çıkılarak aynı makalede dönemin güncel konularına, yeniliklere, parti ve Sovyet hakimiyetinin kararlarına hemen ses verdiğini, bu hakimiyetin halk hakimiyeti olduğunu, bunu korumak gerektiğini, sistemde (rejimde) yer alan uygulamaların methedildiği, toplumu ayakta tutan örf âdetlerin gereksiz olduğu, Rus halkının önderliğinin şart olduğu, Lenin'i, Stalin'i, komünist partiyi övme, İkinci Dünya Savaşı için Türkmen askerinin vatanseverlik duyguları Türkmen şiirlerinde tema olarak işlendiği kaleme alınmaktadır. Bu dönemden önceye kadar Türkmen şiirlerinde bilhassa millî şair Mathumkulu'nun ve bundan etkilenen şairlerin şiirlerinde genelde Türkmen boylarının birlik beraberlikleri, insanın faziletli olması, ahiretin kazanılması, sevgi, Türkmen örf âdetleri ve benzeri temalar hakimdir. Türkmen şiirlerinde vatanseverlik liriğinde eski Sovyet Cumhuriyetler Birliğinin o uçsuz-bucaksız vatanın yanında, Türkmen toprakları da tema olarak işlenmiştir. Türkmen halkının kalbinde yer alanlardan biri de Mollanefestir. Mollanefesin satırlarında insanlık ve insan sevgisi temaları hakimdir. Bu temaya genelde her eserinde yer verdiği için Türkmenler ona; "Aşk mülkünün şahı" demişlerdir. Bunun etkisiyle yirminci yüzyılda Türkmen şairleri, şiirlerinde sevgiyi ustaca işlemişlerdir. Türkmen şiirlerinde toplumun problemlerini, örf âdetlerini, manevi yaşayışını, hayatın anlamını, mert, namert ile cömerti dile getiren sosyal temalar işlenmiştir. Yukarıdaki satırlarımızda şiirlerde, felsefî, sosyal, siyasal, aşk ve insan sevgisi, vatanperverlik gibi konuların işlendiğini söylemiştik. Bu konulardan felsefî yorumların işlendiği Türkmen şiirlerine gelince, yine yukarıda adı geçen makalede, dünyanın kuruluşu, insanın bu dünyadaki mahiyeti, ahirete intikalden sonraki durumu doğrultusundaki düşünceleri kapsadığını, bu kapsamda İslam dininin etkisi olduğu gibi, Antik Çağ Roma felsefesi ve kaynaklarının da etkisi olduğu dile getirilmektedir. Esasında bu felsefî liriğin ana teması, insanın ne olduğu, nereden geldiği ve nereye sevk olduğudur. Çünkü felsefe tarihine göz attığımızda hemen hemen her felsefî ekolün ana problemlerinden birisini bu sorular oluşturuyor. Bu sorular, Yunus Emre, Nesimî ve Mahtumkulu gibi gerek Türk gerekse Türkmen edebiyatında her kuşakta üstad olarak takdir edilen bu güçlü temsilcilerin şiirlerinde tema olarak işlenmiş. Bu tema G. Seyitliyev ve M.Seyidov gibi zamanın şairlerinin şiirlerinde de çok yönlü ve derin olarak işlenmiştir. Görülüyor ki, Türkmen şiirlerinde toplumun sosyokültürel yapısının incelikleri, problemlerin boyutları her devirde ele alınmış, şairlerin toplum kültürüne çok önemli katkıları olmuştur. Şair bu yapıya katkıda bulunur, yön verir, ufuk gösterir. Sosyolog ise bu yapıyı inceler ve onu bir bilim dalı haline getirir. Türkmenlerde halk destanları çok önemli bir yer tutmaktadır. Bunlardan Gül-Bülbül, Şahsenem ve Garip, Zühre ile Tahir, Sayatlı ile Hemra, Köroğlu gibileri en meşhurlarıdır. Bunlardan bir kısmı Türkiye ve bütün Türk halkları tarafından bilinmektedir. 1995-1996 yıllarında Dağıstan'ın Derbent şehrinde meşhur Özbek yazarı Abdullah Kadiri'nin kaleme aldığı Geçen Yıllar(Ötken Yıllar) adlı romanını elime geçirip okumuştum. İtiraf edeyim yaklaşık bir ay kadar bu meşhur romanın etkisinde kalarak hep tahlilini yaptım. Sorular sordum. Hadi dedim kumanın kumaya tuzak hazırlaması, zehirlemesi bir kıskançlık bir çekememezlik eseridir. Bu insanın fıtratında var. Bunu kötüye kullandı. Peki ya Özbek aşiretlerinin, boylarının birbirlerine kurdukları tuzaklar neden? Türk halkları hakkındaki tarihî bilgilerimi yokladığımda, Türkmenler Büyük Selçuklu Devleti'nin yıkılışından sonra yaklaşık yediyüz yıl devlet kuramamışlar. Bu kuramamanın en büyük sebeplerinden biri de Türkmen boylarının, hanlarının hep birbirleriyle mücadele etmelerindendir. Aynı durum Anadolu beyliklerinde de mevcut. Ta ki Osmanlı Beyliği'nin iyi hedef seçip, Bizanslılarla savaşmalarına kadar. Sonra bu beylikler yavaş yavaş Osmanlının saflarında yer aldılar. Bu tarihî vakalarda şu netice kesin olarak ortaya çıkıyor. Türk halklarına, uygun hedef ve ufuk gösterilemeyince veya bu hedeflerden mahrum kalınca hep birbirleriyle uğraşırlar. Evet bu meşhur romandan etkilendiğimi dile getirdikten sonra, bu romandan etkilenen çok insanlar, yazarlar da mevcut. Bunlardan biri de meşhur Türkmen romancısı Hıdır Beryayevdir. Bu etkiden hem kendisinin, hem de Türkmenlerin ilk romanı olan Kanlı Pençe'yi yazdı. Bu meşhur romanında Türkmen Gelin Ecelerin, kadınların (Ayalların) ondokuzuncu yüzyıldaki dramları dile getirilir. Bu romanda beylerin zulmü, Bekmurat ile Berdi'nin aşklarını had safhaya çıkarır. Netice; kahramanın kendini suya atıp hayatına son vermesidir. Kalem ucuyla tahlillerine dokunduğum bu iki ünlü romandan "Geçen Yıllar" romanında kahramanın Ruslarla çarpışıp şehid mertebesini yakalamasıyla mutlu son, "Kanlı Pençe"de ise kahramanın her iki dünyasını yok eden hayatına son vermesiyle mutsuz son. Çok gariptir ki bu romanı Sovyet yöneticileri yasaklayıp toplatırlar. Yazar gençliğinin en güzel yıllarını Sibirya'da (sürgünde, hapishanede) geçirir. Belki baskıdan, belki de fikir değişikliğinden bu meşhur romanın adını ve temasın ı bolşevik ihtilali lehine değiştirir ve romanın adı "İkbal" olur. Deryayev'in bu çalışması bu dönemin Türkmen yazarlarını da bu yola sürüklemiştir. Bunlardan en meşhuru Berdi Kerbabayev'in "Aygıtlı Edim" adlı romanıdır. XIX. asrın ikinci yarısında diğer Orta Asya Türklerinde olduğu gibi Türkmenlerde de kültürel sahada bir uyanış devri başlar. Kültür sahasında Türklük şuurunun uyanışını sağlayan Gaspıralı İsmail Bey'in fikirleri Türkmenler arasında da yayılmış ve XIX. asrın sonlarına doğru açılan okullarda pekçok Türkmen aydını yetişmeye başlamıştır. Bu Türkmenler arasında vatanperver büyük şairler ve edipler de yetişmiştir. Bunların en meşhurları Göktepe'deki Rus katliamını şiirleriyle dile getiren Gayip Verdi Miskin Kılıç (Molla Kılıç) ile komünist rejime rağmen Türkmenistan ve Türkmenlerin istiklâl ve hürriyeti için kalemiyle savaşan Abdülhakim Kulmuhammedoğlu Amandurdu Alamışoğlu gibi edip ve şairlerdir. Bunlar vatanın istiklâli ve milletin hürriyeti için mücadelerine bütün baskılara ve güçlüklere rağmen yılmadan 1930'a kadar devam etmişlerdir. Fakat, 1930 başlarında Stalin önderliğindeki Marksist rejimin baskı ve terörü ile bu şair ve edipler eserleriyle birlikte bir bir yok edilmişlerdir. Arkasından başlatılan propoganda ile de Türkmen şair ve ediplerin ayrıca birer burjuva milliyetçisi oldukları yayılmış ve 1934'te toplanan I. Sovyet yazarları kongresinde de onların lânetlenmeleri kararı alınmıştır. Türkmen romanlarının bir başka özelliği de Türkmen tarihinin romanlarda tahlil edilmesidir. Sultan Sancar, Kovşut Han, Cengiz Han zamanları ve bu zamanların çeşitli olumsuzlukları romanların ana temalarını teşkil etmektedir. Daha sonraki Türkmen romanlarında (ikinci dünya savaşı sıraları) savaş, kahramanlık, vatanseverlik konuları ele alınmıştır. Savaş esnası ve sonrasında da cephe gerisi siyasî konular Türkmen romanlarında yer aldı. Türkmenistan'ın sosyal refahı ile ilgili atılan adımlar da Türkmen romanlarında tema olarak yer aldı. Bugün Türkmenistan bağımsız bir devletse, bu devletin kurulmasında gerek şiir gerekse nesir ve romanlardaki Türkmen halkının milleti ayakta tutan milliyet fikrinin yazar ve şairler tarafından işlenmesinde de büyük katkısı, gözardı edilmemesi gerektir. http://huzur.8m.com/turkmen_edebiyat.htmlAlıntıdır
|
|
|
|
|
Logged
|
Gönlü açık olanın yolu da açık olur.
|
|
|
|
İlkhurz
|
 |
« Yanıtla #14 : Haziran 12, 2009, 05:53:37 ÖS » |
|
YAADA YAZILAN GİİCE
İlerde bir süri örküçli düye Uzak yooldan gelip, oturan yaalı, Otıır hatar gurup, dumaanlı daağlar Giice gara gayğaa batıran yaalı.
Dilsiz düyeler dek çöken daağları Yassık edinipdir yaaşıl bayırlar. Meñzedi meydaanı örten mahmala Güläälek, çiğillem, yuva, çayırlar.
Aaya edaa bilen tağzıım etdiler Göökden gaayıp geçen bulutlar müñzääp. Dımma daağlar bolsa miizemään otıır, İndi çölde çöken bürğüde meñzääp.
Yaaraan boldı bize yakımlı giice. Aşaakda şäherde çıralar yandı. Asmaana ışıklı apbaası bolan Yaldırak yıldızlar yañı oyandı...
ZİHNE YAZILAN GECE
(Kısaltılarak alındı)
İleride bir sürü hörgüçlü deve Uzun yoldan gelip oturmuş gibi, Sıralanıp durur dumanlı dağlar Gece kara kaygıya batırmış gibi.
Dilsiz develer gibi çöken dağları Yastık edinmiştir yeşil bayırlar. Benzedi meydanı örten kadifeye Gelincik, lâle, yuva*, çayırlar.
Aya naz ile selâm verdiler Gökten kayıp geçen bulutlar eğilip. Yol vermez dağlarsa sarsılmadan durmakta Şimdi çölde çöken kartala benzeyip.
Yakın dost oldu bize sevimli gece. Aşağıda şehirde ışıklar yandı. Gök yüzüne ışıklı ziynet olan Parlak yıldızlar yeni uyandı...
Ata Atacanov
|
|
|
|
|
Logged
|
Gönlü açık olanın yolu da açık olur.
|
|
|
|