|
fuzuliye
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #3 : Eylül 05, 2009, 04:34:34 ÖS » |
|
Ataç’ın, doğrudan doğruya edebiyat dersinin işlenmesi ile ilgili tenkitleri de vardır. Öncelikle edebiyatçılar hakkında sadece teorik bilgi verilmesini doğru bulmaz. Bir yazara “körükörüne” hayranlık duyurmaya çalışmaktan değil eserlerden örnekler okutarak o yazarın büyük olup olmadığına öğrencilerin bizzat karar vermelerini sağlamaktan yanadır. Öğretmenlerin, okutacakları metinleri dikkatle seçmelerini ister. Zira çocuk, yazarın her düşüncesini mutlak doğru olarak kabul edecektir. Öğreticilik bu yüzden büyük sorumluluk gerektirir (“Abdülhak Hâmid”) (Ataç, 1968, 212- 213).
Basmakalıp ifadelerle yazdırılan kompozisyonlar, Ataç’ı çok rahatsız eder. Çocuğun gerçekten gördüğünü, hissettiğini yazmasını, samimi olmasına izin verilmesini ister. Öğretmenler güzel yazmayı öğretmeye çalışmasalar öğrenciler belki de kendiliklerinden yazmayı öğreneceklerdir.
Ataç, okullarda çocuklara şiir ezberletilmemesinden de şikâyetçidir. Ona göre ezberlenmeyen şiir iyice öğrenilmez, insanın dışında kalır, hayatına karışmaz. Oysa liselerde özellikle Divan şiirleri sadece açıklanmakta, gençlerde ezberleme hevesi uyandırılmamaktadır. Öğretmenlerin şiirleri nesre çevirip açıklamalarını Ahmet Haşim gibi doğru bulmayan Ataç, bu metodun çocukta şiir sevgisini öldürdüğünü, şiirden tat almayı engellediğini ifade eder. Ona göre en güzel şiir, kavrasak bile anlamını iyice açıklayamadığımız, müphem şiirlerdir. Okuma kitaplarında ise böyle şiirlere yer verilmez. Öğretmenin “bilgiçlik etmesini” kolaylaştırmak için uzun uzun anlatılmaya elverişli şiirler seçilmekte, buna bir de ezbercilikten kaçınma kaygısıyla öğrenciye şiir ezberletilmemesi eklenmektedir. Oysa şiiri ezberletmek, şiirin biçimini içe sindirtmektir. Bunu yapmayan öğretmen, bir doğruya iyice anlamadan, körü körüne inanmış, kendisine söylenenin tatbik yerini araştırmamış olan kişidir. Asıl onlar ezbercidir. Ataç, hafızasının kuvvetli olmadığını söyleyerek ezberlemekten kaçınanlara çok kızar. Hafızalarının kuvvetsizliği, onu işletmediklerindendir. Şiir ezberleme, alışkanlık işidir. Gençlerin bu alışkanlığa sahip olmamalarında suçlu Divan şiirini sevmeyen yazarlar ve eğitimcilerdir. Onlar sevmezse doğal olarak çocuk da eski şiirin güzelliğini fark edemez. Yahya Kemal’in gazellerini okuyup seven gençlerin, Fuzuli’nin, Baki’nin gazellerini de pek âlâ anlayıp sevebileceklerini düşünür.10 Bu hususta öğretmenlere şöyle seslenir:
“Anlatmayın, açıklamayın çocuklara yırları, belletin, onlardaki biçim güzelliğini sezmelerine çalışın. Dinleyin okumalarını, sezip sezmediklerini anlarsınız. Anlamıyor musunuz? Kendinize küsün. İyi bir öğretmen, iyi bir yetiştirici değilsiniz demektir” (“Anlatmak”) (Ataç, 1972, 772)
Alev Sınar ÇILGIN'ın yazısından alıntıdır.
|