EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 24, 2012, 08:53:11 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: "Türk demek, Türkçe demektir. Ne mutlu Türk'üm diyene!"  (Okunma Sayısı 9327 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Gohitit
Yeni Üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5


Türkçe giderse Türkiye gider!


Üyelik Bilgileri WWW
« : Ekim 04, 2007, 11:50:21 ÖS »

Merhaba,

Kendimi tanıtmak için açtığım başlıkta sanırım biraz kontrolden çıktım:

http://www.edebiyatogretmeni.net/forum/tanisma_sohbet/esenlikler_edebiyat_ile_ilgisiz_biriyim-t328.0.html

Yukarıdaki başlıkta kendimi biraz olsun tanıtmaya çalıştım. Ve bu paylaşım ortamında asıl değinmek istediğim, yıllardır her türlü ortamda taviz vermeden savaşını sürdürdüğüm bir konuda siz değerli eğitimcilerle fikir alışverişi yapmak isterim.

Türkçemizle ilgili eğitim, sadece okullarda kalıyor sanırım. Türkçemize yeteri kadar önem verilip verilmediğinden bile emin değilim. Okullarımız için değil bu lafım, genel bir düşünce olarak...

Aslında konuya nasıl giriş yapacağımız da kestiremiyorum. Belki de en iyisi direkt giriş yapmak ve konuyu tartışmaya açmak.

Bir rehber öğretmenler (branşım PDR'dir) özeleştiri yapmak gerekirse kendimizi dünyanın merkezinde sanırız. Aslında bir bakıma da böyledir. Diğer branşlardaki değerli meslekdaşlarımız işin "öğretim" yönünde daha fazla dururlarken, bizler biraz "eğitim" ekseninde döneriz. Ama eğitim, içeriğindeki her şeyi ile bir bütündür.

Demek istediğim şu ki Türkçemize saygı, dilimizin gelişimine katkıda bulunmak, dilimizi korumak, yabancı dillerin (özellikle de İngilizce) Türkçemizi içten içe kemirmelerini engellemek, sadece siz Türkçe öğretmenlerine mi düşmekte? Bu konuda görüşlerinizi almak istiyorum. Tabi görüşlerinizi almadan önce, kendi görüşlerimi de belirtmek isterim doğal olarak.

Türkçemizi korumak, Türkçemize değer vermek, Türkçemizle ilgili sorunlara karşı mücadele vermek her eğitimicinin (alanı ne olursa olsun) boynunun borcudur.

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte, dilimizi yozlaştıran etkenlerin de yoğunlaştığını düşünüyorum.

Özellikle bilgisayar kullanımının ve internetin yaygınlaşması, bu yozlaşma sürecini hızlandırıyor.

Sırf zamandan tasarruf olsun (?) diye yazı yazarken noktalama işaretlerine uymayan, Türkçesi duruken yabancı sözcükleri kullanma züppeliğini (afedersiniz) bir marifet sanan bir sürü insan tanıyorum. Bunların bazıları da eğitimci. Ve ben bu durumları çok fazla kafaya takan biriyim.

Biz eğitimciler, bu konuda neler yapıyoruz?

Bu konuda neler yapabiliriz?

Bunları tartışalım mı bu başlıkta?
« Son Düzenleme: Ekim 04, 2007, 11:52:13 ÖS Gönderen: Gohitit » Logged

Gerçek ismim ve soyadım: Onur G. HİTİT

"Türk demek, Türkçe demektir. Ne mutlu Türk'üm diyene!" Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
ahmer
Uzman Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 468



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Ekim 05, 2007, 08:09:02 ÖS »

Madem Onur öğretmenim böyle bir başlık açtı, öncelikle Türkiye çapında bu konuda neler yapıldığına bir bakalım. Aşağıdaki bağlantılarda  çeşitli Türkçe gönüllülerinin faaliyetleriyle kaydedilmiş birtakım gelişmelerden bahsediyor. Öncelikle işin yasal boyutunu bilmek gerekiyor tabi. Hukuki.net'te bu konuyla ilgili bilgi buldum, aşağıdaki linkten tartışmayı takip edebilirsiniz:

http://www.hukuki.net/topic.asp?TOPIC_ID=12088

Aşağıdaki haber benim bile tüylerimi ürpertti. Türkçeye Türklerden daha çok yabancılar sahip çıkıyor:

Alıntı
ACI AMA GERÇEK!
Kategori: GUNCEL-HABERLER
'TÜRKLERİN DUYARSIZLIĞINI ANLAYAMIYORUZ'
 
 Fethiye'de yaşayan yabancılar, restoranlarda Türk Lirası kullanılması, fiyat listelerinin ve işyeri levhalarının Türkçe yazılması için belediyeye başvurdular. Grup temsilcisi İngiliz, “Türklerin, dillerine duyarsızlığını algılayamıyoruz” dedi


 

Muğla'nın Fethiye ilçesinde yaşayan yabancılar restoranlarda Türk Lirası kullanılması ve işyerlerindeki fiyat listelerinin de Türkçe yazılmasını istediler. Ölüdeniz beldesindeki İngilizler, restoranların euro, dolar veya paund yerine lira kullanmasını istedi. Bölgede yaşayan İngilizlerin kurduğu ORA (Ovacık Residents Association- Ovacık Sakinleri Grubu), Ölüdeniz Belediye Başkanı Keramettin Yılmaz'ı ziyaret ederek, bu isteklerini kendisine bildirdi. Ölüdeniz ile ilgili 8 maddelik bir gündem oluşturan ORA grubu temsilcileri, kentteki ulaşım, yeşil alan, spor sorunları ve çözüm yollarını bu gündemde dile getirdi. Grubun sunduğu en önemli istek maddesini ise “restoran ve diğer işletmelerin tabelalarında fiyatların YTL olarak yazılması ve hesapların da yine Türk Lirası ile alınması” oluşturdu. 90 kişiden oluşan derneğin başkanı Peter Cilsyley, Türkiye'de yaşadıklarını ve Türk parasını kullanmak istediklerini söyledi.

SİZ İNGİLTERE'YE GELSENİZ...

“Siz İngiltere'ye gelseniz kaç yerde Türk Lirası ile alışveriş yapabilirsiniz? Veya kaç işyerinin kapısında fiyatlar Türk Lirası ile yazar? Neredeyse hiçbir yerde. İşte biz de Türkiye'de yaşıyorsak, fiyat etiketlerinin buranın parası ile yazılmasını istiyoruz. Türklerin kendi dillerine duyarsızlığını algılayamıyoruz” diyen Cilsyley, başkandan bu konuda destek beklediklerini söyledi.
haber kaynağı için http://edebiyatturkce.blogcu.com/4314679

Geçenlerde ana haber bültenlerinde rastlamış ama haberi izleyememiştim. Bodrum gibi yabancı turistlerin yoğun olduğu bir bölgede büyük bir adım atılmış:
 
Alıntı
TÜRKÇE TABELA FİKRİ CHP'Lİ ÜYELERİ AYRILIĞA DÜŞÜRDÜ
 
 Bodrum'daki işyeri tabelalarının Türkçe yapılması ve Türkçe isim kullanılması fikri, Bodrum Belediye Meclisi'nin CHP'li üyelerini ayrılığa düşürdü. Yapılan öneri muhalefetin desteği ile kabul edilirken, başta Mazlum Ağan olmak üzere CHP'li bazı üyeler olumsuz oy kullandı. Bodrum Belediye Meclisi'nin Ekim ayı olağan toplantısında Zabıta Talimatnamesi Oylaması sırasında yapılan öneri, meclisi ikiye böldü. CHP'li meclis üyelerinden Nuran Yüksel, talimatnameye işyeri isimlerinin Türkçe olması ve Türkçe tabelalar kullanılması konusunda madde eklenmesi için öneri sundu. Sunulan öneri, Bodrum Belediye Başkanı Mazlum Ağan ve bazı CHP'li üyeler tarafından eleştirilerek red edildi. Diğer taraftan öneriye ANAP'lı ve AKP'li üyelerden oluşan muhalefet kanadı destek verdi. Yapılan öneri CHP'li birkaç üyenin desteği ile kabul gördü. İçişleri Bakanlığı'na sunulacak talimatname eğer kabul görürse, Bodrum'da tabelaların Türkçe olması gündeme gelecek. CHP'li meclis üyesi Nuran Yüksel kültürel yozlaşmadan bahsederek, bu yozlaşmanın dil ile başladığını ve dilin bu anlamda korunması gereğine değindi. Sunduğu öneriye Başkan Ağan ve partili bazı arkadaşlarının destek vermesini "farklı düşündüğümüzü sanmıyorum, bir yanlış anlama oldu" diye yorumlayan Yüksel, önerisinin Bodrum'da bulunan tüm yabancı tabelaları kaldırma veya değiştirmeye yönelik olmadığını söyledi. Yunanistan'a gittiğinde ilk adımda Yunan kültürünün yansıtılmaya başladığını anlatan Yüksel, komşumuzda İngilizce veya başka bir yabancı dilde tabela göremediklerini hatırlattı. İngilizce, Fransızca veya başka dillere karşı olmadığını dile getiren Yüksel, turizm anlayışının öz değerlerimizi koruyan bir anlayışa dönmesi gerektiğini savundu. Yüksel, "Hepsi olsun, ama önce Türkçe" şeklinde konuştu. Bodrum Belediye Başkanı Mazlum Ağan ise Yüksel'in "farklı düşünmüyoruz" yaklaşımını doğrulamadı. Başkan Ağan yabancı veya Türkçe isim olmasının kendisi için önem taşımadığını söyledi. Kararın uygulanabilir olmadığını ifade eden Başkan Ağan, sadece yasaklamacı zihniyetlerle alınan kararların uygulanamayacağını belirtti.
 
HAber için: http://www.kenttv.net/haber.php?id=4805

Ve nihayet benim ilimde de güzel bir adım atıldı:

Alıntı
Meram`da Türkçe Tabela Şartı
Konya’nın merkez Meram İlçe Belediyesi, yeni açılacak işletmelerin tabela ve panolarında Türkçe isim kullanmayanlara işyeri açma ve çalışma ruhsatı vermeyecek.


Türkçe’nin yabancı dillerin etkisinden korunması amacıyla Belediye Meclisi’nin böyle bir karar aldığını belirten Meram Belediye Başkanı Refik Tuzcuoğlu, “5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15. maddesindeki ‘Reklam panoları ve tanıtıcı levhalar konusunda standartlar getirmek” yetkisine dayanarak aldığımız kararla resmi dilimiz olan Türkçe’nin, diğer yabancı dillerin etkisinden korunması amacıyla ilçemiz sınırları içinde açılacak yeni işyerlerinin pano, levha ve tabelalarında Türkçe dışında herhangi bir dil kullananlara İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı verilmeyecektir. Mevcut işyerlerindeki Türkçe olmayan pano ve levhaların değiştirilmesinin resmi kayıtlarda kargaşaya neden olması göz önünde tutularak, işyeri kapanıncaya veya el değiştirinceye kadar olduğu gibi aynı isimle kalacaktır” dedi.
Köklü bir medeniyetin ve kültürün temsilcisi olduğumuzu belirten Başkan Tuzcuoğlu, “Kendi medeniyetimize ve kültürümüze saygının bir gereği olarak bu kararı aldık. İşyerlerimizde Türkçe dışında yabancı isimler kullanmak aşağılık kompleksinin bir göstergesidir. Toplum olarak Türkçe’ye sahip çıkmalıyız” diye konuştu.

 Haber için : http://www.konyalife.com.tr/haber/meramda-turkce-tabela-sarti-1412.html

 Daha fazla bilgiyi bulmak için Google arama motorundan "Türkçe tabela" adıyla aratarak bulabilrsiniz. Pek çok ilde bu konuda çok güzel çalışmalar yapılmış.

 
« Son Düzenleme: Ekim 05, 2007, 08:13:30 ÖS Gönderen: ahmer » Logged

bazı şeyler için iyi olmak yetmiyor
ahmer
Uzman Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 468



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Ekim 05, 2007, 08:41:01 ÖS »

Lalezar öğretmenim
http://www.edebiyatogretmeni.net/forum/tanisma_sohbet/esenlikler_edebiyat_ile_ilgisiz_biriyim-t328.0.html
başlığında benden neler yaptığımı öğrenmek istemişti. Öncelikle çalıştığım okulda yalnızca girdiğim sınıflarda bu konuya dikkat çektim. Çocukların konuya karşı duyarlılığını görünce en temel sohbet konumuz bu oldu. Açıkçası bir Türkçe topluluğu kurmak fikrini çocuklar öne sürdüler. Ben de okul idaresine ve zümre başkanımıza durumu ilettim. Geçici görevli olduğum için öncelikle herkesin onayını almak gerektiğini düşündüm. Hatta kendim de özellikle geri planda kaldım ve sadece danışacakları zaman çocuklara yardımcı olmaya çalıştım. Özellikle okul idaresi bizi çok destekledi. İlk adım olarak çocuklardan duvar gazetesi için araştırma yapmalarını istedim. Çocuklar duvar gazetesi hazırlamakla kalmayıp okulun dört bir yanını bu konuya dikkat çeken dövizlerle donattılar. Benim üç sınıfımda başlayan bu hareketlilik çocukların kendinden küçük sınıfları dolaşıp bilgi vermeleri üzerine bütün okulu harekete geçirdi. Türkçe gönüllülerimize her geçen gün yeni öğrencilerimiz katıldı. Okul rehber öğretmenimizin ricası üzerine belli sınıfları toplayarak konferans salonumuzda bu konuyla ilgili küçük bir toplantı düzenledim. Konuşmayı ben yaptım, çocukların sorularını da yanıtlandırmaya çalıştım. Konuşmamda öncelikle dilde yozlaşmanın ne gibi sonuçlar doğurduğu üzerine tarihten örnekler üzerinde durdum. İşin garibi okul bir Anadolu lisesiydi ve her Anadolu lisesinde olduğu gibi İngilizce ağırlıklı bir müfredat vardı. Ama çocukların çoğu duyarsız kalmadı. Konuşmamda sadece en azından kendi kullandıkları Türkçeye dikkat etmelerini rica ettim. Sizler örnek olursanız sizi takip eden çok olacaktır dedim. Bu konuşmam, Türkçe hareketini daha da hızlandırdı. Selçuk Üniversitesi Türkçe topluluğunun da bu konuda çok güzel çalışmalara imza attığını biliyordum. Daha önce şehrimize açılacak olan bir alışveriş merkezinin adını "Kule City"den "Selçuklu Kulesi" ya da daha yaygın adıyla "Kule Site"ye çevirmeyi başarmışlardı bir imza kampanyasıyla. İnternet sitelerinden e-posta ( daha doğrusu el-mek - elektronik mektup- ) adreslerini bulup telefon numaramı ilettim ve düşüncemizi açıkladım. Onlardan da hemen yanıt geldi. Çalışmalarımıza destek oldular. Hatta çeşitli okullarda toplantılar düzenlemeyi planlıyorlarmış. Ancak bu fikirleri ne yazık ki hâlâ uygulanamadı. Türkçeye gönül veren öğrencilerim, sokakta yürürken bile yabancı bir tabela gördüklerinde içeri girip uygun bir dille dükkan sahiplerini uyarmaya başladılar. Hatta daha da ileri gittiler. Anlattıklarına göre sabah servisle okula gelirken bir dükkanın yabancı tabela kullandığını görünce servis sürücüsüne hemen durmasını söylemişler ve durumu açıklamışlar. Sürücü, zaten servis içinde geçen ateşli konuşmalardan durumu biliyormuş. O da onlara katılmış, tüm servis öğrencileri ve sürücü dükkana girip dükkan sahibine yaptığının yanlış olduğunu anlatmaya çalışmışlar.
Gördüğünüz gibi bu hareket çocuklarda yer ettiğinde toplumun pek çok kesimine kolaylıkla yayılıyor. Hatta o sene 10. sınıf olan öğrencilerim kendinden küçük sınıfları da bu konuda yetiştirmeye çalışıyor, haftada bir toplantı düzenliyorlardı. Tabi işin bir de olumsuz boyutları var. Çocukların bu çalışmalarını her nedense sindiremeyip benim sivrilme hırsıma bağlayanlar oldu- geçici görevde ve öğretmenlikte nasıl sivrileceksek artık- Hatta Türkçeyi koruduğumuz için İngilizceyi küçük düşürdüğümüz iddiasında bulunanlar oldu. O dönemlerde üstümdeki baskıdan dolayı çok bunaldığımı itiraf etmeliyim. Bu zorlu bir yol ve çoğu zaman çocuklardan başka destekçiniz olmuyor. Ama onlardaki ışık size de güç veriyor.
Bu yıl çalıştığım okulda da böyle bir hareket başlatmayı düşündüm. Diğer arkadaşlarım,daha önceden dövizler ve duvar gazetesi ile bilinçlendirme çalışmaları yapmış. Ancak daha ötesine taşıyamamışlar. Sanırım onların da önlerine engeller çıkmış. Ben yine her zamanki gibi sınıflarımda zaman zaman bu konuya değiniyorum. Okulumuzda toplantı salonu olmadığı için Selçuk Üniversitesi Topluluğunu da davet edemedim. Ama açıkçası böyle gitmesine de razı değilim. Lalezar öğretmenim neler yaptığımı sorduğu için bunları anlattım. Eminim ki pek çok arkadaşım da kendi okullarında bu konu üzerine eğiliyorlardır. Hâlâ devam ediyor mu bilmiyorum, Kadıköy Anadolu Lisesi'nde de böyle bir topluluk kurulmuş, hatta çocuklar bir internet sitesi de hazırlamışlardı.
Saygılarımla
« Son Düzenleme: Ekim 05, 2007, 09:29:04 ÖS Gönderen: ahmer » Logged

bazı şeyler için iyi olmak yetmiyor
Gohitit
Yeni Üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5


Türkçe giderse Türkiye gider!


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #3 : Ekim 05, 2007, 09:19:48 ÖS »

Gerçekten ürpertici.

Neyimize sahip çıkabiliyoruz ki?

Dilimize sahip çıkmaya kaşkıştığımızda "Evrensel dil olan İngilizce"den bahsediyorlar. Neresi evrenselse artık...

Atalarımıza sahip çıktığımızda, kültürümüze sahip çıktığımızda, tarihimize sahip çıktığımızda ise "faşist" diyorlar. Ama Türk'e sövene "düşünce özgürlüğü, insan hakları" diyorlar.

Karagöz ve Hacivat'a başkaları sahip çıktı.

Baklavayı Yunanistan sahiplenmeye çalışıyor.

Yoğurdu Bulgaristan tescillemiş bile.

Sıradan bir tabir olacak ama "yemeyenin malını yiyorlar" resmen.

Akvaryum uğraşı ile ilgilenmekteyim yıllardır. Konuyu buradan da irdeleyeceğim. Ülkemize özgü bazı balık türleri var. İsimlerinin Türkçe karşılıkları olmadığından ve bilimsel çevrelerde Latince isim kabul gördüğünden, Latince isimlerini vereceğim önce. Bu balıklardan biri Aphanius burduricus, diğeri ise Aphanius villwocki. Şimdi ne alakası var diyeceksiniz belki. Anlatayım: Bu balıklar, dünyada sadece ve sadece ülkemizde yetişmekteler. Dünyada başka yerde yok bunlardan. Ama bu türleri yakalayıp yakalayıp yabancılara satma derdinde olan -ama milliyetçiliği kimseye bırakmayan- bazı tipler tanıyorum.

Demem o ki milletimiz duyarsızlaşmış ve kendi kültürüne ait olan her şeyi ve kendi topraklarına ait her şeyi yabancılara dağıtma peşinde.

Sokağa çıktığımda dükkanların adı hep İngilizce. Ya, 2 bin nüfuslu bir belde var. Numunelik 1 tane berber dükkanı var. İsmi "Class"mış. Nedir şimdi bu?

Bir millet bana göre önce dilini kaybeder. Sonra her şeyini kaybeder.

Bir milletin topla tüfekle değil, ancak ve ancak dilinin (kültürünün) tahrip olmasıyla yok olabileceğinin bilincindeyiz. Eski uygarlıklar nerelere gitti sizce? Hititler, Lidyalılar, Frigyalılar ve daha niceleri tarihten silinirken Türkler, Çinliler, Hintliler, Japonlar neden halen varlıklarını sürdürebiliyorlar? Eski uygarlıklar buharlaşmadı. Ama dillerini kaybettiler, başka milletlerin kültürlerini benimsediler. Ve böylece yok olup gittiler. TÜRKÇEMİZ her şeyden önemlidir.

Nitekim, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK de Türkçemize sahip çıkmamızın ne derece önemli olduğunu şu sözleri ile belirtmektedir:

"Türk milletinin dili Türkçedir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır. Bir de Türk dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti, geçirdiği bunca tehlikeli durumlarda, ahlakının, geleneklerinin, anılarının, çıkarlarının, özetle, bugün kendi ulusallığını yapan her şeyin dili aracılığıyla korunduğunu görüyor. Türk Dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir."

"Türk demek dil demektir. Ulusallığın çok belirgin özelliklerinden birisi dildir. Türk ulusundanım diyen insanlar, her şeyden önce ve ne olursa olsun Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan, Türk ekinine, topluluğuna bağlılığını öne sürerse buna inanmak doğru olmaz."

"Türk dilinin sadeleştirilmesi, zenginleştirilmesi ve kamuoyuna bunların benimsetilmesi için her yayın vasıtasından faydalanmalıyız. Her aydın hangi konuda olursa olsun yazarken buna dikkat edebilmeli, konuşma dilimizi ise ahenkli, güzel bir hale getirmeliyiz."
Logged

Gerçek ismim ve soyadım: Onur G. HİTİT

"Türk demek, Türkçe demektir. Ne mutlu Türk'üm diyene!" Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
lalezar
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : Ekim 05, 2007, 09:45:07 ÖS »

kıymetli öğretmenlerim,
verdiğiniz ayrıntılı bilgiler için  yürekten teşekkür ederim.
benim için baya yol gösterici olacağını düşünüyorum.
ben de anadolu lisesinde çalışmaktayım...
okulumuzun 150 kişilik konferans solonu var.acaba sizin bahsettiğiniz selçuklu topluluğu
bizim okula gelirler mi?yani faydalı olabileceğini düşündüğüm için söylüyoru.
evet önce idarenin onayını alıp yola koyulmak lazım...

bugün bir öğrenci ses bilgisi ile ilgili bir sunu hazırlayıp sundu.kaynaştırma harflerini anlatırken ''S'' yi ''es '' diye okudu...
galiba bizim azılen eyleme geçmemiz gerekiyor...
bana bu yolda ışık olduğunuz için tekrar teşekkür ederim..
saygılar...
Logged
ahmer
Uzman Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 468



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Ekim 05, 2007, 09:57:38 ÖS »

kıymetli öğretmenlerim,
verdiğiniz ayrıntılı bilgiler için  yürekten teşekkür ederim.
benim için baya yol gösterici olacağını düşünüyorum.
ben de anadolu lisesinde çalışmaktayım...
okulumuzun 150 kişilik konferans solonu var.acaba sizin bahsettiğiniz selçuklu topluluğu
bizim okula gelirler mi?yani faydalı olabileceğini düşündüğüm için söylüyoru.
evet önce idarenin onayını alıp yola koyulmak lazım...

bugün bir öğrenci ses bilgisi ile ilgili bir sunu hazırlayıp sundu.kaynaştırma harflerini anlatırken ''S'' yi ''es '' diye okudu...
galiba bizim azılen eyleme geçmemiz gerekiyor...
bana bu yolda ışık olduğunuz için tekrar teşekkür ederim..
saygılar...
Değerli öğretmenim, hangi ilde bulunduğunuzu bilmiyorum. Eğer Konya'daysanız yardımcı olabilirler. Ancak topluluk üyelerinin üniversite öğrencisi olduğu düşünülürse uzak bir ile gelmekte zorlanabilirler. Yine de denemekte, onlarla iletişim kurmakta fayda var. Ama pek çok üniversitede Türkçe Topluluğu var. Bulunduğunuz ilin üniversitesinden bir topluluk olursa daha çok yardımcı olabilir. Google'da "Türkçe Topluluğu" diye aratırsanız bulunduğunuz ildeki ya da size en yakın Türkçe topluluklarının adreslerine rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Yardım ricanızı geri çevirmeyeceklerinden eminim. Ayrıca internette bu konu üzerine kurulmuş birçok site var. Site yöneticileri de hiçbir zaman desteklerini esirgemiyorlar.  Saygılarımla
Logged

bazı şeyler için iyi olmak yetmiyor
ahmer
Uzman Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 468



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Ekim 05, 2007, 10:02:55 ÖS »

Yıllar önce TRT 1'de bir tartışma programında- yanlış hatırlamıyorsam Konuşuyorum programıydı- çok güzel kısa bir belgesel gösterilmişti. Adı Vurun Türkçeye idi. İzlemek isteyenler aşağıdaki adresten ulaşabilirler. Saygılarımla

http://www.youtube.com/watch?v=S54apxVdO0w
Logged

bazı şeyler için iyi olmak yetmiyor
lalezar
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : Ekim 05, 2007, 10:12:04 ÖS »

hocam ben Antalya'dayım.
BİLGİLENDİRDİĞİNİZ İÇİN  ÇOK SAĞOLUN.
İNŞALLAH BANA YARDIM EDERLER BU KONUDA.
BİRDE VURUN TÜRKÇEYE SUNUSUNU GEÇEN YIL ÖĞRENCİLERE İZLETMİŞTİM
 GERÇEKTEN GÜZEL HAZIRLAMIŞLAR...



Logged
uzunyaylali
Yeni Üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 9


GELDİLER, ACI ÇEKTİLER VE GİTTİLER...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : Ekim 29, 2007, 07:49:24 ÖS »

 Ömer Seyfettin ' Her millet kendi lisanında yaşar.' der. Milletlerin ilk ve en önemli hasleti dildir. Dilin bozulması milletin bozulması demektir. Türkçe konusunda hassas olmamız, Türkçe'ye yeterince özen göstermeyenleri uyarmamız gerekmektedir. Medya kuruluşlarını mesaj bombardımanına tutmamız şarttır. Hatta yürüyüşler yapmalı, kamuoyu oluşturmalıdır..
Selam olsun, Türkçe dostlarına...
Logged

Dünyaya fazla bağlanma ki ayrılırken çok acı çekmeyesin...
aybilge
Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 91



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #9 : Aralık 02, 2007, 01:20:00 ÖÖ »

Merhaba arkadaşlar,

Yazdıklarınızı dikkatle okudum.Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak doğunun bir ilçesinde çalışıyorum.Öğrenci mevcudu az olan bir lisede güzel şeyler yapmaya çalışıyoruz.Size başımdan geçen bir hadiseyi anlatmak istiyorum.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri çerçevesinde öğrencilerime "Vatan Sağolsun" adlı tiyatro oyununu çalıştırdım.Konu Kurtuluş Savaşı yıllarını anlatıyor.Oyunda Yunan askerleri ve onlara karşı koyan bir avuç Anadolu insanı var.Oyunda Yunanlı bir komutan devamlı Türklere hakaret ediyor. Oyunun sonunda bir Türk kadınının aklı ve inancı sayesinde Yunanlı askerleri nasıl alt ettiği anlatılıyor.Oyunun konusu hakkında kısaca bilgi verdim ki anlatacağım olayı daha iyi anlayasanız.

"Vatan Sağolsun" adlı oyunumuz çok beğenildi.Halktan da olumlu tepki geldi. 2-3 gün sonra öğretmen arkadaşlarla bir araya gelerek okul ve öğrenci sorunlarıyla ilgili genel bir toplantı yaptık.Toplantıda bazı öğetmen arkadaşlarım öğrenci mevcudumuz az olduğu için tiyatro oyunlarına karşı olduklarını söylediler ve öğrencilerin başarı seviyelerini düşürdüğünden bahsettiler(Tiyatro oyunu nasıl öğrencinin başarısını düşürüyor hâlâ anlamış değilim). Bunları söyleyen iki öğretmen meslektaşım.Bir de üzerine "Vatan Sağolsun" adlı oyunda Yunanlıları düşman gösterdik diye tepki göstermesinler mi?Oyunda niçin Yunan bayrakları yapıp asker kıyafetlerine dikmişiz.Türkiye'de yıllarca komşu ülkeler düşman gösteriliyormuş da öğrencilere kötü örnek oluyormuş da ...buraya yazmak istemediğim daha pek çok şeyi söylediler.Bunlardan biri de tarih öğretmeniydi.Ben de onlara tepki gösterdim.Yunanlıların bizim topraklarımızda ne işi vardı, misafirliğe gelmediler herhalde diye...

Sonuç olarak, şimdi size soruyorum. Bu zihniyette olan öğretmenlerin yetiştirdiği öğrenciler nasıl olsun...

Biz öğretmenler önce kendimizi güzelce yetiştirelim.Öğrencilerin Türkçeyi güzel ve doğru kullanmalarını sağlamak sadece Türkçe ile Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerine düşmüyor, diğer alan öğretmenlerinin de en az bizim kadar sorumluluğu var.

Türk kültürünün temelini Türk dili oluşturur.Bizler, dilimiz varolduğu sürece dünya ülkeleri arasında yerimizi koruruz.
Logged
Edebiyat Öğretmeni
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Online Online

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6192


Calİmero


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : Aralık 23, 2007, 09:47:41 ÖS »

Tüm yazıları dikkatle okudum. Türkçe için sadece biz edebiyat öğretmenlerini çalışmları yetersiz. Tüm öğretmenleri veya tüm kurum ve kuruluşların bu konuda çalışma yapmaları lazım. Ancak hiçbir ciddi atılım yok (bu atılımlar olmadığı için Türkçenin hala ayakta olmasına şaşmıyor değilim.) TDK gibi kurumları işlerliğini yitirmesi Türkçeye büyük bir darbe. TDK'nın yaptığı çalışmalarla iligli tek bilgim bir türlü yerine oturtulamayan noktalam işaretleri ve yazım kuralları ile iligli kuralları değiltirip durmak. Bunun dışında dil konuyla iligli yeni çalışmalarına (yabancı sözcüklerin Türkçeye girmesini engellemek amacıyla yeni sözcük türetme gibi) henüz rastlamadım. Türkçenin yozlaşmasının engelleme işi birkaç kişini atımıyla gerçekleşecek gibi görünmüyor. Sürekli olarak imla kurallarını değiştir de Türkçenin yozlaşmasını engellemek biraz zor gibi. (TDK'nın son zamanlarda tek yaptığı bu) Bazı kuralları yap boz gibi değiştirip durursak yeni çalışmalara nasıl başlayacağız. Tabi ki sorun sadece imla kurallarını değiştirmektan ibaret değil. Bunun altını önemli çiziyorum. Yine de çaba sarfediyorum, çaba sarfediyoruz.
Benim öğrencilerim arasında birleşik sözcüklerin hecelemesi konunu bilmeyenler var. İlköğretimden gelen yanlış bilgilendirmeyi bizler liselerde düzeltmek için çaba sarfediyoruz. Keşke o öğrenciler yanlış öğrenip gelmeseler. İşimiz çok daha kolay olacak.
Aslına bakarsanız TDK'nın üzerine düşün görevi yapması gerekiyor. Bir zamanlar ilerleme, gelişim, bilgisayar gibi sözcükleri dilimize kazandıran bir kurum olması gerekir. Böyle çalışan bir TDK istiyoruz. Şimdiki gibi yabancı sözcükleri Türkçe sözlüğe almaya çalışan bir TDK değil (okey, iceberg gibi).


Logged
hüsamdikit
Üye
**
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 98



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #11 : Mayıs 18, 2008, 01:18:31 ÖÖ »

Çok Beğendiğim Bir Yazıyı Türkçe sevdalılarıyla paylaşmak istedim...
”BUGÜNDEN SONRA DİVANDA, DERGÂHTA, BARGÂHTA, MECLİSTE VE MEYDANDA TÜRKÇEDEN BAŞKA DİL KULLANILMAYACAKTIR.”  KARAMANOĞLU MEHMET BEY (13 Mayıs 1277)
 Karamanoğullarının üçüncü hükümdarı Karamanoğlu Mehmet Bey, millet olarak yaşamanın ilk şartı olarak, dil birliğinin sağlanması gerektiğine inanıyordu. Kendi dilini ve kültürünü hor görüp başka kültürlere özenenlere karşıydı. 1277 yılında yayınladığı fermanla Türkçe’den başka bir dil konuşulmasını yasakladı. Yedi asır önce Türkçe’ye verilen değeri günümüzde görememek aşağıda okuyacağınız şiirdeki gibi sizlerin de yüreğini sızlatıyorsa artık dilimize sahip çıkmanın zamanı gelmiş demektir.
ARIYORUM Karamanoğlu Mehmet Beyi arıyorum. Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı? Bir ferman yayımlamıştı; Bu günden sonra divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste, meydanda Türkçeden başka dil konuşulmaya diye,Hatırlayanınız var mı? Dolanın yurdun dört bir yanını, Çarşıyı, pazarı köyü, şehri Fermana uyanınız var mı? Nutkum tutuldu, şaşırdım merak ettim, Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere, Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı? Tanıtımın demo, sunucunun spiker, Gösteri adamının showman, radyo sunucusunun discjokey, Hanımağanın first lady olduğuna şaşıranınız var mı? Dükkânın store, bakkalın market, torbanın poşet, Mağazanın süper, hiper, gros market, Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı? İlân tahtasının billboard, sayı tabelâsının skorboard, bilgi alışının birifing, bildirgenin deklârasyon, Merakın, uğraşın hobby,korkunun fobi olduğuna, sohbetin chat olduğuna güleniniz var mı?  Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı, Beldelerin girişinde wellcome, Çıkışında, good-bye okuyanınız var mı? Korumanın, muhafızın body-guard, Sanat ve meslek pirlerinin, duayen, İtibarın, saygınlığın prestij, güncelliğin trend, özrün pardon, sağolun mersi ,hoşçakalın çaww, kibar erkeğin centilmen veya centilboy olduğunu bileniniz var mı? Seki’nin, alanın platform, merkezin center, işyerinin ofis,Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final, Özlemin, hasretin nostalji, gündemde olmanın inn gündemden düşmenin aut olduğunu öğreneniniz var mı? İş hanımızı plâza, bedestenimizi galleria, Sergi yerlerimizi center room, show room, Büyük şehirlerimizi, mega kent diye gezeniniz var mı? Yol üstü lokantamızın fast-food, mı? İki katlı evinizi dubleks, üç katlı komşu evini tripleks, Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre, Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı? Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik, Vurguncunun spekülatör, eşkiyanın mafya, Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa sponsorluk, gösteri salonuna showland,yinelemeye egale, düzenlemeye dizayn,uzlaşmaya konsensüs diyeniniz var mı? Mesireyi, kır gezintisini picnic, Bilgisayarı computer, hava yastığını air-bag, Pekâlâyı, oluru okey diye söyleyeniniz var mı? Çarpıcı, önemli haberler flash haber, sorun yok no problem,  Yaşa, varol sevinçleri oley oley, Yıldızları star diye seyredeniniz var mı? Vırvırık dağının tepesindeki köyde, Cafe-show levhasının altında, Acının da acısı, nes-kaaave içeniniz var mı? Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken, Dilimizin çalındığını, talan edildiğini, Özün, el diline özendiğine içi yananınız var mı? Masallarımızı, tekerlemelerimizi, atasözlerimizi unuttuk, Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik. Türkçemiz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı? Karamanoğlu Mehmet Bey i arıyorum, Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı? Bir ferman yayınlamıştı.... Hayal meyal hatırlayıp da sahip çıkanınız var mı?...............
. İki kişi telefonda konuşuyor. Biri, diğerinin katılamadığı ve bütün ortak arkadaşlarının bir araya geldiği toplantıyı anlatırken, “Korkunç güzel bir partiydi, bi ara millet abartı kasıp triplere girdi, n’oluyoruz oldum ben . Hepimiz koptuk yani!”Böyle ortamları banal bulduğu için artık free takılıyorum diyor. Ertesi gün buluşup buluşamayacaklarını konuşuyorlar bir süre sonra. “Yarın fulüm.” diyor biri diğerine,“Hastayım artı streslerdeyim.” “Bunalım takılıyorsun yani?” diyor öteki, kurduğu cümleye bir soru vurgusu ekleyerek. “Yok, panik olma hemen.” diye yatıştırıyor beriki, “Daral geldi biraz, nema problem.” Biri diğerine,’takıldıkları site’de uzun zamandır kendisini göremediğini, ‘chat odaları’nda bulamadığını söylüyor ve ekliyor: “Mail box’ına bak, süper e–mailler geldi geçen, kafa bi arkadaştan, hepsini download ettim daha sonra döncem sana!” Bir süre daha konuştuktan sonra, birbirlerine tekrar ‘alolaşacaklarını’ söyleyip ertesi gün “beş gibi” buluşmayı kararlaştırıyor ve son cümlelerini kuruyorlar: “Kendine iyi bak, hadi öpüldün, çaav!”, “Ben de seni çok öpüyorum, kendine dikkat et!”
Türk dili dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil şuurla islensin.Ülkesinin yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır."
                                                                                                                            M.K. Atatürk
Logged

Şirler bile pençe-i kahrımda olurken lerzan
Beni bir gözleri âhuya zebun etti felek
                             Yavuz Sultan Selim Han
meryozcan
Ziyaretçi
« Yanıtla #12 : Mayıs 18, 2008, 12:43:34 ÖS »

Emeği geçen fikirleriyle duyarlılıklarını gösteren bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum...

Türkilizce olmadan kolları sıvamak gerekiyor artık....Karınca misali...
Logged
siyahsemazen
Ziyaretçi
« Yanıtla #13 : Mayıs 29, 2008, 11:47:51 ÖS »

dil için hassasiyet geliştiren arkadaşların her birine sonsuz teşekkürler
Logged
meryozcan
Ziyaretçi
« Yanıtla #14 : Mayıs 29, 2008, 11:54:26 ÖS »

ben moderatörün zeki çevik aynı zamanda uyanık olanını severim diye bir söz var mı acaba... Sırıtan
Sıfatlar da epey uzamıştı değil mi ? Kahkaha
Logged
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM