|
ahker
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #6 : Kasım 27, 2008, 10:01:14 ÖÖ » |
|
Canan Hanım,
Özel eğitim kurumlarını böylesine eleştirirken, resmi eğitim kurumlarını temize çıkardığımı sanmayın sakın! Hani derler ya: Al birini, vur ötekine!
Meseleye, parasal açıdan (öğretmenlerinin maaşlarının düşüklüğü yönünden) bakmıyorum ben. O nasılsa halledilir. Özel öğretim kurumlarında maaşlar görece yüksek olmasına rağmen, eğitim adına yapılanlara bir bakar mısınız lütfen! "Kafaya test, mideye tost!" İşin özeti budur. Bilim, felsefe, sanat alanlarındaki gelişmeler, ilerlemeler, yönelimler, sadece 5 seçeneğe sığdırılabilir mi hiç, olacak şey midir? Özgür düşünceye hakarettir, dahası ihanettir bu.
Resmi okullarda nasıldır peki? Birtakım şablonlar, dogmalar, klişeler ezberletilir sadece ve onların doğru olup olmadıklarından öğrencinin şüphe etmesi katiyen istenmez. Bunu, ülkeyi yönetenler de istemez, eğitim (bence "öğütüm" demeli) sistemini yönlendiren idareci kesimi de istemez. Öğretmenler ister mi sanki? Hayır istemez ve ne yazık ki, öğretmenlerin ezici çoğunluğu hiçbir düşünsel-sanatsal faaliyetle (buna pasif okuma da dahil) asla ilgilenmez. İlgilenmedikleri gibi, ilgilenenleri de küçümserler. Dolayısıyle, kendisine dayatılan "sözümona doğrular"ı, o da öğrencilere "tanrı kelâmı"ymış gibi nakleder. Çünkü, kendisine önerilen dünyanın dışında bir dünya olabileceğini, bu tip öğretmenler, hayal dahi edemezler.
Arabalanmayı, yazlık-kışlık edinmeyi çok iyi becerirler de, her nedense, ayda iki kültür-sanat dergisine taş çatlasın 10 ytl. vermeyi, ayda hiç değilse 1 kitap okumayı akıllarının ucundan geçir(e)mezler. Haksız mıyım?
Öğretmen evlerini, sağcısıyla-solcusuyla-bilmemnecisiyle öğretmen sendikalarının lokallerini bir dolaşın isterseniz; haksız olmadığımı anlayacaksınız o vakit.
Sözün özü: Biz öğretmenler, ağlaşmayı bırakmalıyız artık. Kaşarlanmış kafalarımızı ve fosilleşmiş kalplerimizi, kültürel-sanatsal-felsefi atılımlarla zenginleştirmedikçe, üç maymun'u oynamayı sürdürdükçe, özeliyle-resmisiyle bütün kurumlardaki "eğitim traji-komedyası" devam edecektir.
Yazık oluyor, bu güzelim coğrafyamıza!
Ülkemizi seviyorsak, insanımızı seviyorsak, uzak-yakın tarihsel bilincimize yeniden bir çeki-düzen vererek, talihimizi düze çıkarmayı başarabilmeliyiz.
Yoksa, bu her yanından sapır sapır dökülen eğitim mekanizması varken, biz öğretmenlere değil 1.500 ytl, 15.ooo ytl de verseler ayda, hiçbir yaraya merhem olmayacaktır bu. 1 arabanın yanına 1 araba daha, 1 yazlığın yanına 1 yazlık daha satın alınacaktır da, kitap okuma oranı gene de 1 milim yukarı çıkmayacaktır.
Sorun, temelde maddi değildir yani, manevi ve kültüreldir. Baştan beri bunu vurgulamaya çalışıyorum.
Esenlikler dilerim, Canan Hanım.
|