|
kızıl ile kara
|
 |
« Yanıtla #5 : Nisan 22, 2009, 10:38:52 ÖÖ » |
|
emekli hocamın tavsiye ve tecrübelerinden ben de çok faydalanmak isterim. benaks hoca'ma da özel mesajla da ilettim, benim durumum kendi bilgisizliğimden ya da bedavaya stajımın kalkmasını istememden kaynaklanmıyor, tamamen dershanenin kötü niyetinden kaynaklanıyor. yanlış yorumlamışlar... ben dershane stajının kalkması için 12 ay boyunca ssk primlerinin yatması gerektiğini en başından biliyordum, ilk çalıştığım kurumla da bu konuyu aynen böyle konuştum, "ben yaz tatilinin başından itibaren yokum, burada kalmayacağım, bir dahaki seneye çalışmayacağım" dedim, çünkü ailem başka bir şehirdeydi ve ben de onların yanına dönmek istiyordum. onlar da yıl içindeki ücretimi çok düşük tutup, yazın sigorta primlerimi yatırmayı kabul ettiler. fakat daha sonra bu durumdan caydılar, beni kaybetmek istemediler, böyle bir tehditle beni kendilerine bağlamak istediler. bunu reddedince de bir yıllık emeğim, az ücrete razı olmam, canla başla çalışmam, her şey, her şey boşa gitti. ben kaybettim, ya da belki de kaybettiğimi sandığım anda kazandım. onlar kazandığını sanarken kaybettiler. durum bundan ibaret. elbette ki kimseden çalışmadan para ya da şahsıma fazladan bir hak tanınmasını istemem.
herkes elini vicdanına koysun, okuduğunu doğru anlasın lütfen, kimse kendi çocuğunun ya da yakınının başına gelmesini istemeyeceği bir durumda sırf dershaneci olduğu için olaya objektifliğini yitirerek yaklaşmasın. ahlaklı ve düzgün çalışan kurumlar tabii ki çok fazla, ama dershanelerin birçoğunda durum rezalet ötesi, bu sorunların bir kısmına ben de zamanında yöneticilik yaptığım için vakıf oldum, neyse ki benim çalıştığım dershane işi ciddiye alan bir kurumdu. henüz öğrenci olduğu halde küçük sınıflardan tutun da öss gruplarına kadar derslere sokulan arkadaşlarımız var, üç otuz paraya çalıştırılan dershane öğretmenlerinin benim görebildiğim dişe dokunur hiçbir hakkı yok, çünkü biraz diretirseniz iş bulamazsınız, sizin yerinize sizin yarı paranıza bir başkası işinize taliptir zaten. hak isterseniz alamazsınız, tamamen kölesiniz, bir sabah dershaneye gelince işine son verildiğini öğrenip ağlayarak evine giden az mı arkadaşımız oldu? sebep neydi? daha sonra da çalıştı bu insanlar, gayet de iyi ve kaliteli birçok öğretmen bu şekilde işinden uzaklaştırıldı. sebep yok! daha ucuza çalışacak biri bulunmuştu muhtemelen ya da dershane sahibinin bir tanıdığı iş arıyordu ve işe o başlayacaktı... benim daha geçen sene çocuğunun doğumuna bir ay kala son derece kaliteli bir geometri hocama, işten uzaklaştırıldığını söylemek zorunda kalışımı ben nasıl unutabilirim? baba olmak üzere bu insan, bir ailesi sorumluluğu var, büyük umutlarla işe başlamış sadece bir iki ay olmuş çalışmaya başlayalı. bütün öğrencileri de kendisinden memnun, çalışma arkadaşları da... ama daha ucuza çalışacak bir rakibi çıkmış... hiçbir şey yapamadık. uzaklaştırılan arkadaşlarımız hiçbir şey yapamadılar. bunların hiçbir hakkı yok, ellerinden hiçbir şey gelmiyor.şu anda bir sürü pişmanlık yaşıyorum, keşke örgütlenebilseydik, en azından "sebebini" sorsaydık! hepimiz işi bırakmakla tehdit etseydik kurumu, ne olacaktı? Allah rızkımızı mutlaka ki verirdi, keşke durduğumuz yeri belli etseydik zamanında! o gün öğretmenler odasında bunlar konuşulurken, bir arkadaşımız çıkıp dedi ki; "benim şu anda paraya ve işe ihtiyacım var, maalesef size katılamam! " gerçek de bu, herkes kendi çıkarını düşünüyor, örgütlenmek, birlik olmak, bunlar dershane öğretmenleri için hayalden de öte...bunları dershaneden yolu geçen hemen herkes bir şekilde yaşadı, yüreği sızladı o anda... geçim kaygısıyla, ses çıkaramadılar birçok şeye. daha sonra hasbelkader dershane yöneticisi ya da sahibi olunca bir anda bu günleri unutmasınlar. doğru ve düzgün çalışsınlar, hak yemek kadar büyük bir günah da yok. Yüce Rabb'im bile, karşısına kul hakkıyla gelinmesini istemiyor.
çok özür dilerim kişisel olarak kimseyle bir sorun yaşamak istemiyorum, yalnızca bazen hepimiz suçlayıcı olabiliyoruz, okunanları doğru yorumlayamayabiliyoruz. doğrudur, sizin de hakkınızı yemişler, cezalarını da bulmuşlar diyemiyoruz.
bu arada yeni mezun arkadaşlarıma şunu söyleyeyim, stajımın kalkması noktasında benim bundan hiçbir şekilde prim yapmama izin verilmiyor arkadaşlar. bir dershaneyle görüşmek için gidiyorsunuz, kaç yıllık öğretmen olduğunuzu soruyorlar. söylüyorsunuz. bunun üstünde hiç durmuyorlar. stajınızın kalkıp kalkmadığını soruyorlar. kalktı derseniz, bu önemli değil, bünyemizde stajı kalkmamış öğretmenler var, bu size bir prim sağlamaz burada diyorlar. kalkmadı derseniz de stajınız kalkmadı mııı, aaa, tüh, o zaman ücretinizi de ona göre belirleriz diyorlar. her durumda kendileri kazanmaya çalışıyor. ben de kalkıp gidiyorum, nerede samimi, içten ve dürüst bir insan görürsem, o zaman sözleşmeye imzayı basıyorum. bana birisi desin ki, "hocam, siz çok tecrübeli ve başarılı bir öğretmensiniz, ancak bizim şu anda size ödeyebileceğimiz ücret şu kadardır. bu hakkettiğinizin çok altındadır, ne yapmak isterseniz yapın, siz bilirsiniz" desin. işte o zaman ben orada kendimi iyi hissediyorum. öğretmen ve insan kıymeti her zaman parayla bilinmez, saygı ve karşılıklı iyi niyet gerekir. koltuğa oturup da iş görüşmesine başladığınız anda tek derdinin para olduğunu belli eden, size üç kağıt yapmak isteyen yerlere prim vermeyin, vermezseniz, onlar da çalıştıracak öğretmen bulamayacak ve öz eleştiri yapmak zorunda kalıp kendilerini düzelteceklerdir. bizim işe ihtiyacımız olduğu kadar onların da öğretmene ihtiyacı vardır. kendi değerinizi asla küçültmeyin, çok değerlisiniz, bunu unutmayın.
Emekli hocam, lütfen siz de bize tavsiyelerde bulunun.
|