|
Yusuf
|
 |
« : Eylül 13, 2011, 04:54:35 ÖÖ » |
|
(Nilüfer Tekin öğretmenimiz foruma üye olmada sorun yaşadığı için aşağıdaki yazısını mailime gönderdi paylaşmamı rica etti)
Merhaba, Ben Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim. 25 Ağustos'ta Milli Eğitim Bakanlığı, Talim ve Terbiye Kurulu web sitesinde 9-10-11-12. sınıflar Dil ve Anlatım dersi öğretim programları yayınlandı. Programı baştan sona inceledim.
9. sınıf eski öğretim programında, Türkçenin temeli olan anlam konuları ile dil bilgisi konularının büyük bir kısmı yer alıyordu. Üniversite giriş sınavlarından YGS’de sorulan tüm sorular da 9. sınıf ve öncesinde (6-7-8. sınıf) öğretilenler dikkate alınarak seçiliyordu. Ben dâhil birçok meslektaşımın ortak şikâyeti 9. sınıftaki konuların çok fazla, 11. ve 12. sınıftaki konuların ise çok az olmasıydı. Talim Terbiye Kurulu Türkçe komisyonu bu konuda bir adım atarak 9. sınıf yeni öğretim programından bazı konuları çıkarmış. Ancak bu konular diğer sınıfların programlarına alınmamış.
Çıkarılan konular, ne yazık ki, "yazım kuralları”, “noktalama işaretleri”, “kelimede yapı”, “cümlenin öğeleri”, “cümle türleri” ve “anlatım bozuklukları” gibi Türkçeyi doğru ve güzel kullanmak isteyen herkesin mutlaka bilmesi gereken konulardan oluşuyor. Çok önemli olan bu altı konunun 9. sınıf müfredatından lise öğrenimi boyunca bir daha işlenmemek üzere çıkarılması; lise mezunu öğrencilerin kendini düzgün ifade edecek biçimde yazı yazabilmesi ve okuduğu metinleri doğru bir şekilde anlamlandırıp yorumlayabilmesi açısından büyük bir engel teşkil etmektedir. Oysa Dil ve Anlatım dersinin amacı okuyan, okuduğunu değerlendiren, yazma yeteneği gelişmiş bireyler yetişmesine katkı sağlamak değil midir?
Dil, bir insanın kültürel dünyasının oluşmasındaki en önemli unsurlardan biridir. Ancak korkarım ki hiç kimse; yazım kuralları, noktalama işaretleri ve doğru anlatım biçimlerini bilmeyen bir bireyin okuma ve yazma yeteneklerinin gelişemeyeceğinin ve kültürel dünyasının fakirleşeceğinin farkında değil. Dilini düzgün kullanamayan, kültürel açıdan zayıf düşen bireylerin, haklarını ara-ya-mayan, mağduriyetlerini bildiremeden yaşamlarına devam eden, ülkenin geleceğinde söz sahibi olmak gibi bir ülküye sahip olmayan bir nesil oluşturacağı da aşikâr.
Belki de eğitim alanında yapılan bu hayatî değişikliklerle hedeflenen; gençlerimizin kendilerine sunulanlara karşı olumlu-olumsuz fikir üretmeden boyun eğmeleri, eleştirmeden, eleştirmeyi bilmeden yaşamaları, hem kendi gelecekleri üzerinde hem de ülkenin geleceğinde söz sahibi olmamasıdır.
Sonuç olarak Talim Terbiye Kurulu Türkçe Komisyonu’nun yaptığı değişiklikler, görünürde belki işlevsel ancak doğuracağı sonuçlar itibariyle oldukça vahim bir gelişmedir. Üstelik bu denli vahim sonuçları doğuracak hatalar, büyük bir eğitim camiasının fikri göz ardı edilip 3-5 kişinin kararıyla hayata geçirildikten sonra “Vah vah! Yanlış yaptık, geri alalım.” gibi basit bir cümleyle düzeltilemez. Bu kararın öncelikle milyonlarca lise öğrencisini, dolaylı olarak da Türkiye’nin geleceğini etkileyeceği unutulmamalıdır.
Lütfen çok geç olmadan komisyonun bu kararını gözden geçirmesini sağlayalım.
Nilüfer Tekin
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
|