EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 24, 2012, 02:11:03 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yaşanmamış Hikaye  (Okunma Sayısı 1283 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
fuzuliye
Ziyaretçi
« : Kasım 28, 2008, 07:38:32 ÖS »

Olay hikayesinde Maupassant' ın bazı hikayeleri olağanüstü ögeler içeriyor. Örneğin, "Ölüler Ne Diyor?" da mezarlarından çıkıp mezar taşlarındaki yazıları silip yerine yenilerini yazan hikaye kişileri var.

Hikayenin yaşanmış ya da yaşanabilir olması özelliğiyle bu durumu nasıl bağdaştırmak gerekir? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Logged
meryemozcan
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8580


Güzel olan sevgili değildir,sevgili olan güzeldir


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Kasım 28, 2008, 08:01:19 ÖS »

Hikaye; hayatta olan veya olacak kanısı veren olayları bir ölçü ile anlatan, hayalde tasarlanan ilgi çekici bir takım olayları anlatarak okuyanda heyecan veya zevk uyandıran yazıdır.
 Hayali bazı olaylar da girebilir hikayenin içine. Bu şekilde bağdaştırılabilir.
Logged


Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
fuzuliye
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : Kasım 28, 2008, 08:20:49 ÖS »

Hayali olarak anlatılmıyor hikayede.  Kararsız
Logged
meryemozcan
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8580


Güzel olan sevgili değildir,sevgili olan güzeldir


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Kasım 28, 2008, 08:27:48 ÖS »

Adam kendini aşmış demek ki.
Logged


Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
fuzuliye
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : Kasım 28, 2008, 08:29:06 ÖS »

 Kahkaha O aşmış da ben nasıl aşarım bu sorunu sence? Kimseler de yazmaz şimdi fikrini.
Logged
meryemozcan
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8580


Güzel olan sevgili değildir,sevgili olan güzeldir


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Kasım 28, 2008, 08:39:05 ÖS »

Ve Fuzuliye son bir ümitle yeni gelen mesajı tıklar.
Aradığını bulacak mıdır?

Hayır kader ona ağlarını örmeye devam edecektir.
Aman Allahım bu da ne onun içinden çıkamadığı hikaye değil mi?
Onun istediği bu muydu? Değildi elbet. Ahh mery diye geçirdi içinden...başka şeyler de geçirdi en incesinden.
 
Fuzuliye'nin sorunlu hikayesinden
Onu çılgınca sevmiştim! İnsan neden sever? Dünyada sadece bir varlıktan başkasını görmemek, kafasında sadece bir düşünce olmak, yüreğinde sadece bir arzuyu hissetmek ya da dudaklarında sadece bir adın tekrarlanması tuhaf mı acaba? Bir pınarın sularının yeryüzüne çıkmasına benzer şekilde ruhun derinliklerinden dudaklara kadar yükselen, hep söylenen, tekrar söylenen, bir dua gibi her yerde hep fısıldanan bir ad.
Hikâyemizi anlatmayacağım. Aşkın sadece bir hikâyesi vardır ve o zaten hep aynıdır. Tanışmış ve birbirimizi sevmiştik. İşte hepsi bu. Bir yıl boyunca, onun kollarında, onun şefkatiyle, sevgisiyle, giysilerinde, sözlerinde, bakışlarında, ondan gelen her şeye tutkun, ona bağlanmış ve hapsolmuş şekilde yaşamıştım. Her şey o kadar eşsizdi ki, gece miydi gündüz müydü, ölü müydüm, diri miydim, neredeydim, farkında değildim.
Ve işte öldü. Nasıl? Bilmiyorum, hiç bilmiyorum.
Yağmurlu bir gecede eve sırılsıklam döndü. Ertesi gün öksürüyordu. Yaklaşık bir hafta boyunca öksürdü ve yatağa düştü.
Ne olmuştu? Hiç bilmiyorum.

Logged


Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
fuzuliye
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : Kasım 28, 2008, 08:51:19 ÖS »

Tıkladım ve hüsrana uğradım.  Sırıtan Hikayenin en ilgisiz kısmını almışsın ayrıca.  Dil çıkaran Diyor ki mesela;

Orada ne kadar kaldım, bilmiyorum. Korkudan kıpırdayamaz hale gelmiş, kendimden geçmiştim; bağırıp çağırmaya ve ölmeye hazırdım.

Birden, üzerinde oturduğum mermerden kapak taşı hareket ediyormuş gibi geldi bana. Evet, sanki biri onu kaldırıyormuş gibi kapak taşı yerinden oynuyordu. Bir sıçrayışta yandaki mezarın üzerine attım kendimi. Az önce üzerinde oturduğum taşın doğrulduğunu gördüm. Birdenbire ölü göründü, çıplak bir iskelet, kamburlaşmış sırtıyla kapak taşını atıverdi. Görüyordum, gece ne denli karanlık olursa olsun, onu çok iyi görüyordum.


Öğrencilerim bu hikayeyi incelemişler ve biri "gerçek olamayacak kadar gerçek anlatılmış" yorumunu yaptı. Ben bi izahta bulundum ancak kendi cevabım onlara yetmiş gibi görünse de bana yetmedi. Bu kalabalık site ahalisi içinde cuma gecesi rehavetine kapılmayan birileri vardır belki de.
Logged
dayıbey
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 23


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Kasım 28, 2008, 09:12:45 ÖS »

Sevgili Fuzuliye, belki yine aynı umutla bu mesaja tıklayacaksın ve okuyacağın satırlar seni yine tatmin etmeyecek.
Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu durum hikayelerin yaşanmış ya da yaşanabilirliği ile hiç bağdaşmıyor(bence). Öğrencilerin kafalarının karışması gayet doğal. Fakat işe biraz uhrevi açıdan bakarsak, biliyoruz ki bir de diğer alem var ve onlar da bu alem içre ruhaniyetleri ile geziniyorlar??? Ney onları görenler de kalp gözü açık olan kişiler ise belki gerçeğe uydurulabilir.
Yanlış anlama dalga falan geçmiyorum ama birden aklıma geliverdi işte.
Logged
meryemozcan
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8580


Güzel olan sevgili değildir,sevgili olan güzeldir


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : Kasım 28, 2008, 09:18:40 ÖS »

Bir gün, sevgilisini aldatmak için dışarı çıktı, yağmura yakalandı, soğuk aldı ve öldü ( Ve Fuzuliye'nin Hikayesinin Acı Sürprizi)

Demek ki ölüler yalan söylemiyormuş.
Gerçeğe ulaşmak için sevdiğimizin ölümünü mü bekleyeceğiz.

Sanırım Özdemir Asaf'a aitti aklıma bir şiiri geldi.

Beni öyle bir yalana inandır ki
Ömrümce sürsün doğruluğu

Gerçekleri öğrenmek o kadar da güzel değilmiş demek ki.

Fuzuliye aradığını bulmanı ümit ediyorum. Bu arada düşünmeye de devam ediyorum. Gerekli gereksiz ne yazıyor diye kızabilirsin ama bu şekilde bir hikaye bulup bunun üzerinde tartışmalar yapılsa yorumlar olsa çok güzel olacak gibi geliyor bana öncülüğünü senin yapmanı isterdim fikir babası pardon anası diyelim sensin çünkü.

Bu arada Maupassant: Yazarlık hayatının sonuna doğru "La Peur", "Lui?", "Solitude", "Le Horla", "L'endormeuse" gibilerinin de aralarında bulunduğu otuza yakın öyküsü, intihar düşüncesi, görünmez bir varlığın musallat olan fikri ile iç sıkıntısı ve korkulardan esinlendi. Bu sanat eğiliminden dolayı yaşanmamış hikayeleri olduğunu söyleyebiliriz. Özgünlüğü yakalamak adına Guy de Maupassant, Flaubert ekolünde, "hiç kimse tarafından görülmemiş ve söylenmemiş bir görünüm" bulup ortaya çıkarmayı öğrenmiştir de demek mümkündür.
« Son Düzenleme: Kasım 28, 2008, 11:33:48 ÖS Gönderen: meryozcan » Logged


Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
fuzuliye
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : Kasım 28, 2008, 11:19:05 ÖS »

dayıbey teşekkür ederim yorumunuz için. Olabilir.

mery ne demek ne demek, zevkle okuyorum, sağol. Evet sonuç çarpıcı fekat Fuzuliye' nin hikayesi olamaz bu. Gülümseme Yağmurlu bir günde tanıdım seni mery.  Dil çıkaran

Son paragraf özellikle açıklayıcı ve düşüncelerimi doğruluyor, sağol.
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM