edebiyatogretmeni.net forum
Ocak 09, 2009, 12:24:54 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: 1 2 3 [4] 5
  Yazdır  
Gönderen Konu: YAPIM EKLERİNİN REDİF SAYILMA DURUMU NEDİR?  (Okunma Sayısı 12244 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Muhammed YILDIRIM
Sr. Member
****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 282



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #45 : Aralık 23, 2007, 05:45:50 ÖS »

Bizim çocuk bina okur; döner döner yine okur.
Logged

İmza atmayı sevmem parmak bassam olur mu?
emremyunus
Full Member
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 211



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #46 : Aralık 23, 2007, 09:25:30 ÖS »

slm arkadaÅŸlar iki gündür (dün ve bugün) tartıştığınız konuyu tekrar tekrar okuyorum ve üzerinde düşünüyorum. Elimdeki kaynak kitaplarıma baktım ama ne yazık ki oralarda da doyurucu bir cevap bulamadım. Sadece bir kaynakta biraz doyurucu bir bilgi buldum. Onu siz sevgili meslektaÅŸlarımla paylaÅŸmaya karar verdim. Konuya geçmeden önce konunun biraz sosyolojik boyutuna deÄŸinmek istiyorum. Öncelikle burada yorumlarını paylaÅŸan deÄŸerli arkadaÅŸlarımın hangi üniversiteden mezun olduklarını merak ediyorum. Çünkü, ne yazık ki -her ÅŸey de olduÄŸu gibi- edebiyat ve dil bilgisi konularında da üniversitelerimiz arasında bir görüş birliÄŸi yok. A üniversitesinden mezun olan bir öğrenci ısrarla UYAK SÖZCÜĞÜNÜ kullanırken, B üniversitesinden mezun olan bir öğrenci ısrarla KAFİYE KELİMESİNİ kullanıyor. Niye öğrencileri terim karmaÅŸasıyla baÅŸbaÅŸa bırakıyoruz? Neden dil bilgisindeki pek çok terimi ikili ÅŸekilde veriyoruz? Çocuk zaten birini anlamıyor, biz iki isim öğretip iÅŸi daha da zora sokuyoruz (Bu sadece bir örnek.). Bundan baÅŸka bir de MEB ile YÖK (YÖK derken kurumu deÄŸil, üniversiteleri kast ediyorum) arasındaki anlaÅŸmazlık geçen seneki REDİF sorusunda da tekrar günyüzüne çıkmıştır. Üniversitede okurken bazı hocalarımın ÅŸu sözü sıklıkla söylediklerini ne yazık ki kendi kulaklarımla duydum (biraz abartılı oldu kusura bakmayın). Ben Gazi Üniv. Türk Dili ve Edebiyatı ÖğretmenliÄŸi mezunuyum. Oradaki çok deÄŸerli hocalarımdan bazıları bir konuyu anlatırken -kendisine veya araÅŸtırmalarına göre bilemiyorum artık- sık sık ben bunu böyle anlatıyorum ama siz liseye gittiÄŸiniz de bu konuyu şöyle şöyle anlatacaksınız. Tabii o zaman ne demek istediÄŸini tam olarak anlayamazdık ama yine de sorardık niye hocam diye? O zaman şöyle derdi ÖSS efendi öyle istiyor. Bazen de  MEB ile YÖK arasındaki anlaÅŸmazlıklara dalar konunun içinden çıkamazdı. ArkadaÅŸlar kusura bakmayın sanırım biraz uzun oldu devamı diÄŸer yazıda gelsin sizi de fazla sıkmış olmayayım...     
Logged

Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım,
Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz.
                                            Yunus Emre
emremyunus
Full Member
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 211



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #47 : Aralık 23, 2007, 10:04:28 ÖS »

... Biraz da ders kitabına değindikten sonra konuya gireceğim kusura bakmayın biraz uzun oldu giriş faslı. Bir kere Türk Edebiyatı 9 adlı ders kitabının 41. sayfasındaki Erzurumlu Emrah'a ait olan SEMAİ'nin oraya örnek olarak verilmesi çok yanlış bir seçim. Büyük ihtimal kitabı hazırlayan arkadaşlar bu konuya dikkat etmediler. Öncelikle konuyu yeni öğrenen bir öğrenciye -hangi konu olursa olsun- kusursuz örnekler verilmesi lazım. Öğrencinin aklında konu hakkında hiçbir şüphe kalmaması lazım. Bu nedenle o örnek bence yanlış bir örnek. Şimdi geçelim asıl konumuza Size göre sağlam bir kaynak mı bilmem ama elimdeki birkaç kaynaktan alıntılar yapıp son kararı siz sevgili meslektaşlarıma bırakmak istiyorum. Öncelikle İskender PALA hocamızın DİVAN EDEBİYATI adlı eserinde (İskender PALA, Divan Edebiyatı, Ötüken Yay., Yayın yeri ve yılı yok) sayfa 40'ta Kafiye ve Redif konusuna değinmiş. Gerekli bilgileri verdikten sonra (hepimizin bildiği konular) konuya şöyle devam eder (kendi cümleleri):
"Redifin en önemli görevi, kafiye bulmakta güçlük çekilen kelimeleri mısra sonuna getirebilmekte sağladığı kolaylıktır. Anlamı ve görevi aynı olan ses ve kelimelerden oluştuğu için şairin redif öncesinde kullandığı kelime oldukça önem kazanır. Şiirde anlamın kuvvetlendirilmesi, kafiyenin zenginleşmesi ve ahengin artması çok zaman redife bağlıdır.Ancak unutmamak gerekir ki Divan şiirinde redif, mutlaka kafiyeden sonra gelir. Yani kafiye olmayan mısraların sonundaki ses benzerlikleri redif sayılmaz. Zaten eski şairler de bunu bir hata kabul ettiklerinden bu tür söyleyişten daima kaçınmışlardır." Sanırım bu yazı da uzun oldu. Bir dahaki mesajımda başka değerli hocalarımın da görüşlerini aktaracağım, şimdilik esen kalın... (Bu yazı burda bitmez...) Gülümseme
Logged

Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım,
Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz.
                                            Yunus Emre
emremyunus
Full Member
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 211



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #48 : Aralık 23, 2007, 11:10:51 ÖS »

Selaaam, yine ben. Gülümseme biliyorum sıktım ama bazı gerçeklerin açığa çıkması lazım. Gülümseme
Bu konuyla ilgili olarak İsmail ÇETİŞLİ hocamın METİN TAHLİLLERİNE GİRİŞ /1 ŞİİR kitabına baktım, nerdeyse bu konulara hiç değinilmemiş. Sayfa 58'de (1- Dış Yapı / Şekil / Biçim / Form başlığı altında) d. Vezin, Kafiye konusunda vezin ve kafiye konusuna değinilmiş ama bizim aradığımız konuya değinilmemiş (İsmail ÇETİŞLİ, Metin Tahlillerine Giriş/1 ŞİİR, Ankara, 2004, Akçağ Yay, 3. bsk.). Yine Mustaf İSEN, Osman HORATA, Muhsin MACİT, Filiz KILIÇ, İ. Hakkı AKSOYAK hocalarımın hazırlamış olduğu ESKİ TÜRK EDEBİYATI adlı eserde de sayfa 197 b. Kafiye ve Redif bölülmünde bu konulara değinilmiş ancak bizim asıl konumuz olan "Kafiye olmadan redif olur mu?" sorusuna cevap verilmemiştir (Mustaf İSEN, Osman HORATA, Muhsin MACİT, Filiz KILIÇ, İ. Hakkı AKSOYAK, ESKİ TÜRK EDEBİYATI, Ankara, 2005, Akçağ Yay, Genişletilmiş 3. bsk.). Cevdet KUDRET hocamızın ÖRNEKLERLE EDEBİYAT BİLGİLERİ-1 kitabına baktığımızda onun redif kelimesini hiç yazmadığını görüyoruz. Kafiye ve Uyak da demiyor. (Aslında diyor da) Onun yerine Ayak kelimesini kullanmanın daha doğru olacağını söylüyor. Yukarıda (diğer mesaj ve bu mesaj) konuya daha çok Divan şiiri bakımından yaklaşılmış. Cevdet KUDRET'e baktığımızda seçtiği örneklerin çeşitli şairlerden ve tam da bizim tartışmış olduğumuz konuya uygun olduğunu görüyorum. Ayak konusunda çeşitli bilgileri verdikten sonra şöyle diyor sayfa 169 (Kitaptan aynen alıntı):
"Seslerinden başka, anlamları da bir olan sözcük ve ekler ayaklı sayılamaz:
Bende yalnız üşümüş bir kuşun ürpermesi var,
Mevsimin çizdiği cennette bir ıssızlık var.

Pas tuttu bu akÅŸam suların rengi havuzda; 
Anlat, değişen biz miyiz, eşya mı cihanda?

Yalnız, bana alemde hayalin tadı vardır,
Her sevginin sende biraz gölgesi vardır.
                          (Faruk Nafiz Çamlıbel)

Aynı ozanın başka başka şiirlerinden derlenen dizelerin bir araya getirilmelerinden oluşan yukardaki örneklerin 1'incisinde, aynı anlama gelen iki tane var sözcüğü birbiriyle ayaklı sayılamaz; 2'nci örnekte, "havuzda, cihanda" sözcüklerindeki -da ekleri de (ismin -de hali) aynı anlama geldiklerinden aralarında ayak var denemez; 3'ncü parçada var sözcükleri ile -dır ekleri de aynı anlamdadır, o bakımdan bunlar da birbirleriyle ayaklı değildirler.

Bu yolda başka örnekler:

Dinmiş denizin şarkısı, rüzgar uyumakta;
Hala sesimiz dalgalanır karşı yamaçta.

Bir günde doğup can veren altın kelebekler,
Sessiz dereler, solgun ağaçlar, sarı güller.

                                       (Faruk Nafiz Çamlıbel)

Bu örneklerde, ta ekleri ile ler çoğul ekleri arasında da ayak yoktur.
Aynı ölçeklerle yazılmış başka başka şiirlerden derlenen yukardaki dizeler -konuyu anlatabilmek için- yapma bir düzenle yan yana getirilmişlerse de, ayaklı değildirler. Ne var ki, kimi ozanlar, kimi şiirlerinde, aynı anlama gelen sözleri ya farkına varmadan ya da bilerek ayak diye kullanmışlardır (Başka şiirlerden örnekler vermiş.)."
(Cevdet KUDRET, ÖRNEKLERLE EDEBİYAT BİLGİLERİ-1, İstanbul, 2003, İnkılap Yay.)
Logged

Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım,
Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz.
                                            Yunus Emre
son_nur
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 25


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #49 : Aralık 23, 2007, 11:31:45 ÖS »

Dikkat çekelim:

uyumakta >>> burada "ta (da)" eki aslî görevini yitirdiği için "yamaçta" kelimesindeki "ta (da)" ile benzerliği yoktur ve rediflik durumu söz konusu değildir.

uyu-makta >>> uyuyor
yamaçta >>> bulunma hal eki görevi


"uyumakta" "yamaçta" sözcükleri arasında tam kafiye mi var, siz böyle mi düşünüyorsunuz
Logged
emremyunus
Full Member
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 211



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #50 : Aralık 23, 2007, 11:53:08 ÖS »

Manifesto hocama katılmamak elde değil ama yine problem var sevgili hocam. Dediğiniz çok doğru yukarıda referans olarak verilen kitapların hepsinde hatta bizim yazdıklarımız da bile yorum zenginliği var. Fakat çocuklara bilimsel olarak öğretmiş olduğumuz konularda EDEBİYATIN ve DİL BİLGİSİ'nin bilimsel yönlerinde Türkiye genelinde bir birliktelik olması gerekmez mi? Yani devletin AYNI okullarında okuyan AYNI öğrencilerin AYNI konuları AYNI öğrenmesi gerekmez mi? AYNI konuların MEB'deki öğretmenlere göre farklı YÖK'deki öğretmenlere göre farklılık arz etmesi doğal mı? Bu konuların veya araştırmaların birbirlerini tamamlayan konular olması gerekmiyor mu? Sorular çoğaltılabilir, sorularla canınızı sıkmam istemem. Ben de son olarak Cem DİLÇİN hocamızın ÖRNEKLERLE TÜRK ŞİİR BİLGİSİ adlı kitabında geçen Divan Şiirinde Uyak ve Redif, Halk Şiirinde Uyak ve Redif, Yeni Türk Şiirinde Uyak ve Redif konularından bahsedip bu konuyu kapatacağım. Gördüğünüz gibi Dilçin hocamız sadece uyak ve redif deyip geçmemiş konuyu 3 ana başlık altında ele almış. Bildiğimiz konuları aktardıktan sonra Karacaoğlan'ın bir KOŞMA'sını (Nedendir de kömür gözlüm nedendir diye başlayan koşma) örnek olarak verdikten sonra şöyle yazmıştır(Yazıyı örnekten önce yazmış.):
"... Yine aynı koşmanın ikinci dörtlüğünde birinci dize uyaksızdır. Yalnız rediflerdeki ses benzerliğiyle yetinilmiştir."

SÖZÜN ÖZÜ: Bizim burada tartışmış olduğumuz konu üzerinde üniversite hocalarının bile -birkaçı hariç- kesin olarak söyledikleri veya hemfikir oldukları bir şey yok. Bu konularla alakalı olarak öğrenci soru getirdiğinde ben de bazen ne diyeceğimi, nasıl söyleyeceğimi şaşırıyorum. Üniversitede öğrenci iken AK dediğim bazı konulara sırf ÖSS sınavında çıkacak diye KARA demek zorunda kalıyorum. Asıl problem şu: Gerçekten doğru olduğuna inandığımız konularda ÖSS Efendi Hazretleri böyle istiyor diye öğrenciye yanlışı mı öğretmeliyiz yoksa bildiğimiz yoldan şaşmayıp doğruyu mu öğretmeliyiz? (Üniversite hocalarının ÖSS gibi bir derdi olmadığı için onlar bildiklerini öğretiyor ya BİZ?)

Şimdi diyeceksiniz ki soruya bak. Sen de her ikisini öğret kardeşim diyen arkadaşlarım olacaktır. Çok haklılar ben de öyle yapıyorum -öyle yapmaya çalışıyorum- ama öğrenci zaten birini anlayamıyor bir ikincisini nasıl anlatacağım? Bütün okullarımız FEN Lisesi, Anadolu Lisesi, Öğretmen Lisesi kalitesinde olsa bu dediğinizi (diyeceğinizi) yapmak kolay peki ya DÜZ Liseler, ÇPL'ler, Meslek Liselerinde veya diğer liselerde okuyan öğrencilere bunları nasıl anlatacağız.
ÖĞRETMENLİK mesleÄŸini payalaÅŸmaktan onur ve gurur duyduÄŸum bütün arkadaÅŸlarıma SEVGİ ve SAYGIlarımı sunar, hepsine baÅŸarılar dilerim.                                                          -BİTTİ-
Logged

Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım,
Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz.
                                            Yunus Emre
emremyunus
Full Member
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 211



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #51 : Aralık 23, 2007, 11:57:36 ÖS »

-BİTMEMİİİŞ- Gülümseme
Manifesto hocam bir kez daha haklısın. Gülümseme Ama ne yazık ki o dediğini ben de gördüm. Fakat alıntı olduğu için noktasına virgülüne dokunmadan aynen aldım. Saygılar. (Hata benden değil kitaptan kaynaklı)
Logged

Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım,
Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz.
                                            Yunus Emre
son_nur
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 25


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #52 : Aralık 27, 2007, 07:43:09 ÖS »

Ben tam kafiye dememiÅŸim de biraz sonra derim bu gidiÅŸle.

Dinmiş denizin şarkısı, rüzgar uyumakta; buradaki "ta"nın görevini söylermisiniz son_nur hanım?
Hala sesimiz dalgalanır karşı yamaçta.


ya da soruyu şöyle sorayım:
Öğrencilere "makta/mekte" ekini nasıl veriyorsunuz?

redif değilse geriye tam kafiye demekten başks çaremiz yok. siz redif değil diyorsunuz, halkısınız ikisinin görevi farklı. şimdi buna tam kafiye mi diyeceğiz başka bir adı mı var

ya da soruyu şöyle sorayım:
bu örnek derste olsaydı öğrencilere ne derdiniz
Logged
kabus
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 24


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #53 : Ocak 03, 2008, 03:01:40 ÖS »

DeÄŸerli arkadaÅŸlar,

Şiir konusunu işlerken kafiyeleri bulmadan önce öğrencilerimize kafiye şeması çıkartıyoruz. Daha sonra da aralarında ses benzerliği olan dizeleri kafiye ve redif yönünden inceliyoruz.

"Gönül gurbet ele çıkma
 Ya gelinir ya gelinmez
 Her güzele gönül verme
 Ya sevilir ya sevilmez"    Erzurumlu Emrah'a ait bu dörtlüğün kafiye ÅŸeması abab dir.Bu durumda a dediklerimiz kendi arasında b dediklerimiz kendi arasında bir incelemeye tabi tutulur.İşte bu sırada olumsuzluk eklerinin redif olduÄŸu ve burada kafiye kullanılmadığı aÅŸikardır. Kafiye olmadan redif olmaz diye bir kural yoktur.
sayın hocam bu şiirde kafiye yoktur demişsiniz ama sanırım kafiyeyi sadece sonda aradığınız için demişsiniz.

"Gönül gurbet ele çıkma
 Ya gelinir ya gelinmez
 Her güzele gönül verme
 Ya sevilir ya sevilmez"

iç kafiyeye baktığımız zaman aynı renkte olan seslerin kafiye olduğunu görürsünüz kırmızı renkteki seslerin farklı olması halk edebiyatı şairlerinin kulak için kafiye anlayışından kaynaklanıyor diyebiliriz. bi soru da benden gelsin o zaman redif kafiyeden hemen sonra mı gelir yoksa kafiyeyle redif arasına başka sözcükler de girebilir mi? sayın son_nur hocam şiirin kafiye şeması abab'dir sanırım tatmin edici bi açıklama olmuştur.
Logged
kabus
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 24


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #54 : Ocak 03, 2008, 09:02:25 ÖS »

buyrun doğrusunu gösterin o zaman
Logged
Nazım
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #55 : Ocak 03, 2008, 09:13:38 ÖS »

      Merhaba arkadaÅŸlar,

 Redif konusunu bu kadar derinleÅŸtirilmiÅŸ bir tartışma konusu olarak görünce,daha önce önemini anlayamadığım bir konu mu acaba diye düşünmeye baÅŸladım.Ama faydalandım açıkcası...

 
Logged
can_baykal01
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #56 : Ocak 03, 2008, 09:36:26 ÖS »

YAVUZ2701 ADLI ARKADAŞIM!!! kafiye şeması redife göre belirlenir demişsin,bence yanlış;kafiye şemasının diger adı kafiye düzenidir ve kafiyelere göre belirlenir. Arkadaslar da acıklama yaparsa sevinirim.
Logged
kabus
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 24


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #57 : Ocak 06, 2008, 12:44:11 ÖS »

......ele
......gelinir
......güzele
......sevilmez

sonu bu şekilde bitmiş bir şiirin kafiye şemasını nasıl yapmalıyız peki?
Logged
kabus
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 24


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #58 : Ocak 07, 2008, 11:09:42 ÖÖ »

yoo ısrar etmek değil zorlama bi şey olduğunu söylemiştiniz o yüzden sordum
Logged
Sonsuzufuk
Newbie
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 18



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #59 : Nisan 25, 2008, 08:54:20 ÖS »

DeÄŸerli arkadaÅŸlar,

Şiir konusunu işlerken kafiyeleri bulmadan önce öğrencilerimize kafiye şeması çıkartıyoruz. Daha sonra da aralarında ses benzerliği olan dizeleri kafiye ve redif yönünden inceliyoruz.

"Gönül gurbet ele çıkma
 Ya gelinir ya gelinmez
 Her güzele gönül verme
 Ya sevilir ya sevilmez"    Erzurumlu Emrah'a ait bu dörtlüğün kafiye ÅŸeması abab dir.Bu durumda a dediklerimiz kendi arasında b dediklerimiz kendi arasında bir incelemeye tabi tutulur.İşte bu sırada olumsuzluk eklerinin redif olduÄŸu ve burada kafiye kullanılmadığı aÅŸikardır. Kafiye olmadan redif olmaz diye bir kural yoktur.
sayın hocam bu şiirde kafiye yoktur demişsiniz ama sanırım kafiyeyi sadece sonda aradığınız için demişsiniz.

"Gönül gurbet ele çıkma
 Ya gelinir ya gelinmez
 Her güzele gönül verme
 Ya sevilir ya sevilmez"

iç kafiyeye baktığımız zaman aynı renkte olan seslerin kafiye olduğunu görürsünüz kırmızı renkteki seslerin farklı olması halk edebiyatı şairlerinin kulak için kafiye anlayışından kaynaklanıyor diyebiliriz. bi soru da benden gelsin o zaman redif kafiyeden hemen sonra mı gelir yoksa kafiyeyle redif arasına başka sözcükler de girebilir mi? sayın son_nur hocam şiirin kafiye şeması abab'dir sanırım tatmin edici bi açıklama olmuştur.

Değerli hocam kafiye çeşitleri ve incelemeleri farklı farklıdır.Ama bizi ilgilendiren öss ve oks dir.Bu sınavlarda da iç kafiyenin önemi yoktur.Dış kafiyeye bakılır.Tanım da şudur:Mısra sonlarındaki ses benzerlikleridir.
Logged
Sayfa: 1 2 3 [4] 5
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Hosting Hizmetleri Saglik
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!