Sonra, kişileştirme bulan arkadaşlar, "üşümek" durumu sadece insana özgü müdür, insan dışındaki bir varlık da üşüyebilir... Yani, "Atlar susamış, yorulmuş." gibi cümlelerde kişileştirmeden söz edilebilir mi?
Herkesin ezberinde olan bir mısrada bu tekniği inceleyelim: “Lambada titreyen alev üşüyor”.
“Alev” sözcüğü benzetme öğelerinden “benzeyendir”, benzetilen ise “insan”dır; ama burada söylenmemiş ve “üşümek” fiili ile insan arasında bağlantı kuruyoruz. Benzetme öğelerinden sadece benzeyenin verilmesiyle yapılan sanata “kapalı istiare” denir. İşte bu sanat sayesinde şair imgeyi yakalıyor. (Alıntıdır)
“üşümek” fiili ile insan arasında bağlantı kuruyoruz.Bu ifade bana doğru gibi geldi.
Bir bakış açısına göre, insan kendi edimlerinden yola çıkarak diğer canlılara o edimleri yakıştırıyor. Başka bir ifadeyle insan kendisi üşüdüğü için gözlemleyerek diğer canlıların üşüdüğünü varsayıyor. Üşümeden haberimiz olmasaydı , diğer canlılardaki üşüme edimini içgüdü olarak tanımlardık herhalde...
Ancak Bayraktar Hocaya katılmamak mümkün değil.
Canlıların genel özelliklerine bakarak susamak,acıkmak vb. edimleri olduğunu görüyoruz. Her ne kadar insan kendine bakarak bu adlandırmaları yapsa da insan olmasaydı bile canlıların genel özellikleri olarak varolacaktı.
Kişileştirme nasıl yapılmalı konusu olunlaşıncaya kadar görüş bildirelim.
Saygılar