|
Yusuf
|
 |
« Yanıtla #2 : Åžubat 07, 2010, 05:31:30 ÖÖ » |
|
Somutlaştırmadan başlayalım: Somutlaştırma nedir? Somutlaştırma, soyut kavramların, anlatmı kolaylaştırmak ve daha anlaşılır hale getirmek için daha çok benzetme yoluyla somut hale getirilmesidir. örneğin, "arkadaşlık iki insan arasında kurulan bir köprüdür." ya da "Dostluk, zor anlarda uzatılan bir eldir." Verdiğim örneklerde de görüldüğü gibi soyut kavramın yerini benzetme yoluyla somut kavram tutuyor. İşte bu somutlaştırmadır.
Bizim burada kafamızı karıştıran nokta şu: Soyut kavramların etkisiyle ortaya çıkan somut izlenimler somutlaştırma mıdır? Bana kalırsa değildir. Mutlu olunca insanın içinin ısınması, mutluluğun etkisiyle insanın içinin ışıklanması mutluluğun somutlaştırılması değildir, sadece soyut bir kavramın bıraktığı somut izlenimlerdir. İnsan aşık olunca yüzü kızararır. Aşk, burada somutlaştırıldı mı? Elbette hayır sadece soyut bir kavramın ortaya çıkardığı somut izlenimleri gördük. Ortaokul yıllarımızda defterlerimize yazdığımız gibi "aşk bir sudur iç iç ...." deseydik aşkı somutlaştırmış olurduk. Bu bakımdan bu ayrıntıya dikkat etmemiz lazım.
Gelelim teÅŸhise
Bu teşhis meselesi ta üniversite yıllarından beri kafamı karıştırıyordu, neyse ki bu soru vesilesi ile foruma da taşımış olduk, umarım siz değerli öğretmen arkadaşlarımızın yorumları ile kafamdaki soru işaretleri kalkar.
Şimdi teşhisin tanımı ile meseleyi ortaya koymaya başlayalım. Bu konuda akademik çevrelerin de tek geçtiği Cem Dilçin'e göz atalım. Bakalım Cem Dilçin Teşhisi nasıl tanımlıyor.
"İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıkları, düşünen, duyan ve hareket eden bir insan kişiliğinde görmek, kişileştirmektir."
Tanım yukarıda şimdi ben şartları biraz zorlayacağım ve sizi düşündürmeye çalışacağım:
Ne diyor paragrafta: " ... üstünde çiğ damlası ile sabaha bakan yonca" burada bakmak sadece insana özgü müdür? Hayvanlar da bakamaz mı? Peki böyle bir ihtimal de varken ben neden hemen buna teşhis diyeyim ki?
Bir örnek daha vereyim:
"Yıldızlar bizi seyrediyor"
seyretmek sadece insana özgü müdür? Elbette hayır. Peki neden biz buna teşhis diyoruz?
Teşhisin olabilmesi için hayvanların ya da cansız varlıkların eylemlerinin mutlaka insana özgü olması gerekmiyor mu? Eğer cevabımız evetse yukarıdaki örnekleri yeniden gözden geçirmek gerekir.
Bana kalırsa salt yukarıdaki cümleye bakarak bir teşhis vardır ya da yoktur diyemeyiz. Cümlenin öncesi ve sonrası da çok önemli yani bağlam. Cümleyi kuran ya da şiiri kaleme alan kişi "Yıldızlar bizi seyrediyor" derken insanın seyretmesi gibi mi seyrettiğini en azından bize sezdirmesi lazım, aksi halde sadece yukarıdaki cümleye / dizeye bakarak teşhis vardır / yoktur demek mümkün değil.
Sözün özü "seyretmek", "bakmak" gibi eylemlerde ben bir bilinç, amaç daha da genel bir ifade ile insanca bir şey yakalamalıyım, aksi halde orada teşhis vardır diyemem.
(Konu söz sanatlarından açılmışken şu tenassübü de bir ara tartışalım, var mı böyle saçma bir sanat? Bana bir cümle kurun ki o cümlenin içinde geçen kelimeler bir biri ile ilgili, uyumlu olmasın. Neyse yeri değil bu kadarı ile bırakalım:))
|