|
Yusuf
|
 |
« : Mayıs 18, 2010, 05:57:56 ÖS » |
|
Nerede rastladım şu anda hatırlayamıyorum ama geçenlerde MEB, Türk büyükleri listesini çıkarmış ve Türk büyükleri içinde Mevlana da var. Açıkça söylemek gerekirse bu konuda benim biraz tereddütlerim var. Sizlerin de görüşlerini bekliyorum. Saygılar...
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mayıs 18, 2010, 07:49:18 ÖS Gönderen: meryemozcan »
|
Logged
|
"...memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler."
|
|
|
|
Muhammed YILDIRIM
|
 |
« Yanıtla #1 : Mayıs 18, 2010, 07:11:29 ÖS » |
|
Türk büyüğü olarak adlandırmak mümkün. Neticede bir Türk devletinde yaşamıştır. (Aslında bu da tartışılır.) Ancak Türkçe söylemediği için kanımca Türk edebiyatının bir ismi olarak kabul edilemez.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mayıs 18, 2010, 07:16:34 ÖS Gönderen: Muhammed YILDIRIM »
|
Logged
|
İmza atmayı sevmem parmak bassam olur mu?
|
|
|
|
meryemozcan
|
 |
« Yanıtla #2 : Mayıs 18, 2010, 07:40:39 ÖS » |
|
Bigâne megirid mera zin kûyem, Der kûyi şüma hanei hud micuyem; Düşmen neyem erçend ki düşmen ruyem Alsam Türkest egerçi Hindî gûyem.
Yabancı bellemeyin, ben de bu eldenim. Sizin diyarınızda kendi ocağımı aramaktayım. Düşman gibi görünüyorsam da düşman değilim. Hintçe söylüyorum ama aslım Türktür.
İş Bankası Yayınları'ndan Hasan Ali Yücel'in çevirisiyle Rubailer adıyla çıkan kitapta bu ifade geçiyormuş.
Mevlânâ bugünkü Afganistan’da bulunan Belh’te doğmuştur. Annesi, Belh Emiri Rükneddin’in kızı Mümine Hatun; babaannesi, Harzemşahlar hanedanından Türk prensesi, Melîke-i Cihan Emetullah Sultan’dır. Babası, Sultânü’l-Ulemâ (Alimlerin Sultânı) unvanı ile tanınmış, Muhammed Bahâeddin Veled; büyükbabası, Ahmed Hatîbî oğlu Hüseyin Hatîbî’dir. Babasına Sultânü’l-Ulemâ (Alimlerin Sultânı) ünvanının verilmesini kaynaklar Türk gelenekleri ile açıklamaktadır
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mayıs 18, 2010, 07:49:30 ÖS Gönderen: meryemozcan »
|
Logged
|
 Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
|
|
|
|
naprev
|
 |
« Yanıtla #3 : Mayıs 18, 2010, 07:59:07 ÖS » |
|
Konu biraz da 'Türk' kavramıyla neyi kastettiğinize göre değişebilir. Türk kavramıyla, Türk ırkını kastaderseniz, Mevlana Türk büyüğü olmayabilir. Ancak, Türk kavramına, Atatürk'ün 'ne mutlu Türk'üm diyene' sözündeki gibi, siyasi-kültürel-psikolojik bir anlam yüklerseniz, Mevlana'nın Türk büyüğü olarak düşünülmesinde yanlışlık olmaz. Mevlana'nın şöhret olmasında Türk kültürünün önemli bir payı vardır. İslam tasavvufu ve gönül dindarlığının gelişmesinde en verimli iklim, tarihi Türk kültürü olmuştur. Bir şairin veya onun şiirinin şöhret olmasının tek nedeni, şairin mahareti veya onun şiirindeki yüksek estetik değildir. Bunda, o şairi takdir eden, onun şiirindeki estetik zevki hisseden insanların payı da vardır. Mesela, Ziya Gökalp de ırk temelinde Türk değildir belki, ama, Ziya Gökalp bir Türk büyüğüdür, öyle değil mi?
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Yusuf
|
 |
« Yanıtla #4 : Mayıs 18, 2010, 08:18:22 ÖS » |
|
Mevlana büyük bir düşünür, büyük bir din adamı ve mutasavvıftır. Mevlana'nın hoşgörüsüne, çağını aşıp insanlara ışık tutmasına ve yön vermesine sanırım kimsenin sözü olamaz.
Mevlana ile ilgili değerlendirmelere baktığımda kimileri Mevlana'yı yerden yere vururken (mesnevisindeki pornografik içeriklerden tutun da Şems ile yaşadığı yasak ilişkiye(!) varana dek her şey söyleniyor) kimileri de onu yere göğe sığdıramıyor. Aradan yüzyıllar geçmesine rağmen onunla ilgili olarak - yeterli bilgi olmamasından olsa gerek - objektif değerlendirmeler yok denecek kadar az. Dolayısıyla insan hangisine inanacağına şaşırıyor.
Ancak konumuz burada bu değil. Konumuz "Mevlana bir Türk büyüğü müdür?" . Açıkçası şu ana kadar bunu hiç düşünmemiştim, MEB'in Mevlana'yı Türk büyükleri içinde göstermesi ile birlikte konu üzerinde düşünmeye başladım.
Mevlana'ya geçmeden önce "Türk büyüğü" ne demektir? Bir insanın Türk büyüğü olabilmesi için onun hangi vasıflara sahip olması gerekir? Sayın Muhammed YILDIRIM'ın dediği gibi bir sanatçının Türk büyüğü olabilmesi için Türk topraklarında yaşaması yeterli midir? ya da çok değerli yöneticimiz sayın Meryem Özcan'ın üzerinde durduğu gibi bir sanatçının Türk olması onu Türk büyüğü yapmaya yeter mi? Bu sorulara cevap ararsak ve bunların üzerinde mutabık kalırsak konunun daha da çabuk bir sonuca bağlanabileceğini düşünüyorum.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mayıs 18, 2010, 09:14:38 ÖS Gönderen: Yusuf »
|
Logged
|
"...memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler."
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #5 : Mayıs 18, 2010, 10:05:58 ÖS » |
|
Türk büyüğü sayılabilmek için Türk ırkından olması şartı öne sürülürse Mimar Sinan'ı Türk büyüğü olarak kabul etmemek gerekir ki,Mimar Sinan bir Türk büyüğü olarak kabul edilir.Irka indiğimiz takdirde Osmanlı Padişahlarını da Türk kabul etmemeye başlarız zira çoğunun annesi yabancıdır.Bu durumda ırkın belirleyici rol oynamadığı ortaya çıkar.Üzerinde yaşadığı coğrafyanın kültürel değerlerini taşıyan ve üyesi olduğu devletin menfaatlerine uygun eserler bırakan insanların genelde Türk büyüğü sayıldığını görüyoruz.Mimar Sinan Türk değildir ancak Türk topraklarında yaşamış ve büyük eserler bırakmıştır.Pek çok kurumun Türk büyüğü listesinde adına rastlayabiliyoruz.İbni Sina'yı göremedim ancak kanımca Türk büyüğü olarak kabul edilebilecek insanların başında gelir.Yakın tarihe kadar onun kitapları Avrupa Tıp okullarında ders kitabı olarak okutulmuştur.Tüm insanlığın yararlanabileceği hizmetler sunan ya da eserler bırakan insanlar büyük olarak addediliyor olabilir-mi?- Mevlana hakkında hakikaten çok zıt görüşler öne sürülse de bir tek dizesi bir saatlik psikoterapi etkisine sahip.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mayıs 19, 2010, 11:27:17 ÖÖ Gönderen: Lâle »
|
Logged
|
|
|
|
|
meryemozcan
|
 |
« Yanıtla #6 : Mayıs 19, 2010, 11:20:51 ÖÖ » |
|
Bir sanatçının veya bilim adamının Türk büyüğü sayılabilmesi için öncelikle milli karaktere sahip olması gerekir daha sonra evrenselliği yakalaması gerekir. Sanatın özünde ölümsüzlük yatar sanatçılar eserleriyle ölümsüzlüğü yakalamışlardır. Türk büyüğü olmak yediden yetmişe gönüllere hitap etmekle mümkündür. Mevlana çobana da seslenmiş padişaha da... Bu özelliği bile yeter onun Türk büyüğü olarak anılmasına.
Yaşadığı dönemi ve siyasi yapıyı iyi araştırmak ve bilmek lazım. Bu konu ile ilgili yaptığım araştırmada şu bilgileri sunmak istiyorum.
13.yy’da İran olarak anılan bölge zaten Türklerin denetimi altındayken nasıl oluyor da Buhara(Belh) taraflarından Anadolu’ya göçen Mevlâna İranlı oluyor? Harzemşahlılar öncesinde de Selçuklular yüzlerce yıl İran’a hükmetmişlerdi.Bu dönemde İran’da tamamen Müslüman Türk kültürü hâkimdi.Hatta 1400’lü yıllarda İran’da hâkimiyeti ele geçiren hânedan Safeviler de Türk’tüler.Demek ki Mevlânâ bir Türk toprağından başka bir Türk toprağına göç etmiş bir Müslüman bir Türk'tür.
Mevlana Türk büyüğü değil diyenlerin tek dayanağı eserlerinde Türkçeyi kullanmamış olması(Hatta o Mesnevi’de yer yer Türkçe-Farsça karışık mülemma beyitlere de yer vermiş. Bunlar da onun Türkçe’yi çok iyi bildiğinin yazılı delilleri). Selçukluların resmi dili Farsçaydı bunun sebebine gelince Orta Doğu’nun (Yakın Doğu’nun) dört bir tarafında Medreseler açan Selçuklu çeşitli sebeplerle Farsça’yı resmi dil yapmıştı. Mevlana eserlerinin daha çok kitleye ulaşmasını istiyordu diye düşünüyorum.
Bir diğer dikkatimi çeken husus da sonradan Sultan Veled'in (Mevlana'nın oğlu) babasının şiirlerinin çoğunu Türkçeye çevirmiş olmasıdır. Mevlevilik tarikatını Türk adet ve gelenekleriyle süsleyerek geliştirmiştir. Hatırlarsanız Kurtuluş Savaşı'nda Mevlevi tekkeleri düşman karşısında kahramanca savaşmışlardı. Onlar milli duygulara sahip olmasaydı bizim yanımızda değil İran'da olurlardı.
Mevlana Türk kültürüyle yetişmiş tüm insanlığın ondan feyiz aldığı bir Türk büyüğüdür.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mayıs 19, 2010, 11:38:02 ÖÖ Gönderen: meryemozcan »
|
Logged
|
 Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
|
|
|
Serzenis
Yeni Üye
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 20
|
 |
« Yanıtla #7 : Eylül 20, 2010, 01:21:35 ÖS » |
|
Ne fark eder ki Türk olup olmaması önemli olan bize kazandırdıkları değil miydi?.. İlla nesebine bakılacaksa Mevlana bir Türk değildir kökeni Araptır, lakin Türk coğrafyasında yaşadığından ötürü zamanla asimile olmuştur. Bence bu husus o kadar da önemli değil. MEB'in müfredatlar içerisine dahil ettiği yüzlerce saçma sapan, dayanaksız bilgi var. Daha doğrusu bilgi değildi, bilgi kirliliği.. O da ayrı bir husus doğrusu. Velhasılı kelam Mevlana büyük bir bilgindir. Önemli olan bizim için soyu değil bizlere kazandırdıkları ve çizdiği yoldur.. Ne Mutlu Mevlana'nın Yolundayım Diyenlere 
|
|
|
|
|
Logged
|
Yâ Râb belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni
Bir dem belâ-yı aşktan etme cüdâ beni
|
|
|
edip41
Yeni Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 2
|
 |
« Yanıtla #8 : Kasım 16, 2010, 12:09:23 ÖÖ » |
|
Burada görüş bildirenlerden bazılarının (Mevlana Hz.araptır diyenler gibi)biraz daha okumaları gerekir diye düşünüyorum.Mimar Sinanın da Türk olduğu unutulmamalıdır.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #9 : Kasım 16, 2010, 05:23:55 ÖS » |
|
1512'de devşirilerek İstanbul'a getirilen Mimar Sinan, orduya asker yetiştiren Acemi Oğlanlar Ocağı'na verilir.Rum veya Ermeni olabileceği iddia edilir.Kökeni hakkında çelişkili bilgiler mevcuttur.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
SeptiK
|
 |
« Yanıtla #10 : Kasım 18, 2010, 09:05:16 ÖS » |
|
Çok güzel paylaşım olmuş. Keyifle okuduğumu söyleyebilirim..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Kinyase
Yeni Üye
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 5
|
 |
« Yanıtla #11 : Aralık 24, 2010, 10:26:21 ÖS » |
|
Mesnevi'sindeki Türkçe kelimeler toplasanız 10 u geçmez ama bu, O'nun Türk büyüğü olmadığını da göstermez bence. Aslında ben Mevlana'ya hümanist diyen zihniyete takılıp kaldım daha çok. Ne dersiniz sizce o bir hümanist mi ?
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Rivayet
|
 |
« Yanıtla #12 : Aralık 25, 2010, 03:20:23 ÖÖ » |
|
Ali Nihad Tarlan, 1922 yılında hazırladığı İslam Edebiyatında Leyla ve Mecnun Mesnevisi adlı doktora tezi ile Türkiye’de ilk edebiyat doktorudur. Kültür meselelerinde Türkiye Cumhuriyeti adına dış ülkelere gitmiş, Cento ve İranoloji Kongresi davetlerine katılmıştır. Türklüğü en iyi şekilde temsil etmiş; 1971’de 2500 şehinşahlık törenlerinde Şah Rıza Pehlevi’nin, kendisine gelerek; ""’Üstad! Mevlana Celaleddin-i Rumi Türk mü, yoksa Fars mı idi?’ sorusuna karşılık olarak; ’Buna benim cevap vermem gerekmez, zaten siz cevap veriyorsunuz.’ "" karşılığını vermiştir. Bunun üzerine Şah’ın ’Yani nasıl?’ diyerek ikinci sorusuna karşı da; ’Siz zaten Rumi diyorsunuz, cevabı kendiniz verdiniz.’ diyerek mukabelede bulunmuştur.
Kısa bir alıntı yapmak istedim.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Kaan Fakılı
|
 |
« Yanıtla #13 : Mart 01, 2011, 09:33:03 ÖÖ » |
|
Öncelikle ilk iletim olması sebebiyle sizleri gönülden selamlarım.
Öncelikle Türklük ve "Türk büyüğü" kavramını sorgulamak gerekiyor. MEB bu listeyi yaparken "Türk büyüğü" ifadesiyle neyi kastetmiş ve o listedeki kişileri neye göre tasnif etmiştir.
Şahsi fikrime gelecek olursa Türklüğün bir ırk meselesi olduğunu düşünmüyorum. O yüzden Mevlânâ'nın kökeninin Türk olması ya da başka bir millete ait olması bence tartışma konusu olmamalıdır. Türk coğrafyasına hizmet etmiş, Türk insanını yetiştirmiş ve yüzyıllar boyunca Türk milletinin dimağında bir yer edinmiştir.
Bir de olayı Mevlânâ açısından incelemek gerek. Irk kavramını, millet ya da din kavramını yaşamı boyunca ön plâna almayan bir adamı biz hangi hakla ırk konusunda tartışabiliriz ki? Mevlânâ'nın kendisine ait öyle dizeler vardır ki, din, dil, ırk kavramını söküp atarsınız. İşte bu dizelere sahip birisini bir ırk ekseni etrafında tartışmak ne kadar mantıklıdır ?
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|