EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Şubat 09, 2012, 12:45:26 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Pembe İncili Kaftan?  (Okunma Sayısı 3347 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Maverâ_Erbil
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1040


Ve bir orman gibi kardeşçesine ...


Üyelik Bilgileri WWW
« : Haziran 03, 2010, 01:39:24 ÖS »

Sayın ve Sevgili edebiyatogretmeni.net Forumcuları,
Konumuz Ömer Seyfettin'in Pembe İncili Kaftan hikayesini kaynak alarak Türk Safevi İlşkilerini karşılaştırmak,hikayeyi okuyan arkadaşlarımın düşüncelerine,yol gösterici fikirlerine ihtiyacım var,saygı,sevgi,hoşgörülerimle ...
Logged

"Bu memlekette sağcı solcu yoktur, ilerici gerici yoktur.
- Bu memlekette namuslular ve namussuzlar vardır."

Cemil Meriç

Ölmez bu vatan, farz-ı muhâl, ölse de hattâ,
Çekmez kürenin sırtı o tâbût-ı cesîmi.

Mithat Cemal Kuntay
Edebiyat Öğretmeni
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6071


Calİmero


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Haziran 03, 2010, 08:55:58 ÖS »

O hikayede Türk-Safevi arasında karşılıklı restleşmeden ibaret bir ilişki var zannımca.
Logged
Yusuf
Site Yöneticisi
Uzman Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 289



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Haziran 03, 2010, 09:35:40 ÖS »

Türkler ile Safefiler arasında bir üstünlük mücadelesi var. O dönemin padişahı olan Şah İsmail gaddar, kibirli biridir.
Ancak Osmanlılardan da çekinir.

Fakat hikayede İran - Osmanlı çekişmesi bir fon durumunda. Hikayede asıl üzerinde durulan Türklerin vatanı uğruna her şeyini feda edebilecekleri düşüncesidir. Hikayede tüm varlığını kaftana veren ve hiçbir devlet yardımı almayan Muhsin Çelebi kişiliğinde Türklerin onurlu, boyun eğmeyen, ülkelerini dışarıda en iyi şekilde temsil etmeye çalışan  bir millet olduğu vurgulanıyor.
Logged

"...memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler."
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11335


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Haziran 03, 2010, 09:41:19 ÖS »

Şah İsmail tarafından kurulan Safevi Devleti,2.Beyazıd'ın yaşlı ve hasta olduğu dönemde güçlenmiştir.Anadolu'da gizlice yürütülen safevi propagandası neticesinde,safevi sempatizanları Osmanlı topraklarından göç etmiş ve geliri tımara dayanan Osmanlı için bu durum sıkıntıya neden olmuştur.Karşısındaki tek güçlü engelin Osmanlı olduğunu bilen Şah İsmail bir yandan 2.Beyazıd ile ilişkilerini yumşak tutmaya çalışırken bir yandan da Osmanlının gücünü zayıflatmaya yönelik propagandasını yıllarca sürdürmüştür.Osmanlı Devletine karşı, Avrupa devletlerini ve taht kavgasına düşen bazı şehzadeleri yanına çekmeyi de başarmıştır dönem dönem.Nihayet 1512 'de Yavuz Sultan Selim'in tahta geçmesiyle,Osmanlı topraklarını ele geçirme politikası güden Şah İsmail'in önüne set çekilmiştir.Siyasi,dini,ekonomik,milli,askeri ve sosyo-kültürel önlemler alan Yavuz'un 1514 Çaldıran zaferiyle safevi yayılmacılığının önüne geçilmiştir.
Hikayede hatırladığım kadarıyla Osmanlı elçisine oturacak yer göstermeyen safevilere karşı etek öpmeyen,baş eğmeyen,tüm servetini yatırdığı kaftanı yerden almaya tenezzül etmeyen bir Osmanlı vatandaşı vardı.
Güç savaşı...Gerçekte, Anadolu içinde mezhep farklılığına dayanan bir bölünme yoluyla Osmanlıyı ortadan kaldırmaya çalışan Safevi Devletine karşı,toprağını,gücünü korumaya çalışan Osmanlı Devleti.Hikayede ise Şah İsmail'e karşı bir Osmanlı elçisi.
Logged
Çamur
VIP Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2480


Sessizliğin sırrı, dudaklarında. ..


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Haziran 03, 2010, 10:33:12 ÖS »

Ben her zaman Şah İsmail'in hakkının yendiğini düşünmüşümdür. Yavuz ne kadar büyük olursa olsun karşısındaki de 13 yaşındayken hakan olan ve koca bir devleti kuran kişidir. Bizim tarihçiliğimizde kişiler hep ya "ak"tır ya da "kara".
Logged

Ölümünün üzerinden taaa 72 sene geçtikten sonra, hiç tanışmadığı, hiç görmediği insanların bedenine imzasını atan bir başka lider var mı dünyada?
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11335


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Haziran 03, 2010, 10:45:52 ÖS »

Ben her zaman Şah İsmail'in hakkının yendiğini düşünmüşümdür. Yavuz ne kadar büyük olursa olsun karşısındaki de 13 yaşındayken hakan olan ve koca bir devleti kuran kişidir. Bizim tarihçiliğimizde kişiler hep ya "ak"tır ya da "kara".


Bu durumda Şah İsmail kapkara... Sırıtan
Logged
Çamur
VIP Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2480


Sessizliğin sırrı, dudaklarında. ..


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Haziran 03, 2010, 10:54:04 ÖS »

Evet işte. Oysa o çok müthiş işler başarmıştı. Biraz nesnel bakabilsek olaylara her şeyi daha net görebileceğiz.
Logged

Ölümünün üzerinden taaa 72 sene geçtikten sonra, hiç tanışmadığı, hiç görmediği insanların bedenine imzasını atan bir başka lider var mı dünyada?
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11335


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Haziran 03, 2010, 11:04:14 ÖS »

Evet işte. Oysa o çok müthiş işler başarmıştı. Biraz nesnel bakabilsek olaylara her şeyi daha net görebileceğiz.

Çamurcuğum bakıyorum bakıyorum ve baktıkça Şah İsmail kararmaya devam ediyor. Sırıtan
Logged
Maverâ_Erbil
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1040


Ve bir orman gibi kardeşçesine ...


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #8 : Haziran 04, 2010, 10:15:37 ÖÖ »


Bu durumda Şah İsmail kapkara... Sırıtan
Çamurcuğum bakıyorum bakıyorum ve baktıkça Şah İsmail kararmaya devam ediyor. Sırıtan

Gülümseme Gülümseme
Lale Hocam,Yusuf hocam,Edebiyat ÖğretmeniHocam,Çamur Hocam Yanıtlarınız İçin Hepinize Teşekkürler ...
Logged

"Bu memlekette sağcı solcu yoktur, ilerici gerici yoktur.
- Bu memlekette namuslular ve namussuzlar vardır."

Cemil Meriç

Ölmez bu vatan, farz-ı muhâl, ölse de hattâ,
Çekmez kürenin sırtı o tâbût-ı cesîmi.

Mithat Cemal Kuntay
Edebiyat Öğretmeni
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6071


Calİmero


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : Haziran 04, 2010, 11:59:43 ÖS »

Rica ederiz. Kahkaha
Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1099



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : Haziran 05, 2010, 07:11:11 ÖS »

Sayın ve Sevgili edebiyatogretmeni.net Forumcuları,
Konumuz Ömer Seyfettin'in Pembe İncili Kaftan hikayesini kaynak alarak Türk Safevi İlşkilerini karşılaştırmak,hikayeyi okuyan arkadaşlarımın düşüncelerine,yol gösterici fikirlerine ihtiyacım var,saygı,sevgi,hoşgörülerimle ...

Sayın korkmazerbil,
Türk - Safavi ilişkileri denince akla Yavuz geliyor, faydalı olabileceğini umduğum konuyla ilgili şu notları paylaşmak istedim:


Tarihin Yavuz Sultan Selim yanılgıları...  
 
Bazen tarihî gerçekler hamasetin ve yanlış bilgilerin sisleri arasında kayboluyor. Tarihimizin en ilginç padişahlarından Yavuz Sultan Selim ile ilgili de yanlış bilinen birçok şey var.
 
Bu yanlışlar tarihçiler tarafından her fırsatta düzeltilmeye çalışılıyor. Mesela yıllardır öğrencilere Yavuz Sultan Selim'in küpe taktığı öğretiliyor hatta küpeli resim bile gösteriliyor.

Osmanlı padişahları arasında en ilginç simalardan biri de Yavuz Sultan Selim'dir. 1512 ile 1520 yılları arasında çok kısa bir dönem padişahlık yapan Sultan Selim, fethettiği topraklar kadar kişiliği ve cesareti ile de ilgi çeker. Yavuz Sultan Selim ile ilgili o kadar bilinmeyen ya da yanlış bilinen şeyler var ki, tarihçiler bu yanlışları düzeltmekle bitiremiyor. Tarihçi Erhan Afyoncu'nun "Yavuz'un Küpesi" adlı kitabı (Yeditepe Yayınları) da Yavuz ile ilgili bilinmeyenleri ve yanlış bilinenleri anlatıyor.

(Alıntı)
 
Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1099



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #11 : Haziran 05, 2010, 07:15:06 ÖS »

Topkapı'daki taht, Şah İsmail'in değil

"Türkiye-İran Parlamentolararası Dostluk Grubu üyesi milletvekilleri, 17-21 Haziran 2006 tarihleri arasında Tahran'da İranlı yetkililerle görüşmeler yaptılar. Zaman Gazetesi'nden öğrendiğimize göre İranlı milletvekilleriyle milletvekillerimiz arasında yaşanan, 1514'te Yavuz Sultan Selim'le Safevi hükümdarı Şah İsmail'in karşılaştığı 'Çaldıran Muharebesi' polemiği ziyarete damgasını vurdu. İranlı milletvekilleri, Türk tarih kitaplarındaki bilgilere itiraz ederek, "Çaldıran Savaşı'nda kaçan Şah İsmail değil Yavuz Sultan Selim'dir." iddiasında bulundular. Bunun üzerine milletvekillerimizin "Yavuz Sultan Selim kaçtıysa Topkapı Sarayı'ndaki 'Şah İsmail tahtı' ne oluyor? Yavuz kaçtıysa tahtı kim getirdi?" şeklindeki sözleri karşısında İranlı vekiller cevap veremediler."

(Alıntı)

« Son Düzenleme: Haziran 05, 2010, 07:23:46 ÖS Gönderen: sozedebiyattan » Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1099



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #12 : Haziran 05, 2010, 07:16:57 ÖS »

Yavuz Sultan Selim küpe takar mıydı?

 "Yavuz Sultan Selim denince aklımıza hep kulağı küpeli, palabıyıklı bir resim gelir. Daha sonraki dönemde yapılmış olan bu resim, tarih ders kitaplarında kullanıldığı için herkes Yavuz'u böyle tanır. Hatta kulağındaki küpenin sebebi üzerine birçok hikâye uydurulur. En ilginç rivayetlerden biri Yavuz Sultan Selim kılık değiştirerek Tebriz'e gidip, Şah İsmail'i satrançta yenince şahın, Şehzade Selim'e yenilginin hırsıyla bir tokat atması üzerine, Yavuz'un da bu tokat kulağıma küpe olsun diye küpe takmasıdır. Topkapı Sarayı Müzesi'nde bulunan bu resmin tarih ders kitaplarında kullanılması Osmanlı tarihinin en önemli yanlışlarından birine sebep olmuştur. 16. yüzyıla ait ve daha sonraki dönemlerde çizilmiş minyatürlerde sultanın kulağında küpe olmadığı gibi, portresi de çok farklıdır. Ayrıca 'Selimname' isimli Yavuz'un hayatını anlatan kitaplarda sultanın küpe taktığına dair bilgiye rastlanılmaz. Türkmenler arasında küpe takmak eski bir gelenektir. Ayrıca bazı tarikatlarda dervişler dünyadan ve dünyevi nesnelerden soyutlandıklarını göstermek için mengüş (küpe) takarlardı. Bu iki gelenek de Yavuz Sultan Selim'e değil Akkoyunlular'ın topraklarında Safevi Devleti'ni kuran Şah İsmail'e uymaktadır."

(Alıntı)
« Son Düzenleme: Haziran 05, 2010, 07:24:11 ÖS Gönderen: sozedebiyattan » Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1099



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #13 : Haziran 05, 2010, 07:19:03 ÖS »

Çaldıran'da kaçan Şah İsmail'di

Safeviler üzerine yürüyen Osmanlı ordusu, Doğu Anadolu'nun coğrafi şartları ve çevrenin iaşe-ikmal açısından Safeviler tarafından elverişsiz hale getirilmesi sebebiyle seferin başlarında zor duruma düşmüştü. Yavuz'un sert tedbirleriyle ilerleyen Osmanlı kuvvetleri Çaldıran'da 23 Ağustos 1514'te karşılaştıkları Safevileri ateşli silahlarıyla büyük bir mağlubiyete uğrattı. Büyük bir kısmı yok olmasına rağmen Safevi ordusu da son derece sert bir karşılık vererek, Osmanlı askerlerini yıpratmıştı. Şah İsmail, eşi Taçlu Hatun'u ve hazinesini savaş meydanında bırakarak kaçtı. Safevi hükümdarının muharebeden kaçtığı yalnız Osmanlı tarihlerinde değil, Safevi tarihlerinde de şöyle anlatılır: "Şah, ordusunun dağıldığını görünce savaş meydanından ayrıldı. Ustaclu Hızır Ağa, ona kendi atını verdi. Osmanlı askerleri şah tarafından süslü elbiseler giydirilen Avşarlı Sultan Ali Mirza'yı Şah İsmail sanıp yakaladılar. Fakat onun Şah olmadığı anlaşılınca öldürüldü. Safevi ordusu dağıldı. Yavuz Sultan Selim bunu bir savaş hilesi zannederek Safevileri takip ettirmedi." İranlı milletvekilleri, Ahsenü't-Tevarih, Hülasatü't-Tevârih ve Tekmiletü'l-Ahbar isimli Safevi tarihlerine bakarlarsa Şah İsmail'in nasıl kaçtığını öğrenirler.
 
(Alıntı)
« Son Düzenleme: Haziran 05, 2010, 07:24:34 ÖS Gönderen: sozedebiyattan » Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1099



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #14 : Haziran 05, 2010, 07:21:34 ÖS »

Yavuz, Türkmenleri öldürmedi

Yavuz Sultan Selim'in İran seferi sırasında Anadolu'da Şah İsmail'i destekleyen 40 bin kişiyi tespit ettirip, kimini öldürttüğü, kimini de hapsettirdiği yönündeki rivayet kaynakların birbirinden naklen tekrar ede ede günümüze gelmiştir. Yavuz döneminde yazılan kitapların çoğunda Türkmenlere yönelik böyle büyük çaplı bir katliama dair bilgi bulunmaz. Dönemin kaynakları incelendiğinde, bazı Türkmen aşiretlerinin sürgüne gönderildiği, bazı Türkmenlerin ise takibata uğratılıp öldürüldükleri görülür. Ancak o günün şartlarında nüfus açısından çok büyük bir rakamı ifade eden 40 bin kişinin öldürüldüğü iddiaları gerçeği yansıtmaz. 16. yüzyılda Anadolu'da Sivas, Tokat gibi şehirlerin nüfusunun 3-4 bin kişiden oluştuğu dikkate alındığında 40 bin rakamının 10-15 şehrin tamamen yok edilmesi manasına geldiği, bunun da, o dönemde bu kadar büyük nüfus eksikliğine rastlanılmaması sebebiyle doğru olamayacağı anlaşılacaktır. Yavuz'un, Safevilerle mücadelesi üzerine araştırmalarda bulunan Jean-Louis Bacque Grammont, "Padişahın o tarihte 40 bin kişiyi kılıçtan geçirttiği iddiasını doğrulayacak hiçbir delilin bulunmadığını" belirtir. Yine Türkmenler üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Tufan Gündüz, o dönemde bir köyün 10-50 haneden oluştuğu hesaba katılırsa 40 bin kişinin öldürülmesinin 1000-2000 köyün yok edilmesi demek olacağını belirtip, Osmanlı vergi sayımlarında bu kadar büyük bir nüfus eksilmesi görülmediğini söyler. Ayrıca Osmanlı tarih yazarlarının padişahlarının şan ve şereflerini artırmak amacıyla rakamları abarttıklarını belirtir.

(Alıntı)
« Son Düzenleme: Haziran 05, 2010, 07:25:00 ÖS Gönderen: sozedebiyattan » Logged
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM