|
Alufte
|
 |
« Yanıtla #30 : Nisan 17, 2008, 09:14:50 ÖS » |
|
Bir insan kelimelerle düşünür ve kendini ifade eder.Yerli yerinde olmak koşuluyla yüzyıllarca edebiyatımızda işlenmiş yabancı kökenli kelimeleri kullanmak bence bir zenginliktir.Zaten bu kelimeleri yerli yerinde kullanmayan insanlar da çok komik durumlara düşer.(Bülent ERSOY gibi.)
|
|
|
|
|
Logged
|
"Ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz Ya ümitsizsiniz ya da ümit sizsiniz"
|
|
|
|
minerva_dada
|
 |
« Yanıtla #31 : Nisan 17, 2008, 11:18:05 ÖS » |
|
Kelime haznesinin geniş olması onun abuk sabuk kelimeleri olur olmaz yerde kullanmasını gerektirmez.
Dilimize iyice yerleşmiş yabancı kökenli kelimeleri kullanalım.Kullanım alanı çok kısıtlanmış Türkçe karşılıkları tam olarak aynı şeyi ifade eden yabancı kelimelerden vazgeçelim.
"yüzyıllarca edebiyatımızda işlenmiş yabancı kökenli kelimeleri kullanmak bence bir zenginliktir"bu söz bana göre de kısmen doğru.İşlenmişliği var.Fakat kelimeler ölü kelimeler olunca işlenmişliğin önemi kalmıyor.
Örnek:"Atatürk’ün İsveç Veliahdını karşılarken kullandığı dil: "Bu gece, ulu konuklarımıza, Türkiye'ye uğur getirdiklerini söylerken, duygum tikel özgü bir kıvançtır...Avrupa'nın iki bitim ucunda yerlerini berkiten uluslarımız, ataç özlüklerinin tüm ıssıları olarak baysak, önürme, uygunluk kıldacıları olmuş bulunuyorlar; onlar bugün en güzel utkuyu kazanmaya anıklanıyorlar: Baysal utkusu."
İslamiyet öncesi Türk şiirlerinden kelimeler bulup bunlar yüzyıllardır işlendi dersek onları kullanırsak yine aynı hatayı yaparız.
|
|
|
|
|
Logged
|
Minerva'nın Baykuşu ancak ve ancak alacakaranlıkta uçmaya başlar.
|
|
|
|
aslı
|
 |
« Yanıtla #32 : Nisan 18, 2008, 10:47:09 ÖÖ » |
|
Kelimeleri yerinde kullanmamak farklı, bu kelimeleri kökenine göre tasnif ederek kullanmak farklı.Yanlış kelime kullananları konuşacaksak "Edebiyat öğretmeni olduğu halde düzgün konuşamayan ed. öğretmenleri" diye başlık açmak daha uygun olurdu.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Alufte
|
 |
« Yanıtla #33 : Nisan 18, 2008, 04:34:31 ÖS » |
|
Lütfen yorum yaparken yazılanları doğru okuyup, doğru değerlendirelim.Neye katıldığımızı veneyekatılmadığımızı gerekçesiyle açıklayalım.
|
|
|
|
|
Logged
|
"Ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz Ya ümitsizsiniz ya da ümit sizsiniz"
|
|
|
|
Alufte
|
 |
« Yanıtla #34 : Nisan 20, 2008, 04:36:34 ÖS » |
|
Kelime haznesinin geniş olması onun abuk sabuk kelimeleri olur olmaz yerde kullanmasını gerektirmez.
Dilimize iyice yerleşmiş yabancı kökenli kelimeleri kullanalım.Kullanım alanı çok kısıtlanmış Türkçe karşılıkları tam olarak aynı şeyi ifade eden yabancı kelimelerden vazgeçelim.
"yüzyıllarca edebiyatımızda işlenmiş yabancı kökenli kelimeleri kullanmak bence bir zenginliktir"bu söz bana göre de kısmen doğru.İşlenmişliği var.Fakat kelimeler ölü kelimeler olunca işlenmişliğin önemi kalmıyor.
Örnek:"Atatürk’ün İsveç Veliahdını karşılarken kullandığı dil: "Bu gece, ulu konuklarımıza, Türkiye'ye uğur getirdiklerini söylerken, duygum tikel özgü bir kıvançtır...Avrupa'nın iki bitim ucunda yerlerini berkiten uluslarımız, ataç özlüklerinin tüm ıssıları olarak baysak, önürme, uygunluk kıldacıları olmuş bulunuyorlar; onlar bugün en güzel utkuyu kazanmaya anıklanıyorlar: Baysal utkusu."
İslamiyet öncesi Türk şiirlerinden kelimeler bulup bunlar yüzyıllardır işlendi dersek onları kullanırsak yine aynı hatayı yaparız.
Bu mesaja bir anlam veremedim, sanırım düşünülmeden, öylesine yazılmış. Birincisi Bülent ERSOY'un kelime hazinesinin geniş olduğu da nereden çıktı? İkincisi ; "Atatürk'ün İsveç Veliahtını karşılarken kullandığı dil" örneği eğer yüzyıllarca dilimizde işlenmiş yabancı kökenli kelimeler için verilmişse yanlış bir örnek olur. Çünkü buradaki kelimelerin neredeyse tamamı Türkçedir.(Sadece ulus kelimesinin moğolcadan dilimize girdiğini millet kelimesinin dilimize girmesiyle unutulduğunu, ancak yakın zamanda yeniden hortlatıldığını biliyorum.) Sözkonusu örnekteki arkaik Türkçe kelimelerin yüzyıllarca dilimizde işlenmiş yabancı kökenli kelimelerle ne ilgisi var bir türlü anlayamadım.
|
|
|
|
|
Logged
|
"Ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz Ya ümitsizsiniz ya da ümit sizsiniz"
|
|
|
yazyurdu
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 10
|
 |
« Yanıtla #35 : Nisan 23, 2008, 11:01:15 ÖS » |
|
Dille ilgili (lisanla alakalı) tartışmalar (münakaşalar) son çözümlemede (nihai tahlilde) öz Türkçe konuşmak konuşmak veya konuşmamak noktasına gelip dayandı.İllaki öz Türkçe konuşacağım veya yüz yıl öncesinin diliyle konuşacağım diye kendilerini zorlayanlar da aynı komedinin bir parçasıdırlar aslında.Önemli olan her ikisinden de yaşayan unsurları alıp güzel bir üslupla konuşmaktır.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
minerva_dada
|
 |
« Yanıtla #36 : Nisan 23, 2008, 11:23:31 ÖS » |
|
"yüzyıllarca edebiyatımızda işlenmiş yabancı kökenli kelimeleri kullanmak bence bir zenginliktir." diye ortaya atılan bir düşünce vardı.Bunu söyleyen kişinin düşüncesi şu :Arapça,Farsça kelimeler Divan Ed. işlendi onları kullanalım.Bu düşünceden yola çıkarak İslamiyet öncesi dilde kullanılan kelimelerde işlendi ,onları da aynen kullanalım mı dedim.Ve başkalarının örneğini vererek bunu yapmanın uygun olmadığını söylemek istedim.Türkçe karşılıkları bulunan Arapça,FAsça kelimeleri kullanmayalım demek istedim.
Alufte öylesine yazılmış değildir.Sadece alıntı kısımlarının nereden alındığı,benim fikirleriminin hangileri olduğu biraz karıştı.
|
|
|
|
|
Logged
|
Minerva'nın Baykuşu ancak ve ancak alacakaranlıkta uçmaya başlar.
|
|
|
|
Edebiyat Öğretmeni
|
 |
« Yanıtla #37 : Nisan 25, 2008, 07:02:12 ÖS » |
|
Ben bu konuyla ilgili olorak bir arkadaşımı da eleştirmiştim. Arapça ve Farsça sözcüklerle konuşmak ona rahatsızlık vermiyor anladığım kadarıyla. Öyle rahat ediyorsa öyle konuşsun. Diyecek bir şey kalmıyor. Ama bana göre çok kasıntı ve yapmacık kalıyor.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
yazyurdu
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 10
|
 |
« Yanıtla #38 : Nisan 26, 2008, 10:03:55 ÖS » |
|
Şimdi bu konuda görüş belirtenlerin çoğu konuya malesef bilimsel değil ideolojik yaklaşmakta.Böyle olunca da görüşün bir önemi kalmıyor. Ama ideolojik takıntıları bir tarafa bırakarak yaklaşıldığında şu gerçekler ortaya çıkıyor.Şimdi dilimizde tanzimatla başlayan sadeleşme çabaları var.Milli edebiyatla bu pratik kazanıyor.Sadeleşme çabaları sonuç vermeye başlıyor.Cumhuriyetle birlikte bu çalışmalar devlet desteği kazanıyor daha doğrusu bir devlet politikası haline geliyor.Tabi devlet politikası haline gelince tartışma ortamı da kalmıyor ve süreç kendi doğal mecrasından çıkarak bazı aşırılıklar da ortaya çıkıyor ve sonunda Atatürk'ün öncülüğünde Güneş-Dil Teorisi ortaya atılarak bir anlamda ortaya çıkan aşırılıklar durdurulmaya çalışılıyor.Nasıl durdurulmasındı.Şemsettin Sami'nin hazırladığı sözlükte 60 bin kelime varken 1945'te hazırlanan bir TDK sözlüğünde kelime sayısı 15 bine kadar düşüyor.Ama 1935 yılında gazetelerde kullanılan kelimelerin yüzde 35'i Türkçe kökenli kelimelerden oluşurken 2005 yılında bu oran yüzde 86'ya çıkmış durumda.Kelime sayımız da 105 bine yükselmiş.Tabi tüm bunlar dilimiz için çok olumlu gelişmeler.Yani ne Nurullah Ataç'ın dediği olmuş ne de Muallim Naci'nin istediği olmuş.Ama bu tartışmalardan her zaman dilimiz kazançlı çıkmıştır.Yeter ki işe ideolojiyi bulaştırmayalım.Dilimizin gideceği yönü edebiyatımız belirlesin.Biz her zaman güzel ve doğru olanı izleriz zaten.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Nisan 27, 2008, 07:27:29 ÖS Gönderen: yazyurdu »
|
Logged
|
|
|
|
wildblue
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 4
|
 |
« Yanıtla #39 : Mayıs 03, 2008, 02:59:27 ÖS » |
|
yazıyurdu arkdaşıma katılıyorum,ideolojik düşünceler ve yüksek sesli kelimeler ile bir dil bilgisi tartışması yapılamaz. çoğu insanın kafasını -haklı olarak-karıştıran bir kaç konu var;
1-Osmanlıca diye konuşulan bir dil vardı (çağatayca,uygurca gibi)
YANLIŞ: "Osmanlıca" diye yanlış bir terimle karşılanan dil, Türkçemizin arapça ve farsçadan birçok terkip ve tamlama almış halidir. ve osmanlıca aslında bir dili değil br dönemi işaret eder 15yy'dan neredeyse milii edebiyat dönemine uzanır,
2-divan edb. şairleri (Baki,Şeyh Galip v.s.) yazdıkları gibi konuşurlardı.
YANLIŞ: divan edebiyatı eserlerinin çoğu Arapçanın aruz vezni ile yazılmaktaydı ve kabul edilmeli ki türkçe kelimelerin bu vezne uydurulması hayli zordur, ayrıca arapça ve farsça kelimelerin ahengi bir sanat dili açısından çok daha kullanılışlıdır(bknz. Kur'an).
3-Edebiyat eğitimi alan insanlar, eski kelimeleri kullanmaya özenmez (istisnalar hariç) gereksinim duyarlar, çünkü günlük dillerinde olmasa bile, sosyal çevrelerinde ve işlerinde bu kelimelere ihtiyaç duyarlar, Arapça her kelimenin bire bir karşılığı bulunamaz.
ve bence en büyük yanlış değerli arkadaşlar, bu kelimeleri kullanan insanları "ne dediğini anlamıyorum" diye suçlamaktır, asıl suçlanması ve çözüm bulunması gereken, bu kelimelerin nasıl unutturulduğudur. İddia ediyorum ülkenin 100 de 70 i 1,Nutuk 2,Gençliğe Hitabe 3, İstiklal Marşı'nı tam olarak anlayamaz ve yazdıramaz. İnsanımız 3-5 kelime kullanıyor arkadaşlar bunu çevrenizde görmüyor musunuz? Çocuklarımızı bunlar arapça,bunlar farsça diye korkutmuşuz.
Bir dilde her dönem kelime alışverişleri olmuştur,bunlardan korkmayalım Türkçemiz asla asimile olmayacak kadar sistemli ve derinliği olan bir dildir... Saygılarımla iyi çalışmalar.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
meryozcan
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #40 : Mayıs 03, 2008, 03:13:41 ÖS » |
|
Bu durum sadece bizde değil diğer dünya edebiyatlarında da tartışılan bir konu. Onlar önceki yüzyıllarda yazılan eserlerin dili ile yabancılaştıklarının farkına vardı. Edebi dillerinin tekrar canlandırılması için uğraş veriyorlar...biz elimizdekini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyayız. Bu konuda iyimser düşünemiyorum. Edebi eserlerimiz kültürümüzün kaynağıdır. Onları iyi anlayıp yorumlamak için de iyi bir dilci olmamız gerekiyor. Bu şekilde eğitim alan bir Edebiyat öğretmeninin de zaman zaman Osmanlıca kelimeleri günlük hayatına taşıması çok normal. Ben bazen düşünmeden kullanıyorum çünkü beyne yerleşmiş o anda düşüncemi en iyi ifade edecek sözcüğü bakıyorum ki söylemişim....Dünya klasiklerini ve doğu klasiklerini hatmetmiş bir insanın dili gerçekten şiir gibi geliyor bana...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
alinda
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 22
|
 |
« Yanıtla #41 : Mayıs 20, 2008, 09:24:28 ÖS » |
|
Arkadaşlar Osmanlıca mı Tükçe mi konuşalım. Hangisine ağırlık verelim. Sanırım bir çoğumuz fikirlerimizi belirtirken olaylara sadece Türkçe açısından yani dil açısından bakmıyoruz. Birkaç mesajda da konuya idolojik yaklaşıldığından bahsedilyor.Tamamı ile katılıyorum arkadaşlara. Bu konuya eskiden olduğu gibi şimdi de ideolojik yaklaşıyoruz.İdeolojimiz de bizim bu konuya bakış açımızı belirliyor. Yani dünyaya bakış açımız onu yorumlayışımız bizim dilimize karşı yaklaşımımızı da belirliyor ki bu da pek tabi bir sonuç kanımca. Normal olmayan bir durum yok bunda sanırım. Ha iş paylaşılmak istenen konuya gelince, dil herkesin bildiği gibi canlıdır. Şimdi bizim derdimiz Osamnlıca Farsça ifadelerin derste kullanılması olmasa gerek. Derslerde biz edebiyat öğretmenleri ne kadar kullansak da dışarıda vatandaş bunları kullanmıyor. Daha da öte edebiyat öğretmeni de ders dışına çıkınca da Türkçe konuışuyor aynen öğrencisi gibi. Diğer tarafta Arapça ve Farsça ifadeelr deyim yerindeyse Osmanlıca günlük hayatta kullanılmıyor.Tv. de kullanılmıyor.Kitaplar da kullanılmıyor. Kullanılmıyor derken hiç kullanılmıyor anlamında demiyorum . Toplumu etkileyip yeniden eski biçime dönüştürecek biçimde ve miktarda kullanılmıyor demeye çalışıyorum. Klasik eserleri, yeni yayınları, romanları ve öyküleri, tiyatroları, müzikleri şöyle bir gözden geçirdiğimizde endişelenecek boyutlarda bir sıkıntı olduğunu düşünmüyorum. Öğretmenlerimiz ne kadar kullanırsa kullansın , ister özenti diyelim buna ister ifademizi daha geniş anlatıyor diyelim isterse de ben kültürüme sahip çıkyorum diyelim, bu kullanımların devri günümüz yazın ve halk Türkçesinde geçti diye düşünüyorum. Dil şimdi Arapça ve Farçanın değil de İngilizcenin baskısı altında. Her ne kadar edebiyat öğretmenleri olarak bu baskıya karşı hep beraber karşı çıksak da toplumda hızla ilerliyor bu yabancılaşma. Bir zamanalr Fransızcaya olan ilgi gibi ki şimdiki baskı ondan da beter...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
minerva_dada
|
 |
« Yanıtla #42 : Mayıs 20, 2008, 09:32:39 ÖS » |
|
Bu şekilde eğitim alan bir Edebiyat öğretmeninin de zaman zaman Osmanlıca kelimeleri günlük hayatına taşıması çok normal. Ben bazen düşünmeden kullanıyorum çünkü beyne yerleşmiş o anda düşüncemi en iyi ifade edecek sözcüğü bakıyorum ki söylemişim iyi ingilizce bilen kişilerin beyinlerine yerleşmiş ingilizce kelimelerle duygularını ,düşüncelerini ifade etmelerine ne dersiniz. normal mi karşılarsınız.
|
|
|
|
|
Logged
|
Minerva'nın Baykuşu ancak ve ancak alacakaranlıkta uçmaya başlar.
|
|
|
|
Belce
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #43 : Mayıs 20, 2008, 09:58:56 ÖS » |
|
Osmanlı İmparatorluğu devrini kapatalı yaklaşık 100 yıl olmuş. Ki bizler kabul etsek de etmesekde bu imparatorluğun kalıntılarından var olduk. İstanbul'un fethinden 1453 den yıkımına kadar zamanı ele alırsak yaklaşık 450 yıllık bir dünya hakimiyetinde dünyanın her yerinde ekonomi, bilim ve resmi dil Osmanlıca olduğunu düşünürsek; şu an ki konuşma dilimizin ve yazım dilimizin içerisinde var olamsını yadsımamız kendi hürriyetimizi inkarımızdan ileri gelir. Nedense kendini aydın bilenler konuya yobazca yaklaşmakta. Oysa bilimsel olarak bakarsak o vakit Şu an konuştuğumuz dili nasıl dünya dili haline getirecegimiz ortaya çıkar. Ve lakin tam aksine bizler konuştuğumuz dilimizin samimiyetini ve iletişimini engellemekteyiz. Hoş bu sadece yazımla ilgili değil. Bunun en büyük sıkıntısı bilimde ve ekonomide geri kalmamızın sebebi değil midir?
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
meryozcan
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #44 : Mayıs 20, 2008, 10:07:27 ÖS » |
|
Bu şekilde eğitim alan bir Edebiyat öğretmeninin de zaman zaman Osmanlıca kelimeleri günlük hayatına taşıması çok normal. Ben bazen düşünmeden kullanıyorum çünkü beyne yerleşmiş o anda düşüncemi en iyi ifade edecek sözcüğü bakıyorum ki söylemişim iyi ingilizce bilen kişilerin beyinlerine yerleşmiş ingilizce kelimelerle duygularını ,düşüncelerini ifade etmelerine ne dersiniz. normal mi karşılarsınız. Siz benim ne demek istediğimi çok iyi anladınız...Osmanlıcayı kimse garip karşılamaz ama türkilizce tutmaz bu memlekette minerva_dada...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|