edebiyatogretmeni.net forum
Ocak 09, 2009, 12:23:06 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: 1 2 [3] 4
  Yazdır  
Gönderen Konu: osmanlıca konuÅŸan edebiyat öğretmenleri  (Okunma Sayısı 3079 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Alufte
Sr. Member
****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 305



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #30 : Nisan 17, 2008, 09:14:50 ÖS »

  Bir insan kelimelerle düşünür ve kendini ifade eder.Yerli yerinde olmak koÅŸuluyla yüzyıllarca edebiyatımızda iÅŸlenmiÅŸ yabancı kökenli  kelimeleri kullanmak bence bir zenginliktir.Zaten bu kelimeleri yerli yerinde kullanmayan insanlar da çok komik durumlara düşer.(Bülent ERSOY gibi.)
Logged

"Ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz
Ya ümitsizsiniz ya da ümit sizsiniz"
minerva_dada
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2146


sevgisiz asla.


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #31 : Nisan 17, 2008, 11:18:05 ÖS »

Kelime haznesinin geniş olması onun abuk sabuk kelimeleri olur olmaz yerde kullanmasını gerektirmez.

Dilimize iyice yerleşmiş yabancı kökenli kelimeleri kullanalım.Kullanım alanı çok kısıtlanmış Türkçe karşılıkları tam olarak aynı şeyi ifade eden yabancı kelimelerden vazgeçelim.

"yüzyıllarca edebiyatımızda iÅŸlenmiÅŸ yabancı kökenli  kelimeleri kullanmak bence bir zenginliktir"bu söz bana göre de kısmen doÄŸru.İşlenmiÅŸliÄŸi var.Fakat kelimeler ölü kelimeler olunca iÅŸlenmiÅŸliÄŸin önemi kalmıyor.

Örnek:"Atatürk’ün İsveç Veliahdını karşılarken kullandığı dil:
            "Bu gece, ulu konuklarımıza, Türkiye'ye uÄŸur getirdiklerini söylerken, duygum tikel özgü bir kıvançtır...Avrupa'nın iki bitim ucunda yerlerini berkiten uluslarımız, ataç özlüklerinin tüm ıssıları olarak baysak, önürme, uygunluk kıldacıları olmuÅŸ bulunuyorlar; onlar bugün en güzel utkuyu kazanmaya anıklanıyorlar: Baysal utkusu."

İslamiyet öncesi Türk şiirlerinden kelimeler bulup bunlar yüzyıllardır işlendi dersek onları kullanırsak yine aynı hatayı yaparız.
Logged

Minerva'nın Baykuşu ancak ve ancak alacakaranlıkta uçmaya başlar.
aslı
Full Member
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 169


ne kavgam bitti ne sevdam


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #32 : Nisan 18, 2008, 10:47:09 ÖÖ »

Kelimeleri  yerinde kullanmamak farklı, bu kelimeleri kökenine göre tasnif ederek kullanmak farklı.Yanlış kelime kullananları konuÅŸacaksak "Edebiyat öğretmeni olduÄŸu halde düzgün konuÅŸamayan ed. öğretmenleri" diye baÅŸlık açmak daha uygun olurdu.
Logged
Alufte
Sr. Member
****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 305



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #33 : Nisan 18, 2008, 04:34:31 ÖS »


   Lütfen yorum yaparken yazılanları doÄŸru okuyup, doÄŸru deÄŸerlendirelim.Neye katıldığımızı veneyekatılmadığımızı gerekçesiyle açıklayalım.
Logged

"Ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz
Ya ümitsizsiniz ya da ümit sizsiniz"
Alufte
Sr. Member
****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 305



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #34 : Nisan 20, 2008, 04:36:34 ÖS »

Kelime haznesinin geniş olması onun abuk sabuk kelimeleri olur olmaz yerde kullanmasını gerektirmez.

Dilimize iyice yerleşmiş yabancı kökenli kelimeleri kullanalım.Kullanım alanı çok kısıtlanmış Türkçe karşılıkları tam olarak aynı şeyi ifade eden yabancı kelimelerden vazgeçelim.

"yüzyıllarca edebiyatımızda iÅŸlenmiÅŸ yabancı kökenli  kelimeleri kullanmak bence bir zenginliktir"bu söz bana göre de kısmen doÄŸru.İşlenmiÅŸliÄŸi var.Fakat kelimeler ölü kelimeler olunca iÅŸlenmiÅŸliÄŸin önemi kalmıyor.

Örnek:"Atatürk’ün İsveç Veliahdını karşılarken kullandığı dil:
            "Bu gece, ulu konuklarımıza, Türkiye'ye uÄŸur getirdiklerini söylerken, duygum tikel özgü bir kıvançtır...Avrupa'nın iki bitim ucunda yerlerini berkiten uluslarımız, ataç özlüklerinin tüm ıssıları olarak baysak, önürme, uygunluk kıldacıları olmuÅŸ bulunuyorlar; onlar bugün en güzel utkuyu kazanmaya anıklanıyorlar: Baysal utkusu."

İslamiyet öncesi Türk şiirlerinden kelimeler bulup bunlar yüzyıllardır işlendi dersek onları kullanırsak yine aynı hatayı yaparız.


 
   Bu mesaja bir anlam veremedim, sanırım düşünülmeden,  öylesine yazılmış.

    Birincisi Bülent ERSOY'un kelime hazinesinin geniÅŸ olduÄŸu da nereden çıktı?       

     Ä°kincisi ; "Atatürk'ün İsveç Veliahtını karşılarken kullandığı dil" örneÄŸi eÄŸer yüzyıllarca dilimizde iÅŸlenmiÅŸ yabancı kökenli kelimeler için verilmiÅŸse yanlış bir örnek olur. Çünkü buradaki kelimelerin neredeyse tamamı Türkçedir.(Sadece ulus kelimesinin moÄŸolcadan dilimize girdiÄŸini millet kelimesinin dilimize girmesiyle unutulduÄŸunu, ancak yakın zamanda yeniden hortlatıldığını biliyorum.) Sözkonusu örnekteki arkaik Türkçe kelimelerin yüzyıllarca dilimizde iÅŸlenmiÅŸ yabancı kökenli kelimelerle ne ilgisi var bir türlü anlayamadım.

   

 
Logged

"Ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz
Ya ümitsizsiniz ya da ümit sizsiniz"
yazyurdu
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 10


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #35 : Nisan 23, 2008, 11:01:15 ÖS »

Dille ilgili (lisanla alakalı) tartışmalar (münakaşalar) son çözümlemede (nihai tahlilde) öz Türkçe konuşmak konuşmak veya konuşmamak noktasına gelip dayandı.İllaki öz Türkçe konuşacağım veya yüz yıl öncesinin diliyle konuşacağım diye kendilerini zorlayanlar da aynı komedinin bir parçasıdırlar aslında.Önemli olan her ikisinden de yaşayan unsurları alıp güzel bir üslupla konuşmaktır.
Logged
minerva_dada
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2146


sevgisiz asla.


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #36 : Nisan 23, 2008, 11:23:31 ÖS »

"yüzyıllarca edebiyatımızda iÅŸlenmiÅŸ yabancı kökenli  kelimeleri kullanmak bence bir zenginliktir."
diye ortaya atılan bir düşünce vardı.Bunu söyleyen kişinin düşüncesi şu :Arapça,Farsça kelimeler Divan Ed. işlendi onları kullanalım.Bu düşünceden yola çıkarak İslamiyet öncesi dilde kullanılan kelimelerde işlendi ,onları da aynen kullanalım mı dedim.Ve başkalarının örneğini vererek bunu yapmanın uygun olmadığını söylemek istedim.Türkçe karşılıkları bulunan Arapça,FAsça kelimeleri kullanmayalım demek istedim.

Alufte öylesine yazılmış değildir.Sadece alıntı kısımlarının nereden alındığı,benim fikirleriminin hangileri olduğu biraz karıştı.
Logged

Minerva'nın Baykuşu ancak ve ancak alacakaranlıkta uçmaya başlar.
Edebiyat Öğretmeni
Hero Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1513


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #37 : Nisan 25, 2008, 07:02:12 ÖS »

Ben bu konuyla ilgili olorak bir arkadaşımı da eleştirmiştim. Arapça ve Farsça sözcüklerle konuşmak ona rahatsızlık vermiyor anladığım kadarıyla. Öyle rahat ediyorsa öyle konuşsun. Diyecek bir şey kalmıyor. Ama bana göre çok kasıntı ve yapmacık kalıyor.
Logged
yazyurdu
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 10


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #38 : Nisan 26, 2008, 10:03:55 ÖS »

Şimdi bu konuda görüş belirtenlerin çoğu konuya malesef bilimsel değil ideolojik yaklaşmakta.Böyle olunca da görüşün bir önemi kalmıyor.
Ama ideolojik takıntıları bir tarafa bırakarak yaklaşıldığında şu gerçekler ortaya çıkıyor.Şimdi dilimizde tanzimatla başlayan sadeleşme çabaları var.Milli edebiyatla bu pratik kazanıyor.Sadeleşme çabaları sonuç vermeye başlıyor.Cumhuriyetle birlikte bu çalışmalar devlet desteği kazanıyor daha doğrusu bir devlet politikası haline geliyor.Tabi devlet politikası haline gelince tartışma ortamı da kalmıyor ve süreç kendi doğal mecrasından çıkarak bazı aşırılıklar da ortaya çıkıyor ve sonunda Atatürk'ün öncülüğünde Güneş-Dil Teorisi ortaya atılarak bir anlamda ortaya çıkan aşırılıklar durdurulmaya çalışılıyor.Nasıl durdurulmasındı.Şemsettin Sami'nin hazırladığı sözlükte 60 bin kelime varken 1945'te hazırlanan bir TDK sözlüğünde kelime sayısı 15 bine kadar düşüyor.Ama 1935 yılında gazetelerde kullanılan kelimelerin yüzde 35'i Türkçe kökenli kelimelerden oluşurken 2005 yılında bu oran yüzde 86'ya çıkmış durumda.Kelime sayımız da 105 bine yükselmiş.Tabi tüm bunlar dilimiz için çok olumlu gelişmeler.Yani ne Nurullah Ataç'ın dediği olmuş ne de Muallim Naci'nin istediği olmuş.Ama bu tartışmalardan her zaman dilimiz kazançlı çıkmıştır.Yeter ki işe ideolojiyi bulaştırmayalım.Dilimizin gideceği yönü edebiyatımız belirlesin.Biz her zaman güzel ve doğru olanı izleriz zaten.
« Son Düzenleme: Nisan 27, 2008, 07:27:29 ÖS Gönderen: yazyurdu » Logged
wildblue
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #39 : Mayıs 03, 2008, 02:59:27 ÖS »

yazıyurdu arkdaşıma katılıyorum,ideolojik düşünceler ve yüksek sesli kelimeler ile bir dil bilgisi tartışması yapılamaz. çoğu insanın kafasını -haklı olarak-karıştıran bir kaç konu var;

1-Osmanlıca diye konuşulan bir dil vardı (çağatayca,uygurca gibi)

YANLIŞ: "Osmanlıca" diye yanlış bir terimle karşılanan dil, Türkçemizin arapça ve farsçadan birçok terkip ve tamlama almış halidir. ve osmanlıca aslında bir dili değil br dönemi işaret eder 15yy'dan neredeyse milii edebiyat dönemine uzanır,

2-divan edb. şairleri (Baki,Şeyh Galip v.s.) yazdıkları gibi konuşurlardı.

YANLIŞ: divan edebiyatı eserlerinin çoğu Arapçanın aruz vezni ile yazılmaktaydı ve kabul edilmeli ki türkçe kelimelerin bu vezne uydurulması hayli zordur, ayrıca arapça ve farsça kelimelerin ahengi bir sanat dili açısından çok daha kullanılışlıdır(bknz. Kur'an).

3-Edebiyat eğitimi alan insanlar, eski kelimeleri kullanmaya özenmez (istisnalar hariç) gereksinim duyarlar, çünkü günlük dillerinde olmasa bile, sosyal çevrelerinde ve işlerinde bu kelimelere ihtiyaç duyarlar, Arapça her kelimenin bire bir karşılığı bulunamaz.

ve bence en büyük yanlış değerli arkadaşlar, bu kelimeleri kullanan insanları "ne dediğini anlamıyorum" diye suçlamaktır, asıl suçlanması ve çözüm bulunması gereken, bu kelimelerin nasıl unutturulduğudur. İddia ediyorum ülkenin 100 de 70 i 1,Nutuk 2,Gençliğe Hitabe 3, İstiklal Marşı'nı tam olarak anlayamaz ve yazdıramaz. İnsanımız 3-5 kelime kullanıyor arkadaşlar bunu çevrenizde görmüyor musunuz? Çocuklarımızı bunlar arapça,bunlar farsça diye korkutmuşuz.

Bir dilde her dönem kelime alışverişleri olmuştur,bunlardan korkmayalım Türkçemiz asla asimile olmayacak kadar sistemli ve derinliği olan bir dildir... Saygılarımla iyi çalışmalar.
Logged
meryozcan
Ziyaretçi
« Yanıtla #40 : Mayıs 03, 2008, 03:13:41 ÖS »

Bu durum sadece bizde değil diğer dünya edebiyatlarında da tartışılan bir konu.
Onlar önceki yüzyıllarda yazılan eserlerin dili ile yabancılaştıklarının farkına vardı. Edebi dillerinin tekrar canlandırılması için uğraş veriyorlar...biz elimizdekini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyayız. Bu konuda iyimser düşünemiyorum. Edebi eserlerimiz kültürümüzün kaynağıdır. Onları iyi anlayıp yorumlamak için de iyi bir dilci olmamız gerekiyor. Bu şekilde eğitim alan bir Edebiyat öğretmeninin de zaman zaman Osmanlıca kelimeleri günlük hayatına taşıması çok normal. Ben bazen düşünmeden kullanıyorum çünkü beyne yerleşmiş o anda düşüncemi en iyi ifade edecek sözcüğü bakıyorum ki söylemişim....Dünya klasiklerini ve doğu klasiklerini hatmetmiş bir insanın dili gerçekten şiir gibi geliyor bana...
Logged
alinda
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 22


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #41 : Mayıs 20, 2008, 09:24:28 ÖS »

 ArkadaÅŸlar Osmanlıca mı Tükçe mi konuÅŸalım. Hangisine ağırlık verelim. Sanırım bir çoÄŸumuz fikirlerimizi belirtirken olaylara sadece Türkçe açısından yani dil açısından bakmıyoruz. Birkaç mesajda da konuya idolojik yaklaşıldığından bahsedilyor.Tamamı ile katılıyorum arkadaÅŸlara. Bu konuya eskiden olduÄŸu gibi ÅŸimdi de ideolojik yaklaşıyoruz.İdeolojimiz de bizim bu konuya bakış açımızı belirliyor.
 Yani dünyaya bakış açımız onu yorumlayışımız bizim dilimize karşı yaklaşımımızı da belirliyor ki bu da pek tabi bir sonuç kanımca. Normal olmayan bir durum yok bunda sanırım.
 Ha iÅŸ paylaşılmak istenen konuya gelince, dil herkesin bildiÄŸi gibi canlıdır. Åžimdi bizim derdimiz Osamnlıca Farsça ifadelerin derste kullanılması olmasa gerek. Derslerde biz edebiyat öğretmenleri ne kadar kullansak da dışarıda vatandaÅŸ bunları kullanmıyor. Daha da öte edebiyat öğretmeni de ders dışına çıkınca da Türkçe konuışuyor aynen öğrencisi gibi.
 DiÄŸer tarafta Arapça ve Farsça ifadeelr deyim yerindeyse Osmanlıca günlük hayatta kullanılmıyor.Tv. de kullanılmıyor.Kitaplar da kullanılmıyor. Kullanılmıyor derken hiç kullanılmıyor anlamında demiyorum . Toplumu etkileyip yeniden eski biçime dönüştürecek biçimde ve miktarda kullanılmıyor demeye çalışıyorum. Klasik eserleri, yeni yayınları, romanları ve öyküleri, tiyatroları, müzikleri şöyle bir gözden geçirdiÄŸimizde endiÅŸelenecek boyutlarda bir sıkıntı olduÄŸunu düşünmüyorum. Öğretmenlerimiz ne kadar kullanırsa kullansın , ister özenti diyelim buna ister ifademizi daha geniÅŸ anlatıyor diyelim isterse de ben kültürüme sahip çıkyorum diyelim, bu kullanımların devri günümüz yazın ve halk Türkçesinde geçti diye düşünüyorum. Dil ÅŸimdi Arapça ve Farçanın deÄŸil de İngilizcenin baskısı altında. Her ne kadar edebiyat öğretmenleri olarak bu baskıya karşı hep beraber karşı çıksak da toplumda hızla ilerliyor bu yabancılaÅŸma. Bir zamanalr Fransızcaya olan ilgi gibi ki ÅŸimdiki baskı ondan da beter...
 
Logged
minerva_dada
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2146


sevgisiz asla.


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #42 : Mayıs 20, 2008, 09:32:39 ÖS »

Bu şekilde eğitim alan bir Edebiyat öğretmeninin de zaman zaman Osmanlıca kelimeleri günlük hayatına taşıması çok normal. Ben bazen düşünmeden kullanıyorum çünkü beyne yerleşmiş o anda düşüncemi en iyi ifade edecek sözcüğü bakıyorum ki söylemişim
iyi ingilizce bilen kişilerin beyinlerine yerleşmiş ingilizce kelimelerle duygularını ,düşüncelerini ifade etmelerine ne dersiniz.
normal mi karşılarsınız.
Logged

Minerva'nın Baykuşu ancak ve ancak alacakaranlıkta uçmaya başlar.
Belce
Ziyaretçi
« Yanıtla #43 : Mayıs 20, 2008, 09:58:56 ÖS »

Osmanlı İmparatorluÄŸu devrini kapatalı yaklaşık 100 yıl olmuÅŸ. Ki bizler kabul etsek de etmesekde bu imparatorluÄŸun kalıntılarından var olduk. İstanbul'un fethinden 1453 den yıkımına kadar zamanı ele alırsak yaklaşık 450 yıllık bir dünya hakimiyetinde dünyanın her yerinde ekonomi, bilim ve resmi dil Osmanlıca olduÄŸunu düşünürsek; ÅŸu an ki konuÅŸma dilimizin ve yazım dilimizin içerisinde  var olamsını yadsımamız kendi hürriyetimizi inkarımızdan ileri gelir.
 Nedense kendini aydın bilenler konuya yobazca yaklaÅŸmakta. Oysa bilimsel olarak bakarsak o vakit Åžu an konuÅŸtuÄŸumuz dili nasıl dünya dili haline getirecegimiz ortaya çıkar. Ve lakin tam aksine bizler konuÅŸtuÄŸumuz  dilimizin samimiyetini ve iletiÅŸimini engellemekteyiz. HoÅŸ bu sadece  yazımla ilgili deÄŸil. Bunun en büyük sıkıntısı bilimde ve ekonomide geri kalmamızın sebebi deÄŸil midir?
Logged
meryozcan
Ziyaretçi
« Yanıtla #44 : Mayıs 20, 2008, 10:07:27 ÖS »

Bu şekilde eğitim alan bir Edebiyat öğretmeninin de zaman zaman Osmanlıca kelimeleri günlük hayatına taşıması çok normal. Ben bazen düşünmeden kullanıyorum çünkü beyne yerleşmiş o anda düşüncemi en iyi ifade edecek sözcüğü bakıyorum ki söylemişim
iyi ingilizce bilen kişilerin beyinlerine yerleşmiş ingilizce kelimelerle duygularını ,düşüncelerini ifade etmelerine ne dersiniz.
normal mi karşılarsınız.


Siz benim ne demek istediğimi çok iyi anladınız...Osmanlıcayı kimse garip karşılamaz ama türkilizce tutmaz bu memlekette minerva_dada...
Logged
Sayfa: 1 2 [3] 4
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Hosting Hizmetleri Saglik
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!