|
mor1
Ziyaretçi
|
 |
« : Nisan 07, 2008, 11:04:48 ÖÖ » |
|
Arkadaşlar,bu konu beni çok rahatsız ediyor.Türkçe karşılığı olan Osmanlıca sözcükleri niye kullanırlar ki?Bizim işimiz dilimizi sevdirmek değil mi?Niye ısrarla edebiyat öğretmeniyim,ben bunları biliyorum edasıyla Arapça Farsça konuşulmaya çalışılır?Ben bunu sığ bir özenti olarak nitelendiriyorum.Osmanlıca kelime kullanınca daha mı havalı,kültürlü olunuyor acaba? Çok yazık...Bu konu hakkındaki fikirlerinizi bekliyorum.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
vabeste
|
 |
« Yanıtla #1 : Nisan 07, 2008, 12:45:02 ÖS » |
|
Hocam günümüzde Osmanlıca konuşabilen edebiyat öğretmeni biliyorsanız söyleyiniz de onu tebrik edelim. Osmanlıca, koskoca bir medeniyetin dilidir. Bence Osmanlıcayı çok iyi bilmeyen bir edebiyatçı bizim ne edebiyatımızı anlayabilir ne de kültürümüzü. Osmanlıcayı tam anlamıyla öğrenemeyen edebiyatçı adaylarının ben üniversiteden mezun edilmesine de karşıyım.
Osmanlıca konuşma meselesine gelince: Osmanlıca konuşmak ne demek, nasıl oluyor, ben tam anlayamadım, biraz açarsanız sevinirim.
saygılarımla...
|
|
|
|
|
Logged
|
Dal bir gün dedi ki tomurcuğuna: Tenimde bir yara işler gibisin, Titrerim rüzgarlar zarar vermesin
|
|
|
|
siyahsemazen
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #2 : Nisan 07, 2008, 01:42:00 ÖS » |
|
yakın çağdaki en büyük medeniyet dili olması sebebiyle mümkün oldukça mevcut kelimelerin muhafazasından yanayım.kaldı ki bahsettiğimiz kelimeler eş anlamlı değildir çoğunlukla.aralarında her halukarda anlam farklılıkları vardır.bu farklılıklar da ifade gücümüzü artıran zenginliğimizdir.en nihayetinde halen gün yüzü görmemiş arşivlerimiz mevcutken osmanlı türkçesini yok saymak bu toprakları bize emanet eden atalarımıza ihanet olacaktır.günümüz iletişimin bu denli hızlı oluşu karşısında da ayakta durabilmemize olanak sağlayacaktır.batı toplumlarının her geçen gün dilleri genişlerken bizim de en azından edebiyat öğretmenleri olarak divan edebiyatını yaşatmak adına bu zenginliğe sahip çıkmamız gerekmektedir.son olarak, acaba osmanlı türkçesini yok sayarsak fuzuli, baki, nefi ve daha niceleri nasıl anlam bulacaklar, bu kişiler sadece tarihi birer şahsiyet olmanın ötesine geçebilirler mi? zannımca bu kişiler yaptıklarıyla değil yazdıklarıyla yaşıyorlar, onları yaşatmak adına osmanlı türkçesi her daim yaşatılmalıdır. saygılarımla...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Edebiyat Öğretmeni
|
 |
« Yanıtla #3 : Nisan 07, 2008, 04:25:59 ÖS » |
|
İlk önce Osmanlıca nedir? Bunu bir düşünelim. Bazı edebiyat öğretmenlerinin kullandığı Osmanlıca sözcükleri Osamnlıca yaşarken halk kullanıyor muydu? Hangi halk hikayesinde veya şiirinde bu kadar yoğun Osmanlıca sözcüğe rastlıyoruz. Osmanlıca o günlerde belki geçerli bir dildi (halk arasında geçerli oldğunu pek düşünmüyorum) ama yapaylığını asla unutmayalm. Eğer yapay bir dil olmasaydı günümüzde hâlâ yaşıyor olurdu. Bir edebiyat öğretmenin iyi bir Osmanlıca bilgisi olması gerekitğne inanıyorum. Çünkü Osmanlı Devleti döneminde yazılan eserler bizim edebiyatımızın önemli bir parçası ve bu eserleri incelerken bu dili bilmek zorundadır; ancak bunu günümüzde kullanması çok da gerekli değil. Bir de güzel Türkçemize bakalım. Osmanlıca gibi değil. Hâlâ yaşıyor. Yeni sözcükler türetip kendisinin geliştirmemiz için bizi bekliyor. Neden Osmanlıca konuşup da anlaşılmaz olayım dilimizin saflığı yalınlığı, açılığı dururken? Türkçe sözcükler yeterliyken neden Arapça ve Farsça sözcüklere ihtiyaç duyayım?
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Nisan 07, 2008, 04:28:54 ÖS Gönderen: Edebiyat Öğretmeni »
|
Logged
|
|
|
|
|
Alufte
|
 |
« Yanıtla #4 : Nisan 07, 2008, 04:35:25 ÖS » |
|
Osmanlıca diye bir dil olmadığını hepimiz biliyoruz, eğer kastedilen Türkçenin 15-20. yy. daki tarihi bir dönemi olan Osmanlı Türkçesi ise bu dil zaten bir konuşma dili değildir. Dilimizde yüzlerce yıldır kullanılan Arapça ve Farsça kelimelerin atılıp yerine bir çağrışım gücü olmayan uyduruk ya da diriltilmiş arkaik kelimelerle konuşmanın yanlış olduğu kanısındayım. Asıl sorun ortada bir kavram kargaşasının olması ve kelimeler üzerinden siyaset yapılmasıdır. Şimdi dilbilgisi öğretimindeki duruma bir bakalım fiil mi, eylem mi, isim mi ad mı, kelime mi sözcük mü, edat mı ilgeç mi, zarf mı belirteç mi, zamir mi adıl mı, sıfat mı ön ad mı, sıfat-fiil mi ortaç mı,fiilimsi mi eylemsi mi, zarf-fiil mi ulaç mı yoksa adeylem, bağeylem sıfat eylem mi , cümle mi tümce mi, dolaylı tümleç mi, yer tamlayıcısı mı, şart mı koşul mu, kelime grubu mu yoksa sözcük öbeği mi diyeceğiz, siz karar verin? Bu dili kim bu hale getirdi?
|
|
|
|
|
Logged
|
"Ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz Ya ümitsizsiniz ya da ümit sizsiniz"
|
|
|
|
Edebiyat Öğretmeni
|
 |
« Yanıtla #5 : Nisan 07, 2008, 04:46:08 ÖS » |
|
Size katılıyorum Alufte. Tabiki halkın benimsediği sözcükler hep yaşayacak. Atatürk rahatsızlandığında gazetede "Atatürk sağrılandı." biçiminde bir haber çıkmış. Halk "sağrılanma"nın ne demek olduğunu bilmediği için haberi anlamamış ve o sözcüğü kabul etmemiş. Bu yüzden sözcük dile dahil edilmemiş. Önemli olan halkın kullanımıdır. Ama durduk yere araya Osmanlıca sözcük sıkıştırmanın aleminin olmadığını düşünüyorum.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Nisan 07, 2008, 04:48:57 ÖS Gönderen: Edebiyat Öğretmeni »
|
Logged
|
|
|
|
|
Alufte
|
 |
« Yanıtla #6 : Nisan 07, 2008, 04:51:25 ÖS » |
|
Haklısınız hocam gerçi sağrılanmak da hoş bir kelime bu kelimeleri biz kullanıp yaşatabiliriz kendi aramızda....
|
|
|
|
|
Logged
|
"Ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz Ya ümitsizsiniz ya da ümit sizsiniz"
|
|
|
|
Æ’uzuâ„“Ñ—yÑ”
|
 |
« Yanıtla #7 : Nisan 07, 2008, 04:59:24 ÖS » |
|
Çok komikler. Kendilerince bir ağırlıkları olduğuna inanıyorlar fakat anlaşılamıyorlar. Belli ki amaçları anlaşılmak değil, derin görünmek. Kuyu ne kadar derinse o kadar merak uyandırır mı diyorlar bilmem artık. Bence sadece karanlık bir kuyuda tek başlarına bağırıp çağırıyorlar.
Osmanlı Türkçesi' ne ait sözcükleri bilmek, anlamak, yeri geldiğinde kullanmak ayrı şey. Kaftanla gezerek ulema olmaya çabalamanın bir alemi yok.
|
|
|
|
|
Logged
|
Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız. Konfüçyus
|
|
|
|
LEO
|
 |
« Yanıtla #8 : Nisan 07, 2008, 08:26:44 ÖS » |
|
ÇOK OTURGAÇLI GÖTÜRGEÇ TARZI ZAVALLI VE KOMİK DENEMELERİ TASVİP ETMİYORUM AMA DİLİMİZ ÇOK ZENGİN MÜMKÜN OLDUĞU KADAR TÜRKÇE KULLANMAMIZ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM ÖĞRENCİLERİME GEREKTİĞİNDE ZOR KULLANARAK TEHDİT VE YAPTIRIMLARLA  BU KONUDAKİ HASSASLIĞIMI VURGULUYORUM LÜTFEN HERKES BU KONUDA DUYARLI OLSUN DİLİMİZ BİZİM HER ŞEYİMİZ BAK ŞİMDİ YUKARIDAKİ TASVİP BİLE BENİ RAHATSIZ ETTİ RAHATSIZ ETMEK?  LÜTFEN DUYARLI OLALIM HERKES ELİNDEN GELENİ YAPSIN
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Edebiyat Öğretmeni
|
 |
« Yanıtla #9 : Nisan 07, 2008, 09:04:29 ÖS » |
|
"ÇOK OTURGAÇLI GÖTÜRGEÇ TARZI ZAVALLI VE KOMİK DENEMELER" Sevgili Leo, Ben de senin gibi yıllardır bu tip kullanımlara güldüm. Tdk'nın gerçekten böyle sözcükler türettiğini düşündüm; ancak bu ve buna benzer sözcükler bir mizah dergisinde iki edebiyat öğretmeninin güldürme amaçlı yazdıkları yazının içinde olan tabirlerdir. Tdk böyle bir sözcük asla önermemiştir.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
LEO
|
 |
« Yanıtla #10 : Nisan 07, 2008, 09:07:50 ÖS » |
|
BEN DE BİLİYORUM ZÜMREM TEŞBİHTİ... 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
LEO
|
 |
« Yanıtla #12 : Nisan 07, 2008, 09:24:06 ÖS » |
|
AH PEK DE KİBAR!SEVGİLER
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
kafkamanik
|
 |
« Yanıtla #14 : Nisan 08, 2008, 12:05:00 ÖÖ » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
ne sezgisel şiire, ne aşka mecalim var. öpme beni bu akşam, isteksiz bie halim var.
|
|
|
|