edebiyatogretmeni.net forum
Ocak 09, 2009, 12:32:02 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1 [2] 3
  Yazdır  
Gönderen Konu: LEYLÎ VÜ MECNÛN KISSALARI  (Okunma Sayısı 1891 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
brksvd
Ziyaretçi
« Yanıtla #15 : Temmuz 15, 2008, 10:33:07 ÖÖ »

Çok güzel özetlemişsiniz..  Üzgün  Ağlayan

Teşekkürler..
Logged
Mevlânâ muhibbi
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1362


AŞK, HAREKETSİZ SÜKÛN, SÜKÛNSUZ HAREKETTİR.


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #16 : Temmuz 15, 2008, 10:36:45 ÖÖ »

Rica ederim. Böyle sevdalara hasretiz...       Ağlayan

Beyhude oldu artık sevgiler... (Bu arada üzülmeyelim.       Göz kırpan)
Logged

Gûr-ı hâne-i râz-ı tû çün dil şeved
An murâdet zudter hâsıl şeved

                         *Mesnevî*
''Sırrının mezarı gönül olursa, muradın daha çabuk hasıl olur.''
Mevlânâ muhibbi
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1362


AŞK, HAREKETSİZ SÜKÛN, SÜKÛNSUZ HAREKETTİR.


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #17 : Temmuz 17, 2008, 09:35:17 ÖÖ »

Bir gün Mecnun hasta olup yatağa düşer. Tedavî için bir doktor çağırırlar. Doktor:  "Damardan kan almak gerek'" diyerek Mecnun' un kolunu bağlar. Tam iğneyi batıracağı sırada Mecnun bağırır;

"-Ey doktor, bırak! Ücretini al ve git. Bu hastalıktan öleyim, zararı yok. Vazgeç kan almaktan"

Doktor Mecnun'a:

"-Sen çöllerde kükremiş arslanlardan korkmuyorsun da koluna bir iğne batmasından mı korkuyorsun?” diye sorar.

Mecnun'un cevabı şu olur;

"-Ben neşterden korkmuyorum. Benim vücudum, varlığım Leyla ile doludur. Korkarım ki benim kolumu yararken Leyla'yı incitirsin, işte ben bundan korkuyorum."



« Son Düzenleme: Temmuz 17, 2008, 09:38:25 ÖÖ Gönderen: Mevlânâ muhibbi » Logged

Gûr-ı hâne-i râz-ı tû çün dil şeved
An murâdet zudter hâsıl şeved

                         *Mesnevî*
''Sırrının mezarı gönül olursa, muradın daha çabuk hasıl olur.''
brksvd
Ziyaretçi
« Yanıtla #18 : Temmuz 17, 2008, 09:47:16 ÖÖ »

Ne aşk ama  Masum
Logged
Mevlânâ muhibbi
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1362


AŞK, HAREKETSİZ SÜKÛN, SÜKÛNSUZ HAREKETTİR.


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #19 : Temmuz 17, 2008, 09:48:10 ÖÖ »

 Göz kırpan
Logged

Gûr-ı hâne-i râz-ı tû çün dil şeved
An murâdet zudter hâsıl şeved

                         *Mesnevî*
''Sırrının mezarı gönül olursa, muradın daha çabuk hasıl olur.''
Mevlânâ muhibbi
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1362


AŞK, HAREKETSİZ SÜKÛN, SÜKÛNSUZ HAREKETTİR.


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #20 : Temmuz 24, 2008, 01:08:13 ÖS »

Mecnun bir deli miydi? 

İskender Pala

Mecnun adını hepimiz biliriz. Türkçe’deki kelime anlamı “cin tutmuş, çıldırmış, divane” falan demek. Leyla’ya olan aşkıyla efsaneleşen delikanlı, hakikatte bir deli miydi? Eğer deli idiyse derdine kim derman olabilirdi?

Sözgelimi çağımızda yaşasaydı psikiyatristler onu tedavi edebilirler miydi?

Ayrık bir aşk hastalığına yakalandığı malumdu da, onu bu hastalıktan kim kurtarabilirdi? Hastalığı yüzünden şimdi onu ayıplamak mı gerekir, takdir etmek mi; acımalı mıyız, gıbta mı etmeliyiz? Ve daha çoğaltılabilecek sorular... Fuzulî, Leyla ile Mecnun hikayesinde ona;

“Fezâ-yı aşkı çün gördüm salâh-ı akldan dûrem

Beni rüsvâ görüp ayb etme ey nâsih ki ma’zûrem”
dedirtir. “Aşkın fezasını gördüğüm andan itibaren aklın rahatlığından uzak düştüm. Ey öğütler verip duran! Beni böylesine düşkün görüp ayıplama, çünkü özürlüyüm.”

Mecnun’un deli olup olmadığını kestirmek için bu beyitteki birkaç kelime üzerinde durmamız gerekiyor. Bilindiği gibi fezâ kelimesi, “ucu bucağı bulunmayan alan, göklerin sonsuzluğu” gibi anlamlar içeriyor. Demek ki aşk ülkesi böylesine mekan ötesi bir genişliğe sahiptir. Salâh kelimesi “düzelme, iyileşme, rahatlık, barış içinde olma” gibi anlamlar ifade eder. Demek ki aklı ön plana alanlar belli bir huzur içindedirler de aklını yitirenlerin rahatı kaçmış, durumu kötüleşmiş olur.

Rüsvâ kelimesi “itibarsız, saygınlığını kaybetmiş, rezil” anlamlarını taşır. Belli ki aşk, sevilene itibar kazandırırken, seveni itibardan düşürmektedir. Nâsih, “nasihat eden, öğüt ve akıl veren” demek olduğuna göre galiba aşk, aklın ölçütlerini hiçe saydırmakta, değerlendirmeyi gönül mecrasına çekmektedir. “Özürlü, mazeret sahibi” için ma’zûr deriz. Mazereti olanların sorumlulukları olmadığına, deliye de sorgu sual bulunmadığına göre, demek ki aşk çılgınlığından dolayı kişi sorumlu tutulamaz. O halde aşkın, kişiyi itibardan düşürmesi ne gam!..

Şimdi kelimelerin aynı sırasına göre soralım:

Aşka dair bütün mesafeleri içinde ölçen ve yolculuklarını içine doğru yapan bir mecnun için yeryüzünün her ciheti bir feza sayılmaz mı? Aşkı akla tercih eden bir tutkun için, asıl huzur ve salah, aşk fezasında tadılan azapta (=lezzet) değil midir? İtibar veya itibarsızlık akla göre yapılan bir değerlendirme olduğuna ve âşık da akıl(lılık)dan uzak durduğuna göre aşk yüzünden rüsvâ oluş hakikatte ona bir itibar kazandırmaz mı? Aklı tasnif dışı bırakan bir âşık için her yerde bir nâsih, bir akıl veren bulunması ve onun da bu öğüdü kabul etmemesi garip sayılabilir mi?!..

Bırakın deliyi, akıllılardan da olsa hangi öğüdü kim dinlemiştir ki?!.. Akıldan yoksun olanların dünya ve ahiret sorumlulukları bulunmazken, yani onlar mazur görülürken, aşk ile aklını yitirenin itibar kaygısına düşeceğini kim söyleyebilir?!..

Bütün bunlardan sonra, acaba beyitteki akıl, deliliğin zıddı olan akıl olabilir mi? Fuzulî, aklın karşısına deliliği değil de neden aşkı koymaktadır? Aşk, her ne kadar akıl kavramının tersi gibi görünse ve âşıklığın ilk adımında aklı terk etmek şartı aransa da, böyle bir macerada akıl terk edilince insan deli mi olmaktadır? Eğer öyle değilse, akıl kavramıyla çelişen şey aşk değil, bizzat deliliktir. Âşık olmak akıllılık olarak değerlendirilemez, tamam ama, bu, deli olmak demek de değildir ki!..

Evet, âşık akıldan uzaklaşır ve aklın güdümünde hareket edemez, ama bunun için de kimse ona deli diyemez. Denilse denilse, âşıkın kendisi için özge bir yol seçtiği söylenebilir. O yol ki akıldan uzak bir fezadır, ama sonu nurdan bir ülkeye çıkar. Âşık bu ışıklı ülkeye ulaştığında akıl(lılık)dan çok öte bir itibara kavuşur. Bu da onun sorumsuzluğu, itibarsızlığı vs. için yeterli mazerettir zaten.

İmdi!.. Olgunluk kazanmak için aşk yolculuğuna başvurdu ve dolayısıyla akıl kurallarına uygun hareket etmedi diye hangi deli, Mecnun’u delilikle itham edip tedaviye kalkışabilir?.. Onun çılgınlığı (deliliği değil) binlerce akla bedel iken, kim ona imrenmez de akıl vermeye yeltenir?!.. Büyük veliler çilehanelerin ıssızlığını, nebiler de mağaraların yalnızlığını sünnet etmişlerken Mecnun aşk hastası olup sahralarda tek başına bir hayatı seçti diye kim onu ayıplayabilir?!.. Eğer ayıplanırsa, aşk sayesinde nasıl insan-ı kâmil (mükemmel insan, yetkin birey) olunabilsin ki?!..

Mecnun ki, evet, “deli” demektir; ama ondan evvel “tutkun, çılgın, çıldırasıya seven” de demektir. Arapça’da bu kelime “gizlenen, örtünen, kapanan” anlamı taşır. Akıllanması için babası onu Kâbe’ye dua etmeye götürdüğünde, iltizama başını koyup aşağıdaki dizelerle yalvaran birisi, sizce deli midir, yoksa akıllı mı; aşka sığınmakla başkasına açılmakta mıdır, yoksa içine kapanmakta mı; onun aklı başından gitmiş midir, yoksa aşk ile örtülmüş mü:

“Yâ Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni
Bir dem belâ-yı aşktan etme cüdâ beni.”

 




 Ağlayan
« Son Düzenleme: Temmuz 24, 2008, 01:10:42 ÖS Gönderen: Mevlânâ muhibbi » Logged

Gûr-ı hâne-i râz-ı tû çün dil şeved
An murâdet zudter hâsıl şeved

                         *Mesnevî*
''Sırrının mezarı gönül olursa, muradın daha çabuk hasıl olur.''
Mevlânâ muhibbi
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1362


AŞK, HAREKETSİZ SÜKÛN, SÜKÛNSUZ HAREKETTİR.


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #21 : Eylül 02, 2008, 12:04:45 ÖS »

MECNUN VE DERVİŞ

LEYLA'NIN HİCRANIYLA YANIP TUTUŞAN MECNUN ÇÖLDE BİR O YANA BİR BU YANA GEZİNİP DURMAKTADIR…
SEVGİLİNİN HASRETİ ÖYLE DERİN ÖYLE DERİNDİR Kİ…
CİĞERLERİNİ YAKMIŞTIR MECNUNUN…
ZAMAN ZAMAN ÇÖLDEN GEÇEN KAFİLELER KESKİN BİR KOKU ALIRLAR, KESKİN BİR ET KOKUSU…
ÖNEMSEMEZLER TABİ …
BİLMEZLER Kİ BU KOKU, AŞK ATEŞİNDE YANIP KAVRULAN MECNUNUN CİĞERİNİN KOKUSUDUR…

MECNUN ELİNE ALDIĞI KALEM, TAŞ VE BIÇAKLA DAGA, TAŞA, AĞACA LEYLANIN O DERE BAŞINDA GÖRDÜĞÜ , SUYA AKSEDEN SURETİNİ ÇİZMEKTE, RESMETMEKTEDİR.
ÖYLESİNE NAZİK VE NARİN DARBELERLE İŞLEMEKTEDİR Kİ LEYLANIN SURETİNİ, KİMİ SURETLER YILLARINI ALMAKTADIR. AMA MECNUN HİÇ
ŞİKAYETÇİ DEĞİLDİR BU DURUMDAN.
NE DE OLSA İLMİK İLMİK İŞLENEN SEVGİLİNİN SURETİDİR.
AĞACA RESMETTİĞİ GÜZEL, RUHUNUN SULTANIDIR, DAĞIN YAMACINDAKİ KARA GÖZLÜ YAR, GÖNLÜNÜN SAHİBİDİR.
ŞİKAYET BİR YANA MECNUN BU HALDEN MES’UDDUR.
BİR NEBZE OLSUN RAHATLAMAKTADIR, NAKŞETTİĞİ HER LEYLA RESMİNİN ARDINDAN.
GÖRÜNCE FALANCA DAĞIN YAMACINDA, DÜŞÜNDEKİ, GECESİNDEKİ, GÜNDÜZÜNDEKİ, KANININ HER DAMLASINDAKİ SEVGİLİNİN RESMİNİ ÇOCUKLAR GİBİ SEVİNMEKTEDİR, MUTLULUKTAN KENDİNDEN GEÇMEKTEDİR MECNUN.
NELER VERMEZDİ Kİ LEYLASINI BİR AN GÖRMEK İÇİN, NELER VERMEZDİ Kİ…
TABİ BU MUTLULUKLAR ÇOK KISA BİR ZAMAN SONRA YERİNİ TEKRAR HÜZNE, ELEME VE TARİFSİZ KEDERLERE BIRAKMAKTADIR…

LEYLANIN DERDİYLE PERİŞAN OLAN MECNUN RESMETTİĞİ HER LEYLA SURETİNİN DE ZAMANLA KAYBOLDUĞUNU GÖRMEKTEDİR ÇÜNKÜ…
AMA ELİNDEN GELEN BİR ŞEY DE YOKTUR…
BU MANZARALAR İLE SIK SIK KARŞILAŞAN MECNUN TEKRAR HASRET DENİZİNE ATIYOR KENDİNİ.
AĞLIYOR İNLİYOR RABBİNE GÖZYAŞLARI İÇİNDE HER NAMAZININ ARDINDAN EL AÇARAK:

'ALLAHIM ALLAHIM BEN NE EDEYİM NE YAPAYIM ŞAŞKINIM, HARABIM, PERİŞANIM. SANA MUHTACIM DERDİMİN DERMANINI SENDEDİR. DERDİME DERMAN YA İLAHİ',

NİYAZLARINDA BULUNUYOR.

SONRA YİNE BİR ORAYA BİR BU YANA SAVRULMALAR ÇÖLDE…

GÜNLERİ BÖYLE GEÇERKEN ÇÖLDE, VE GÜNEŞ UFKU ÖPERKEN ALNINDAN, MECNUN BİR AĞACIN KARŞISINDA SANKİ DONMUŞCASINA OTURMAKTADIR.
ZAMANA YENİK DÜŞEN BİR LEYLA SURETİ VARDIR GÖZLERİNİN BEBEĞİNDE.
MECNUN BU HAL İÇİNDE İKEN OMZUNA BİR EL UZANIR VE KULAKLARINDA BİR SES…
BU UZUN ZAMAN SONRA DUYDUĞU İLK İNSAN SESİDİR:

-ESSELAMÜ ALEYKÜM,

MECNUN ŞAŞKINLIK VE MUTLULUK HİSLERİ İÇERİSİNDE SELAMI ALIR…

MECNUNUN OMZUNA UZANAN EL BİR DERVİŞE AİTTİR…
VE DERVİŞ MECNUNU HARAB EDEN, BU HALLERE DÜŞMESİNE SEBEB OLAN MESELEDEN HABERDARDIR…

DERVİŞ: ‘EY AŞIK NASILSIN?’, DER. MECNUN:

-‘NASIL OLAYIM’, DİYE CEVAP VERİR…

DERDİNE AŞİNA OLDUĞU HALDE DERVİŞ SORAR:

-‘NEDİR SIKINTIN BÖYLE, HELE DERDİNİ Bİ ANLAT BAKALIM?’…

MECNUN DERDİNİ ANLATIR DERVİŞE…
AMA DERDİNDEN ÇOK ANLATTIĞI LEYLADIR…
LEYLANIN EŞSİZ GÜZELLİĞİNDEN DEM VURMUŞ, YÜRÜYÜŞÜNÜ,DURUŞUNU,OTURUŞUNU, BAKIŞINI, GÖZLERİNİ, ELLERİNİ DİLLENDİRMİŞ. KENDİNDEN GEÇMİŞ BİR HALDE SAATLECE DERDİNİ! ANLATMIŞ MECNUN. SABIRLA DİNLEMİŞ DERVİŞ.
NİHAYET MECNUN DERDİNİ! ANLATMAKTAN BİTAP DÜŞMÜŞ ASLINDA SUSMAYACAK AMA ZATEN YORGUN OLAN VUCUDUNDA GÜÇ KALMAMIŞ…

ARTIK SÖZ SIRASI DERVİŞTEDİR. HER HALLERİ HİKMET DOLU, HER SÖZLERİ NİCE SIRLAR SAKLIDIR KİMBİLİR BU ACAİP ADAMLARIN…

MECNUNU DİNLEYEN DERVİŞ:

‘EY MECNUN’, DİYEREK BAŞLAMIŞ KONUŞMAYA ‘BELLİ Kİ AŞIKSIN AMA’, DEMİŞ KESKİN VE RUHLARA İŞLEYEN BİR SES TONUYLA MECNUN BİRDEN İRKİLMİŞ…
‘AMA DOĞRU DEĞİL BU YAPTIĞIN. ŞİMDİ KALDIR ŞU BAŞINIDA KARŞIDAKİ DAĞIN ETEĞİNE BİR BAK NE GÖRÜYORSUN’

DEYİNCE, MECNUN BAŞINI KALDIRARAK BAKMIŞ SÖYLENE TARAFA VE

‘O LEYLAMIN SURETİ DEMİŞ’.

SONRA, ‘ŞU AGACA BAK DEMİŞ’

MECNUNUN YANI BAŞINDAKİ AĞACI GÖSTEREREK.

MECNUN BAKMIŞ

‘BU DA LEYLAMIN SURETİ, DAHA PEK ÇOK YERDE VAR’ DİYE EKLEMİŞ.

DERVİŞ:

-‘PEKİ NE HALDELER’ DİYE SORMUŞ, MECNUN:

-‘HİİÇ, BİRAZ ESKİMİŞ VE DÖKÜLMÜŞ ZAMANLA YIPRANACAĞINI BEN ZATEN BİLİYORDUM’.

BUNUN ÜZERİNE DERVİŞ:

-‘MADEM ZAMANLA YIPRANACAĞINI BİLİYORSUN NİÇİN BİR SURETE AŞIK OLUYORSUN’ DEYİNCE,

MECNUNUN GÖNÜL ALEMİNDE BİR FIRTINA KOPMUŞ.

MECNUN HAKİKATTE LEYLANIN KENDİSİNİN DAHİ, ASLINDA BİR
SURETTEN İBARET OLDUĞU HAKİKATİ İDRAK ETMİŞ VE OLDUĞU YERDE

' ALLAH '

SAYHASINI ATARAK DÜŞÜP BAYILIVERMİŞTİR.
MECNUN KENDİNE GELDİĞİNDE DERVİŞİN YANI BAŞINDA KENDİSİNİ MERHAMET VE ŞEFKAT DOLU GÖZLER İLE SEYREDERKEN BULUVERİR. DERVİŞ DEVAM EDER YİNE O RUHLARA NAKIŞ NAKIŞ İŞLEYEN İLAHİ SES TONUYLA:

-‘ EVLADIM ARTIK SURETİ TERKETMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?’.

BU DERVİŞİN MECNUNA SON SÖZÜ OLMUŞTUR VE DERVİŞ MECNUNU ÇÖLDE BIRAKARAK GÖZDEN KAYBOLURKEN YÜZÜNDE BİR MUHAMMEDİ TEBESSÜM GÖRÜLMEKTEDİR, MUHAMMEDİ BİR TEBESSÜM…

BİR BAŞINA KALAN MECNUN BİRAZ EVVEL İÇİNE GİRDİĞİ MANEVİ ATMOSFER İÇERİSİNDE ARTIK HAKİKATİ BÜTÜN ZERRELERİYLE HİSSETMİŞ VE MUTLAK HAKİKATİ DE ANLAMIŞTIR…

ELLERİNİ AŞIKLAR SULTANININ DERGAHINA AÇMIŞTIR BİR AŞK DİLENCİSİ GİBİ:

-'ALLAHIM ALLAHIM BUGÜNE KADAR SURETİ LEYLANIN MECNUNUYDUN ARTIK AŞK-I MEVLANIN MEFTUNU KIL BENİ'.

BU DUA ALLAH KATINDA KABUL GÖRÜMÜŞTÜR.
ÇÜNKÜ BU DUA DİLDEN DEĞİL RUHTAN YÜKSELMİŞTİR EL-VEDUDÛN KATINA ARTIK MECNUN İÇİN YENİ BİR SEYİR BAŞLAMIŞTIR AŞK OKYANUSUNDA EBEDİ VE ASLA BİTMEYECEK BİR SEYİR…




Logged

Gûr-ı hâne-i râz-ı tû çün dil şeved
An murâdet zudter hâsıl şeved

                         *Mesnevî*
''Sırrının mezarı gönül olursa, muradın daha çabuk hasıl olur.''
Mevlânâ muhibbi
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1362


AŞK, HAREKETSİZ SÜKÛN, SÜKÛNSUZ HAREKETTİR.


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #22 : Eylül 02, 2008, 12:43:30 ÖS »

Mecnun'un bir şiirinden


Mecnun lakabıyla bilinen Amiroğullarından Mülevvah'ın oğlu Kays, çöllerde, sahralarda Leyla'nın aşkı ile divane dolaşırken kendi halini anlatan şiirler söyler, ona yolu uğrayanlar bu şiirlerden okumasını ister, şiirler okundukça dört bir yana yayılır, böylece Leyla adı daha çok bilinirmiş. İşte o şiirlerden bir parça:

Toplumda ve tenhada, gece gündüz, yirmi sene, insanların Rabbine dua ettim;

Leyla'nın da benim çilem gibi çile çekmesi, benim sevdiğim gibi sevmesi için...

Yahut benim halimi anlaması veya bana acıması için...

Allah duamı kabul etmedi. Bu yolda benim aşkımı bir geçen de olmadı... Oysa beni bitiren şu aşk yüreğimde artırıldı da artırıldı...

Aşk her âşıkın kalbinde eskiyor; Leyla'ya olan aşkım ise ben yaşadıkça tazelenmekte...

Rabbim! Artık beni ona sevdir, veya bana onunla şifa ver. Yoksa kalbimin çektiği çileden artık dinlendirileyim, Rabbim!...



Logged

Gûr-ı hâne-i râz-ı tû çün dil şeved
An murâdet zudter hâsıl şeved

                         *Mesnevî*
''Sırrının mezarı gönül olursa, muradın daha çabuk hasıl olur.''
dostungülü
Jr. Member
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 82


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #23 : Eylül 02, 2008, 02:05:51 ÖS »

 Hocam Allah razı olsun,mest oldum okurken...Devrin padişahı emir vermiş,Leyla'yı getirin bana.Huzura çıkarmışlar.Padişah bakmış,alelade bir kız.Herkes gibi bir insan.Hemen Mecnun'un yanına gitmiş.Oğlum,demiş;Leyla'yı gördüm.Hiç de güzel gelmedi bana.Yakışır mı ki senin gibi bir yiğit bu kız için mecnun olup çöllere düşsün?
 Mecnun cevaplamış;sen onu kendi gözlerinle gördün.Al bir de benim gözlerimle bak...
Logged

Şu ellerin taşı hiç bana değmez
İlle dostun gülü yaralar beni
Mevlânâ muhibbi
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1362


AŞK, HAREKETSİZ SÜKÛN, SÜKÛNSUZ HAREKETTİR.


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #24 : Eylül 02, 2008, 03:50:45 ÖS »

Evet, bu kıssa da çok güzel. Teşekkürler...      Göz kırpan
Logged

Gûr-ı hâne-i râz-ı tû çün dil şeved
An murâdet zudter hâsıl şeved

                         *Mesnevî*
''Sırrının mezarı gönül olursa, muradın daha çabuk hasıl olur.''
lαякαsση
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1327



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #25 : Eylül 02, 2008, 04:53:24 ÖS »

sayın mevlana muhibbi, bu eşsiz hikayeleri bizimle paylaştığınız için nihayetsiz teşekkürler. çok keyif aldım okurken.  sağ olunuz efenim ..
Logged

Şem'i Gör kim Yanmadan Yandırmadı Pervâneyi..
Mevlânâ muhibbi
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1362


AŞK, HAREKETSİZ SÜKÛN, SÜKÛNSUZ HAREKETTİR.


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #26 : Eylül 02, 2008, 07:40:27 ÖS »

Rica ederim, sizin beğenmeniz ayrıca mutlu kılar...       Göz kırpan
Logged

Gûr-ı hâne-i râz-ı tû çün dil şeved
An murâdet zudter hâsıl şeved

                         *Mesnevî*
''Sırrının mezarı gönül olursa, muradın daha çabuk hasıl olur.''
Mevlânâ muhibbi
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1362


AŞK, HAREKETSİZ SÜKÛN, SÜKÛNSUZ HAREKETTİR.


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #27 : Eylül 13, 2008, 11:55:23 ÖÖ »

Mecnun, Necd çöllerine düşüp, Leylâ'nın aşkından yanıp yakılmaktadır. Gel zaman, git zaman, Leylâ'dan Mevlâ'ya bir yol açılmış ve Mecnun Leylâ adını anmaz olmuştur. Leylâ ise, Kays tarafından artık adının anılmaz oluşuna pek içerlemiş, öfkelenmiş:

          Demiş etdimse feryadı ferâmûş
          Gerekmez bana artık gûş u mengûş

          Perişan olmanı edip tahayyül
          Seninçin şânelenmişdir bu kâkül

          Bu suretler seninçin rû-nümandır
          Nazar âyîneye sanma sanadır

          Hemân yan ağla Mevlâ'yı seversen
          Koma feryadı Leylâ'yı seversen

   

 Ardından Leylâ şöyle haykırmış:

-Ey koca âşık! Eğer sen feryadı unuttuysan, bana artık kulak gerekmez. Sen perişan olsan da benim için feryadı bırakma, eski hale devam et!


Âşık olunan da âşık olan kadar acı ve eleme talip sayılır. Aşk odu önce maşuka sonra âşıka düşermiş. Yeter ki âşık, aşkında ısrar etsin...
Logged

Gûr-ı hâne-i râz-ı tû çün dil şeved
An murâdet zudter hâsıl şeved

                         *Mesnevî*
''Sırrının mezarı gönül olursa, muradın daha çabuk hasıl olur.''
türkiye
Full Member
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 125


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #28 : Eylül 20, 2008, 10:42:19 ÖS »

sizin söylediklerinizin yanında belki küçük bir kıvılcım gibi olacak ama...

Ne şair yas döker, ne aşık ağlar,
Tarihe karıştı eski sevdalar.
Beyhude seslenir, beyhude cağlar,
Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi...
Logged
Mevlânâ muhibbi
Hero Member
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1362


AŞK, HAREKETSİZ SÜKÛN, SÜKÛNSUZ HAREKETTİR.


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #29 : Eylül 21, 2008, 12:51:41 ÖS »

Teşekkürler...   Göz kırpan
Logged

Gûr-ı hâne-i râz-ı tû çün dil şeved
An murâdet zudter hâsıl şeved

                         *Mesnevî*
''Sırrının mezarı gönül olursa, muradın daha çabuk hasıl olur.''
Sayfa: 1 [2] 3
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Hosting Hizmetleri Saglik
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!