|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #195 : Ekim 24, 2009, 07:20:42 ÖS » |
|
HANGİ KİTAPLARI OKUR?
Eski kitapçılardan Arif Polat'ın dükkanına gelen bir tanıdığı, çeşitli kitapları inceleyip: - "Bazı kitaplara bakıyorum da; bunları kim okur, diye merak ediyorum" deyince, Arif Polat başını kaldırmadan şu cevap vermiş: - Ben de bazı insanlara bakıyorum da, bunlar hangi kitapları okur, diye merak ediyorum.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #196 : Ekim 24, 2009, 07:21:32 ÖS » |
|
İÇERİ ALAMADIĞIMIZ GÜNLER OLDU
Mehmet Akif görevli olarak Berlin'e gitmişti. Orada tanıştığı bir Alman kadını: - Affedersiniz, sizin şair olduğunuzu duydum. O halde merhametli bir kalbiniz olması lazım. Diyorlar ki, memleketinizde kadınları içeri kilitler, sokağa çıkmalarını engellermişsiniz. Onlara acımıyor musunuz? Mehmet Akif şu cevabı verir: - Yalanınız yok yanlışınız var madam. Biz kadınlarımızı içeriden dışarıya çıkarmıyor değiliz. Fakat dışarıdan içeriye alamadığımız günler çoktur.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #197 : Ekim 24, 2009, 07:22:12 ÖS » |
|
HAYATI SEYRETMEK
Yazar Kazancakis, bir ihtiyara "neye bakıyorsun?" diye sorduğunda,ihtiyar adam gözlerini akan sudan ayırmadan şu cevabı verir: - Hayatıma oğlum, akıp giden hayatıma.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #198 : Ekim 24, 2009, 07:23:25 ÖS » |
|
KALEMİN İŞİ ZOR
Ünlü gazeteci ve yazarlardan Velid Ebüzziya, İstiklâl Mahkemesi nde yargılanıp beraat ettikten sonra, genç meslektaşlarına nasihat etmiş: - Şu sıralarda sakın fincancı katırlarını ürkütmeyin... Yusuf Ziya Ortaç, başını sallayarak: - Bu söylediğin imkansız üstadım, demiş. Zira ortalıkta o kadar çok katır var ki!..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #199 : Ekim 24, 2009, 07:24:05 ÖS » |
|
KİRALIK EV
Bir toplantıda bazı büyük adamların ölümünden sonra onlara yaşadıkları evlerin bir müze haline getirildiği ve üzerine levhalar asıldığı konu edilirken, toplantıya katılan şair Nazım, Süleyman Nazif'e dönerek: -Üstad ben ölünce kapımın üzerindeki levhaya ne yazarlar. Süleyman Nazif gayet ciddi: -Kiralık Ev.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #200 : Ekim 24, 2009, 07:24:52 ÖS » |
|
MANAV OLSA GEREK
Garip halleri ile ünlü olan şair Ruhi, serbest nazım usulüyle şiir yazmanın moda olduğu dönemlerde bir gün eline geçen bir şiir mecmuasında genç şairlerden birisinin irili ufaklı mısralarla bütün bir sahifeyi dolduran mısralarına uzun uzun baktıktan sonra: - Garip, demiş. Bunlar üzüm salkımı, yazan da şair değil manav olsa gerek.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #201 : Ekim 24, 2009, 07:29:11 ÖS » |
|
MUTLULUK
Tolstoy a "nasıl mutlu oluyorsunuz?" diye sorduklarında şu cevabı vermiş: - Sahip olduğum şeylere sevinerek, sahip olmadıklarımı ise hiç düşünmeyerek.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #202 : Ekim 24, 2009, 07:30:18 ÖS » |
|
NİYET
Ömer Seyfettin, kız lisesine Edebiyat öğretmeni olduğu zaman, bazı arkadaşları şaka yollu: "Senin kadar genç bir adamı kız lisesine nasıl tayin ettiler?" diye takılmışlardı. Ömer Seyfettin, gözlerini açarak: - Aman cancağazım, dedi. Benim karşımda genç kızlar yok ki.. Yarının anneleri var.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #203 : Ekim 24, 2009, 07:30:50 ÖS » |
|
ORUÇ NASIL ŞİŞMANLATIR? Hekimoğlu İsmail e, "Ramazan olmasına rağmen biraz kilo almışsınız?" dediklerinde: - Maalesef öyle oldu, demiş. Çünkü iki kişilik yemek yiyor, bir kişilik oruç tutuyorum.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #204 : Ekim 24, 2009, 07:31:53 ÖS » |
|
UÇAN TABAK Gökyüzünde birtakım uçan cisimlerin görüldüğü iddia edildiğinde, bunlara ilk önce "uçan tabak" adı veriliyormuş. Nizamettin Nazif, bu esrarengiz olay hakkında Prof. Salih Murad'ın fikrini sorarak: - Ne dersiniz, hocam? demiş. Bu uçan tabaklar sizce gerçek midir? Ve daha önce görülmüş müdür? Profesör: - Elbette gerçektir, diye gülümsemiş. Karı koca arasında sık sık görülür.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #205 : Ekim 24, 2009, 07:32:55 ÖS » |
|
ÜSTÜNE ETME!
Bir gün, Necip Fazıl hoşlanmadığı birisiyle yemek yemek zorunda kalmış.Yemek için bir lokantaya gidip, normal bir masaya oturmuşlar. Garson siparişleri almak üzere masalarına gelip; -Hoş geldiniz efendim, ne alırsınız, ne arzu etmiştiniz? diye sorar. Necip Fazıl ile yemeğe gelen adam siparişini verir; -Pilavın üstüne et! Bunun üzerine garson Necip Fazıl dönerek siparişini sorar; Üstad da şöyle der; -Benim, pilavın üstüne etme!
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Edebiyat Öğretmeni
|
 |
« Yanıtla #206 : Ekim 24, 2009, 07:33:12 ÖS » |
|
HAYATI SEYRETMEK
Yazar Kazancakis, bir ihtiyara "neye bakıyorsun?" diye sorduğunda,ihtiyar adam gözlerini akan sudan ayırmadan şu cevabı verir: - Hayatıma oğlum, akıp giden hayatıma.
Çok hoşuma gitti.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #207 : Ekim 24, 2009, 07:38:40 ÖS » |
|
Gerçekten anlamlı bir cevap değil mi? Ben hepsine bayıldım.Hepsi de zeki ve nüktedan insanlar...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Edebiyat Öğretmeni
|
 |
« Yanıtla #208 : Ekim 24, 2009, 07:40:47 ÖS » |
|
Evet hepsi zekice cevaplar vermişler. Yoksa edebiyatçı olmazlardı zaten.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ekim 24, 2009, 07:48:35 ÖS Gönderen: Edebiyat Öğretmeni »
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #209 : Kasım 05, 2009, 12:41:24 ÖÖ » |
|
Genç şairlerden biri, Kanuni çağının büyün şairi Baki'ye:
- Sizin yeminlerinize inanmıyorum, demiş.
- Neden diye sormuş Baki
- Bir gazelinizde,
Güzeller mihribân olmaz demek yanlıştır ey Bâki,
Olur vallahi billahi, hemen yalvarı görsünler
diyorsunuz. Ben, sevdiğim kadına üç aydır yalvarıyorum, hiç yararı olmadı demiş.
Baki gülümsemiş:
- Yalvar, Hintçe "para" demektir. Benim yeminim de onun üzerineydi! diyerek tevriye sanatının en güzel örneklerinden birini vermiştir.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|