EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Şubat 09, 2012, 08:07:55 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: 1 [2]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bildiğimiz Şiirler ve Söz Sanatları  (Okunma Sayısı 6364 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1099



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #15 : Haziran 25, 2010, 10:30:15 ÖÖ »

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
"Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?


                                            (Mehmet Akif Ersoy - İstiklâl Marşı)

Tevriye:
Birden çok anlamı olan bir sözcüğün yakın anlamının söylenip uzak anlamının kastedilmesine tevriye denir.

Not: Tevriyede sözcüğün her iki anlamı da gerçek anlamdır.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
"Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?

Birinci dizede ulu sözcüğü:
a) Köpeğin uluması,
b) Büyük, yüce, şerefli, itibarlı anlamlarına gelecek şekilde kullanılmıştır, dolayısıyla tevriye sanatı yapılmıştır.
« Son Düzenleme: Nisan 11, 2011, 04:16:21 ÖS Gönderen: sozedebiyattan » Logged
ünal
Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 75


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #16 : Temmuz 01, 2010, 12:11:42 ÖÖ »

Hepimizin bildiği şiirlerde çok güzel söz sanatları var. Bu şiirlerdeki söz sanatlarıyla öğrencilere bir kaynak oluşturabiliriz:

"Bir hilâl uğruna ya Rab ne güneşler batıyor."

                                                              (Mehmet Akif Ersoy)

Mecâz-ı Mürsel:
Bir sözü gerçek anlamının dışında benzetme amacı gütmeden kullanma sanatına mecâz-ı mürsel (ad aktarması) denir.

"Bir hilâl uğruna ya Rab ne güneşler batıyor." dizesinde hilâl sözcüğü ile bayrak, güneş sözcüğü ile şehit olan askerlerimiz kasdedilmiştir. Dolayısıyla bu dizede mecâz-ı mürsel (ad aktarması) sanatı yapılmıştır.

BEnce orada benzetme ilgisi var onlar istiare sanatına örnek.
Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1099



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #17 : Ekim 28, 2010, 08:31:18 ÖS »

BEnce orada benzetme ilgisi var onlar istiare sanatına örnek.

Sayın ünal Hoca'm

"Bir hilâl uğruna ya Rab ne güneşler batıyor." dizesinde askerlerimiz, batan bir güneşe benzetilmiş, benzeyen yer almamış, benzetilen yer almış, dolayısıyla "açık istiare" sanatı yapılmıştır.

Güneş sözcüğü ile anlatılmak istenen askerlerimiz ise "mecaz-ı mürsel" sanatı olarak da düşünülemez mi? Aynı örnek MEB ders kitabında geçiyor ve MEB'in kitabında "mecaz-ı mürsel" olarak açıklanmış.

Kaynağı bulduğumda buraya da alırım. Göz kırpan

Saygılarımla...
Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1099



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #18 : Kasım 14, 2010, 08:33:48 ÖS »

Sayın ünal Hoca'm

Kaynağı bulduğumda buraya da alırım. Göz kırpan

Sayın ünal Hoca'm,

Aşağıdaki metni MEB'in kitabından aynen aktarıyorum:

Mecâz-ı Mürsel:
Bir sözü gerçek anlamının dışında benzetme amacı gütmeden kullanma sanatına mecâz-ı mürsel denir. Mecâz-ı mürselde  söz mecâz anlamına iki şey arasında özel-genel, parça-bütün, neden-sonuç... gibi ilgiler bulunur.

"Bir hilâl uğruna ya Rab ne güneşler batıyor!" dizesinde hilâl sözcüğü gerçek anlamıyla ayın ilk doğduğu gecelerdeki şeklini ifade eder. Burada ise bayrak anlamındadır. Çünkü hilâl bayrağımızda yer almaktadır ve bu sözle bayrağın bütünü kastedilmiştir. Ayrıca güneş sözüyle de hem batan güneş, hem de bayrak uğruna şehit düşen askerlerimiz anlatılmaktadır. Böylece parça-bütün ve neden-sonuç ilişkileri kurularak mecâz-ı mürsel yapılmıştır.

Kaynak:

Lise
Edebi Sanatlar, s. 94, mecâz-ı mürsel maddesi, MEB Devlet Kitapları.
« Son Düzenleme: Kasım 14, 2010, 08:35:45 ÖS Gönderen: sozedebiyattan » Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1099



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #19 : Kasım 14, 2010, 08:53:55 ÖS »

Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var,
Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz?


                                  (Cahit Sıtkı Tarancı - Otuz Beş Yaş)

Tecâhül-i Arif:
Bilinen bir gerçeği, nükte yapmak amacıyla, bilmiyormuş gibi davranma sanatıdır.

Şair, saçlarının ağarma nedenini bilmiyormuş gibi davranıyor. Yaşlı, çizgili yüzün kendisine ait olduğunu bilmiyor. Dolayısıyla tecâhül-i arif sanatı yapılmıştır.

İstiâre:
Benzeyen ile kendisine benzetilenden sadece biriyle yapılan benzetmeye istiâre denir.

Birinci dizede saçların beyazlığı "kar"a benzetilmiş. Benzetilen söylenmiş, benzeyen "saç" söylenmemiş. Dolayısıyla açık istiare sanatı yapılmıştır.
« Son Düzenleme: Aralık 07, 2010, 09:44:06 ÖS Gönderen: sozedebiyattan » Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1099



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #20 : Aralık 07, 2010, 09:43:25 ÖS »

Bizden evvel buraya inen üç dört arkadaş
Kurmuştular tutuşan ocağa karşı bağdaş


                                                    (Faruk Nafiz Çamlıbel - Han Duvarları)

Mecâz-ı Mürsel:
Bir sözü gerçek anlamının dışında, benzetme amacı gütmeden, kullanma sanatına mecâz-ı mürsel (ad aktarması) denir.

İkinci dizede geçen "ocak" sözcüğü ile ocağın içinde tutuşan, yanan "odunlar" kastedilmiştir, dolayısıyla mecâz-ı mürselsanatı yapılmıştır.
Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1099



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #21 : Aralık 10, 2010, 09:17:09 ÖS »

Sözü bilen kişinin, yüzünü ak ede bir söz
Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz
Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede bir söz


                                    (Yunus Emre)

Tekrir:
Sözün etkisini artırmak için bir sözcüğün ya da sözcük gruplarının tekrar edilmesi sanatıdır.

Sözü bilen kişinin, yüzünü ak ede bir söz
Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz
Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede bir söz


Yukarıdaki dizelerde "sözü", "söz", "söz ola" sözcükleri tekrar edilmiş, dolayısıyla "tekrir" sanatı yapılmıştır.
« Son Düzenleme: Aralık 10, 2010, 09:48:23 ÖS Gönderen: sozedebiyattan » Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1099



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #22 : Nisan 11, 2011, 04:20:36 ÖS »

Karlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdü
Kar değil, gökyüzünden yağan beyaz ölümdü


                                      (Faruk Nafiz Çamlıbel - Han Duvarları)


Tezat:
Farklı düşünce ve duygular arasında birbirine karşıt özelliklerin bir arada söylenme sanatıdır.

Karlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdü
Kar değil, gökyüzünden yağan beyaz ölümdü

Yukarıdaki dizelerde "beyaz" ve "karanlık" sözcükleri arasında "tezat" sanatı yapılmıştır.
« Son Düzenleme: Nisan 11, 2011, 04:27:35 ÖS Gönderen: sozedebiyattan » Logged
Sayfa: 1 [2]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM