ESAT
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 20
|
 |
« Yanıtla #30 : Eylül 25, 2008, 07:48:32 ÖS » |
|
Güneş Dil Teorisinin dilimize ne kadar zarar verdiğini M. Kemal iyi ki geç anlamamış. Yoksa her şey Türkçe olacak mantığı hem düşüncemizi köreltir hem de sözcük fakiri olurduk. (ki şu anda da bence öyleyiz) Yabancı sözcük kullanmamak demek Yahya Kemal, Mehmet Akif, Nazım Hikmet okuyamamak demektir. Zaten şu andaki fakirlikle kalıp bir de yabancı sözcükleri atalım dersek yazık ederiz dilimize. Evet ve hayırı Azerbaycan'a öğrettik derken onlar Türkçe değil diye onları da atalım bari. Fethedilmiş ülkeler gibi fethedilmiş sözcükler vardır, niye sözcük fethetmekten kaçıyoruz hatta elimizdekileri de kaçırıyoruz. Sapına kadar edebiyat.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
molotofff
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 37
|
 |
« Yanıtla #31 : Eylül 25, 2008, 08:00:57 ÖS » |
|
DeÄŸerli meryozcan,
Sözünü ettiğiniz konuda hiçbir hassasiyetimin olmadığını belirtmek isterim. Ne dilimizdeki yabancı kökenli sözcüklere Türkçe karşılık bulmak ne de bu tür sözcükleri kullanmamak gibi...
Dikkatinizi şuraya çekmek istedim. Kullandığımız sözcüklerin hangi anlamdan türediğini bilmek, hangi anlama geldiğini bilerek kullanmak gibi. Edebiyat sözcüğü edep kökünden uydurulmuş hem de Türkler tarafından acı olan bu.
Madem sözcük uyduracağız bunun Türkçe sözcüklerden ve Türk dili kurallarına göre olması daha iyi olmaz mı? Veya şöyle sorulabilir: Edepsiz edebiyat olmaz mı? saygılar
|
|
|
|
|
Logged
|
Havanda su dövmek kolay, zor olan ipe un sermek
|
|
|
molotofff
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 37
|
 |
« Yanıtla #32 : Eylül 25, 2008, 08:03:29 ÖS » |
|
Fethedilmiş ülkeler gibi fethedilmiş sözcükler vardır, niye sözcük fethetmekten kaçıyoruz hatta elimizdekileri de kaçırıyoruz. Sapına kadar edebiyat.
Yeni sözcükler keşfetmekten neden korkuyoruz.Keşfettiğimiz bizim olacaktır, oysa fethettiklerimiz bir gün elimizden çıkabilir.
|
|
|
|
|
Logged
|
Havanda su dövmek kolay, zor olan ipe un sermek
|
|
|
|
Æ’uzuâ„“Ñ—yÑ”
|
 |
« Yanıtla #33 : Eylül 26, 2008, 01:35:57 ÖS » |
|
"Edebiyat" uygundur kanaatimce.  Yazmakla ilgili değil ki hem sadece edebiyat, daraltıyor yazın sözcüğü alanı. Sözlü edebiyata da sözün mü diyelim? 
|
|
|
|
|
Logged
|
Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız. Konfüçyus
|
|
|
molotofff
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 37
|
 |
« Yanıtla #34 : Eylül 26, 2008, 10:22:34 ÖS » |
|
YAZI: Yaz'maktan yazı, (düzlük,geniş yaygın yer ova, yaylım) Eski metinlerde de yazı olarak geçer. (Kaşgarlı - Uygur metinleri) Gerçek anlamı, ova - yayılma - açılma yeri - geniş düzlük iken anlam genişlemesiyle kalemle yazılana dönüştü. Günümüzde yazı sözcüğünün iki anlamı var ova - yazı
yaz, (yay) kök anlamı açılmak genişlemek. yaz y/z dönüşümüyle
Yazı denen sözcük araçlarını bir nesnenin üzerine dizerek arka arkaya getirmek "yaymak " eylemidir.
Daha fazla bilgi için baknz: Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü (İsmet Zeki Eyuboğlu)
Elbette bir sözcüğün kullanımı artıkça anlamını bulur. Yazın sözcüğü bu nedenle gerçek değerine ulaşamıyor. Ne edelim "yazın" sözcüğünün alınyazısı işte
|
|
|
|
|
Logged
|
Havanda su dövmek kolay, zor olan ipe un sermek
|
|
|
balkoncu
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 2
|
 |
« Yanıtla #35 : Eylül 27, 2008, 11:53:53 ÖS » |
|
Her şeyden önce burada düşünelerini ifade eden arkadaşlar, dilimizin kurallarına uyarsak dilin gelişimine ve doğru bir şekilde değişimine katkıda bulunabiliriz. Okulda öğrencilerime internette doğru Türkçe kullanmaları için sürekli öğüt veriyorum. Geçenlerde birisi edebiyat dersi ile ilgili sitelerden birine girmiş, derste bana edebiyat öğretmenlerinin bile DOĞRU TÜRKÇE kullanamadıklarını söyledi, bir şey diyemedim. Lütfen böyle kısır tartışmaları bırakalım. Dili kendi haline bırakalım. Biz üzerimize düşeni yapıp Türkçe'yi doğru kullanmaya çalışalım. O zaman Türkçe kendi yolunu bulur. Canlıysa eğer...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
molotofff
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 37
|
 |
« Yanıtla #36 : Ekim 03, 2008, 02:47:11 ÖS » |
|
Her şeyden önce burada düşünelerini ifade eden arkadaşlar, dilimizin kurallarına uyarsak dilin gelişimine ve doğru bir şekilde değişimine katkıda bulunabiliriz. Okulda öğrencilerime internette doğru Türkçe kullanmaları için sürekli öğüt veriyorum. Geçenlerde birisi edebiyat dersi ile ilgili sitelerden birine girmiş, derste bana edebiyat öğretmenlerinin bile DOĞRU TÜRKÇE kullanamadıklarını söyledi, bir şey diyemedim. Lütfen böyle kısır tartışmaları bırakalım. Dili kendi haline bırakalım. Biz üzerimize düşeni yapıp Türkçe'yi doğru kullanmaya çalışalım. O zaman Türkçe kendi yolunu bulur. Canlıysa eğer...
İyi güzel de her şeyi sonunda 'canlı ise'ye bağlamışsın. Ya canlı değilse...? Kısır tartışmaları bırakalım ne demek? Bu konuda görüşün varsa veya bir şeyler biliyorsan yazını asarsın.
|
|
|
|
|
Logged
|
Havanda su dövmek kolay, zor olan ipe un sermek
|
|
|
|
Meryem ÖZCAN
|
 |
« Yanıtla #37 : Ekim 04, 2008, 12:09:55 ÖÖ » |
|
Dil canlıdır buna şüpheniz olmamalı. Türkçemiz eskiden yaşıyordu hala da yaşamaktadır. İspata gerek yok .
|
|
|
|
|
Logged
|
* Her Rüzgar Savuracak Bir Toz bulur, * Her Hayat Yaşanacak Bir Can Bulur, * Her Umut Gerçekleşecek Bir Düş Bulur, * Bulunmayacak Tek Şey Senin Benzerindir...
|
|
|
molotofff
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 37
|
 |
« Yanıtla #38 : Ekim 04, 2008, 06:34:10 ÖS » |
|
Dil canlıdır buna şüpheniz olmamalı. Türkçemiz eskiden yaşıyordu hala da yaşamaktadır. İspata gerek yok .
M. Ergin'in dil tanımı: dil insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir vasıta, kendi kanunları içinde yaşayan ve gelişen canlı bir varlık, milleti birleştiren, koruyan ve onun ortak malı olan sosyal bir müessese, seslerden örülmüş muazzam bir yapı, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli anlaşmalar ve sözleşmeler sistemidir. Bu tanımdaki ,sosyal bir müessese,temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli anlaşmalar ve sözleşmeler sistemidir, yargılarına bütün dilciler katılır. Ancak; Tabii bir vasıta ve canlı bir varlık olduğu yolundaki yargılara katılmak mümkün değildir. Çünkü dil doğal değil tam tersine yapma bir araçtır. Yapıcısı da insandır. Hem sosyal bir müessese , anlaşmalar ve sözleşmeler sistemi olacak hem de canlı olacak bu bir çelişkidir. Sonra; Ölmüş olan canlı bir varlık diriltilebilir mi? İki bin yıldır konuşulmayan, ölü bir dil durumunda olan İbraniceyi diriltmişler ve İsrail devletinin resmi dili yapmışlar. Bugün herkesce kabul gören (Tüm dünyada) dil tanımı şöyledir: Dil, bir insan topluluğu bireylerinin işbirliği yapmlarını ve karşılıklı eylemlerde bulunmalarını sağlayan keyfi veya nedensiz bir ses işaretleri sistemidir.
|
|
|
|
|
Logged
|
Havanda su dövmek kolay, zor olan ipe un sermek
|
|
|
|
derin
|
 |
« Yanıtla #39 : Ekim 05, 2008, 01:24:29 ÖÖ » |
|
bu konuyu ilk defa okuyorum fikir belirten ve bu alanda açıklama yapan arkadaşlara teşekkür ediyorum ilgi ve duyarlılığımız artıyor farklı bakış açısı ediniyoruz gereksiz bir tartışma değil oldukça seviyeli bir fikir alışverişi olmuş
|
|
|
|
|
Logged
|
vaz-geç-tim
|
|
|
|
Meryem ÖZCAN
|
 |
« Yanıtla #40 : Ekim 05, 2008, 02:25:33 ÖÖ » |
|
Dil, millî hafızanın, millî hatıraların, duyguların ve düşüncelerin, bütün maddî ve manevî değerlerin, bütün buluş ve yaradışların ortak hazinesidir. Millet denilen insan topluluğunun en önemli sosyal varlığıdır. Kültürün ilk ve temel unsurudurKeyfi ve nedensiz bir ses işaretleri dediğiniz şeyin fonksiyonuna bakın. 
|
|
|
|
|
Logged
|
* Her Rüzgar Savuracak Bir Toz bulur, * Her Hayat Yaşanacak Bir Can Bulur, * Her Umut Gerçekleşecek Bir Düş Bulur, * Bulunmayacak Tek Şey Senin Benzerindir...
|
|
|
|
Meryem ÖZCAN
|
 |
« Yanıtla #41 : Ekim 05, 2008, 02:31:49 ÖÖ » |
|
Bir ulusun kültürünün aynası ana dilidir; dil varlığının incelenmesiyle o ulus hakkında tarihi, sosyolojik birçok bilgiye varabilirsiniz. Dil canlı bir varlıktır, sürekli bir değişim, gelişim içindedir. " Prof. Dr. Doğan Aksan ( AÜ Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi) Dil canlıdır eğer korunmazsa ölmesi de muhakkaktır.
|
|
|
|
|
Logged
|
* Her Rüzgar Savuracak Bir Toz bulur, * Her Hayat Yaşanacak Bir Can Bulur, * Her Umut Gerçekleşecek Bir Düş Bulur, * Bulunmayacak Tek Şey Senin Benzerindir...
|
|
|
|
Æ’uzuâ„“Ñ—yÑ”
|
 |
« Yanıtla #42 : Ekim 05, 2008, 11:34:08 ÖÖ » |
|
Tabii bir vasıta ve canlı bir varlık olduğu yolundaki yargılara katılmak mümkün değildir. Çünkü dil doğal değil tam tersine yapma bir araçtır. Yapıcısı da insandır.
Sonra; Ölmüş olan canlı bir varlık diriltilebilir mi? İki bin yıldır konuşulmayan, ölü bir dil durumunda olan İbraniceyi diriltmişler ve İsrail devletinin resmi dili yapmışlar.
Dil, insanın doğasından gelen bir varlıktır. Eğer bazı toplumlarda dil olmasa, bazılarında olsaydı yapmadır denilebilirdi. Zorla değil, ihtiyaçtan kaynaklanarak, doğal olarak gelişen bir olgu için yapma denilemez. Dil elbette canlıdır. Sözcükler, insanların yaşadığı devirlere göre türer, kullanılır, gelişir, değişir ve bazen gereksiz bir duruma gelerek -ya da başka sebeplerden dolayı- yok olur. Sözcüğün ölmesi, toplumsal hafızadan silinmesi demektir. "Ölmek, dirilmek, canlılık" sözcüklerinin insanî özelliklerle karıştırılmaması gerekir. Ölü bir dil elbette canlandırılabilir. Ki örneğini zaten vermişsiniz. İbranicenin ölmesi, unutulması; canlandırılması ise yeniden topluma mal edilmesi demektir. Bu, İbranicenin kullanılamaz duruma geldiği dönemde herhangi bir gelişme, değişme kaydetmediği, "donduğu" anlamına gelir. Kullanılır duruma geldikten sonra dilin, gelişmeye ve değişmeye devam etmemesi mümkün olamaz. Bu da dilin canlı olduğunu gösterir.
|
|
|
|
|
Logged
|
Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız. Konfüçyus
|
|
|
|
Æ’uzuâ„“Ñ—yÑ”
|
 |
« Yanıtla #43 : Ekim 05, 2008, 11:39:45 ÖÖ » |
|
Dil, millî hafızanın, millî hatıraların, duyguların ve düşüncelerin, bütün maddî ve manevî değerlerin, bütün buluş ve yaradışların ortak hazinesidir. Millet denilen insan topluluğunun en önemli sosyal varlığıdır. Kültürün ilk ve temel unsurudurKeyfi ve nedensiz bir ses işaretleri dediğiniz şeyin fonksiyonuna bakın.  Yansıma sözcükler hariç diğerlerinin bir nedene bağlı olmadan, keyfi seslerle oluşturulduğunu anlatan bir ifade o. "Ev" e neden ev dediğimizin sebebi açıklanamaz. Dili aşağılayan bir şey değil. 
|
|
|
|
|
Logged
|
Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız. Konfüçyus
|
|
|
|
aytoldı
|
 |
« Yanıtla #44 : Ekim 05, 2008, 11:41:28 ÖÖ » |
|
Yansıma sözcükler hariç diğerlerinin bir nedene bağlı olmadan, keyfi seslerle oluşturulduğunu anlatan bir ifade o. "Ev" e neden ev dediğimizin sebebi açıklanamaz. Dili aşağılayan bir şey değil.  Göstergenin nedensizliği ilkesi
|
|
|
|
|
Logged
|
Bu Ay Toldı aydı, söz asgı ulug Yirinçe tüşürse bedütür kulug
|
|
|
|