eylüldeniz
Yeni Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 3
|
 |
« : Eylül 13, 2009, 10:51:39 ÖÖ » |
|
Değerli Arkadaşlar, Anadolu Üniversitesi'nin Açık Öğretim Fakültesinde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü kurulmasına ilişkin bir tepki metnini aşağıya yazıyorum. Bunu, gerek e-posta gerek posta yoluyla Anadolu Üniversitesi Rektörlüğüne ve YÖK'e iletmeniz, Türkoloji'nin geleceği açısından büyük önem arz etmektedir.
--------------------------------------
Prof. Dr. Fevzi Sürmeli Anadolu Üniversitesi Rektörü/ESKİŞEHİR
Saygıdeğer Hocam, Üniversiteniz Açık Öğretim Fakültesi 25 yıldır ülkemizin eğitim öğretim hayatına yaptığı katkılar her türlü takdirin üzerindedir. Ülkemizin kültürel düzeyinin yükseltilmesi, bir şekilde eğitim olanağı bulamayan kişilerin bu yolla eğitimlerini tamamlayarak özlük haklarının iyileşmesi açısından sağladığı katkı her türlü takdirin üzerindedir.
Lakin gelinen nokta itibarıyla açık öğretim sistemi örgün eğitime alternatif hale gelmiştir. Hiçbir eğitim bilimci açık öğretimin örgün öğretimin alternatifi , niteliği ve kalitesinde olduğunu iddia edemez.
Bazı eğitim öğretim alanları mesleki formasyonu ve müfredatı icabı açık öğretim tekniği ile icra edilemez. Tıp , mühendislik, temel bilimler bu cümleden olmak üzere ilk akla gelenlerdir.
Son uygulamanızla Sosyoloji ve Türk Dili ve Edebiyatı alanlarında açtığınız açık öğretim programları bu alanın uzmanı bizleri derin bir kuşku, kaygı ve endişeye sevk etmiştir. Türk dili ve edebiyatı [Türkoloji/Türklük bilgisi] Japonya’dan ABD’ ye kadar eğitimi verilen bir bilimsel disiplindir ve bu öğretimi açık öğretim yöntemi ile yapabilme girişiminde bulunulmamıştır. Bu uygulama pek çok açıdan sakıncalar taşımaktadır.
1) Bu bölümün eğitim ve öğretim formasyonu, öğretici ile öğrenenin birebir etkileşimini öngörür. TDE derslerinin büyük bir bölümü metin çözümüne dayalı olduğu için, bu çözüm işini öğrenci gerçekleştirirken, mutlaka hocanın da yardımı gerekir. Öğrenci kendi başına tarihî alfabeleri (Köktürk, Uygur, Arap) ve lehçeleri öğrenemez. Edebî metinleri çözümleyemez. Alfabe öğretimi, dünyanın her tarafında yüzyüzedir. Bu bakımdan, , gerek dil, gerek edebî metinlerin ses ve yapı özelliklerinin çözümü mutlaka ve muhakkak örgün bir sistemde yapılmalıdır.
2.) Edebi metinlerin incelenmesi ve yorumlanması insanların kendi kendisine kitap okuyarak TV ve bilgisayar izleyerek edinebileceği bir şey değildir.
3.) Meselenin ikinci cephesi millî kültürle ilgili olanıdır. Türk Dili ve Edebiyatı, Türk dilinin, edebiyatının, folklorunun... hasılı bütün sözlü ve yazılı kültürümüzün taşıyıcısıdır. Türk kültürü, Türk Dili ve Edebiyatı bilgisi ile günümüze taşınmıştır, geleceğe de bu köprü ile taşınacaktır. Bugün Köktürk Yazıtları, Uygur metinleri, Kutadgu Bilig, Divanü Lügati't-Türk, Dede Korkut, Yunus Emre, Fuzulî... gibi bizi biz yapan büyük kültür abideleri ve şahsiyetlerinden söz edebiliyorsak, bu, "iyi eğitim görmüş" Türk dili ve edebiyatı uzmanları sayesindedir. Dolayısıyla Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi, millî varlığımızı öğretmenin en önemli aracıdır. Bunu sulandırmak, basitleştirmek, sıradanlaştırmak millî kültürümüze vurulacak en büyük darbedir.
Sırf mali kaygılarla veya kamuoyuna hoş görünecek popüler uygulamalar önü alınamaz tahribatlara yol açar. Buradan mezun olan kişiler öğretmenlik yapamayacak, mesleği doğru dürüst icra edemeyecekse –ki bu görünümü ile öyle- böyle bir milli kaynağın ve zamanın israf edilmesini hüzünle karşılıyoruz.
Anadolu Üniversitesinin lisans düzeyinde örgün eğitimde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünün yetkin bir öğretim düzeyine zengin bir kadroya kavuşması bütün meslektaşlarımızı ve kamuoyunu mutlu edecektir.
Bütün bu gerekçeler muvacehesinde aldığınız kararı tekrar gözden geçirmeye bu alanın uzman, tecrübeli kişilerle istişare ederek bu kararınızı tashih etmeyi milli ve bilimsel bir hassasiyet olarak arz ve talep ederim.
Selam ve saygılarımla.
|