EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Şubat 09, 2012, 11:58:10 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: 1 [2]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Klavyede olmasına rağmen Türkçe karakterleri kullanmamak  (Okunma Sayısı 4004 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
golgeli_yol
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 694



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #15 : Aralık 14, 2008, 01:32:24 ÖÖ »

Haklisiniz tabi..
Insallah dusundugunuz gibi olur..
Logged

sevdâ denilir düştüğümüz gizli melâle/bir hâile ömrüm ki alınmaz bile kâle
meryemozcan
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8536


Güzel olan sevgili değildir,sevgili olan güzeldir


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #16 : Aralık 14, 2008, 11:38:50 ÖÖ »

Gerekli hassasiyetin gösterilmesini istemek insanları suçlamak değil diye düşünüyorum beynelminel kardeşim. Forum olarak Türkiye'nin geneline hitap ediyoruz bununla beraber farklı coğrafyalardan üyelerimiz de mevcut ki gurur da duyuyoruz. Sahip olduğumuz anadilimiz kendini koruyor korumasına da bizler son zamanlarda ünlü ve ünsüz harflerimizi yerli yerinde kullanmamaya başladık sıkıntımız buradan kaynaklanıyor. Bu yanlış alışkanlıktan kurtulmayı amaçlıyoruz edebiyat öğretmenleri olarak. Sitede moderatörlük görevimin ağırlık noktasını bu hedef oluşturuyor. Boş zamanlarımda oturup tek tek yazılan mesajları düzeltiyorum insanları incitmeden bazen uyarmadan. Yazdıklarını okuduklarında düzenleme adı altında meryozcan ismini görmelerini ve bu hatalarını tekrarlamamalarını ümit ederek bekliyorum. 
Logged


Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
meryemozcan
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8536


Güzel olan sevgili değildir,sevgili olan güzeldir


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #17 : Aralık 14, 2008, 01:21:13 ÖS »

TÜRK HARFLERİNİN KABUL VE TATBİKİ HAKKINDA KANUN

Kanun Numurası : 1353
Kabul Tarihi : 1/11/1928
Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 3/11/1928 Sayı: 1030
Yayımlandığı Düstur : Tertip: 3 Cilt: 10 Sayfa: 3
...
Madde 4 : Halk tarafından vakı müracaatlardan eski Arap harfleriyle
yazılı olanlarının kabulü 1929 Haziranının birinci gününe kadar caizdir.
1928 senesi Kanunuevvelinin iptidasından itibaren Türkçe hususi veya resmi
levha, tabela, ilan, reklam ve sinema yazıları ile kezalik Türkçe hususi,
resmi bilcümle mevkut, gayrı mevkut gazete, risale ve mecmuaların Türk
harfleriyle basılması ve yazılması mecburidir.

YANİ;

Madde 4 : Halk tarafından yapılan başvurulardan eski Arap harfleriyle
yazılı olanlarının kabulü 1 Haziran 1929 gününe kadar geçerlidir. 1928
yılındaki kanunun başlangıcından itibaren Türkçe özel veya resmi levha,
tabela, ilan, reklam ve sinema yazıları ile aynı biçimde Türkçe özel,
resmi bütün süreli, süreli olmayan gazete, kitapçık, broşür ve yayınların
Türk harfleriyle basılması ve yazılması zorunludur.












Logged


Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
meryemozcan
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8536


Güzel olan sevgili değildir,sevgili olan güzeldir


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #18 : Aralık 14, 2008, 02:01:43 ÖS »

Türkçe'yi kurtaracak 3 temel ilke

Oktay Sinanoğlu, Türkçenin 5 kademeli bir oyunla nasıl acınacak hale getirildiğini gözler önüne sererken, dilin korunup, istiladan kurtulabilmesi için 3 temel ilke önerdi:


Türkçenin yazılışı, okunuşu
Eskişehir'e indim; Porsuk Çayı'nın orda, dükkânın adı "Lavash". İstanbul, Beşiktaş yokuşunda kebapçı olmuş "Dönerchi". Allah Allah, bunu yazan zât-ı Avrupaî anlaşılan Batı dilinde "ch" nın "c" değil, "ç" okunduğunun da farkında değil. Ve tabii böyle gülünç (daha doğrusu acınacak) misâlleri artık sıkça görüyorsunuz. Sâdece aşağılık duygusundan, sömürge ruhluluktan mı, yoksa üstüne özenti sıvanmış bir kara câhillikten mi oluyor bunlar dersiniz? Sanmam; işin temelinde "millî eğitim"i 1946'dan beri güdümüne almış yabancı danışmanların (ve tabii onların yerli emir kullarının) kademeli oyunlarından biri yatıyor.Nasıl mı?

Kademeler şöyle:

1. Önce Türkçe ikiye bölündü (yanlış adlarıyla "Osmanlıca", "Öz Türkçe", geçen iki yazımda belirttiğim daha doğru adlarıyla "Eski Türkçe", "Kök Türkçe" diye). Bilim terimleri, Atatürk'ün yolunda bir süre Kök Türkçe'den türetilip bu terimler ortaöğretime yerleşti. Ancak aynı terimleri evrenkentler pek kullanmadığı için tam bir teknik dili birliği oluşmadı. "Solcu" diye bilinen Öz Türkçeciler 1950-1980 arası tedrîcen ana gayeden uzaklaşıp Eski Türkçe'yi tasfiye yoluna girdiler. "Sağcı" diye bilinen Eski Türkçeciler ise bu tasfiyeciliğe aşırı bir tepki olarak bilim için Kök Türkçe'den türetilen terimlere dahî düşman oldular. Oluşan boşluğa İngilizce bozuntusu ("Tarzanca") lâflar hücum etti. İki tarafın da saplantılıları, artan "Anglomanlıca" tehlikesine pek aldırmadılar; birbirleriyle "Kelime mi, sözcük mü?", "Millet mi, ulus mu?" diye kavga etmeyi sürdürüyorlardı.

2. İngilizce ile eğitim, önceleri yalnız fen dersleri olmak üzere ilk kez bir Türk okulunda (hem de Atatürk'ün tam tersi gayeyle kurduğu okulda) 1953'te başladı. Kısa sürede bu, devletin birçok okullarına, sonra özel ve cemaatlerinkine bulaştırıldı. 1960'ta gene dış telkinle ilk kurulan İngilizce dilli Türk evrenkentini zamanla birçok yenileri tâkip etti. Bunlarda yalnız fen değil, tüm dersler İngilizce oldu (tarih, edebiyat dâhil). Kamuoyu toptan aldatıldı (Bkz. O.S, "Bye Bye Türkçe" kitabı (Otopsi Yayınları, İst., 25.baskı 2005).



3. 1990'larda "Tarzanca" ile eğitim ilkokullara, anaokullarına kadar indirildi. (Bir ülkenin dilini yok etmenin temel yöntemi).



4. Bir yandan da Türk yazısını bozmak (sonra yok etmek) faaliyetleri yürütülüyordu. 1980 darbesinde, birden Türk yazısındaki inceltme işaretleri (^) kalktı. Tabii bu, "Eski Türkçe" sözcükleri yazılamaz hâle getiriyor, Türkçe'ye de büyük bir karışıklık darbesi vuruyordu. (Örn. "hala" "hâlâ", "kar" "kâr" ikililerindeki gibi.) İşin garibi, tasfiyeciliğe karşı olanlar dâhil "sağ"lı, "sol"lu basın-yayın bunu uyguladı. Kimin başlattığına gelince, iki taraf ta birbirinin üstüne atıyordu. Demek ki, hiçbirinden değil, olay gene yabancı danışmanlardan (yâni "güdücü"lerden) kaynaklanmıştı. [Sanırım aynı sıralarda, okullarda da Türkçe yazım kuralları öğretilmez oldu. Zâten edebiyat (ve târih) dersleri de azaltılıp duruyordu].



5. Atatürk'ün yeni Türkçe yazısı tüm dünyanın imrendiği, bütünüyle diline tam uyan, okunduğu gibi yazılan, yazıldığı gibi okunan bir yazıdır. Herkes bu yazıyı birkaç haftada öğrenebilir. İlk defâ karşınıza çıkan bir kelimenin nasıl okunacağı, nasıl yazılacağı diye bir sorun yoktur. "Harf harf söyle" diye sorulmaz. Batı dillerinde, özellikle şu imlâsı tam bozuk "Tarzanca"da ise, biri "Adım Smith" dese, öbürü hemen, "spell it" (harfle) der. Ne gülünç; halbuki "Smith", Türkçe'deki "Mehmet" kadar yaygın bir isim. Türkçe'nin ve yazısının bilgisayar ve bilim için en uygun dil ve yazı olduğu hakkında ise Batılılar da artık yazılar yazıyorlar.

Dili İngilizce olan okullarda çocuklara okuma yazma öğretmek çok zordur. Her sözcüğün okunuşunu yazılışını çocuk ezberleyecek. Kural kaide yok. Nitekim ABD basınına göre orada liseyi bitirenlerin yüzde 60'ı kendi dili İngilizce'yi dosdoğru okuyup yazamıyor. Türkçede ise yakın zamana kadar çocuklar heceleme yöntemiyle ve Türkçenin güzel kuralları sâyesinde her şeyi hemen okuyabilir, yazabilir konuma ilk yılda gelirlerdi. Derken, Türkçeyi yok edip yerine 250 kelimelik köle dili İngilizceyi koymak ana planına uygun olarak, yabancı danışmanların güdümüyle okullarımızda Türkçe okumak yazmak öğretimi yöntemi değiştirilip kelime kelime, her birisinin görüntüsünü ezberleme yöntemi kondu. Sonuçta evrenkentli gençlerin bile imlâsı bozuldu (e-postalarda sık sık görüyoruz). Tabii buradaki dış güdüm gayesi, aslında sâdece İngilizce okumayı öğretmek, Türkçeyi toptan yok etmek. Ayrıca ilkokulda Türk alfabesi öğretirken "w", "q"yu da katıyorlar.

Yukarıda, bir dizi abuk sabuk, mantıksız gibi görünen olayların, yapılanların arasında nasıl bir temel bağıntı, nasıl bir düşman hedefine doğru adım adım yürüyüş olduğunu göstermeye çalıştık. Umarım durum belirginleşmiştir.


Oktay Sinanoğlu
« Son Düzenleme: Aralık 14, 2008, 02:07:20 ÖS Gönderen: meryozcan » Logged


Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
pınarr
Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 61


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #19 : Aralık 14, 2008, 02:05:45 ÖS »

Artık caddelerde yürürken kendimi herhangi bir yabancı ülkenin sokaklarında yürüyormuş gibi hissediyorum."W,X,Q"lar o kadar çok hayatımıza girdi ki sevgimizi bile "seni sewiyorum" diyerek yani "W" olmadan anlatamaz olmuşuz.Önce yaşamımıza sonra duygularımıza hükmeder oldu "W,X,Q"lar.
Logged
kerpeten1907
Sürekli Üye
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 205


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #20 : Şubat 17, 2009, 10:50:27 ÖS »

Efendim Türkçeyi kısaltarak kazandığımızı zannettiğimiz zamanı neye harcıyoruz? Saygılarımla...
Logged
LEF
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2222



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #21 : Mart 14, 2009, 12:30:49 ÖS »

Logged

GÖZYAŞLARIMLA SULADIM MEZARINI 
LEFKER
Sayfa: 1 [2]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM