EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Şubat 09, 2012, 12:47:59 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1] 2 3
  Yazdır  
Gönderen Konu: STEPHEN KİNG  (Okunma Sayısı 6478 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
mtree
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2071


tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere


Üyelik Bilgileri
« : Haziran 05, 2009, 07:05:08 ÖS »




Stephen King

 Takma adı Richard Bachman
John Swithen
21 Eylül 1947
 Meslek Roman, hikâye, senaryo ve köşe yazarı, yönetmen
Tür Korku, fantazi, bilim kurgu
http://www.stephenking.com

Stephen Edwin King (d. 21 Eylül 1947, Portland, Maine). ABD'li hikâye ve roman yazarı.

Genellikle gerilim ve korku türünde eserler vermiştir. Kitaplarının çoğu Türkçe'ye de çevrilmiştir. İlk romanı Göz (Carrie) 1974 yılında yayınlanmıştır. Özellikle 1982 yılında başlayıp, 2004 yılında sona erdirmiş olduğu Kara Kule (The Dark Tower) serisi ile ünlüdür. Pek çok kitabı seneryolaştırılıp beyaz perdeye aktarılmıştır.

İlk profesyonel kısa öykü satışını "The Glass Floor" adlı öyküsüyle Starling Mystery Stories'e yapmıştır(1967). Kendisini tekrar ettiği gerekçesiyle 2006 yılında yazarlığı bırakmıştır.

Konu başlıkları
1 Türkiye'de yayınlanmış romanları
2 Türkiye'de yayınlanmış hikâye derlemeleri
3 Kara Kule Serisi
4 Diğer kitapları
5 Stephen King filmleri - dizileri
6 Dış bağlantılar
 
1)Türkiye'de yayınlanmış romanları
Göz (Carrie)
Korku Ağı (Salem's Lot)
Medyum (The Shining)
Mahşer (The Stand)
Çağrı (The Dead Zone)
Tepki (Firestarter)
Kujo (Cujo)
Christine
Hayvan Mezarlığı (Pet Sematary)
Tılsım (The Talisman) (Peter Straub ile)
Ejderhanın Gözleri (The Eyes of the Dragon)
Sadist (Misery)
Şeffaf (The Tommyknockers)
Hayatı Emen Karanlık (The Dark Half)
Ruhlar Dükkanı (Needful Things)
Oyun (Gerald's Game)
Dolores Claiborne (Dolores Claiborne)
Uykusuzluk (Insomnia)
Falcı (Thinner)
Çılgınlığın Ötesi (Rose Madder)
Yeşil Yol (The Green Mile)
Yaratık (Desperation)
Kemik Torbası (Bag Of Bones)
Maça Kızı (Heart In Atlantis)
Yüzyılın Fırtınası (Storm Of The Century)
Tom Gordon'a Aşık Olan Kız (The Girl Who Loved Tom Gordon)
Rüya Avcısı (The Dreamcatcher)
Kara Ev (Black House) (Peter Straub ile)
Buick 8 (From A Buick Karizmatik
Cep (Cell)
Bir Aşk Hikayesi (Lisey’s Story)
Oyun (Gerald's game)
Duma Adası (duma key)
Düzenleyiciler
Yazma Sanatı (On Writing)
Dolores Claiborne

 2)Türkiye'de yayınlanmış hikâye derlemeleri  
Kuşku Mevsimi (Different Seasons)
Sis (Skeleton Crew)
Gece Yarısını İki Geçe - Gece Yarısını Dört Geçe (Four Past Midnight)
Düşler ve Karabasanlar (Nightmares and Dreamscapes)
Karanlık Öyküler (Everything's Eventual)
Hayvan Mezarlığı
Hayaletin Garip Huyları (Night Shift)

 3)Kara Kule Serisi  
1982 Kara Kule 1: Silahşor (The Gunslinger)
1987 Kara Kule 2: Üç'ün Çekilişi (The Drawing of the Three)
1991 Kara Kule 3: Çorak Topraklar (The Waste Lands)
1997 Kara Kule 4: Büyücü ve Cam Küre (Wizard & Glass)
2003 Kara Kule 5: Calla'nın Kurtları (Wolves of the Calla)
2004 Kara Kule 6: Susannah'nın Şarkısı (Song of Susannah)  
2005 Kara Kule 7: Kule (The Dark Tower)

 4)Diğer kitapları  
Yazma Sanatı (On Writing)

5)Stephen King filmleri - dizileri
1976 Carrie (Göz)
1979 Salem's Lot
1980 The Shining
1982 Creepshow
1982 The Boogeyman (Kısa film)
1983 Cujo
1983 The Dead Zone
1983 Christine
1983 Disciples of the Crow (Mısırın Çocukları'ndan uyarlanmıştır)
1983 The Woman in the Room (Frank Darabont kısa filmi)
1984 Children of the Corn
1984 Firestarter
1985 Cat's Eye
1985 Silver Bullet (Kurtadamın Döngüsü'nden uyarlanmıştır)
1985 Stephen King's Nightshift Collection
1985 Word Processor of the Gods
1986 Gramma (Alacakaranlık Kuşağı'nın bir bölümü)
1986 Maximum Overdrive (Kamyonlar'dan uyarlanmış ve King tarafından yönetilmiştir)
1986 Stand By Me (Ceset'ten uyarlanmıştır)
1987 Creepshow 2
1987 A Return to Salem's Lot
1987 The Running Man
1987 The Last Rung on the Ladder
1987 Sorry, Right Number
1989 Pet Sematary
1990 The Cat From Hell
1990 Graveyard Shift
1990 It (TV Filmi)
1990 Misery
1990 The Moving Finger
1991 Golden Years (orijinal tv dizisi)
1991 Sometimes They Come Back
1992 The Lawnmower Man (King filmin yapımcılarını dava eder ve kazanır, filmde artık SK'in adı geçmemektedir)
1992 Sleepwalkers (film için yazılmış bir senaryodan çekilmiştir)
1993 The Dark Half
1993 Needful Things
1993 The Tommyknockers (TV Filmi)
1993 Chinga (The X-files'ın bir bölümü)
1994 The Shawshank Redemption
1994 The Stand (TV Filmi)
1995 The Langoliers (TV Filmi)
1995 The Mangler
1995 Dolores Claiborne
1995 Stephen King's Nightshift Collection
1996 Thinner
1997 The Shining (TV dizisi)
1997 Ghosts (müzik videosu)
1997 The Night Flier (HBO Filmi)
1997 Quicksilver Highway
1997 Trucks (Maximum Overdrive'ın TV için yeniden çekimi)
1998 Apt Pupil
1999 Yeşil Yol (The Green Mile)
1999 The Rage: Carrie 2
1999 Storm of the Century ( tv mini-serisi)
1999 Llamadas
2000 Paranoid (bir şiirden uyarlanmış)
2001 Hearts in Atlantis
2001 Strawberry Spring (Kısa Film)
2002 Rose Red (orijinal TV dizisi)
2002 The Dead Zone (TV dizisi)
2002 Night Surf (Kısa Film)
2002 Rainy Season (Kısa Film)
2002 Carrie (TV Filmi - yeniden çekim)
2003 Dreamcatcher
2003 The Diary of Ellen Rimbauer (TV Filmi)
2003 Autopsy Room Four (Kısa Film)
2003 Here There Be Tygers (Kısa Film)
2003 The Man in the Black Suit (Kısa Film)
2004 Secret Window
2004 Kingdom Hospital (TV dizisi)
2004 Salem's Lot (TV Filmi)
2004 Luckey Quarter (Kısa Film)
2004 I Know What You Need (Kısa Film)
2004 The Secret Transit Codes of America's Highways (Kısa Film)
2004 All That You Love Will Be Carried Away (Kısa Film)
2004 The Road Virus Heads North (Kısa Film)
2004 I've got to get away (Kısa Film)
2004 Riding the Bullet
2006 Desperation (TV Dizisi)
2006 Nightmares & Dreamscapes (TV Dizisi)
2007 1408
2007 The Mist
2008 Black House
2008 Creepshow
2008 The Talisman
2009 Cell
2009 From a Buick 8
« Son Düzenleme: Haziran 06, 2009, 05:20:01 ÖS Gönderen: mtree » Logged

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına.. kollarını mavi gömleğimin boynuna... ayrı ayrı koy... güneşli günlerle karlı günleri karıştırma..

mtree
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2071


tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Haziran 05, 2009, 07:12:32 ÖS »





MEDYUM_ÖZET





Medyum

 (Stephen King)

KİTABIN ADI : MEDYUM
KİTABIN YAZARI : STEPHAN KING
YAYIN EVİ VE ADRESİ : ALTIN KİTAPLAR YAYIN EVİ
BASIM TARİHİ : 1997

KİTABIN KONUSU

Kitap, Otelde yaşamaya başlayan Danny ve ailesinin başından geçenolayları konu alıyor.

KİTABIN ÖZETİ

Jack Torrance arkadaşı Albert Shockley’in yardımıyla Overlook Otel’inde bir iş bulmuştu.Otelde kışlık bakıcı olarak görev yapacaktı.Kış mevsiminde otel kapalıydı.Otelde o, karısı ve çocuğu kalacaktı.Overlook 1907 ile 1909 yılları arasında yapılmıştı.Ekonomik kriz ve savaş gibi nedenlerden dolayı kapatılmıştı. Sahipleri çok zengindi fakat hiç birisi burasını tam anlamıyla işletememişti.


 

Overlook’un kapanış günü Jack ve ailesi geldiler. Otelin son günü olmasına rağmen oldukca kalabalıktı.Son müşterilerde hesaplarını kapatıyorlardı, Jack ve ailesinin geldiğinde. Önce müşteriler daha sonrada hizmetciler birer birer ayrıldılar otelden.Bay Watson Jack’a neler yapması gerektiğini anlatıyordu.Bu sırada ahçı Halloran küçük oğlu Danny’le ilgileniyordu.Danny’deki ışıltının farkına varmıştı. Bu yüzden ona oldukca sıcak davrandı.Onunla konuşmadan anlaşabiliyorlardı. Danny daha beş yaşında olmasına rağmen ışıltısı çok kuvvetliydi, bundan dolayı zarar görebilirdi. Bay Watson Danny’a Overlook’un acaip şeylerin olduğunu, bundan dolayı kendisine dikkat etmesini söyledi.Bahçedeki hayvan şeklinde budanmış şimşir ağaçlarından, 217 numaralı odadan ve çocuk bahçesinden uzak durmasını istemişti.Zor durumda kalması halinde kendisini çağırmasını söyledi.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

Danny aslında Overlook’a gitmeyi istemiyordu. Ama geleceklerinin daha iyi olması için bu şarttı.Böylece babası yarım kalan oyununu tamamlayabilecekti. Annesi ve kendisiyle daha fazla ilgilenecek böylece annesiyle arasındaki sorun çözülecekti.

Bay Watson, Jack’a yüz odalı Overlook Oteli’nin tamamını gezdirdi.En çok kalorifer kazanına dikkat etmesini söyledi. Kazan çok eskiydi, yeni olsaydı250’ye kadar dayanabilirdi ama şu haliyle gösterge 180’I gösterinceye kadar ancak dayanabilirdi.

Otelden herkez ayrıldı. Jack ve ailesi otelde tek başlarınaydı. Danny daha sık garip rüyalar görmeye başlamıştı.Rüyalar eskisi gibi güzel şeyleri göstermiyordu. Korkutucu bir hal almıştı. Danny annesine Tonny’den bahsetti. Herşeyi ona Tonny gösteriyordu ama annesi buna inanmak istemiyordu. Bir akşam Danny banyodayken Tonny yine geldi. Tonny aynanın içindeydi. Danny aynaya ipnotize olmuş gibi bakıyordu. Tonny’I izlemeye başladı. Tonny onu çok korkutuyordu ama yine de peşinden gidiyordu. Parmağından kan damlayan ölmüş bir kadını, duvardaki kan lekelerini, duvara yeni sıçramış olan, beyine benzeyen beyaz et parçalarını ve ucu kanlı üzerinde saç olan tokmağı gösterdi Danny. Annesi Danny’den ses gelmeyince endişelendi, kapıyı zorladı ancak kilitliydi. Jack kapıyı kırdı ve Danny’ ipnotize olmuş bir şekilde buldu.Kucağında yatak odasına götürdü.Danny anlamsız bazı şeyler söylüyordu. Kendine geldiğinde Tonny’den ve gördüklerinden bahsetti. Ertesi gün 40 mil uzaklıktaki Sidewinder Kasabası’nda bulunan doktora gittiler. Kış yaklaşıyordu Overlook’tan bir yere ayrılamayacaklardı buyüzden üçüde kontrol oldular. Doktor Danny’nin tamamen iyi olduğunusadece bazı zihinsel sorunlar yaşadığını söyledi. Bunun sebebinin yalnızlık olduğunu söyledi. Buna Wenndy inanmamıştı ama biraz tatmin olmuş gibiydi.

Eve döndüklerinde işler bir süre yolunda gitmişti. Wenndy yedi yıllık evliliginin en güzel yıllarını yaşıyordu. Jack içkiyi bırakalı uzun zaman olmuştu ancak bazen bu durum onun canını sıkıyordu. Eski günlerine dönmek içki içmek istiyordu.Otelin barında bir damla bile içki yoktu. İçkiyi bıraktığı için kendiside getirmemişti. Danny babasındaki bu değişmeleri fark edebiliyordu. Bundan annesine bahsetti. Annesi Danny’e inanıyor ve gelecek baharda herşeyin düzeleceğini birlikte balık tutacaklarını söyledi. Danny daha önce annesinin düşüncelerini ona söylemişti. Bu annesi Wenndy için yeterliydi. Wenndy Danny’ yaklaşmış bütün gördüklerini anlatmasını istemişti. Danny fazla birşey hatırlayamıyordu. Hatırladıklarının tamamını annesine anlattı. İçindeki güç iyice güçleniyordu. Tonny’iistedigi gibi kullanabiliyordu artık.Tekrar Tonny’ı çagırdı ve ondan gelecekleri hakkında bilgi vermesini istedi. Tonny babasının herşeye neden olacağını, Overlook’un onu ele geçireceğini söyledi.

Öğleden sonra Danny annesi ve babası uyuduğu için yalnız kalmıştı. İçindeki güç onu 217 numaralı odaya götürdü. Kilitli kapıyı açtı ve içeri girdi. Yask olduğunu biliyordu ama yinede içindeki güce karşı koyamadı. Duvardaki kan lekelerini ve beyin parçalarını gördü. Banyoya doğru ilerledi. Banyonun kapısını açtı. Yaşlı, ölmüş, elinden kan damlayan kadını gördü. Kadın, ayağa kalktı ve Danny’e doğru ilerledi. Danny kaçmaya başladı. Kapıya geldiğinde kapı kilitliydi. Bay Hallorann’ın söyledikleri aklına geldi. Gözlerini kapattı ve kapının açık olduğu aklına geldi. Kapıyı açtı ancak kadın ona yetişti ve boğazını sıktı.

Danny’ı annesi ve babası bulduğunda merdivenlerin başında duruyordu. Boğazı berelenmişti. Wenndy koşarak çocuğu aldı. Herşeyi Jack’in yaptığını sanıyordu. O gün Jack’I Overlook eline geçirmişti. Babasının ona seslendiğini duyuyordu. Babası karısı ve çocuğunu cezalandırmasını söylüyordu. Overlook Jack’ten Danny’ı istiyordu. Danny’ı da kendisine katarsa çok güçlü olacaktı. Danny o sırada Hallorann’ı çağırmıştı. Danny kendisine geldiğinde annesinin kucağında yatak odasındaydı. Kapı kilitliydi. Jack kapıyı dövüyordu. Daha sonra Jack aşağı indi. Bodrumda o eski faturalara daldı. Wenndy kocasına bakmak için aşağı indi. Çok korkuyordu. Jack barda yatıyordu. Sızmıştı. Biraz ileride kroke tokmağı vardı. Onun bodrumda olması gerekliydi ama Overlook onu buraya getirmişti.O akşam Overlook canlanmış maskeli balo tekrar başlamıştı.Jack güzel bir bayanla dans ediyordu. O sırada Grady yanında belirdi. Grady otelin eski kışlık bakıcısıydı. Oteldeyken tüm ailesini öldürmüştü.Otelin barmeni içkileri yeniledi. Jack o gece yirmi kadeh içti ve sızdı.Wenndy yanına gelince Jack birden gözlerini açtı. Wenndy’in ayak bileğini tuttu. Gittikçe canı yanıyordu Wenndy’in. Jack ayağa kalktı ve karısına tokmakla vurdu. Onu öldürecekti. Wenndy eline geçirdiği bir şişeyi Jack’in kafasına vurdu ve Jack bayıldı Oğluyla onu kilere sürüklediler. Gece Overlook tekrar canlandı veGrady, Jack’in yanında belirdi. Jack kapıyı açması için yalvardı. Grady çocuğu onlara getirirse kapıyı açacağını söyledi. Jack söz verdi. Grady kapıyı açtı.

O gece Wenndy çok korkuyordu. Jack’in sesi hiç susmadı. Sabaha karşı ikiside uyudu. Wenndy’nin uyandığında Jack’ın sesi duyulmuyordu.Eline mutfaktan aldığı bıçağı aldı ve aşağı Jack’a bakmaya gitti. Jack birden önünde belirdi ve elindeki tokmakla Wanndy’e vurdu. Tokmak inip inip kalkıyordu. Wenndy elindeki bıçağı Jack’a sapladı ve elinden kurtulmayı başardı. Kaçmaya başladı.

Hallorann gelirken yolda arabası kaydı. Şanslıydı çünkü yanında bir kar arabası vardı. Onu çekti. Kar arabasının şoföründe de ışıltı vardı. Şoför ona bir eldiven verdi. Arkadaşı araba kiralıyordu ismini söylemesi halinde ona bir kar arabası kiralayacağını söyledi. Hallorann şanslı olduğunu düşündü. Sidewinder’e gidip kar arabasını aldı. Overlook’a doğru yola çıktı. Overlook onu engellemeye çalışıyordu. Bunu bir defa başarmıştı ama şimdi daha dikkatliydi. Kar arbası hızla ilerliyordu.

Wenndy merdivenlere ulaştığında Jack ayaklanmıştı. Wenndy kaburgası kırıldığı için nefes alamıyordu.Çok acı çekiyordu. Jack arkasından yetişmeye başladı. Ağızındaki içki kokusu iyice işitiliyordu. Wenndy içeri girdi ve kapıyı kilitledi. Ama Danny yerinde yoktu. Her tarafı aradı. Jack kapıya tokmakla vuruyordu. Wenndy kendisini banyoya kilitledi. Jack odanın kapısını kırdı. Sıra banyo kapısındaydı. Banyo kapısını kırdığında Wenndy ecza dolabından aldığı jiletle elini kesti. Bir motor sesi duyuldu. Hallorann’dı bu. Overlook söylemişti. Jack karısının bırakıp aşağı Hallorann’I öldürmeye indi.Hallorann Overlook’a geldiğinde aslşan önüne çıktı ve saldırdı. Hallorann aslanı yakarak öldürdü. İçeri girdiğinde Jack ona tokmakla vurdu. Tokmağın her tarafı kan olmuş üzerinde saçlar vardı. Jack hemen yukarı çıktı. Danny’i bulmalıydı. Onu üçüncü katta buldu. Bu sırada Danny, Tonny’i çağırmıştı. Tonny ona babasının hatırlamadığını hatırlayacağını söyledi. Danny kendine geldiğinde babası karşısında tokmağı kaldırmış bekliyordu. Danny sen babam değilsin, sen Overlook’sun diye bağırdı. Tokmağı aşağı indirdi. Overlook tekrar tokmağı havaya kaldırdı ve Danny o anda babasının hatırlayamadığını hatırladı. Kalorifer kazanı. Bunu Overlook’a söyledi. Overlook, burasının yaşaması için tokmağı aşağı indirdi ve kalorifer kazanının yanına gitti.Danny koşarak annesinin yanına gitti. Hallorann’da oradaydı. Wenndy yürüyemiyordu. Hallorann ikisini de kucağına alıp dışarı kaçmaya başladı. Overlook elini kazanın vanasına koydu . Kazanın her tarafından buhar çıkıyordu. Vanayı açtı ama kazanın patlamasına engel olamadı. Hallorann tam dışarı çıktığında sıcak bir dalga geldi ve onları fu-ırlattı. Overlook yanıyordu, tüm camlardan alev çıkıyordu.

Bir sonraki baharda Wenndy bir şezlonga uzanmıştı. Hallorann yanına geldi ve balık tutan Danny’in yanına gittiler.

KİTABIN ANA FİKRİ

İnsanlar sahip oldukları olağan üstü güçleri kullanarak hayatlarına yön verebilirler.

KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞADISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Daha çok hayal ürünü olaylar kullanılmış. Şahıslarda ise Danny’in kabiliyetleri biraz abartılmış ancak kitaba ayrı bir tat katmış.
Jack, kısa boylu kendisiyle barışık fakat bazen kontrolü elinden kaçıran bir insan.
Danny, bütün huyları babasına benzeyen insanüstü güçleri olan bir çocuk.
Wenndy, çok çabuk sinirlenen kendisine hakim olamayan birisi.Bütün huyları annesine benziyor.

KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER VE KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ

Kitap, akıcı bir dille yazılmış ama konulardan birbirine geçişlerde bazen akıcılık bozulmuş. Kitap çok erken sonlandırılmış, biraz daha uzun yazılabilirdi.
Logged

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına.. kollarını mavi gömleğimin boynuna... ayrı ayrı koy... güneşli günlerle karlı günleri karıştırma..

mtree
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2071


tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Haziran 05, 2009, 07:18:54 ÖS »

KARA KULE



Kitabın Özeti:

Rolan adlı silahşör bir gün rüyasında eskiden onun çocukluk dönemlerinde ortaya çıkan çatışmaları ve bu çatışmalar sonrasında oluşan savaşları görür bu savaşlar sonunda o günden bu güne geriye sadece üç şey kalır.Silahşör,siyahlı adam ve kara kule bu kara kule nerde olduğ bilinmeyen lanetli birçok kişinin ölümüne sebep olan yerdir ancak bu yerin dev bir çölün sonunda olduğu tahmin edilmektedir fakat bu dev çölün bugüne kadar kiç kimsenin aşamadığı bilinmektedir Rolan aynı rüyada siyahlı adamın babasını öldürdüğünü ve sonra o kara kulede sakladığını orada yaşadığını görür o rüydaan sonra Roland bunun gerçek olduğunu gerçektende babasının o siyahlı adamın öldürdüğünü zanneder ve o günden sonra silahşör siyahlı adamı aramaya başlar fakat nerde olduğunu bilmeden .Silahşör yola koyulur ve kendini dev bir çölde bulur .Kilometrelerce uzanan dev bir düzlük sadece etrafta şeytanotu kümeleri görünmekte ve arada sırada karşılaşılan mezar taşlarını andıran levhalar yönü belirtmekte.Silahşör bu çölde siyahlı admı bulmaya çalışır o siyahlı adamı bulup ondan babasının öcünü almak ve onu yok etmek ister .Ancak bu çölüde aşmak o kadar kolay değildir .Ve yollarda karşısına birçok engeller çıkar.Bu engelleri silahşörün bulmaya çalıştığı Marleyn yapar bu güçlüklerin hepsi korkunç olaylardır .

Çölde günlerce tek başına yürür.Bitkin duruma düşer.Bazen çölde günlerce uyuyakalır.Kendine geldiği zamanlarda hep yola devam der.Birgün siyahlı adamın izine rastlar ve onun çölde olduğunu anlar .Bir kahinin silahşöre bu yolda devam etmesini onun doğru yolda olduğunu söyler.Silahşör kahini dinleyerek yola devam eder .Silahşör çölün sonlarına doğru yaklaştığını hisseder.Bu çölün arkasındada Karakulenin olduğunu ve oradada siyahlı adamı bulacağını tahmin eder . ileride bulutların üzerine uzanan dev bir kulede siyahlı adamın gölgesini görür oranın karakule olduğunu anlar ve kara kulede karşılaşırlar silahşör siyahlı adamın her türlü engellerine karşı çıkar ve onu yakalar .Etrafta yığılı kuru kafalar bulunmaktadır.Silahşör siyahlı adam ile diyaoloğa girer ona başına gelenleri anlatır.Onu öldüreceğini ve karakuleyi bulacağına yemin ettiğini söyler.Sonunda tam siyahlı admı öldürecekken bir anda siyahlı adam cübbesinin içinde sırıtan bir iskelete dönüşür.Kemiklerle dolu o mezarlığa bir yenisi eklenir Roland onu kendisi öldüremediği için çok üzülür fakat sonunda silahşör amacına ulaşır .O güne dek daha kara kuleye yaklaşan bile olmamasına rağmen Roland karakuleyi bulmuştur.
« Son Düzenleme: Haziran 05, 2009, 08:22:03 ÖS Gönderen: mtree » Logged

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına.. kollarını mavi gömleğimin boynuna... ayrı ayrı koy... güneşli günlerle karlı günleri karıştırma..

mtree
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2071


tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Haziran 05, 2009, 07:24:17 ÖS »

YEŞİL YOL



KİTABIN ÖZETİ:

Acımasız katillerin bulunduğu Could Mountain hapishanesinin E bloğuna hoş geldiniz. Buradaki mahkumalr ‘Yaşlı Sparky’ diye bilinen elektrikli sandaliye için sıralarını beklerlerdi.

Hapishane gardiyanlarından Paul Edgecombe için bütün katiller aynıydı. Ta ki John Coffey adındaki mahkumla tanışıncaya dek. Dev cüsseli, çocuk kalpli bu adam Edgecombe’un hayatını değiştirecekti.

Olay 1932’de,eyalet cezaevinin bulunduğu Could Mountain’da geçiyor.İdam cezasına yargılananlar oraya gönderilirlerdi.Mahkumların Big Sparky,yani Koca Elektrikli diye şakalaştıkları elektrikli sandalye de oradaydı.Elektrik faturası hakkında şaka yapar,Müdür Moores’in karısı Melinda Şükran Günü yemek pişiremeyecek kadar hasta olduğunda gardiyanın yemeğini nasıl pişireceğiyle dalga geçerlerdi.

Ancak o sandalyeye oturması gerekenler için olayın komik bir yanı kalmazdı.

E Blok’a sadece idam edilecekler gönderiliyordu.Buradaki mahkumlar umutsuz bir şekilde kendi sıralarını beklerlerdi.İkiz küçük kızlara tecavuz ederek öldüdürmek suçundan idama mahkum olan John Coffey de buraya gönderiliyor.Zamanla bu adam sahip olduğu garip gücüyle ve sineği bile incitmeyecek kadar kalbiyle dikkatleri çeker.Hayatta kaldığı küçük süre içinde insanlara ve ayrıca tüm canlılara olan sevgisini ıspatlıyor.Nezaretçiler bu adamın bu kadar büyük suç işlediğinden şüphelenmeye başlıyorlar ve yalnışlıkla idam edileceğini artık anlıyorlar.Ama artık suçu kanıtlanmış durumda ve yargı çıkartılıyor.Hapishane gardiyanlarından biri olan Paul Edgecombe olanın gerçeğini öğreniyor.John Coffey’in hiçbir suçunun olmadığından emin oluyor.Ama onun da elinden gelen ve yapacağı hiçbir şey kalmıyor.

Paul,çocukluğunda kiliselerde Tanrı’nın Lütfü öyküllerinden bolca dinlemiş ve hepsine inanmıyordu,ama inandığı insanlar vardı.Cohn,yani o zenci mahkum,Paul’un hastalığını iyileştirince Paul’un iç dünyası alt üst oluyor.Bir iyileştirme mucizesine,Tanrı’nın gerçek bir lütfuna tanık olmuştu.Onun dokunuşunu hissetmişti;tıpkı garip ve harika bir doktorun dokunuşu gibi.John Coffey’in “Yardım ettim,değil mi?”sözleri dile dolanan şarkı ya da büyü yapmakta kullanılan sözler gibi, kafasının içinde dolanıp duruyordu.

Ama onun değil, tanrının yardım ettiğini düşünüyor.

Burada Tanrı’nın kendisinden ne istediğini anlamaya çalışıyor.O kadar

çok istediği neydi ki, iyileştirme gücünü bir çocuk katiline vermişti? Evde bir

köpek kadar hasta,yatakta tiriyor olması yerine koğuşta olmasını mı?

Belki de William Wharton başka bir olay çıkarmak ister diye ya da

Percy Wetmore’un yeni bir aptallık yapıp yine zarar vermesini önlemek için evde değil, burada olması gerekiyordu.

Percy’nin nefret ettiği ve öldürmeyi başardığı fareyi de diriltiyor.İçinde morfin bulunan bir sürü hap verip,doktorların ölmeye evine gönderdikleri cezaevi müdürünün karısı Melinda Moores’un hastalığını da iyileştiriyor.

Neyse ki,artık John Coffey’in pamuk çiftliğinin sahibi , Klaus Detterick’in ikiz kızlarının ölümünde hiçbir suçunun olmadığını da bu Tanrı gücü sayesinde öğreniyor. üzüyor. cok üzüyor.

Kitabın sonunda John Coffey’in idam edilmesi Paul’u cok üzüyor.Yine de bu

Tanrı kendi bildiğince,hiç düşünmeden,yalnızca iyilik yapan adamı kurban ettiğini düşünüyor.Ama bunun böyle olması gerektiğini anlıyor ve herkesin ölüm borcunun olduğunu kabul ediyor.





KİTABIN ANA FİKRİ:Kitapta Tanrı iradesinden bahsedilmekte.İnsanların yaptıkları,düşündükleri ve hatta düşdükleri durumlar,onlarla ilgili.İnsan olayların nedenini sormak,Tanrı’nın iradesini ve O’nun bu iradeyi gerçekleştirmek için yaptıklarını düşünmek zorundadır.Sonuç olarak ölüm de Tanrı iradesinden doğan bir borçtur.



KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Cezaevindeki mahkumlara “yürüyen ölü “ denirdi.Onlardan biri olan ve kitabın kilit ismi John Coffey.E Blokta kalanların çoğu gibi o da zenci ve tam iki metre üç santim boyunda.Çok iri ve basketbolcuya benzeyen birisi.Ama o basketbolcular gibi ince uzun değil;omuzları ve göğsü geniş,her tarafı kaslı.Ona çoğu şaka olarak “Zalim “ derlerdi,ama mecbur kalmadıkça bir sineği bile incitmezdi.

Gerçekten zalim ve üstelik bir de aptal olan Percy Wetmore(ceza evi nezaretçisi).Onun ceza evinde hiç yeri yoktu.Burada kötü bir karakter hem gereksizdi.Burada valinin eşinin akrabası olduğundan kalmıştı.

Delacroix(mahkum):Ufak tefek,saçları seyrelmişbir adam.Yüzünde sanki zimmetine para geçirmiş de her an keşfedilme kaygısıyla yaşıyormuş gibi hep endişelibir ifade vardı.Evcil faresi de hep etrafında dolaşırdı.

Beverly McCall:Maça ası gibi kara ve hiçbir zaman işlemeye cesaret edemediğiniz günahlar kadar güzel birisi.Kocasının dayağına tam altı yıl katlanmış,ama çapkınlığını tek bir gün bile çekememişti.

Brutus Howel(nezaretçi):Bir doksandan uzun,enine boyuna,üniversitede çakıp atılmadan önce üniversiteler liginde futbol oynamış birisi.

Klaus-Detterick:Pamuk çiftliğinin sahibi.Temiz ve ferah çftlik evi ve pamuğa ek olarak inekleri ve tavukları da vardı.Eşiyle birlikte üç çocuk sahipleriydi.

Paul Edgecombe:Roman kahramanıdır.Hapishane gardiyanlarının pozitif isimlerinden en önemlisi.Hapishanede Cohn Coffey’in gelişiyle başlayan olaylara doğrudan ilgili ve belki de her şeyi anlayan ve sırları öğrenen tek adamdır.Adil,dürüst ve çocuk kalpli bir adam
Logged

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına.. kollarını mavi gömleğimin boynuna... ayrı ayrı koy... güneşli günlerle karlı günleri karıştırma..

mtree
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2071


tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Haziran 05, 2009, 07:27:32 ÖS »

HAYVANLAR MEZARLIĞI



Kitabın Adı :Hayvan Mezarlığı
Kitabın Yazarı :Stephen KING
Yayın Evi ve Adresi :Altın kitaplar yayınevi. Celal Ferdi Gökçay sk. Nebioğlu İşhanı Cağaloğlu/İSTANBUL.
Basım Yılı :1990
1. Kitabın konusu: Büyülü bir hayvan mezarlığının Creed ailesi üzerindeki etkisi.
2. Kitabın özeti:
Louis karısı ve iki çocuğu ile Chicago’dan Ludlow’da ormanın hemen yanında bulunan bir eve taşındı. Eve yerleştiler ve daha sonra yan komşuları ile tanıştılar. Komşuları çok yaşlı bir çiftti. Jud ve Norma Crandall. Kısa süre sonra Jud ile Louis ahbab oldular. Her akşam birlikte bira içip Ludlow hakkında konuşuyorlardı. Louis ve ailesi bir hafta sonu evlerinin bahçesinde oturuyorlardı, Jud aileyi görüp yanlarına gitti ve onlara yakında bulunan hayvan mezarlığını görmek isteyip istemediklerini sordu. Louis Eileen’nin çok istemesi üzerine teklifi kabul etti. Jud ve bütün aile yola koyuldular. Yarım saat sonra hayvan mezarlığına vardılar. Jud Louis ve ailesine, aşağıda bulunan kasabadaki çocukların hayvanları öldüğü zaman hayvanlarını buraya gömdüklerini söyledi. Hayvan mezarlığı çocuklar tarafından güzelce düzenlenmişti. Etraftaki gereksiz ot ve çalılıklar çocuklar tarafından koparılmıştı. Jud Eileen’i buraya tek başına gelmeye kalkışırsa ormanın içinde kaybolacağı konusunda uyardı. Hayvan mezarlığını gördükten sonra bütün aile ve Jud eve döndü. Evin kedisi Church kapının önünde Eileen’i bekliyordu aslında Church evin değil Eileen’in kedisiydi. Eileen kedisini o kadar çok seviyordu ki bazı akşamlar kedisi ile birlikte yatıyordu. Evi yerleştirme işi yaklaşık bir hafta sürdü ve daha sonra Louis asıl mesleği olan doktorluğa başladı. Yakında bulunan bir üniversitede rahatsızlanan öğrencileri tedavi ediyordu.
Birgün kafası yarılmış Pascow adında bir öğrenci revire getirildi, fakat Louis daha öğrenciyi muayene edemeden öğrenci öldü. Daha ilk gününde böyle bir durumla karşılaşması Louis’i çok etkilemişti. Louis her akşam Jud’un yanına gidiyor, birkaç bira içip gündelik hayat hakkında konuşuyorlardı. Jud seksen yaşında o bölgenin en yaşlı insanıydı. Louis işe başladıktan birkaç ay sonra Rachel iki çocuğu ile Chicago’ya babasının yanına ziyarete gitti. Louis kayınbirader’i ile arası iyi olmadığı için ziyarete gitmedi. Ertesi sabah Jud Louis’i telefonla aradı ve church’un anayolun kenarında kımıldamadan durduğunu ve ölmüş olabileceğini söyledi. Louis kedinin yanına gitti ve kedinin bir kamyon çarpması sonucu öldüğünü anladı fakat kedinin öldüğünü Eileen’a söyleyemezdi. Eileen her akşam evi arayıp babası ile konuşuyor ve kedisinin nasıl olduğunu soruyordu. Jud bunları öğrenince Louis’e vakit kaybetmeden kediyi bir poşete koymasını, yanına bir kazma kürek alıp kendisini takip etmesini söyledi. Jud hayvan mezarlığı yoluna girdi ve hiç konuşmadan yoluna devan etti. Hayvan mezarlığını geçip farklı bir yola girdiler. Jud hala hiçbirşey konuşmuyordu ta ki ağaçlardan oluşan tepe gibi bir yere gelinceye kadar. Tepe ağaç dallarından oluşuyordu ve burayı aşmak çok zor görünüyordu. Jud Louis’e aşağı hiç bakmadan dümdüz yürümesini söyledi ve önden kendisi hareket etti. Tepede sihirli bir şeyler vardı. Jud zorlanmadan tepeye çıkabiliyordu. Daha sonra Louis de hareketlendi ve sanki birşeyler kendisini yukarıya doğru çekiyordu. Tepeyi kolayca aştılar ve aşağı indiler. Aşağı indiklerinde Jud Louis’e kedi için bir çukur kazmasını istedi. Louis hiçbirşey sormadan çukuru kazdı ve kediyi gömdü ve eve doğru yürümeye başladılar.
Eve vardıklarında Jud kediyi gömdükleri yerin eskiden Kızılderelilerin toprakları olan büyülü bir yer olduğunu söyledi. Jud oraya gömülen hayvanların tekrar cankandığını fakat bazı özelliklerini kaybettiklerini söyledi. Jud da köpeği öldüğü zaman onu büyülü yere gömmüş ve köpek tekrar canlanmıştı, fakat toprak kokuyordu ve uyuz gibi davranıyordu. Eski hareketliliği kalmamıştı. Bazı arkadaşlarının hayvanları canlandıktan sonra çok değişmiş ve etrafa zarar vermişti. Büyülü hayvan mezarlığının sırrını kimse çözememişti. Louis, eğer kedi sabah döndüğünde etrafa zarar verirse onu tekrar öldürecekti, fakat eskisi gibi olusa öldürmeyecekti. En azından kedinin gerçek bir kopyası evde duracaktı. Eileen bunu farketse bile bu durum onu kedinin öldüğünü öğrenmesinden daha az etkileyecekti. Kedi eve eski hali ile dönmüştü. Jud’un söylediği gibi toprak kokuyor ve uyuz davranıyordu. Rachell ve çocuklar eve döndüklerinde Eileen kedideki değişimi farketti, fakat kedinin yaşlandığını düşünerek kimseye birşey sormadı. Artık kediyle yatmıyordu çünkü kedi sürekli toprak kokuyordu. Kısa süre sonra ailede bütün işler bir raya oturdu. Eileen her sabah okula gidiyor ve öğleden sonra geliyordu. Louis her sabah işe gidip akşam geliyordu ve üç yaşında olan Gage her gün biraz daha büyüyordu. Son günlerde babası ile sürekli kovalamaca oynuyorlardı. Bir hafta sonu bütün aile evlerinin bahçesinde piknik yapıyordu. Gage bir ara ailenin yanından uzaklaştı. Louis Gage’in uzaklaştığını farkedince arkasından durması için bağırdı ve arkasından koşmaya başladı. Gage anayola doğru ilerliyordu, babasının sesini duyunca kovalamaca oynadıklarını sanıp daha da hızlanmaya başladı. Louis oğlunun yola çıkmasını engelleyemedi ve Gage yola çıktığı anda bir tanker ona çarptı. Gage yirmi metre ileriye uçtu, narin başı vücudundan koptu.
Louis ve ailesi bir hafta bu olayın şokundan kurtulamadı. Eileen kardeşinin fotoğrafını almış ve elinden hiç bırakmıyordu. Bir hafta sonra Gage’in cenaze töreni vardı. Cenaze töreni bittiğinde Louis’in kafası çok karışıktı. Gage’in yokluğuna kendisini alıştıramıyordu. Aklında sürekli hayvan mezarlığı fikri dolaşıyordu. Kediyi gömmüştü ve kedi tekrar canlanmıştı. Uyuz hareketleri ve toprak kokması dışında kötü bir tarafı yoktu. Ayrıca büyülü bir şey onu hayvan mezarlığına doğru çekiyordu. Uzun süre düşündükten sonra karısını ve kızını olayın şokunu üzerlerinden atmaları bahanesi ile Chicago’ya gönderdi ve oğlunu hayvan mezarlığına götürmeye karar verdi. Çok zor şartlar altında oğlunu mezarlıktan kaçırıp hayvan mezarlığına götürdü. Oğlunun ölümünden dokuz gün geçmişti. Eve döndüğünde vücudunun hiçbir yeri tutmuyordu. Sabah uyandığında Gage eğer etrafa zarar verirse ailesinin haberi olmadan onu öldürecekti. Yattı ve hemen uyudu. O gece Eileen ve Rachell Chicago’da bulunuyordu. Eileen rüyasında babası ile ilgili kötü bir rüya gördü ve annesinden babasının yanına gitmesini istedi. Rachell da Louis’in kendilerini evden uzaklaştırması konusunda süpheleri vardı ve hemen evi aramaya karar verdi. Evi aradı fakat kimse cevap vermiyordu, belirli peryotlarla tekrar aradı fakat cevap veren yoktu. O gece yola koyuldu ve sabaha doğru evin önüne vardı. Arabadan indiğinde Jud’un evinin kapısının açık olduğunu farketti ve başına birşey gelmiş olabileceğini düşünüp içeri girdi. Giriş katını dolaştı fakat kimse yoktu. İkinci kata çıktı ve mutfağın kapısının açık olduğunu farketti. Mutfağa gittiğinde Jud Crandall’ın ölü vücudunu gördü. Cesedin yanında Gage duruyordu. Gage annesini görünce elleri arkada annesine doğru koşmaya başladı ve yanına geldiğinde elindeki neşter ile boğazını kesti. Jud’u da Gage öldürmüştü. Neşteri ise kendi evlerine gidip babasının çantasından almıştı. Louis sabah kalktığında Jud’un kapısının önündeki arabayı gördü ve içinde bir kuşku oluştu. Aşağı kata inip dört şırınga içine morfin doldurdu ve bu arada çantasında neşterinin bulunmadığını farketti. Jud’un evine doğru hareketlendi. Şırıngalardan bir tanesi ile Church’u öldürdü ve yoluna devam etti. Jud’un evine girdi ikinci katın mutfağına geldiğinde adeta şok olmuştu. Jud ve karısı yerde ölü olarak yatıyordu. Bir süre karısına baktı ve sonra mutfaktan çıktı. On metre ilerisinde Gage elleri arkasında babasına doğru yaklaşıyordu. Louis Gage’in elini yakaladı ve şırıngaların ikisini oğluna sapladı. Şırıngalardakimorfin miktarı çok fazlaydı ve Gage hemen öldü. Bu arada Louis cesedin hayvan mezarlığına ne kadar geç gömülürse o kadar çok zararlı olduğunu farketti. Karısını dışarıya çıkarıp evi yaktı. Vakit kaybetmden karısını hayvan mezarlığına götürdü ve gömdü. Sabah olduğunda eski karısı geri dönmüştü.

3. Kitabın ana fikri:
Louis Creed’in kedisi ve oğlunu kaybettikten sonra onları hayvan mezarlığına gömmesi ve bu olyın sonuçları.
4.Kitaptaki olayların ve şahısların değerlendirilmesi:
Louis Creed:
Creed ailesinin babası. Ludlow kasabası yakınlarında bir üniversitede doktor olarak çalışıyor. Ailesine çok bağlı ve çabuk sinirlenen bir kişiliğe sahip.
Rachell Creed:
Louis’in karısı. Çocukların eğitimi ile çok ilgilenen, aile bağları çok kuvvetli ve ayrıca çabuk sinirlenen bir kişiliğe sahip.
Eileen :
Creed ailesinin tek kızı. Kedisini çok sever ve ayrı kalmaya dayanamaz.
Gage :
Creed ailesinin en küçük bireyi. Konuşmatı ve yürümeyi yeni yeni öğrenmeye başlayan bir kişi.
Jud Crandall:
Kasabanın en tecrübeli ve en yaşlı kişisi. Çok soğukkanlı bir kişi. Louis’e kasabaya alışmasında ve hayvan mezarlığı ile tanışmasında yardımcı oldu.
Norma Crandall:
Jud’un karısı. Romatizmalarından rahatsız ve çok yaşlı bir kişi.
5.Kitap hakkındaki şahsi görüşler:
Kitap baştan sona heyecan ve devamını merak edici bir biçimde anlatılmış çok akıcı bir kitap. Kişilerin psikolojik durumları ve içinde bulundukları sosyal durum iyi bir şekilde aktarılmış, fakat kitabın sonunda sanki kişide tam bir sonuca ulaşılmamış gibi bir his uyandırıyor.



6.Kitabın yazarı hakkında bilgi:
Stephen King 1947 yılında Portland'da doğdu. Annesi ve babası ayrıldıktan sonra, ağabeyi David ile annesinin yanında büyüdü. 1973 yılı baharında "Göz" adlı romanı yayınlandı.
Zamanla kısa hikayelerden roman yazmaya, ardından da senaryo çalışmalarına yöneldi. Bir süre, senaryosunu yazdığı filmlerde hem oyunculuk, hem yönetmenlik yaptı. 1974'te Colorado'ya taşınan King, burada "Medyum" adlı kitabını yazdı ve 1975 yazında yeniden Maine'e döndü. Aynı yıl içinde "Mahşer" adlı yapıtını kaleme aldı. Eserleriyle, birçok ödül kazanan Stephen King korku-gerilim dalında bir klasik olmuştur. Ülkemizde de büyük bir hayran kitlesine sahip olan King; "Kujo, Hayvan Mezarlığı, Christine, Tepki ve Sadist" gibi birçok unutulmaz yapıta imzasını atmıştır. King'in Richard Bachman takma adıyla yazdığı az sayıda kitabı da bulunmaktadır.
En iyi romanları: King'in neredeyse tüm eserleri dünyada büyük bir beğeni toplamış ve tamamına takını en çok satanlar listelerinde aylarca 1 numara olmuştur. Bununla birlikte subjektif bir yorumla en iyi eserleri şu şekilde sıralanabilir:
1- O
2- Sis
3- Tılsım
4- Medyum
5- Ejderhanın Gözleri
6- Mahşer
7- Gerekli Şeyler
8- Hayvan Mezarlığı
9- Christine
10- Kujo Ayrıca bu listeye dahil edilmemesine rağmen bir seri olan Kara Kule serisinin de geniş bir hayran topluluğu olduğunu ve farklı bir türde kaleme alındığı için, klasik King okumayan kişilerden bile milyonlarca okuyucusu olduğunu belirtmek gerekir.
Logged

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına.. kollarını mavi gömleğimin boynuna... ayrı ayrı koy... güneşli günlerle karlı günleri karıştırma..

mtree
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2071


tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Haziran 05, 2009, 07:42:50 ÖS »

MAHŞER




Kitabın Adı : MAHŞER
Aktifpaylasim.com - Stephen Kıng Mahşer Yazarı : STEPHEN KING
Yazar Hakkında Bilgi : Genellikle korku romanları yazmaktadır.O,Gece yarısını dört geçe,Mahşer,Tepki,Şeffaf,Sadist,Kujo bazı kitaplarının ismidir.

MAHŞER
Olay küçük bir kasabada geçmektedir.Kitap bu kasabada meydana gelen bir trafik kazasını ve sonucunda arabada yaralanan insanları kurtarmak isteyen kişilerin başından geçen olayları anlatmaktadır.Kazada yaralanan kişi virüs taşımaktadır.Bu virüs yavaş yavaş bütün kasabaya çeşitli yollarla yayılmaktadır.bu virüse yakalananlar ilk başta gribe yakalandıklarını zannetmektedirler fakat hastalık ilerledikçe bunun grip olmadığı anlaşılmıştır.Kazada yaralıyı kurtaran kişiler karantinaya alınır.bunlardan sadece bir kişinin bu virüse yakalanmadığı belirlenmiştir.Diğerlerinde ise ilk başta grip belirtileri(baş ağrısı,ateşlenme,burun akıntısı...) görülmektedir.Zaman geçtikçe hastalık ilerler ve ölürler.Doktorların bu virüsü zamanında tespit edememesinden dolayı virüs bütün kasabaya yayılmıştır.Bu sırada kasabadaki insanların başından bazı olaylar geçmektedir.Kitapta bu olaylar insanlara ders verici bir şekilde anlatılmıştır.Daha sonra ise bütün kasaba karantinaya alınır ve kasabadaki bütün insanlar ölür.Sadece o virüse yakalanmayan insan kurtulur.Böylece dünya büyük bir tehlikeden kurtulmuştur.
Bana göre bu kitap biraz saçma çünkü burada geçen olayların olması imkansız.Ayrıca bu kitabı okuyacak kişilerin iyi bir hafızaya sahip olması gerekir.Kitapta birçok kişi olduğundan ilk başta olaylarda kimin ne yaptığı fazla belli olmuyor onun için birkaç kez bu kitabın okunması gerekiyor.Kitabın diğer bir ilginç kısmı ise kasabadaki insanların yok edilmesi.Şimdiki teknolojide bu kadar insanın yok edilmesi çok zor.Bu sebeplerden dolayı kitap biraz saçma.Kitabı okuyacak kişilerin bu kitabı birkaç kez okumaktan sonra anca anlayabileceklerini söylemek istiyorum ve bu kitabı tavsiye etmiyorum.
 
Logged

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına.. kollarını mavi gömleğimin boynuna... ayrı ayrı koy... güneşli günlerle karlı günleri karıştırma..

mtree
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2071


tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Haziran 05, 2009, 07:48:12 ÖS »

TEPKİ




Mc Gee ve Vicky Tomlinson 1969 yılında gizli bir örğütün piyasaya sürmek istediği bir ilacın ilk denemelerine katılmışlardı.
Bir yıl sonra evlendiler ve küçük kızları Charlie doğdu. Charlie üç yaşındayken bakışları ile oyuncak ayısını tutuşturdu.
Charlie sekiz yaşına gelince duygularını kontrol altına almayı öğrendi. Artık her zaman yangın çıkarmıyordu.
Ama gizli örgüt bu "büyük etkili küçük silahı" kullanmayı planlıyordu.
Fakat unuttukları birşey vardı:
Küçük bir çocuk bile intikamın ve acı vermenin buruk tadını yaşayabilirdi.
Logged

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına.. kollarını mavi gömleğimin boynuna... ayrı ayrı koy... güneşli günlerle karlı günleri karıştırma..

mtree
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2071


tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Haziran 05, 2009, 07:52:24 ÖS »

DUMA ADASI



Sevgiye dörtelle sarılma, yaratıcılığın tehlikeleri, hafızanın esrarı, doğaüstünün doğası... Stephen King

bizlere büyüleyici olduğu kadar ürkütücü bir roman sunuyor.

Kötü talihi Edgar Freemantle’yi inşaat alanında yakalar. Üstüne düşen vinç sağ kolunu koparır, konuşma ve düşünme yetisini hasara uğratır. Mutlu evliliği aniden biter, nekahet dönemi karabasana dönüşür. Edgar kazadan sağ kurtulduğuna pişmandır. “Coğrafi bir deği-şiklik” yapıp çok uzaklara gitmesini öneren psikiyatrı, “Neyin onu mutlu ettiğini, ” sorar. “Resim yapmak, ” yanıtını alır. Edgar, Florida sahilinde Duma Adası’nda ev kiralar. Meksika Körfezi’ndeki muhteşem günbatımı ona resim yapmasını fısıldar. Ve Edgar resim yapma-ya başlar. Edgar münzevi yaşamının duvarlarını yıkar, dostlar edinmeye başlar. Kendi yaralarından söz etmekten çekinen ve onunla aynı hamurdan yoğrulmuş Wireman’la kökleri Duma Adası’nın derinliklerine uzanan yaşlı Elizabeth’le tanışır. Harikalar yaratan becerisi onun silahı olur. Elizabeth’in geçmişinden sayfalar açılıp kadının çocukluğundaki hayaletler ortaya çıkınca onarılmaz yıkımlar başlar...
Logged

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına.. kollarını mavi gömleğimin boynuna... ayrı ayrı koy... güneşli günlerle karlı günleri karıştırma..

mtree
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2071


tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : Haziran 05, 2009, 08:05:11 ÖS »

ÇAĞRI




Çeviri: Esat Ören
Türkçe (Orijinal Dili: İngilizce)
380 s. -- 3. Hamur -- Ciltsiz -- 13.5 x 19.5 cm
İstanbul, Sonbahar 1979
380 s., 1. Basım



John Smith paten kaymayı seven sıradan bir çocuktur. Bir gün paten sahasında geçirdiği küzük bir kaza hafif bir beyin sarsıntısına neden olur. John bu olayın üzerinde durmaz ve olağan yaşamına devam eder. Ama artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Farkında olmadığı bazı değişiklikler olmuş, önsezileri ve bazı duyuları gelişmiştir.
Yıllar sonra John bir kaza daha geçirir ve yaşamındaki bazı ayrıntalır belirginleşmeye başlar. Artık kimsenin duymadığı, bilmediği ve hissetmediği her şey onunla arkadaş olmuştur.
Logged

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına.. kollarını mavi gömleğimin boynuna... ayrı ayrı koy... güneşli günlerle karlı günleri karıştırma..

mtree
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2071


tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : Haziran 05, 2009, 08:08:12 ÖS »

KARANLIK ÇÖKÜNCE_EN SON KİTABI




Yazar : Stephen KING
Baskı Yılı : 2009
Yayın Evi : ALTIN KİTAPLAR
Sayfa : 416

Stephen King altı yıl önce yazdığı Karanlık Öyküler’den sonra okurlarına yepyeni bir öykü kitabı daha sunuyor. 2007 En İyi Kısa Amerikan Öyküleri Antolojisi’nin konuk editörü olan King bir yıl boyunca yüzlerce öykü okudu. Edebiyatın bu dalına olan tutkusu Karanlık Çökünce’de açıkça görülüyor. Mutsuz bir pazarlamacının arabasına aldığı dilsiz otostopçu bazen iyi bir dinleyici olabilir.
Kötü kolesterolünü düşürmek için egzersiz yaptığı bisikletin kendisini esir alıp korkunç bir yolculuğa çıkardığı bir adamla da karşıla-şabilirsiniz bu öykülerde. Ayna adlı öyküdeki kör kızın küçük bir öpücük ve hafif dokunuşla yarattığı mucize farklı ve ilginç bir öykü-dür. Karanlık Çökünce ki buna ister akşam karanlığı deyin isterseniz alacakaranlık; insan ilişkilerinin insanlıktan uzak bir biçime dönüştüğü hiçbir şeyin aslı gibi görünmediği hayal gücünün karanlıklar içine dağılan gölgelere ulaşmaya çalıştığı ve gün ışığının sönüp sizi korkularınızla baş başa bıraktığı zamandır. Ve işte bu tam Stephen King okuma zamanıdır.
Logged

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına.. kollarını mavi gömleğimin boynuna... ayrı ayrı koy... güneşli günlerle karlı günleri karıştırma..

mtree
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2071


tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : Haziran 05, 2009, 08:12:12 ÖS »

YARATIK




Yazarı : Stephen KING
Sayfa Sayısı : 399
Türü : Roman
Basım Tarihi : 1999 - Ocak


Yıllar önce çocukluk kâbuslarına giren ‘O’ tüm kötülükleriyle geri dönmüştü. ‘O’ nu yok etmeleri için korkularını yenmeleri ve birlikte hareket etmeleri gerekiyordu.
Ama bu hiç de kolay değildi çünkü ‘O‘ şeytanın kendisiydi.

Kitabın Girişinden

Bildiğim kadarıyla o dehşet gazete parçasından yapılmış bir kayıkla başladı. Yirmi sekiz yıl sürecekti bu korku. Aslında belki de hiçbir zaman tam anlamıyla sona ermeyecekti. Sözünü ettiğim kağıt kayık kaldırımın kenarından akan yağmur suyunda yüzüyordu.

Yalpalıyor yan yatıyor tekrar düzeliyor cesaretle girdaplara dalıyordu. Witcham Sokağı’yla Jackson Sokağı’nın kesiştiği dört yol ağzındaki trafik lambasına doğru iniyordu. 1957 yılında karanlık bir sonbahar günüydü. Trafik lambasının dört tarafındaki üçer dikey ışık sönüktü. Yağmur bir haftadan beri yağıyordu. İki gün önce fırtına da başlamıştı. Bu yüzden Derry kentinin önemli bir bölümünde elektrikler kesilmiş bu mahallelere henüz cereyan verilmemişti…


Kitabın içinden

“Gözleri gümüş gibi parlıyordu… Dişleri de sirkteki aslanınkiler gibiydi. Yani çok kocamandı. Sonra palyaço Adrian Melleon’un kollarını kaldırıp başına dayadı…”
“Sonra ne oldu? Chris?” Boutillier hikâyenin bu bölümünden sıkılmıştı. Zaten sekiz yaşından beri peri masalları içini sıkardı.
Unwin “Bilmiyorum…” diye mırıldandı. “Aynı anda Steve beni yakalayarak arabaya bindirdi. Ama… Galiba palyaço adamın kolunun altını ısırdı.” Başını kaldırarak kararsızca iki adama baktı. “Öyle sanıyorum. Onun kolunun altını ısırdı. Sanki onu yemek istiyordu. Kalbini yemek…” (Sayfa 26)


Kısa Özet
Kitapta kendi tabirleriyle "şanslı yedili" denen çocukların başından geçen bir macera anlatılmakta. Derry kasabasının yüzyıllardan beri gelen bir sırrı vardır. Bir yaratık belli dönemlerde uyanıp küçük çocuklarla beslenip tekrar uyumaktadır. Her otuz senede bir bu olay tekrar eder... Ama bu şlanslı yedili diye tabir ettiğimiz ekip bir gün onu yaralamayı başarır ve büyürler. Her biri dünyanın bir çok yanına dağılır ve çok başarılı zengin insan olurlar biri hariç. Ancak otuzyıl sonra yaratık uyanır ve kasabada kalan arkadaşları bu şanslı yediliyi verdikleri sözü tutmak için geriye çağırır. Oysaki kimse hiç birşey hatırlamamaktadır. Yaratık herkesin hayal gücü korkuları dahilinde gözükür... Kimi için bir playanço kimi için bir kurt adam kimi içinse kendi bababası... Ona bir tanımlama getirilemediği için King adını "O" yani "IT" koymuştur.
Logged

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına.. kollarını mavi gömleğimin boynuna... ayrı ayrı koy... güneşli günlerle karlı günleri karıştırma..

mtree
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2071


tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #11 : Haziran 10, 2009, 10:33:21 ÖS »

Bir Aşk Hikayesi




Stephen King
Altın Kitaplar
Basım Tarihi : Haziran 2007


Lisey Debusher Landon, iki yıl önce kocası Scott'ı yitirmişti. Yirmi beş yıl süren evlilikleri boyunca birbirlerine derin bir içtenlikle bağlı kalan karıkoca arasındaki bağ öylesine güçlüydü ki, birçok insan bu durumu tuhaf bulmuştu. Pek çok ödül kazanmış ünlü bir yazar olan Scott karmaşık bir adamdı. Evlenmeden önce, ilişkilerinin ilk günlerinde Lisey ondan kitapları, kan ve boollar hakkında çok şey öğrenmişti. Çok sonraları kocasına bir yandan korkudan dehşete düşürerek korkunç kâbuslar yaşatan ama bir yandan da tedavi ederek ona yeni fikirler veren gerçek dışı(!) bir yere gittiğini öğrenir. Nasıl mı? Onun ardında bıraktığı, basılmamış yazılarını düzenleyerek! Bu sıra dışı yolculukla Lisey, kocasının şimdiye kadar tanımadığı karanlık dünyasını keşfetmek zorunda kalır. Çılgınlık derecesindeki tutkuları ve aşkın gizemli dilini anlatan bu roman, King'in yaratıcılığının kaynağından bir şelale gibi dökülüyor.
Bir Aşk Hikâyesi, ünlü yazarın belki de bugüne dek yazdığı en kişisel ve güçlü eser.
Logged

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına.. kollarını mavi gömleğimin boynuna... ayrı ayrı koy... güneşli günlerle karlı günleri karıştırma..

golgeli_yol
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 694



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #12 : Haziran 10, 2009, 10:35:08 ÖS »

YEŞİL YOL



KİTABIN ÖZETİ:

Acımasız katillerin bulunduğu Could Mountain hapishanesinin E bloğuna hoş geldiniz. Buradaki mahkumalr ‘Yaşlı Sparky’ diye bilinen elektrikli sandaliye için sıralarını beklerlerdi.

Hapishane gardiyanlarından Paul Edgecombe için bütün katiller aynıydı. Ta ki John Coffey adındaki mahkumla tanışıncaya dek. Dev cüsseli, çocuk kalpli bu adam Edgecombe’un hayatını değiştirecekti.

Olay 1932’de,eyalet cezaevinin bulunduğu Could Mountain’da geçiyor.İdam cezasına yargılananlar oraya gönderilirlerdi.Mahkumların Big Sparky,yani Koca Elektrikli diye şakalaştıkları elektrikli sandalye de oradaydı.Elektrik faturası hakkında şaka yapar,Müdür Moores’in karısı Melinda Şükran Günü yemek pişiremeyecek kadar hasta olduğunda gardiyanın yemeğini nasıl pişireceğiyle dalga geçerlerdi.

Ancak o sandalyeye oturması gerekenler için olayın komik bir yanı kalmazdı.

E Blok’a sadece idam edilecekler gönderiliyordu.Buradaki mahkumlar umutsuz bir şekilde kendi sıralarını beklerlerdi.İkiz küçük kızlara tecavuz ederek öldüdürmek suçundan idama mahkum olan John Coffey de buraya gönderiliyor.Zamanla bu adam sahip olduğu garip gücüyle ve sineği bile incitmeyecek kadar kalbiyle dikkatleri çeker.Hayatta kaldığı küçük süre içinde insanlara ve ayrıca tüm canlılara olan sevgisini ıspatlıyor.Nezaretçiler bu adamın bu kadar büyük suç işlediğinden şüphelenmeye başlıyorlar ve yalnışlıkla idam edileceğini artık anlıyorlar.Ama artık suçu kanıtlanmış durumda ve yargı çıkartılıyor.Hapishane gardiyanlarından biri olan Paul Edgecombe olanın gerçeğini öğreniyor.John Coffey’in hiçbir suçunun olmadığından emin oluyor.Ama onun da elinden gelen ve yapacağı hiçbir şey kalmıyor.

Paul,çocukluğunda kiliselerde Tanrı’nın Lütfü öyküllerinden bolca dinlemiş ve hepsine inanmıyordu,ama inandığı insanlar vardı.Cohn,yani o zenci mahkum,Paul’un hastalığını iyileştirince Paul’un iç dünyası alt üst oluyor.Bir iyileştirme mucizesine,Tanrı’nın gerçek bir lütfuna tanık olmuştu.Onun dokunuşunu hissetmişti;tıpkı garip ve harika bir doktorun dokunuşu gibi.John Coffey’in “Yardım ettim,değil mi?”sözleri dile dolanan şarkı ya da büyü yapmakta kullanılan sözler gibi, kafasının içinde dolanıp duruyordu.

Ama onun değil, tanrının yardım ettiğini düşünüyor.

Burada Tanrı’nın kendisinden ne istediğini anlamaya çalışıyor.O kadar

çok istediği neydi ki, iyileştirme gücünü bir çocuk katiline vermişti? Evde bir

köpek kadar hasta,yatakta tiriyor olması yerine koğuşta olmasını mı?

Belki de William Wharton başka bir olay çıkarmak ister diye ya da

Percy Wetmore’un yeni bir aptallık yapıp yine zarar vermesini önlemek için evde değil, burada olması gerekiyordu.

Percy’nin nefret ettiği ve öldürmeyi başardığı fareyi de diriltiyor.İçinde morfin bulunan bir sürü hap verip,doktorların ölmeye evine gönderdikleri cezaevi müdürünün karısı Melinda Moores’un hastalığını da iyileştiriyor.

Neyse ki,artık John Coffey’in pamuk çiftliğinin sahibi , Klaus Detterick’in ikiz kızlarının ölümünde hiçbir suçunun olmadığını da bu Tanrı gücü sayesinde öğreniyor. üzüyor. cok üzüyor.

Kitabın sonunda John Coffey’in idam edilmesi Paul’u cok üzüyor.Yine de bu

Tanrı kendi bildiğince,hiç düşünmeden,yalnızca iyilik yapan adamı kurban ettiğini düşünüyor.Ama bunun böyle olması gerektiğini anlıyor ve herkesin ölüm borcunun olduğunu kabul ediyor.





KİTABIN ANA FİKRİ:Kitapta Tanrı iradesinden bahsedilmekte.İnsanların yaptıkları,düşündükleri ve hatta düşdükleri durumlar,onlarla ilgili.İnsan olayların nedenini sormak,Tanrı’nın iradesini ve O’nun bu iradeyi gerçekleştirmek için yaptıklarını düşünmek zorundadır.Sonuç olarak ölüm de Tanrı iradesinden doğan bir borçtur.



KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Cezaevindeki mahkumlara “yürüyen ölü “ denirdi.Onlardan biri olan ve kitabın kilit ismi John Coffey.E Blokta kalanların çoğu gibi o da zenci ve tam iki metre üç santim boyunda.Çok iri ve basketbolcuya benzeyen birisi.Ama o basketbolcular gibi ince uzun değil;omuzları ve göğsü geniş,her tarafı kaslı.Ona çoğu şaka olarak “Zalim “ derlerdi,ama mecbur kalmadıkça bir sineği bile incitmezdi.

Gerçekten zalim ve üstelik bir de aptal olan Percy Wetmore(ceza evi nezaretçisi).Onun ceza evinde hiç yeri yoktu.Burada kötü bir karakter hem gereksizdi.Burada valinin eşinin akrabası olduğundan kalmıştı.

Delacroix(mahkum):Ufak tefek,saçları seyrelmişbir adam.Yüzünde sanki zimmetine para geçirmiş de her an keşfedilme kaygısıyla yaşıyormuş gibi hep endişelibir ifade vardı.Evcil faresi de hep etrafında dolaşırdı.

Beverly McCall:Maça ası gibi kara ve hiçbir zaman işlemeye cesaret edemediğiniz günahlar kadar güzel birisi.Kocasının dayağına tam altı yıl katlanmış,ama çapkınlığını tek bir gün bile çekememişti.

Brutus Howel(nezaretçi):Bir doksandan uzun,enine boyuna,üniversitede çakıp atılmadan önce üniversiteler liginde futbol oynamış birisi.

Klaus-Detterick:Pamuk çiftliğinin sahibi.Temiz ve ferah çftlik evi ve pamuğa ek olarak inekleri ve tavukları da vardı.Eşiyle birlikte üç çocuk sahipleriydi.

Paul Edgecombe:Roman kahramanıdır.Hapishane gardiyanlarının pozitif isimlerinden en önemlisi.Hapishanede Cohn Coffey’in gelişiyle başlayan olaylara doğrudan ilgili ve belki de her şeyi anlayan ve sırları öğrenen tek adamdır.Adil,dürüst ve çocuk kalpli bir adam


kitabi filminden kat kat guzeldi.
Logged

sevdâ denilir düştüğümüz gizli melâle/bir hâile ömrüm ki alınmaz bile kâle
mtree
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2071


tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #13 : Haziran 10, 2009, 10:37:44 ÖS »

Evet genelde kitabı okuduktan sonra filmi hayal kırıklığına uğratıyor..Özellikle Grange'nin kitapları beyaz perde de can çekişiyor. Kararsız
Logged

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına.. kollarını mavi gömleğimin boynuna... ayrı ayrı koy... güneşli günlerle karlı günleri karıştırma..

golgeli_yol
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 694



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #14 : Haziran 10, 2009, 10:39:01 ÖS »

Grange'in hangi kitaplari film yapilmis?
Logged

sevdâ denilir düştüğümüz gizli melâle/bir hâile ömrüm ki alınmaz bile kâle
Sayfa: [1] 2 3
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM