|
meryemozcan
|
 |
« : Eylül 06, 2009, 10:59:14 ÖS » |
|
Akademi’nin kriterleri...
Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazananı belirleyen İsveç Akademisi, Fransız Akademisi’ni örnek alan Kral III. Gustav tarafından 1786’da kuruldu.
İsveç Akademisi Daimi Sekreteri Horace Engdahl ile, Akademi’nin edebiyat ödülü için kriterleri, çalışma yöntemi ve Orhan Pamuk üzerine konuştuk.
5 Akademi üyesinden oluşan ve üç yılda bir değişen Komite’nin, 200 isimden oluşan aday listesini 20 isme indirdiğini ve bu 20 yazarın da ödül verilebilecek düzeyde olduğunu ifade ediyorsunuz. Bu durumda kitaplar arasında kıyaslama yapabilecek bazı kriterleriniz olmalı.
Tabii ki bazı kriterler var. Genel olarak edebiyatta yenilik, çıtayı yükseltme, dili zenginleştirme gibi kriterlerden söz edilir ama bunlar biraz soyut kalıyor. Alfred Nobel’in vasiyetnamesinde iki kriter yazılı. Birini yorumlamak çok zor. Diğeri de çok kolay.
Yorumlanması zor olan kriterde ‘idealist çizgide en iyi yazana’ deniyor. Ama idealist nedir belirtmiyor. Yüz yıldır bu tartışılıyor.
İkinci kriterde ise adayların ulusal kimliğine bakılmayacağı belirtiliyor. Bunu da hem olumlu hem olumsuz olarak yorumlayabiliyoruz. Çünkü bir ülkeyi bir dili teşvik amacıyla ödül veremiyoruz. Ama hiçbir aday da ulusal kimliğine bakılıp ne öncelik kazanıyor ne de dışlanıyor.
Benim kriterlerim de şöyle: Bir yazarın ödüllendirilmesi için en az üç engeli aşması gerekir.
Birinci engel coğrafidir. Eser, yazılmış olduğu ortamın dışında da anlaşılmalıdır. Bir eser ne kadar üst düzeyde olursa olsun eğer yazıldığı ortamın dışında anlaşılmıyorsa ödül alamaz. Dünya edebiyatı dediğimizde eserin bir evrensel karakter taşıması gerektiğini söylemek istiyoruz. Evrensel olmayan eserler başka ülkelerdeki okurlar için çok şey ifade etmez.
İkinci kriter, bir eserin başka dillere çevrilebilir olmasıdır. Biz Akademi üyeleri bir edebi eseri değerlendirebilecek ölçüde toplam 10 dil biliyoruz. Ama dünyada 4000’den fazla dil var. Yani eserlerin çevrilebilir olması şart. Ama her eser de çevrilemez. Çünkü bazı kitapların dili, kelime oyunları üzerine kurulmuştur. Kelimeler sanki belli özellikleri olan canlı varlıklar gibi. Kelimelerle konu birbirinden ayrılamıyor. Yani cümleyi değiştiremiyorsun. Değiştirdiğin an bütün resim kayboluyor. Böyle bir yazarı başka bir dile çeviremezsin. Örneğin İsveçli Eric Beckman çevrilmedi. Buna çok örnek var. Özellikle şairler. Bu durumda onları ödüllendirmemiz imkansız. Yani onlar daha start çizgisinde bile yer alamıyorlar.
Üçüncü ve belki en önemli kriter eserin kronolojik bir mesafeyi aşabilme özelliği. Yani yaratıldığı zamandan çıkıp başka bir zaman içinde yaşayacak ve geçerli olacak. Ama biz akademide değerlendirmelerimizi yaparken bu konuda pek bir bilgimiz yok. Bir şey söyleyemiyoruz çünkü yeni eserleri değerlendiriyoruz. Yaşayan yazarlara bakıyoruz. İşte burada iş tahminlere kalıyor. Acaba yüz yıl sonra da bu eser hala okunur mu? Buna inanırsak ödülü hak ediyor demektir. Yani belirleyici olan bu oluyor.
İşte sözünü ettiğim üç mesafeyi de aşabilen eserler ödüllendirilmeye layık eserlerdir.
Yılda bir kez ödül verilmesinden dolayı sizin ifadenizle ‘edebiyatın eliti’ düzeyinde çok sayıda yazar bu şansı kaçırıyor. Hakkı yenen yazarlar olduğunu düşünmüyor musunuz?
Aslında ödül kazananlar listesinde ismi olsaydı diye düşündüğüm çok yazar var. Ama bunların çoğuna ödül verilmesi imkansızdı. Çünkü en önemli sayılan eserleri ölümlerinden sonra yayınlandı. Örneğin Kafka öldüğünde sadece birkaç tane hikayesi biliniyordu. Romanları ve önemli eserleri ölümünden sonra yayımlandı. Kafka’nın varlığı bilinseydi bile ödüllendirilmesi olanaksızdı. Bu Proust için de, Rilke için de geçerli. Ama akademinin ödüllendirebilecekleri de vardı. ‘Neden verilmedi’ diye düşündüğüm oluyor bazen. Örneğin Virginia Woolf, 1940’lara kadar yaşadı. En önemli eserlerini 1920’lerde verdi. Elli yıllık gizlilik süresine göre bazı isimleri sayabilirim. Aday listelerine baktığımızda Virginia Woolf’un adına rastlanmıyor. Hiç kimse aday olarak önermemiş. Bütün bu yıllar boyunca bir tek İngiliz bile Virginia Woolf’u aday göstermeyi düşünmemiş.
Aynı şey James Joyce için de söz konusu. Ülkelerindeki edebiyat çevreleri bu yazarları dikkate almamışlar. Bunu İsveç Akademisi’nin yapması kolay olmazdı. Her şeye rağmen söz konusu olan yazarın ülkesindeki edebiyat çevrelerinin görüşlerini dinlemek zorundasın. Ödül verilebilecekler arasında Borges de vardı. Neden vermedikleri benim için bir muamma. Mikhail Sholokhov yerine Nobel Ödülü’nün Anna Ahmatova’ya verilmesi gerekirdi. Karen Blix de bence Nobel Ödülü’nü hak eden yazarlardan biri.
* * *
Alıntı
|
|
|
|
|
Logged
|
 Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
|
|
|
|
glsh142
|
 |
« Yanıtla #1 : Eylül 06, 2009, 11:31:39 ÖS » |
|
Bence eksik olan bir kriter daha var...Yazar o sıra ülkesinde asılsız bir iddiayı dünya kabul ediyor diye etmeliki ozaman ödül alabilsin değil mi?
|
|
|
|
|
Logged
|
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. 
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #2 : Eylül 06, 2009, 11:35:59 ÖS » |
|
Bence eksik olan bir kriter daha var...Yazar o sıra ülkesinde asılsız bir iddiayı dünya kabul ediyor diye etmeliki ozaman ödül alabilsin değil mi?
Hatta daha da ileri gidip,"Ülkemde etnik temizlik var" derse, nobel kuşların kanadında gelecektir...Bol yalan söylemeli,karalamalı,uydurmalı...Ama bu kriter sadece Türk yazarlar için geçerli olacaktır.Diğerlerini ilgilendirmeyecektir.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Edebiyat Öğretmeni
|
 |
« Yanıtla #3 : Eylül 06, 2009, 11:40:55 ÖS » |
|
Nobel kurulu başkanıyla (galiba öyleydi) Banu Avar'ın bu konuyla ilgili bir röportajı varmış. Bulursanız buraya ekler misiniz arkadaşlar? Banu Avar, o kişiyi epeyce köşeye sıkıştırmış.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
meryemozcan
|
 |
« Yanıtla #4 : Eylül 06, 2009, 11:41:45 ÖS » |
|
İsveç Akademisi Daimi Sekreteri Horace Engdahl bakın ne diyor bu konuda: Orhan Pamuk’un eserlerini yıllardır inceliyorduk ve incelerken de Türkiye politikasını hiç düşünmemiştik. Zaten bizleri de fazla ilgilendirmiyor. Pamuk’a ödül vermeye karar verdiğimizde şimdi ne olur diye düşündük. Birisi ’ Şimdi dinciler kızacak’ dedi. Tartışmaların Ermeni konusunda odaklanacağı aklımızdan bile geçmemişti. Bir İsviçre gazetesine Ermenilerle ilgili bir şeyler söylemiş. Ama tek birimizin bile aklına gelmedi.
Üstelik söylediğin gibi Fransız Parlamentosu’nda aynı gün karar alınmış. Yani onlar da az salak değil. Tarihi bir tartışma konusuna yasak koymak da ne oluyor. Samimi söyleyeyim Fransız Parlamentosu’nun aldığı karara sempatiyle bakan tek bir üye bile yok akademide. Bizim önceden bu konuda bir bilgimiz yoktu. Böyle bir şey nasıl zamanlanabilir... Yani benim Fransa’ya telefon edip ‘bu kararı 12 Ekim’de alabilir misiniz’ diye sormuş olmam gerekiyor. Böyle bir şey söz konusu olamaz. Ama iki olayın aynı günde olması dedikodulara yol açtı. Gene de hiç kimsenin böyle bir şeyin olabileceğine gerçekten inandığını sanmıyorum. ( Tamamen raslantıymış boş yere günahını almayalım) 
|
|
|
|
|
Logged
|
 Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #5 : Eylül 06, 2009, 11:57:58 ÖS » |
|
Nobel kurulu başkanıyla (galiba öyleydi) Banu Avar'ın bu konuyla ilgili bir röportajı varmış. Bulursanız buraya ekler misiniz arkadaşlar? Banu Avar, o kişiyi epeyce köşeye sıkıştırmış.
Yazması uzun sürecek ama deneyeyim... 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #6 : Eylül 07, 2009, 12:13:37 ÖÖ » |
|
Horace Engdahl'e her Nobel Ödülü ardından,büyük tartışmalar yaşandığını bunu nasıl değerlendirdiğini sormuştum. "Geçen yıl ödülü alan Harold Pinter,bu yıl Orhan Pamul ve diğerleri kendi ülkelerindeki aydınlar tarafından eleştirildiler ve ödülün yanlılığı çok tartışıldı.Pamuk'un,ödülü,Kürt ve Ermeni konusundaki söylemleri nedeniyle aldığı konuşuldu...Bu tartışmaları nasıl yorumluyorsunuz?" Engdahl,"Bunlar deli saçması!"demişti."Biz asla siyasi söylemleri dikkate almayız.Yazarın böyle bir duruşu varsa bile bu asla Nobel masasına gelmez.Biz sadece eserle ilgileniriz!" "Sayın Engdahl" diyorum,"Siz de biliyorsunuz Nobel ödülleri her zaman tartışmalıdır.Bu tartışmalar yüz yıldır sürüyor..." Ceketini düzeltip,gırtlağını temizliyor,"Evet,doğru!"diyor."Bazıları,bizim,ülkelerini aşağılayan yazarlara ödül verdiğimizi bile söyledi...Mesela Çinli bir yazara ödül vermiştik.Müthiş bir yazar.Çinli otoritelerle çatışmış ve ülkesinden kaçmıştı.Yıllarca sürgünde yaşadı..Ona ödül verdiğimizde Çin Hükümeti ayaklandı.Ödülün politik bir ödül olduğunu iddia ettiler.Çin'i aşağıladığımızı söylediler.." Sözünü kesip,"Mesela Günther Grass'a verilen ödül..."diyorum. "Aaa evet.Almanya'da büyük tartışma yarattı.Sosyal Demokratlar ödülden memnundu ama muhafazakarlar çok kızdı.Sonra Macar yazara verdiğimiz ödül de Macar halkını kızdırmıştı." "O zaman Türkiye'de de benzer bir durum olduğunu söyleyebiliriz.Yazar Kürt ve Ermenileri katlettiğimizi söyledi.Bu Batı'nın yıllardır Türkiye'den duymak istediği şeydi..." Sıkılıyor.Buz mavisi gözleri duvarlarda dolaşıyor,sonra yüzüne medeni gülümsemesini geçirip "Bunlar doğru değil..."diyor."Biz sadece edebi değerler üzerinde duruyoruz ama dediğiniz gibi bu ödülün her zaman politik yankıları vardır...Bunu kontrol edemeyiz."
Hangi Avrupa?-Banu Avar (Sahife:33-34)
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Edebiyat Öğretmeni
|
 |
« Yanıtla #7 : Eylül 07, 2009, 12:16:24 ÖÖ » |
|
Harikasın Lale.  Teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #8 : Eylül 07, 2009, 12:18:43 ÖÖ » |
|
Rica ederim.Benim için zevkti... 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
glsh142
|
 |
« Yanıtla #9 : Eylül 07, 2009, 12:27:18 ÖÖ » |
|
Yazan parmaklarınıza sağlık Lale hocam...Banu Avar önemli bir yazarımız çok severek okuyorum...
|
|
|
|
|
Logged
|
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. 
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #10 : Eylül 07, 2009, 12:30:22 ÖÖ » |
|
Yazan parmaklarınıza sağlık Lale hocam...Banu Avar önemli bir yazarımız çok severek okuyorum...
Rica ederim. Kesinlikle katılıyorum sana. Tam Türk kadını. Çok iyi bir yazar ve tv programcısı... Duruşu net,açık... O yüzden de çok çekiyor...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
glsh142
|
 |
« Yanıtla #11 : Eylül 07, 2009, 12:35:02 ÖÖ » |
|
Yahu kadın ne pahasına olursa olsun yazıyor ve tv progrmı yapıyor ya çok takdir ediyorum..Diyorki program hazırlıyorum ama o kadar çok kırpıryorlar ki ve o halde muhteşem içeriği oluyor sevgiyle anıyorum...
|
|
|
|
|
Logged
|
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. 
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #12 : Eylül 07, 2009, 01:08:17 ÖÖ » |
|
Haklısın genellikle kırpılıyor.Yasaklanıyor.Ama pes etmiyor... 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|