EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Şubat 09, 2012, 07:39:34 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: 1 [2]
  Yazdır  
Gönderen Konu: DOSTOYEVSKİ'NİN GERÇEK YÜZÜ...  (Okunma Sayısı 6344 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
golgeli_yol
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 694



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #15 : Ocak 02, 2009, 10:46:05 ÖS »

Mensup olduğu milletini sevmeyen sevenleri de yadırgayan bir neslin ortaya çıkmasına üzülüyorum.  Ney


Gercekten boyle mi dusunuyorsun??Ne kadar uzgunum boyle bir seyle suclandigim icin bilemezsiniz..Ben milletimle, tarihimle, vatanimla, irkimla, dinimle GURUR DUYUYORUM..Ve hic bir sekilde milletime kotu laf soyletmem..!Sadece ciddi belgeler olmadan Dunya edebiyatinda bu kadar yer edinmis bir yazarin Turklerin kendilerine zulm ettigini soylemesiyle o yazarin "iyi" eserlerini benligimden cikaramam..Bu hem o yazara saygisizliktir hem de kendimize yaptigimiz bir  saygisizliktir..
Logged

sevdâ denilir düştüğümüz gizli melâle/bir hâile ömrüm ki alınmaz bile kâle
yolcu25
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 22



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #16 : Ocak 02, 2009, 11:34:32 ÖS »

Arkadaşlar bu konuda sıkıntısı olanlar  verilen kaynakları inceleyip kendileri bir sonuca ulaşabilir demi.Sonucunda ise Dostoyevski hayranlarığına son verip ya da yine hayranı olmaya devam edebilirler.Burada acemi,taraflı gibi söylemlere girmelerine de gerek yok.Herkes istedediğini söylemekte düşünmekte özgür.Bir Türk olarak bu konuyu ülkemin edebiyat öğretmenlerine duyurmak görevim diye düşünerek nacizane bir şeyler yazdım.Kaynak isteyenlere de bu konuda araştırma yapmış birinden kaynak verdim.Gerisi ise kaynakları derinlemesine araştırıp orjinalinden çevirmek kalmış e onu da bi zahmet burda asılsız yalan diye hüküm verenler yapsın gerçeği görsün.Şu Batı hayranlığımız da ne zaman son bulacak çok merak ediyorum.Bu haberin doğru olduğunu düşünerek hala burda Dostoyevski hakkında iyi dileklerini sunan arkadaşlarımıza da şunu söylemek isterim.Türk edebiyatı Türk tarihi Dostoyevski ya da gibileri olmasaydı da aynı noktada olacaktı.Fakat ne mümkün ülkemizde rezilleri vezir yapmak aydın dediğimiz insanlarımızın entellektüel görüşlerinin,dünyaya açılma çabalarının bir sonucu.Konuya ilginize tşk ederim. 
Logged

Büyük sıçrayışı gerçekleştirmek isteyen, birkaç adım geriye gitmek zorundadır.
Zehr_i sukut
Ziyaretçi
« Yanıtla #17 : Ocak 02, 2009, 11:44:54 ÖS »

Dostoyevski'nin hayatini degistiren olay :
Dostoyevski'nin hayatini degistiren olay neydi biliyor musunuz?
Kendi idam sahnesi...
Çar'in baski döneminde, arkadaslariyla bir sohbet grubu kurmustu.Yakalandi. 28 yasinda idam istegiyle yargilandi. Mahkemenin sonucunu bekledigi gece hücresinden alindi. Ölüm karari yüzüne karsi okundu.Papaz günah çikarttirdi. Gözleri kapali olarak bir direge baglanip,müfreze karsisina geçirildi. "Ates" emrini beklerken gerçek kararbildirildi kendisine...
Aslinda mahkeme 8 yil hapis vermis, Çar bunu 4 yila indirmisti;ama ona ders olsun diye böyle bir gösteri planlanmisti.
Böylece "ölüm"le tanisti; oysa bu sefil oyunda asil kesfettigi sey,"yasam"di.
Stefan Zweig'a göre 4 yil sonra yarali parmaklarindan zincirleri çikardiklari zaman sagligi bozulmus, söhreti uçup gitmisti, ama kirik dökük bedeninden her zamankinden daha parlak fiskiran tek bir sey vardi:
Yasama sevinci...

Durumu en iyi anlatan cümle Nietzsche'nindir:
"Hayati kaybetmenin kiyisina yaklasanlar, onu daha iyi tanirlar".
Logged
fuzuliye
Ziyaretçi
« Yanıtla #18 : Ocak 02, 2009, 11:48:41 ÖS »

Batı hayranı değilim.
Dostoyevski olmasaydı Türk Edebiyatı aynı yerde olacaktı demen, kendi kültürünü aşağıda gördüğünü, durup duruken savunmaya geçtiğini gösterir. Bu durumda hayran olan sen olabilirsin, dikkat et.
Her duyduğuma inanmam.
Yıllardır edebiyatın içinde bir edebiyat öğretmeni olarak yazarlığı kendinden menkul bir iktisatçının ahkam kesmesi beni ikna etmez.
Bahsedilen şahsın diğer eserlerinde de sürekli birilerini karaladığı açık. Bu taraflılıktır.
Aslı astarı olmayan bir haberi gerçek olarak sunman ve yapılan eleştirilerden vatanseverlik sonucu çıkarman seni bağlar.

Vatanseverliğinden şüphe edenler başkalarından da şüphe ederler. Ben seninkinden şüphe etmiyorum mesela.
Logged
yolcu25
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 22



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #19 : Ocak 03, 2009, 12:06:27 ÖÖ »

Bu alanda yüksek lisansını bitirmek üzere olan biri olarak da şunu söylemek isterim taraflı asılsız olarak suçlama yapmadan önce eserin İngilizce ya da Rusça çevirisini okuduktan sonra bu yorumları yapsaydınız inanın bu beni bu kadar üzmezdi.Bunca yıllık edebiyat öğretmeniyim diyorsunuz.
''Dostoyevski olmasaydı Türk Edebiyatı aynı yerde olacaktı demen, kendi kültürünü aşağıda gördüğünü, durup duruken savunmaya geçtiğini gösterir. Bu durumda hayran olan sen olabilirsin, dikkat et.''
Sözünüzde demişsiniz ki Dostoyevski olmasaydı Türk Edebiyatı aynı yerde olacaktı demen, kendi kültürünü aşağıda gördüğünü, durup duruken savunmaya geçtiğini gösterir.Bu sözümden nasıl kendi kültürümü aşağıda gördüğümü çıkarabilirsiniz.Buna anlam veremiyorum.Tartışmak istemediğim için şunu söylemek istiyorum.Siz hayranlığınıza devam edin ama gereksiz insanları ve eserleri memeleketimin gençlerinin o taze hafızalarına yerleştirmeyin.Bunu yapabilirsiniz en azından.Bu benim Dostoyevski düşmanlığımdan yahut başka bir nedenden değil aynı şeyi kendi edebiyatımın yazarı da yapmış olsaydı aynı tepkiyi verirdim.Servet-i Funûn hakkındaki makalemde ise kendi aydın yazarlarımızın gereksiz batı hayranlığından  başlarına gelenleri kaleme aldım.Yani amacım ne birilerini suçlamak ne de yalanlarla ortaya çıkıp birilerini karalamak.Sadece Türk geçlerinin kimleri idol aldığını göstermek.Hayranı olduğu insanların gerçek yüzlerini onlara tanıtmak.
Logged

Büyük sıçrayışı gerçekleştirmek isteyen, birkaç adım geriye gitmek zorundadır.
fuzuliye
Ziyaretçi
« Yanıtla #20 : Ocak 03, 2009, 12:16:08 ÖÖ »

Yazara hayran olunmaz arkadaş. Yazarı okursun, beğenirsin ya da beğenmezsin. Zaten kimsecikler okumuyor, neden uğraşıyorsun bu kadar, bir yerlerden emir mi geldi nedir! Kendini adayacak başka bir şey bulamadın mı? Okumayanlar zaten bu tür fikirleri kendilerine yakın buluyorlar, onlardan da çok var, üzülmene gerek yok. İçinde kin, nefret var, saldırıyorsun, aşağılıyorsun, saçma bir tartışma yaratıyorsun. Ben Arap Edebiyatı da okurum, Fransız da, Rus da. Bu seni ilgilendirmez, öğrencilerime de gece gündüz Dostoyevski tavsiye etmiyorum, her edebiyatçıya, fikre açık olmaları için çalışıyorum. Vurguyla birini tavsiye etmek veya birinden kaçmaya çalışmak sana yakışır. Yüksek lisansların da nasıl bitirildiğini biliyoruz. Martaval okuma istersen.
Logged
yolcu25
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 22



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #21 : Ocak 03, 2009, 12:30:59 ÖÖ »

Yüksek lisansı sizin bunca yıllık edebiyat öğretmeniyim sözünüze itafen söyledim.Yani bu alanda sadece siz bilgi sahibi değilsiniz onu belirtmek istedim.Bazı şeylerden kaçan martaval okuyan da ben değil sizsiniz.Polemik yaratan da...Aksini ispat edecekseniz kitabı ingilizce'sinden okur buraya öyle yorum yazarsınız.MARTAVAL OKUMAZSINIZ.İstediğiniz eseri okumakta da tabiki özgürsünüz.Öğrencilerinin her düşünceye açık olmasını istiyosanız bir düşünceye körü körüne bağlanmak yerine araştırma yapıp bağlanmalarını da öğretirseniz sizin yararınıza olur.Evet, bu işe adadım kendimi siz ne kadar özgürseniz ben de o kadar özgürüm değil mi?Sözlerinizde de saygı çizgisini korursanız sevinirim.''İçinde kin, nefret var, SALDIRIYORSUNUZ, aşağılıyorsun, saçma bir tartışma yaratıyorsun.''demişsiniz.Şunu da belirteyim sizin arkadaşınız falan değilim arkadaş diye hitaplarda da bulunmazsanız sevinirim.
Logged

Büyük sıçrayışı gerçekleştirmek isteyen, birkaç adım geriye gitmek zorundadır.
fuzuliye
Ziyaretçi
« Yanıtla #22 : Ocak 03, 2009, 12:44:10 ÖÖ »

Ben özgürüm sen değilsin, sorun o zaten.
Burada bu iddiayı savunan haberi ve bahsi geçen kişiyi verdim, ardından hakaret dolu cümleler yazdın. Araştırmadan, bilip bilmeden konularu kabul ediyorsunuz, çünkü o konuları olurşturanlar da sizsiniz. Saldırıyorsun, vataneseverlikten girip öğrencilerime ne tavsiye edeceğimden çıkıyorsun, sonra da efendi rollerine giriyorsun. Kimden alıyorsunuz siz bu dersleri, hepiniz aynısınız. Birey olun, birey. Çıkarlarınız için edebiyatı sattınız.
Logged
yolcu25
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 22



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #23 : Ocak 03, 2009, 12:47:50 ÖÖ »

Artık birşey söylemek istemiyorum.İlginize tşk ederim.Yorumlarınız artık benim için önemli değil istediğiniz yorumu yapabilirsiniz.Size cevap yazma gereği bile duymuyorum.Tavrınız ortadadır.İyi geceler dilerim.
Logged

Büyük sıçrayışı gerçekleştirmek isteyen, birkaç adım geriye gitmek zorundadır.
Çamur
VIP Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2480


Sessizliğin sırrı, dudaklarında. ..


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #24 : Ocak 05, 2009, 12:59:28 ÖÖ »

TÜRK'ÜN TÜRK'TEN BAŞKA DOSTU YOK.


Dostoyevski'nin ölmeden önce tamamladığı Karamazov Kardeşler kitabındaki Türklerle ilgili 'barbar ve tecavüzcü' ibareleri Türkçe'ye çevrilirken sansüre uğratıldı.


Dünya edebiyatının en önemli “edebi mirası” Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin ölmeden üç ay önce tamamladığı, yaklaşık 400 bin kelimelik dev romanı Karamazov Kardeşler, Türkçe’ye çevrilirken sansüre uğradı. Romanda “Türkler kadın ve çocuklara tecavüz ediyor. Akıl almaz işkenceler yapıyor” gibi ifadeler yer alıyor. Oysa kitabın 10 ayrı Türkçe çevirisinde Türkler yerine ya “adamlar” ya da Çerkez denilmiş! Bu bölümün tamamen atıldığı çeviriler de var
Ünlü Rus yazar Dostoyevski’nin yazdığı, dünya edebiyatının başyapıtlarından Karamazov Kardeşler, Türkçe’de sansürlenmiş biçimde yayınlanıyor. Piyasada satılan kitabın 12 ayrı yayınevinden çıkmış 12 ayrı çevirisi mevcut ve bunlardan 10’unda Dostoyevski’nin kahramanlarından birine söylettiği, Türkler’le ilgili bazı “kritik cümleler” sansürlenmiş. Dostoyevski’nin eserinde, Kardeşler’den Ivan Karamazof’un Alyoşa’yla diyaloğunda geçen ve yazarın Rusça orijinalinde ve diğer dünya dillerindeki çevirilerinde yer alan fakat Türkçe baskılarda sansürlenen bölüm aynen şöyle:


“Bu arada, geçenlerde Moskova’da karşılaştığım bir Bulgar, genel bir Slav ayaklanmasından korkan Türkler’in ve Çerkezler’in tüm Bulgaristan boyunca yaptıkları zalimlikleri anlattı. Köyleri yakıyor, öldürüyor, kadın ve çocuklara tecavüz ediyor, esirlerini kulaklarından siper kazıklarına çiviliyor, sabaha kadar öylece bırakıp sonra da asıyorlar—akıl almaz her türlü zalimlik. İnsanlar bazen insan vahşetini ‘hayvani’ diye tarif eder, ama bu hayvanlara karşı büyük bir haksızlık ve hakaret; bir hayvan asla bir insan kadar vahşi olamaz, o kadar maharetle, o kadar sanatkarane bir şekilde vahşi olamaz. Kaplan sadece ısırıp parçalar, bütün yapabileceği budur. İnsanları kulaklarından çivilemek, yapabilseydi bile, asla aklına düşmezdi. Bu Türkler ise çocuklara zulmetmekten zevk alıyorlar—ana rahmindeki bebekleri hançerle kesip almaktan, kundaktaki bebekleri havaya atıp annelerinin gözü önünde süngü ucuyla yakalamaya kadar her şeyi yapıyorlar. Bunu annelerinin gözü önünde yapmak asıl zevk aldıkları şey. Ama Bulgar’ın bana anlattıkları arasında şu sahne özellikle ilgimi çekti. Kollarında bebeğiyle, Türkler arasında çembere alınmış, titreyen bir anneyi gözünün önüne getir. Türkler eğlenceli bir oyun icat ediyorlar; bebeği okşuyor, gülsün diye kendileri gülüyorlar. Sonunda istedikleri oluyor ve bebek gülüyor. Tam o anda Türkler’den biri silahını bebeğe doğrultup, yüzünden on santim mesafede tutuyor. Bebek sevinçle kıkırdayıp parlayan silahı minik elleriyle yakalamaya çalışıyor ve sanatkar aniden silahı dosdoğru bebeğin yüzüne sıkıp minik başını paramparça ediyor. Sanatkarane, değil mi? Bu arada, Türkler’in tatlı şeyleri çok sevdiklerini söylerler


Bu doğru olabilir çünkü panslavizm hareketlerini destekleyenlerin başında Dostoyevski ve Danilevaski bulunmaktadır.
Logged

Ölümünün üzerinden taaa 72 sene geçtikten sonra, hiç tanışmadığı, hiç görmediği insanların bedenine imzasını atan bir başka lider var mı dünyada?
hazreti61
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #25 : Mart 31, 2009, 08:58:26 ÖS »

Eeee... Bu işler böyledir. Siz yazmazsanız mecburen başkasının yazdığını okursunuz.Dolayısıyla yapacak başka işimiz olmadığı için dostoyevskileri okuyoruz.
Peki Rahmetli Ömer Seyfeddin'in iki yıl esir kalıp da fikir sahibi olduğu Bulgarlar hakkındaki 'BEYAZ LALE'sinin konusu acep nedir.Sürekli çok yahudi öldürdü diye Hitler'e küfrederiz ama Stalinin hışmına uğramış Türklerin sayısını bilen var mı? Acep bu bizim kırım hanlığındayaşayan Türkler nerde...Nazımof hikmetowskilerin ayaklarını öptüğü leninlerin en çok katlettiği soyu bilir miyiz.Bilsek de bunu kaleme alır mıyız.Alsak da zahmet edip okur muyuz.Yoksa Yazana da FAŞİST der çıkar mıyız..
Kalın sağlıcakla...
Logged
Düşler_İmperatoru
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 8



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #26 : Haziran 12, 2009, 02:14:19 ÖÖ »

Yalçın Küçük "Epilepsi ile Orgazm" isimli kitabında Dostoyevski'yi de el alır ve onun da bir "Sara" hastası olduğunu söyler. Bunu sadece Yalçın Küçük değil Dostoyevski'nin kendisi de günlüklerinde yazmış, nöbet sonrası durumunu betimlemiştir.. Catteau Dostoyevski için aynen şöyle der: Dostoyevski'nin dehasının küçük bir parçasının bile bu kutsal hastalığa borçlu olduğunu düşünmek imkansızdır. Bu kutsal hastalığa borcu,dinsellik eğilimi ile birlikte her türlü düşkünlüğüdür; hem dinsel hem de ahlaksız olabilmektedir. Bu hastalık sayesinde Zweig'in işaret ettiği üzere, içinde, bir "Tanrı" ve bir de "İfrit" yaşatabilmektedir.

Ukranya ve Rus melezi olan bir arkadaşım bana da Dostoyvski'nin söylediğine benzer hikâyeler anlatmıştı. Hatta ve hatta ülkelerinde efsaneye dönüşmüş, anti-Türk yetşmesi için büyük katkı sağlayan bir kadının hikayesini de anlatmıştı. Bunları yaptık mı? Belki de... Hiçbir ülkenin vatandaşı bana kalkıp da kendi ırkından olanın böyle şeyler yapmayacağını söyleyemez. Osmanlı'nın içinde delilerden oluşan askeri birliğimiz dahi vardı. Bunlar iyice zıvanadan çıkartılıp savaşlarda en önden yollanırdı. Irak savaşında Amerika'nın "DELİ" askerlerinin, savaşzedeleri çırılçıplak üst üste koyması,onlara tecavüz etmesi, köpeklerle işkence etmesi vs. de buna bir örektir. Hatırlayın, o Amerikan askerlerinin kiminin sırtında "Size Cehennemi Getirmeye Geldim" gibi sloganlar yazıyordu. Amerikalı, Osmanlı'dan aldığı "psikolojisi bozuk insanları, psikolojik savaşta kullanma" tekniğini icra etmiştir.

Kaldı ki Hulki Cevizoğlu nasıl ki "İşgal ve Direniş"te "Yunan askerleri kadınlarımıza tecavüz eti. Hamile kadınlarımızın karınlarından çocuklarını çıkarıp öldürdü vs." yazabiliyorsa Dostoyevski'nin yazması da çok anormal karşılanmamalı. Elhasıl, keşke yazmamış olsaydı...
Logged
glsh142
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2369


giden gitmiştir ağlamak boşa...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #27 : Ağustos 21, 2009, 11:43:26 ÖS »

çok şaşırdım..tarihe bakınca acaba bu anlattıklarını zamanında ruslar ermeniler bizim milletimize yapmamış mı ?1915 olayları diye bilinen sözde ermeni soykırımı olarak gündemde olan mevzuyu incelediğinizde anne karnındaki çocuk üzerine iddiaya girip anne karnından çocuğu çıkarıp kız mı erkek mi olduğuna bakan ermeni askerleridir..sanırım ibare yanlışlığı olsa gerek ..her büyük insanın hatası vardır çünkü onlarda insan ..dünyaca tanınan ve sevilen olabilir ama hataları olduğunu unutmamk gerek...
Logged

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.


evet_isyan06
Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 63


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #28 : Şubat 02, 2012, 03:51:21 ÖS »

burada yazılan görüşleri baştan sona iki defa okudum. tartışmanın üstünden uzunca bir süre geçmiş ancak yei üye olmanın cilvesi kapanmış bir konuda fikir serdetme isteği duyabilmek:)
bazı arkadaşlar dostoyevskinin türkler aleyhinde ağır ifadeleri olduğundan hareketle büyük yazar olmadığını savunmuşlar; diğer bir grup arakdaş ise bunun gerçek olmadığını iddia etmişler..
dostoyevskinin, hikayeleri dahil, hemen hemen bulabildiğim tüm eserlerini okudum. bazı eserlerini ise birkaç defa dönüp okumaktan kendimi alamadım. genelde  meb veya iletişim baskılarından okumayı tercih ederim. karamazov kardeşileri de iletişim baskısından okudum. kitap şuan bi arkadaşımda olduğu için açıp bakamıyorum ama balkanlarda türk zulümlerine dair olayların nakledildiğini hatırlıyorum; okurken de türk milletinin bir ferdi olarak özellikle dikkatimi çekmişti. türk kelimesi geçiyor mu geçmyor mu şimdi net hatırlamıyorum ama 1800lü yılların sonlarında balkanlarda bulgarları kırıp geçiren, zulmeden bir gruptan bahsediyorsa türklerden bahsettiğini anlamak için tarihçi olmaya gerek yok.  babam rahmetli milliyetçi-mukaddesatçı ( şimdi milliyetçi muhafazakar diyorlar ) bir insandı. küçüklüğümden itibaren zaman zaman anadoluda ermeni, yunan zulümlerini duyardım. lisede de inkılap tarihi ve seminer diye bir dersimiz vardı seminer konum olarak anadoluda ermeni ve yunan zulümlerini seçmiştim. tecavüz edilenler, öldürülenler vaka-yı adiyeden. insanın sınırlarını onun hiçbir hukuki kayda tabi olmadığı savaş veya kargaşa dönemlerinde görmek mümkün. tecavüzden nefsi tatmin olan işgal ordusu artık sadist fantaziler icat etmeye başlıyor.. çocuklara ve nenelere tecavüz, silah zoruyla köy meydanında baba-kıza, ana-oğula ilişkiye zorlamalar, akla hayale gelmeyecek zulümler. dostoyevskiyi okurken benim kitaplardan okuduğum olayların benzerlerini görmek ilginçti. bir ara acaba dedim her millet rakipleri hakkında benzer hikayeler mi uyduruyor? dostoyevski bir romancı olarak elbette söylediklerini romanında belegelendirmiyor. ancak ben bunları araştırırken birçok belgeye dayalı eseri gözden geçirmiştim: yunan askerlerinin hatıratları, anadoluda yaşayan rumların hatıratları, zulmü yaşayan türklerin hatıraları, o zaman en tarafsız devlet rolüne soyunan amerikalı gözlemcilerin raporları vs derken bol miktarda yunan ve ermeni zulümlerini belgeleyen malzeme var.
bilmiyorum slavların elinde türklerin bu zulümleri yaptığına dair ciddi, ispat yeteneğini haiz belgeler var mıdır. konuya dönersek..
dosyevskinin panislavizm taraftarı olduğu zaten malum. bu gayet normal, bence her büyük insan milletini sever, onun menfaatlerini gözetir. milletini aşağılayan sözde büyük kafalar bizde var ne yazık ki. benim nazarımda dostoyevskinin panislavist olmasında bir kötülük yok. peki daha öteye gidip türkler hakkında ağır ithamlarda bulunsa bu onun edebiyatına halel getirir mi? ben okudum, türklere verip veriştirdiğinin de farkındaydım, söylediklerine zerre kadar katılmıyordum fakat bu onun romancılığın zirvesinde olduğu gerçeğini değiştirmedi benim açımdan. kimse kusursuz değil varsın dostoyevskinin kusuru da bu olsun dedim. burada dile getirilenler dışında dostoyevski konferanslarında, yazılarında türklere karşı çok yazılar yazmış, konferanslar vermiştir. hatta ölümünde kısa süre önce katıldığı büyük bir mitingde türkler aleyhindeki sözleri halkı baya bir coşturmuş, zamanının gazetlerinde uzun süre yer bulmuştur. siz gençlerinize iyi bir eğitim, tarih şuuru vrirseniz ve onları doğru bilgilerle teçhiz ederseniz onlar karşılaştığı bir eserdeki doğruyu ve yanlış tefrik edebilirler.
kimse milliyetçi olmakla suçlanamaz, milletini fazla sevmekle de suçlanamaz. hele 19. yüzyılın hengamesinde, ulusçuluk hareketleri tavan yapmış, tüm avrupa bu duyguya teslim olmuşken dostoyevskinin bundan etkilenmesi onun edebiyatına gölge düşürmez.  ha bu yüzden ben artık bu adamı sevmiyorum demek bir insanın hakkıdır, fikridir kimse hayır seveceksin de diyemez. ancak güneşe kızan kendini ondan mahrum bırakır. dostoyevski, tolstoy, mevlana, gazali vs nice büyük insanlar birer ışık kaynağıdır. onların hatalarını farketmek de, hatalarına rağmen onların güzel taraflarından istifade etmek de güzeldir, faydalıdır, insanı besler. o dönemdeki bizim yazarlarımızı düşünelim  onları ruslar aleyhinde, bulgarlar aleyhinde veya başka milletler hakkında bir şeyler yazdılar diye suçlayabilir miyiz? bence edebi yönüyle ideolojik yönü karıştırmamak lazım. dostoyevski ölmüş gitmiş biz ona ne iyi ne de kötü bir şey yapabiliriz şu saatten sonra. ancak öyle bir edebiyat devine sırt çevirmekle kendimize kötülük yaparız.  milliyetçi kaygılarla ona sövmek basitlik ve yüzeysellik olur.
Logged
Sayfa: 1 [2]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM