yolcu25
Yeni Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 22
|
 |
« : Ocak 01, 2009, 01:48:18 ÖS » |
|
TÜRK'ÜN TÜRK'TEN BAŞKA DOSTU YOK.
Dostoyevski'nin ölmeden önce tamamladığı Karamazov Kardeşler kitabındaki Türklerle ilgili 'barbar ve tecavüzcü' ibareleri Türkçe'ye çevrilirken sansüre uğratıldı.
Dünya edebiyatının en önemli “edebi mirası” Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin ölmeden üç ay önce tamamladığı, yaklaşık 400 bin kelimelik dev romanı Karamazov Kardeşler, Türkçe’ye çevrilirken sansüre uğradı. Romanda “Türkler kadın ve çocuklara tecavüz ediyor. Akıl almaz işkenceler yapıyor” gibi ifadeler yer alıyor. Oysa kitabın 10 ayrı Türkçe çevirisinde Türkler yerine ya “adamlar” ya da Çerkez denilmiş! Bu bölümün tamamen atıldığı çeviriler de var Ünlü Rus yazar Dostoyevski’nin yazdığı, dünya edebiyatının başyapıtlarından Karamazov Kardeşler, Türkçe’de sansürlenmiş biçimde yayınlanıyor. Piyasada satılan kitabın 12 ayrı yayınevinden çıkmış 12 ayrı çevirisi mevcut ve bunlardan 10’unda Dostoyevski’nin kahramanlarından birine söylettiği, Türkler’le ilgili bazı “kritik cümleler” sansürlenmiş. Dostoyevski’nin eserinde, Kardeşler’den Ivan Karamazof’un Alyoşa’yla diyaloğunda geçen ve yazarın Rusça orijinalinde ve diğer dünya dillerindeki çevirilerinde yer alan fakat Türkçe baskılarda sansürlenen bölüm aynen şöyle:
“Bu arada, geçenlerde Moskova’da karşılaştığım bir Bulgar, genel bir Slav ayaklanmasından korkan Türkler’in ve Çerkezler’in tüm Bulgaristan boyunca yaptıkları zalimlikleri anlattı. Köyleri yakıyor, öldürüyor, kadın ve çocuklara tecavüz ediyor, esirlerini kulaklarından siper kazıklarına çiviliyor, sabaha kadar öylece bırakıp sonra da asıyorlar—akıl almaz her türlü zalimlik. İnsanlar bazen insan vahşetini ‘hayvani’ diye tarif eder, ama bu hayvanlara karşı büyük bir haksızlık ve hakaret; bir hayvan asla bir insan kadar vahşi olamaz, o kadar maharetle, o kadar sanatkarane bir şekilde vahşi olamaz. Kaplan sadece ısırıp parçalar, bütün yapabileceği budur. İnsanları kulaklarından çivilemek, yapabilseydi bile, asla aklına düşmezdi. Bu Türkler ise çocuklara zulmetmekten zevk alıyorlar—ana rahmindeki bebekleri hançerle kesip almaktan, kundaktaki bebekleri havaya atıp annelerinin gözü önünde süngü ucuyla yakalamaya kadar her şeyi yapıyorlar. Bunu annelerinin gözü önünde yapmak asıl zevk aldıkları şey. Ama Bulgar’ın bana anlattıkları arasında şu sahne özellikle ilgimi çekti. Kollarında bebeğiyle, Türkler arasında çembere alınmış, titreyen bir anneyi gözünün önüne getir. Türkler eğlenceli bir oyun icat ediyorlar; bebeği okşuyor, gülsün diye kendileri gülüyorlar. Sonunda istedikleri oluyor ve bebek gülüyor. Tam o anda Türkler’den biri silahını bebeğe doğrultup, yüzünden on santim mesafede tutuyor. Bebek sevinçle kıkırdayıp parlayan silahı minik elleriyle yakalamaya çalışıyor ve sanatkar aniden silahı dosdoğru bebeğin yüzüne sıkıp minik başını paramparça ediyor. Sanatkarane, değil mi? Bu arada, Türkler’in tatlı şeyleri çok sevdiklerini söylerler
|
|
|
|
|
Logged
|
Büyük sıçrayışı gerçekleştirmek isteyen, birkaç adım geriye gitmek zorundadır.
|
|
|
|
meryemozcan
|
 |
« Yanıtla #1 : Ocak 01, 2009, 01:57:33 ÖS » |
|
İnsanlar korktukları şeyleri kötülerler. İçlerindeki düşmanlıkları bu şekilde gösteriyorlar. Aynada görünen onların gerçek yüzü yazdıkları da kendi yaptıkları Yabancılardan tersini beklemek zor. Ben yadırgamadım bu tür yazıları. Paylaşım için teşekkürler yolcu kardeşim.
|
|
|
|
|
Logged
|
 Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
|
|
|
|
maviyıldız
|
 |
« Yanıtla #2 : Ocak 01, 2009, 03:56:05 ÖS » |
|
Çok iyi anlatmış en ince detayına kadar. Çünkü bunu yapan kendileri, insan ancak kendi yaptığını bu şekilde anlatabilir.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
fuzuliye
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #3 : Ocak 01, 2009, 08:48:07 ÖS » |
|
Kaynak nedir? Her duyduğumuza inanıyor muyuz ne! Bir eserin klasik sayılabilmesi için gerekli ölçütlerden biri de bir milleti, grubu vs. aşağılamamasıdır. Öyle olsaydı klasik olur muydu? Düşündürücü.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
yolcu25
Yeni Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 22
|
 |
« Yanıtla #4 : Ocak 01, 2009, 10:40:54 ÖS » |
|
Kaynak kitabın Rusça orjinalidir.Bu çalışma hocalarımdan birinin yapmış olduğu çeviri sonrası ulaşılmış bir tercümedir.Kaynak sorgulamak istyenler İngilizce ya da Rusçasından ilgili metne ulaşabilirler.Kaynak kısmını biraz daha açayım içimiz rahat etsin demi fuzuliye kardeş  On Türkçe çeviriden sadece ikisinde tamamen sansürsüz aktarılmış. İngilizce çevirilerde sürekli “Türkler” denirken, Ergin Altay (İLETİŞİM, enteresandır, editörü Orhan Pamuk; ve daha önce CAN) çevirisinde “Türk” veya “Türkler”’in yanısıra, son cümle ile tecavüz teması da sansürlenmiş. Leyla Soykut (SOSYAL; ve daha önce CEM) çevirisinde sadece “Bulgaristan’daki yöneticiler” denmiş. Zübeyde Erol (MORPA) çevirisinde sadece “insanlar” denmiş ve paragrafın ilk yarısı da olduğu gibi sansürlenmiş. Nihal Yalaza Taluy (MEB), Metin İlkin (ODA), Recep Şükrü Güngör (TİMAŞ ve ANTİK) ve Mustafa Bahar (İSKELE) çevirilerinde paragraf olduğu gibi sansürlenmiş. Nesrin Altınova (ENGİN) “kadın ve çocuklara tecavüz” yerine “kadın ve çocukları boğazlıyorlarmış” demek dışında sansürlememiş. Ayşe Hacıhasanoğlu (ÖTEKİ, 1999) ile Koray Karasulu (ALFA, 2005) ise hiç sansürlememişler.
|
|
|
|
|
Logged
|
Büyük sıçrayışı gerçekleştirmek isteyen, birkaç adım geriye gitmek zorundadır.
|
|
|
|
Kürşad
|
 |
« Yanıtla #5 : Ocak 02, 2009, 12:28:49 ÖÖ » |
|
Rahmetli Atilla İlhan trt de programında söylemişti.''Gençliğimiz de yıllarca Türkçe çeviri romanlar,kitaplar diye bir takım insanların palavralarını okuduğumuzu,daha sonra o kitapları orjinal dillerinde okuyunca anlamıştım..'' Demek ki şair haklıymış. Rusların ne mal olduğunu,daha dün Bakü de Azatlık Meydanı'n da Azeri Türklerini tanklarla ezdiklerin de gördük.Kendilerini anlatmış.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
fuzuliye
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #6 : Ocak 02, 2009, 10:04:28 ÖS » |
|
Hayatımızda bir şey yoksa, "onu" hayatımızdan çıkarmak gibi bir sorunumuz olmaz. Fakat bir şekilde yer etmişse, iki dakikada atamayız.
Ben atamadım Dostoyevski' yi.
Buradan nasıl bir sonuç çıkaracaksınız?
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
golgeli_yol
|
 |
« Yanıtla #7 : Ocak 02, 2009, 10:17:49 ÖS » |
|
Fuzuliye hocam ne guzel soylemis..Dostoyevski bundan 100 yil kadar once yasams bir yazar.Ve o bir kitabinda Turklere 'zulum yaptilar' dedi diye biz niye Dostoyevski'yi tamamen siliyoruz ki???Ya yazdigi diger eserler??Dunya Edebiyatina katkilari??Isin diger boyutuna gelirsek...Elbette ki bir Turk olarak bu yazilanlar hosuma gitmedi..Ama dediginiz gibi Turkun Turk'ten baska dostu yoktur..Sadece Dostoyevski degil bircok yazar boyle seyler gevelemistir..Dostoyevski'yi bu konuda on plana cikarmak yanlis. "bence"
|
|
|
|
|
Logged
|
sevdâ denilir düştüğümüz gizli melâle/bir hâile ömrüm ki alınmaz bile kâle
|
|
|
|
meryemozcan
|
 |
« Yanıtla #8 : Ocak 02, 2009, 10:22:24 ÖS » |
|
İşte zafer diye buna denir. Helal sana Dostoyevski ben seni böyle tanımazdım, sen kalk; özüme, milletime iftira at sonra klasik bir yazar olarak dünya edebiyatında gözde eserler ver ülkemde en sevilen, okunan, tavsiye edilen, kalplerde çıkarılamayacak kadar yer edinen bir insan ol. İşte asıl zafer budur. Bir defa daha klasikleştin gözümde.
Biz ne gerçek yüzler görüyoruz alıştık artık, Alınmayasın sakın bir özür dileriz belki bağışlarsın, Pamuktan duygularımız, atalarımızdan miras hoşgörümüz Var işte neyleyelim, kucaklarız dünyayı insanlığı Türkçe söyleyemiyorum özür diliyorum asil Türklerden Peace at home peace in the world.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ocak 02, 2009, 10:25:37 ÖS Gönderen: Meryem ÖZCAN »
|
Logged
|
 Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
|
|
|
|
golgeli_yol
|
 |
« Yanıtla #9 : Ocak 02, 2009, 10:26:19 ÖS » |
|
İşte zafer diye buna denir. Helal sana Dostoyevski ben seni böyle tanımazdım, sen kalk; özüme, milletime iftira at sonra klasik bir yazar olarak dünya edebiyatında gözde eserler ver ülkemde en sevilen, okunan, tavsiye edilen, kalplerde çıkarılamayacak kadar yer edinen bir insan ol. İşte asıl zafer budur. Bir defa daha klasikleştin gözümde.
Biz ne gerçek yüzler görüyoruz alıştık artık, Alınmayasın sakın bir özür dileriz belki bağışlarsın, Pamuktan duygularımız, atalarımızdan miras hoşgörümüz Var işte neyleyelim, kucaklarız dünyayı insanlığı Türkçe söyleyemiyorum özür diliyorum asil Türklerden Peace at world peace in the world.
Hocam Dostoyevski konusunu gundemdeki Ermeni konusuna baglamissiniz tesekkur ederim cok guzel yazmissiniz...Ama dedigim gibi Dostoyevski objektif davrandigi zaman gercekten "iyi" yazan bir yazar..Elbette ki Turkleri sacma sapan dusuncelerle suclamasi yanlis ama bir olay yuzunden Dostoyevski'yi silmenin yanlis oldugunu dusunuyorum..
|
|
|
|
|
Logged
|
sevdâ denilir düştüğümüz gizli melâle/bir hâile ömrüm ki alınmaz bile kâle
|
|
|
|
meryemozcan
|
 |
« Yanıtla #10 : Ocak 02, 2009, 10:29:20 ÖS » |
|
gölgeli yol kardeşim üzgünüm demek istediğim senin anladığın gibi değildi. İçimdeki kan ağlayan Meryem'in acizliğinden bu cümleler döküldü.
|
|
|
|
|
Logged
|
 Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
|
|
|
|
golgeli_yol
|
 |
« Yanıtla #11 : Ocak 02, 2009, 10:30:37 ÖS » |
|
Cok dertlendiginizi farkettim hocam da asil nedeni ne peki?
|
|
|
|
|
Logged
|
sevdâ denilir düştüğümüz gizli melâle/bir hâile ömrüm ki alınmaz bile kâle
|
|
|
|
|
|
meryemozcan
|
 |
« Yanıtla #13 : Ocak 02, 2009, 10:39:50 ÖS » |
|
Mensup olduğu milletini sevmeyen sevenleri de yadırgayan bir neslin ortaya çıkmasına üzülüyorum. 
|
|
|
|
|
Logged
|
 Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
|
|
|
|
fuzuliye
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #14 : Ocak 02, 2009, 10:44:17 ÖS » |
|
Mensup olduğu milletini sevmeyen sevenleri de yadırgayan bir neslin ortaya çıkmasına üzülüyorum.  Öyle bir nesil yok.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|