|
fuzuliye
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #31 : Temmuz 11, 2009, 12:27:29 ÖS » |
|
"Bek" sözcüğünün futbolda kullanılan "hafbek: futbolda geri oyuncusu ~ İng fullback/halfback futbolda tam veya yarım geri oyuncusu < İng back geri" anlamıyla ilgisi yoktur.
Buradaki "bek" günümüzde kullandığımız "sıkı" anlamına gelen "pek" sözcüğüdür. Peklemek, sıkılaştırmak, yerini sağlamlaştırmak anlamından, bugün kullandığımız "beklemek" anlamına gelmiştir syılmaz hocam: UyB x bekle- pekitmek, sağlamlaştırmak, güvenceye almak, saklamak, korumak İMüh, MEdeb xiii korumak, sakınmak, nöbet durmak
"Tıng" kökü sesle ilgilidir evet doğru, ancak "dinlemek" bugün, sesin kendisini değil, ses dinleme davranışını karşılayan bir sözcük olarak anlam kaymasına uğramıştır. Oradaki ayrıntıyı görmemiz gerek.
Eski anlam bağlantılarını yitiren, yitirmeye başlayan ve günlük hayatta eski anlamını hatırlamadığımız, toplumsal olarak hafızalardan silinmiş anlamları olan sözcüklerin köklerini öğrencilerimize aktarmamız bir işe yaramayacaktır. Bu, yanlış olur.
Köylerde kullanılan, halkın tamamının bildiği yabancı sözcüklere nasıl ki "Türkçe" diyorsak, yani ölçüt olarak yerel ağızları baz alıyorsak, burada da aynı durum geçerlidir. Hiçbir köyde beklemek sözcüğü artık;
beklemek
(nsz)
1 . Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak: "Ben de seni bekliyordum zaten."- A. Ümit. 2 . (-i) Süre tanımak, acele etmemek: "Bu ikramın sebebini anlamak için telaşsız bekledi."- N. Hikmet. 3 . (-i) Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek: "Eşyayı beklemek. Tutukluları beklemek."- . 4 . Ummak: "Nikâhtan bu kadar keramet bekleme!"- P. Safa. 5 . Karşılaşma ihtimali bulunmak: "Oysa bizi bekleyen yaşam bu değildi."- R. Mağden. 6 . Aramak, istemek: "Bu tecrübeli deniz kurdunun muhakkak bir beklediği var."- F. F. Tülbentçi. 7 . Oyalanmak.
anlamlarından farklı şekilde kullanılmamaktadır.
ÖSS de bu şekilde almaktadır.
|