|
emretekin
|
 |
« : Ağustos 22, 2008, 12:15:22 ÖS » |
|
Sizin bildiğiniz az bilinen ve ilginç olan kelime tahlillerini buraya alalım ve varsa etimolojisi hakkında bilgi verelim
İlk kelime benden: "çaydanlık"
Çay-dan-lık Buradaki "dan" eki farsça kökenli bir ektir ve bizdeki "-lık,-lik" ekinin karşılığı oluyor. Yani anlam itibariyle çaylıklık gibi bir anlam çıkıyor. Ha bu arada "çay" Çince bir kelimedir. Çince üstüne Farsça ve üstüne Türkçe ek getirerek Türkçeleştirdiğimiz bir kelime.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
zekeriyametin
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #1 : Ağustos 22, 2008, 02:52:41 ÖS » |
|
na: olumsuzluk eki mahrem: haram olan namahrem: haram olmayan yani helal Türkçe'de ise haram anlamında kullanıyor yani tam tersi Bu şekilde kullanımlara Galat-ı meşhur yani meşhur hata deniliyor. Önemli olan da sözcüğün kullanılışıdır. Bir sözcük bir dilden başka bir dile geçerken fonetik, semantik açıdan bir takım değişikliğe uğruyor. Yaşasın Türkçe...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
emretekin
|
 |
« Yanıtla #2 : Ağustos 26, 2008, 11:16:53 ÖS » |
|
"yumurcak" kelimesi yumru-cak ekiyle birleşmiştir, burada metatez(göçüşme) dediğimiz olay mevcuttur.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
CananYE
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #3 : Ağustos 26, 2008, 11:23:44 ÖS » |
|
Sanırım "enkaz"da da böyle bir kullanım vardı. çokluk ifade ediyordu. Yanlış mı hatırlıyorum. Enkazlar=yıkıntılarlar 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
CananYE
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #4 : Ağustos 26, 2008, 11:27:55 ÖS » |
|
Bir de "lan" vardı oğlan>ulan>lan şeklinde midir?
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
emretekin
|
 |
« Yanıtla #5 : Ağustos 26, 2008, 11:28:30 ÖS » |
|
evlat gibi  çocuklarlar  hımm sevda kelimesi aklıma geldi sevda Arapçada karalık manasına geliyor, kökü de "esved"
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
lαякαsση
|
 |
« Yanıtla #6 : Ağustos 28, 2008, 08:23:51 ÖS » |
|
bir de ''intizar'' kelimesi vardır ki, Türkçe'mize ''beddua- sitem'' anlamında yerleşmiş. oysa bu kelimemizin aslı bekleyiştir. arzulu bir bekleyiş. Baki 'nin : Gül hasretinle yollara dutsun kulağını Nergis gibi kıyâmete dek çeksin intizâr. beyti vardır ki anlam olarak :'' Gül hasretinle yollara tutsun kulağını , nergis gibi kıyamete dek beklesin'' manasına gelmektedir. intizar kelimesinin karıştırılma sebebi , ''beddua- sitem'' anlamına gelen ''inkisar '' kelimesine benzemesidir. Ceyhuni'nin: '' İnkisar eylesem yazıktır sana Döşek üzre yan gelesin sevdiğim Ağzından burnundan hicran yerine Parça parça kan kusasın sevdiğim '' şiirinde , anlamını bularak geçen ''inkisar'' kelimesi buna örnektir. saygılarımla.. 
|
|
|
|
|
Logged
|
Şem'i Gör kim Yanmadan Yandırmadı Pervâneyi..
|
|
|
|
emretekin
|
 |
« Yanıtla #7 : Ağustos 29, 2008, 01:24:26 ÖÖ » |
|
lark(i.k.)-a (yönelme hali eki) son(i.k.) birleşik kelime lark bir sigara ismi, hocamız burada lark isimli sigaraya son verdiğini anlatmak istemiş:) nasılım:) 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Mevlânâ muhibbi
|
 |
« Yanıtla #8 : Ağustos 29, 2008, 09:34:32 ÖÖ » |
|
bir de ''intizar'' kelimesi vardır ki, Türkçe'mize ''beddua- sitem'' anlamında yerleşmiş. oysa bu kelimemizin aslı bekleyiştir. arzulu bir bekleyiş. Baki 'nin : Gül hasretinle yollara dutsun kulağını Nergis gibi kıyâmete dek çeksin intizâr. beyti vardır ki anlam olarak :'' Gül hasretinle yollara tutsun kulağını , nergis gibi kıyamete dek beklesin'' manasına gelmektedir. intizar kelimesinin karıştırılma sebebi , ''beddua- sitem'' anlamına gelen ''inkisar '' kelimesine benzemesidir. Ceyhuni'nin: '' İnkisar eylesem yazıktır sana Döşek üzre yan gelesin sevdiğim Ağzından burnundan hicran yerine Parça parça kan kusasın sevdiğim '' şiirinde , anlamını bularak geçen ''inkisar'' kelimesi buna örnektir. saygılarımla..  Çok güzel bir açıklamaydı. Hayranlıkla okudum... 
|
|
|
|
|
Logged
|
Gûr-ı hâne-i râz-ı tû çün dil şeved An murâdet zudter hâsıl şeved
*Mesnevî* ''Sırrının mezarı gönül olursa, muradın daha çabuk hasıl olur.''
|
|
|
|
Mevlânâ muhibbi
|
 |
« Yanıtla #9 : Ağustos 29, 2008, 09:51:13 ÖÖ » |
|
'' lâf'' diye bir kelimemiz vardır. Son zamanlarda ''söz, kelam'' karşılığı olarak kullanılması yaygınlaştı. Oysa, lâf denildiği zaman söz veya kelama bir menfilik, hatta yerine göre istenmeyen bir tavır takınılmış olur. Söz, nötr bir varlıktır. Onun üst deresecine kelâm, alt derecesine lâf denir. Kelime, Farsça bir sözlükte, ''beyhude, manasız söz, lakırdı, haddin fevkınde söylenen söz'' karşılıklarıyla verilmiş ki, tam olarak ''lâf''ı karşılar. Bu kelime, eskiden beri dilimize daha ziyade '' lâf ü güzâf'' şeklinde kullanılmıştır. Güzâf( aslı gizaf), '' beyhude söz, faydasız lakırdı'' demektir. Yani, lâf ile eş anlamlı( müteradif) bir kelimedir. Bu yüzden ikisini yan yana kullanırken lâf-ı güzâf, şeklinde (tamlama biçimiyle) ifade edilmesi hatalıdır. Söz ile lâfın o ince çizgisini çiğnemeyelim. 
|
|
|
|
|
Logged
|
Gûr-ı hâne-i râz-ı tû çün dil şeved An murâdet zudter hâsıl şeved
*Mesnevî* ''Sırrının mezarı gönül olursa, muradın daha çabuk hasıl olur.''
|
|
|
|
aslı
|
 |
« Yanıtla #10 : Ağustos 30, 2008, 05:41:28 ÖS » |
|
entre parentheses (antrparantez) parantez içinde demek bu anti parantez olmuş.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
ƒuzuℓїyє
|
 |
« Yanıtla #11 : Ağustos 30, 2008, 08:54:12 ÖS » |
|
"Serbest" sözcüğündeki ser, baş; best, bağlı anlamına gelir. Başı bağlı ifadesi Osmanlı zamanında evli erkekler için kullanılırdı.
İstanbul' dan çıkış izni sadece, geri dönmelerine kesin gözüyle bakılan evli ve çocuklu erkeklere verilmekteydi.
Günümüzde bu sözcüğün "istediği gibi davranabilen, özgür" anlamında kullanılması, seyahat özgürlüğünü ifade etmektedir.
|
|
|
|
|
Logged
|
Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız. Konfüçyus
|
|
|
|
emretekin
|
 |
« Yanıtla #12 : Eylül 12, 2008, 11:34:26 ÖS » |
|
Bugün eski defterlerimi karıştırıken "eğlence" kelimesinin tahlili dikkatimi çekti
eğlence\ilinçü imiş eskiden.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Mevlânâ muhibbi
|
 |
« Yanıtla #13 : Eylül 14, 2008, 12:29:46 ÖS » |
|
Sır gizli şey demektir. Tasavvuf çevrelerinde ve özellikle Mevlevîlikte, bu kelimenin sırlanmak şeklinde fiil yapılmış hali sıkça kullanılır. Sırlanmak, "kapanmak, örtmek, ses ve hava akımına müsaade etmeyecek derecede bir yere gizlenmek" anlamına gelir. Nitekim Mevlevîler, kapıyı yahut pencereyi kapa yerine ,"sırla,sırret" derler. Sırlamak ve sırlanmak ise gömülmek, ölümün gömülmesi anlamında kullanılır. Falanca kişiyi sırladık, filân zat sırroldu, gibi. Kelimenin bu kullanışı, öeln bir kişi sorulduğunda ise, "Sırra kadem bastı!" şeklinde cevaba dönüşür. Kadem basmak, adım atmak, gitmek demeye gelir. Deyimin dilimizde yaşıyor olması çoktandır ortalıklarda görünmeyen yahut birilerinden kaçarak kendisini gizleyen kişiler hakkında kullanılmasındandır...
|
|
|
|
|
Logged
|
Gûr-ı hâne-i râz-ı tû çün dil şeved An murâdet zudter hâsıl şeved
*Mesnevî* ''Sırrının mezarı gönül olursa, muradın daha çabuk hasıl olur.''
|
|
|
|
emretekin
|
 |
« Yanıtla #14 : Eylül 14, 2008, 12:55:18 ÖS » |
|
Çok güzel bi açıklama olmuş, teşekkürler. Hocam peki fakir kelimesinin de bir açıklaması vardı , ben duymuştum; fakat unuttum eğer hatırlıyorsanız o güzel üslubunuzdan o kelimeyi de alabilir miyiz ?
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|