|
beyazsemazen
|
 |
« : Ocak 09, 2009, 11:03:36 ÖS » |
|
Gogol, Çehov, Tolstoy, Dostoyevski isimli dört genç kaderin onları trajikomik bir şekilde birleştirdiği yerde, Beşikdüzü Magosa birahanesinde, oturup felekten bir gece çalarlar. -Bütün Ruslar toplandık, toplandık, toplandık -Realizme bağlandık, bağlandık, bağlandık Köşede Çingenelerle kumara oturmuş olan Puşkin Bu sesleri duyunca elinde maça kızı yanında yüzbaşının kızı soluğu yanlarında alır. -Selamünaleyküm ağalar, her ne kadar onca yıl Kafkas esiri olsam da yüzbaşının kızına gönül verip romantizme bağlansam da ben de bir Rusum. İzin var mıdır, oturayım? -Ooo ayıp ettin Puşkincan diye cevaplar Gogol, ah bu ölü canlar, bu küçük insanlar la aynı masada oturmak… Ah, Sayın Müfettiş Gogol’dan sonra kumarcı Gogol olmak ne kadar acı. Evet, hepsi acılıydı bu insanların hepsi yaralı ve hepsi hayattan nasibini almış insanlardı. Çehov, Vanya dayısının yanında büyüyüp onun vişne bahçesine bakarak geçimini sürdüren bir gençti. Üç kız kardeş olan kuzenlerinden bunalan Çehov daima bir martı olup uzak diyarlara uzaklaşmanın hayalini kurardı. Gençliği Kazaklarla harp dönemine rastlayan Tolstoy Anne Karanina isimli güzeller güzeli bir kızı severdi. Fakat bir seçim yapması gerekiyordu: savaş ve barış , aşk ve ıstırap savaşmayı seçmişti Tolstoy. Anna’yı da hacı murat’a vermişlerdi. Rusya’da adeta bir ölüye dönen Tolstoy için artık diriliş zamanı gelmişti. Dostoyevski, Ecinniler kasabasında Karamazov kardeşler diye anılan üç kardeşten en küçüğü idi. Biri budala biri kumarbaz ağabeyleri arasında ve hayatta daima ezilenlerden olmuştu. Suç ve cezanın hâkim olduğu bir yerde yazdığı günlükleri Ölüler Evinden Notlar ismiyle yayımlamak için Beşikdüzü’ne gelmiş ve buraya yerleşmişti. Belki hepsi farklı türden yaşamışlardı ama hepsinde var olan ortak bir yön vardı: acı. Çaresiz Ruslar bunlarla da sınırlı değildi. Babalar ve oğullar bütündür ayrılamaz diyen Turgenyev, Anasını yalnız komaya dayanamayan Gorki de arada hal hatır sormak için mektup yazarlardı. Ama onların da içlerinde hala bir umut vardı Beşikdüzü’ne gidemeseler de Beşikdüzü bir gün onlara gelecekti…
|