EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Şubat 10, 2012, 12:07:59 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: tanzimat-cumhuriyet-batı edb. ders notu  (Okunma Sayısı 6413 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
göçebe
Sürekli Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196



Üyelik Bilgileri
« : Temmuz 02, 2009, 10:56:23 ÖÖ »

EDEBİ AKIMLAR VE BATI EDEBİYATI

ANTİK ÇAĞ BATI EDEBİYATI

Eski Yunan Edebiyatı
*Homeros (MÖ 9.yy): İlyada ve Odyseia destanları.
*Hesiodos(MÖ 8.yy): Didaktik şiirin kurucusu.
*Sappho(MÖ: 6.yy): Lirik şiirin kurucusudur.
*Aisopos (MÖ. 6.yy): Fabl türünün kurucusudur.
* Aiskhylos (MÖ. 5-6.yy): İlk büyük tregedya şairidir.
*Sophokles,Euripidies (MÖ. 5.yy): Tregedya. Elektra
*Aristophanes(MÖ.4-5.yy):İlkbüyük komedya şairidir.
* Sokrates, Platon, Aristotales: Felsefe
*Heredotos: Tarih
* Demostfenes: Söylev

Latin Edebiyatı
Ennius: Tragedya                   Vergilius: Şiir
Tacitus: Tarih                         Terentius: Komedya
Çiçero: Söylev                        Seneca: Felsefe

Hümanizm
* Bütün insanlığa seslenmek amacındadırlar. Antik dönem eserlerine hayranlık duymuşlardır. Önce İtalya’da ortaya çıkmıştır. İnsancıllık ön plandadır. Üslup ve biçime çok önem vermişlerdir.
a) Dante (1265-1321): italyandır. İlahi Komedya adlı cehennem, araf ve cenneti tasvir eden yapma destanı vardır. Eser terzarima nazım biçimiyle yazılmıştır. İtalyan edebiyatının kurucusudur.
b) Petrerca (1304-1375): İtalyandır. Şiir türünde eserler vermiştir. Şiirlerini Türküler adlı şiir kitabında toplamıştır.
c) Boccacio (1313- 1375): italyandır. Küçük hikaye türünün kurucusudur. Decameron adlı eseri dünya edebiyatının ilk hikaye kitabıdır.
ç) Aristo (1474-1533): İtalyandır. Çılgın Orlando yapma destanı vardır.
d) Tasso (1544- 1595): Kurtarılmış Kudüs adlı yapma destanı vardır.
e) Montaigne( 1533-1592): Fransızdır. Deneme türünün kurucusudur. Eserinin adı “Denemeler”dir.

Klasisizm
*17. yüzyılda Fransa’da ortaya çıkmış bir akımdır. Bu akımın ortaya çıkışında akılcılık etkili olmuştur.Yazarlar eski Yunan ve Latin edebiyatlarını örnek almışlardır. Akıl ve Sağduyu önemsenmiştir. İlenen konunun gerçek değil gerçeğe uygun olması önemlidir. Eserlerde erdeme ve ahlaka büyük değer verilmiştir. Eserlerde insan – özellikle ruhi yapısıyla- işlenmiştir. Eserler soylu tabaka diliyle yazılmıştır. Biçime çok önem verilmiştir. Üslup sade, açık, anlaşılırdır. Sanat için sanat ilkesine bağlı kalınmıştır.
Temsilcileri:
* Racine: 17.yy. Fransızdır. Tregedya türünde eserleri vardır
*Moliere: 17. yy. Fransızdır. Çok ünlü komedya yazarıdır. Eserlerinde züppeleri, sonradan görmeleri, bilgiçlik taslayan cahilleri vs. sosyal konuları işlemiştir. Güldürürken düşündürmeyi ilke edinmiştir. Önemli eserleri: Gülünç Kibarlar, Kibarlık budalası, Cimri, Zoraki Tabip, Hastalık Hastası, Tartuffe, Kocalar Mektebi, Kadınlar Mektebi, Zoraki Evlilik. Tanzimat döneminde birçok eseri tercüme edilmiştir.
La Fontaine: 17.yy. Fransızdır. Fabl türünde en tanınmış sanatçıdır. Ünlü eseri Fabller’dir.
La Bruyere:17. yy. Fransızdır.  Portre türünde başarılıdır.
Descartes: 17. yy. Fransızdır. Felsefe, Matematikçidir.
Pascal: 17. yy. Fransızdır. Felsefe-Geometricidir.
Fenelon: 17. yy. Fransız yazar ve rahibidir.Romancıdır.


Romantizm
*18. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkmış, 19. yüzyılda bütün Avrupa’ya yayılmıştır. Klasisizme tepki olarak ortaya çıkmış-tır. Türk Edebiyatı’nda da Tanzimat Dönemi’nde etkili olmuş-tur. Klasik Edebiyatın kuralları alt üst edilmiş, edebiyat dünyasına özgürlük gelmiştir. Çağdaş edebiyatlar örnek alın-mıştır. Duyguya ve hayale çok önem verilir. Toplum için sanat anlayışındadırlar. Doğa tasvirlerine yer verilmiştir. Olay örgüsünde tesadüf ve olağanüstülüklere çokça yer veril-miştir. Üslup kapalı ve süslüdür. Roman, hikaye, makale, deneme, fıkra, dram gibi türler önem kazanmıştır. Romantizmin kurallarını Victor Hugo belirlemiştir.
*Victor Hugo: 19. yy. Fransız şair ve yazarıdır. Roman, tiyatro, şiir türlerinde eser vermiştir. Romantizmin kurallarını Cromweel adlı eserinde açıklamıştır.
Romanları: Sefiller, Notre Dame de Paris
Oyunları: Hernani, Kral Eğleniyor, Ruy Blas, Cromwell
Şiir: Yüzyılların Efsanesi
*J.J. Rouesseau(1712-1778): Fransız İhtilalini hazırlayan düşünürlerden biridir. Eserleri: Bilimler ve Sanatlar Üzerine Söylev, Emile, İtiraflar, Toplum Sözleşmesi
*Lemartine: 19. yy. Romantizmin ilk Fransız şairidir. Şiir ve roman türünde eser vermiştir.
Alexandre Dumas: 19. yy. Fransızdır. Roman ve oyunlarıyla tanınmıştır.
Voltaire: 18. yy. Fransız düşünürlerindendir. Fransız İhtila-li’ni hazırlayanlardandır. Demokrasi değil Aydın Mutlakiyetçi-liğine inanır.
Goethe: (1749-1832) Alman romantizmin kurucularındandır. Hayat felsefesini Faust adlı dramında açıklamıştır.
Eserleri: Genç Werder’in Acıları, Faust
Schiller: (1759-1805): Alman romantiklerdendir.
Dramları: Haydutlar, Don Carlos, Wilhelm Tell
Puşkin: (1799-1837) Romantizm etkisindeki Rus şairin eserleri şunlardır: Çingeneler (şiir), Boris Gudonov (oyun), Yüzbaşının Kızı(Öykü)







Realizm
*19. yüzyılın ikinci yarısında romantizme tepki olarak doğmuştur. Bu dönemlerde felsefe alanında ortaya çıkan pozitivizm akımı realizme zemin hazırlamıştır. Gözlem ve araştırma ön plandadır. Eserlerine gerçekleri olduğu gibi yansıtmışlardır. Olağanüstü olaylara yer verilmemiştir. Fotoğrafçı gerçekçilik anlayışı benimsenmiştir. Çevre betimlemeleri kişiliklerin psikolojisini yansıtmak amacıyla yapılmıştır. Üslup söz sanatlarında arındırılmıştır. Sanat için sanat ilkesi benimsenmiştir. İnsanı toplumsal çevresi içinde anlatmışlardır. Roman ve öykü türü gelişmiştir.
Balzac: (1799-1850) Fransa’da realizm akımının öncüsüdür. Eserleri: Goriot Baba, Vadideki Zambak, İnsanlık Komedyası
Stendal (1783-1842): Fransız realistlerindendir. Eserleri: Kızıl ile Kara (Eserin kahramanları Julien Sorel ve Mathilda’dır.) Parma Manastırı
Flaubert: (1821-1880) Fransızdır. Realizmin kurucusu ve en büyük temsilcisidir. Madam Bovary, Salambo adlı romanları vardır.
Charles Dickens (1812-1870): İngiliz edebiyatının gerçekçi yazarlarındandır. Romanları: Oliver Twist, Antikacı Dükkanı, David Copperfield
Daniel Defoe (1661-1731): İngiliz yazarın en önemli eseri Robinson Crouse’dir. Serüven romanı yazarıdır.
Jonathan Swift (1677-1745): Hicivleriyle tanınan bir İngiliz yazarıdır. En önemli eseri Gülliver’in Gezileri’dir
Gogol (1809-1952): Rus realizminin kurucusudur. Eserleri: Ölü Canlar (roman), Müfettiş(oyun), Petersburg Hikayeleri (öykü)
Turganyev (1818-1883): Rus’tur. Babalar ve Oğullar adlı eserinde Bazarov’la hiçbir şey tanımayan bir karakter çizmiştir. Diğer eserleri, Rudin(roman), Bir Asilzade Yuvası(roman)
Dostoyevski (1822-1881): Rus realistlerdendir. Sürgün edilmiştir. İnsanlara derin bir sevgi ve acıma duygusu besler. İnsan ruhunu anlatmada maharetlidir. Suç ve Ceza adlı eserinde Raskalnikov karakterini ölümsüzleştirmiştir. Karamazov Kardeşler, Budala, Kumarbaz, Ölü Bir Evden Anılar diğer eserleridir.
Tolstoy (1828-1910): Rus realistlerdendir. Küçük yaşta anne ve babasını kaybetmiştir. Zengin bir ailenin çocuğudur. Sivastopol savaşına katılmıştır. Eserleri: Anna Karanina, Savaş ve Barış, İtiraflarım, Diriliş, İvan İlyiç’in Ölümü, Hacı Murat, İnsan Ne ile Yaşar, Kazaklar, Muhammed.
-Savaş ve Barış adlı romanı, 1800 yıllardaki Rus-Fransız savaşlarını konu edinir. Piyer, andre, Nikola, Sonya, Nataşa karakterleri vardır eserde. “Savaş” Rusya ile Fransa arasında geçen mücadeleyi anlatırken, “Barış” ise romanda geçen aşkları anlatmaktadır
Çehov (1860-1904): Kendi adıyla anılan olay hikayeciliğinin kurucusudur. Ellerinde bir şey gelmeyen insanların çaresiz-liğini başarılı bir şekilde anlatmıştır. Asma Katlı Ev eserinin yazarıdır. Türk edebiyatında durum hikayeciliği denince akla Sait Faik Abasıyanık gelir.
Gorki: Rus edebiyatının devrimci isimlerindendir. Ana adlı eseri ünlüdür.
John Steinbeck (1902-1968): modern Amerikan edebiyatının realist yazarlarındandır. Fareler ve İnsanlar, Gazap Üzümleri önemli eserlerindendir. Ayrıca naturalisttir.
Mark Twain (1835-1910): Amerikan edebiyatının en büyük mizah yazarıdır. Gazetecidir. Romanları: Tom Sawyer’in Maceraları, Mississipi’de Hayat’tır.
Ernest Hemingway (1898-1961): Amerikan gazetecilerin-dendir. Çanlar Kimin İçin Çalıyor, İhtiyar Adam ve Deniz adlı romanları vardır.

Naturalizm
*1870’li yıllarda ortaya çıkmıştır. Realist akıma “deney” ilkesini eklemiştir. Ruhu önemsemeyip maddeyi ön planda tutmuşlardır. “Sanat doğanın bir kopyası olmalıdır”  görüşündedirler. Kişiyi yönlendiren iradesi değil, genetik özellikleri ve çevredir. Yazarlar oldukça nesneldir. Yoksul işçiler, köylüler, ayyaşlar, hırsızlar naturalistlerin en çok anlattığı kişilerdir. Eserlerde dil doğal ve yalındır. Argo sözcüklere bolca yer verilmiştir. Her eserin savunduğu bir tez vardır. Herhangi bir akıma tepki olarak doğmamış, realizmin ilerlemiş şeklidir.
*Emile Zola (1840-1902): Fransız yazar Naturalizmin kuru-cusudur. Deneysel roman anlayışının öncüsüdür. Meyhane, Germinal, Nana, Gerçek adlı eserleri vardır.
*Daudet (1840-1897): Fransız yazarın öykü alanında önemli eseri: Değirmenimden Mektuplar
*Maupassant (1850-1893): Fransız yazar olay hikayeciliğinin kurucusudur. Türk edebiyatında bu türün en önemli temsilcisi Ömer Seyfettin’dir.
Henrik İbsen (1838-1906) : İskandinav(Norveç) edebiyatının naturalistlerindendir. Avrupa’da modern tiyatronun kurucu-larındandır.

Parnasizm
*Şiirde gerçekçilik demektir. Sanat sanat içindir görüşün-dedirler. Şiire çok emek verirler. Hayalci şiire bir tepkidir. Şiir biçimsel açıdan kusursuz olmalıdır. En çok sone nazım biçi-mini kullanmışlardır. Şairler kendi kişiliklerini şiirlerine yansıt-mamışlardır. Geçmiş zamanın kişi ve olaylarına yönelmiş-lerdir. Yabancı milletlerin kültür ve efsanelerinden yararlan-mışlardır. Bazıları felsefi görüşlere de yer vermiştir şiirlerin-de. Dil açık, yalın ve anlaşılır olmalıdır. Yalnızca bir şiir akımıdır.
Önemli temsilcileri: Gautier, Banville, Lisle, Heredia, Coppee’ dir. Türk edebiyatında bu akımı tanıtan Cenap Şehabettin’ dir. Tevfik Fikret bu akımın bizdeki temsilcisidir.
Logged

Aşk namazının abdesti kanla alınır.
göçebe
Sürekli Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Temmuz 02, 2009, 10:57:31 ÖÖ »

Sembolizm
*1880’li yıllarda Parnasizme karşı ortaya çıkan akımdır. Alman filozofu Schopenhauer’in “Dünya bir hayalden ibarettir” temeline dayanan idealist felsefesi bu akımın gelişmesi için önemli rol oynamıştır. Sembolizmin önünü açan ilk güçlü hareket, edebiyat alanındaki gelenekselliğe karşı çıkan Dekadizm(çöküşçülük) hareketidir. Temsilciliğini Fransız şair Jues Laforque’nin yaptığı Dekadizm, “toplumsal ve sanatsal düzenin dışına çıkmak, karamsarlığa, hayale, aşırı duyarlılığa çokça yer vermek isteyen bir anlayış” olarak tanımlanabilir.
*Gerçek, olduğu gibi anlatılmaz; çünkü duyularımız bize dış dünyayı olduğu gibi değil, değiştirerek ulaştırırlar. Sembo-listler, duyduklarını iç dünyada hissettiklerini simgelerle anlatma yolunu benimserler. Anlatım kapalıdır, anlatımda mecazlara, hayallere geniş yer vermişlerdir. Dış dünyada gördüklerini değil sezdiklerini anlatmışlardır. Sararmış yapraklar, gün batımı, durgun göller, çiçekler, loş karanlıklar belli başlı temalarıdır. Musıkiye çok önem vermişlerdir. Şiir herkesçe yorumlanabilir, şiirde herkes farklı bir şeyler bulabilmelidir.Sanat sanat içindir ilkesini benimsemişlerdir. Şiir ve tiyatro türleri gelişmiştir. Sembolizmin müjdeleyicisi Baudelaire’dir. Akımın teorisini Mallerme ortaya koymuştur, akımla ilgili ilk bildiriyi Jean Moreas yayımlamıştır.
* Temsilcileri: Baudelaire: en önemli şiir kitabı kötülük Çiçekleri’dir. Mallerme, Verlaine, Rimbaud, Valery, Maeterlinck’tir.
*Türk edebiyatı’nda Cenap Şehabettin ve Ahmet Haşim’dir.

Empresyonizm
19. yüzyılın sonlarında Fransa’da ortaya çıkmıştır. İzlenimcilik demektir. Şiirde biçime, uyağa önem vermezler. Sanat sanat içindir anlayışındadırlar. Bu akım en çok resimde etkili olmuştur. Sembolizmin bazı özelliklerini taşıyan bir akım olarak değerlendirilebilir. Önemli sanatçıları: Rimbaud, Rilke, Verlaine’dir.

Ekspresyonizm
20. yüzyılın başlarında empresyonizme tepki olarak doğmuştur. İnsanın iç dünyasındaki duyguları anlatmaya önem veren bir akımdır. Dışavurumculuk’tur Trükçe karşılığı. Önce resim alanında ortaya çıkmış sonra edebiyata yansımıştır. Sanayi çağının anlamsızlaştırdığı yaşama karşı “ruhun isyanı”dır.
*Kafka (1883-1924): alman edebiyatı sanatçılarındandır. Dava, Değişim adlı eserleri ile tanınmıştır.
* Eliot (1888-1965): Çağdaş Amerikan edebiyatı yazarların-dandır. Şiir ve eleştiri alanlarında ünlenmiş, Nobel ödülü almıştır.
* O’Neil (tiyatro), J. Joyce (şiir,roman)

Kübizm
*20.yüzyılda Empresyonizme tepki olarak doğmuştr. Dış dünyadaki nesnelerin yalnız görünen değil görünmeyen taraflarını da göstermeye, anlatmaya çalışan bir akımdır.
*Picasso(resim), Apollinaire(şiir), Jacop(şiir) önemli temsilcileridir.

Fütürizm
20. yüzyılda ortaya çıkmıştır. İtalyan şair Marinetti yayımladığı bildirisiyle ortaya çıkmıştır. Makineleşmeye hayranlık, hız, ataklık temaları işlenir. Serbest nazım şekilleriyle ve yeni sözcüklerle eserlerini vermeyi amaçlarlar. Rusyada Marksistler tarafından benimsenmiştir. Önemli temsilcileri Rus Mayakovski, İtalyan Marinetti’dir. Türk Edebiyatı’nda da Nazım Hikmet bu akıma mensuptur.

Dadaizm
20. yüzyılda Romen asıllı İtalyan şair Tristan Tzara tarafından ortaya atılmıştır. Kuralsızlığı kural edinen bir akımdır. Dadaizm, kuralsızlık demektir. Amaçları: Sanatta her türlü geleneği yıkmak, sözcükleri bilinen anlamları dışında kullanmak, bireyi aklın tutsaklığından kurtarmak, sürekli değişimi savunmak, yerleşik dil ve estetik kurallarını kaldırmaktır.

Sürrealizm
Gerçeküstücülük demektir. 1924’te Fransız şair Andre Breton tarafından ortaya konulan bir sanat akımıdır. Freud’ un psikanaliz kuramından geniş ölçüde etkilenmişlerdir. Rüya önemli bir yer tutmuştur. Türk edebiyatında bazı Garip-çiler ve II. Yenicilerde bu akımın etkileri görülür. Breton, Eluard, Aragon önemli temsilcileridir.

Egzistansiyalizm
II. Dünya Savaşı yıllarında Fransız romancı Sartre tarafından edebiyata uygulanmış ve yaygınlaşmıştır. Varoluşçuluk demektir. Descartes’in “Düşünüyorum, öyleyse varım .” görüşünü temel alan bir akımdır. Üslupçu yazarlara kızmakta, toplumcu yazarları beğenmektedirler. Yazar, çağının tanığıdır ve çağındaki bunalımlara çözüm aramalıdır görüşündedirler.
*Sartre (1905-1980): Varoluşçuluğun edebiyattaki en önemli temsilcisidir. Çağın ana sorunlarına görüş bildirmiştir. Eserleri: Duvar(hikaye), Bulantı(roman), Sinekler(oyun)

Dünya Edebiyatının Diğer Önemli Sanatçıları
Jules Vernes(1828-1905):19. yüzyılda bilim kurgu romanlar yazmış Fransız yazardır. Aya Yolculuk adlı eseri önemlidir.
Cervantes (1547-1616): İspanyoldur. Modern romanın kurucusudur. Don Kişot adlı romanı modern romanın ilk örneğidir.
Shakespeare (1564-1616): İngilizdir. Dünyanın en büyük tiyatro yazarlarındandır. Dram ve komedya türünde eserleri vardır. İnsanlardaki duygu ve tutkularını anlatmada çok başarılıdır.
Önemli Eserleri: Romeo ve Juliet (dram), Hamlet (Dram), Othello (dram), Venedik Taciri (komedya), Yanlışlıklar Komedyası (komedi).
Bacon (1561-1626): İngiliz devlet adamı ve filozoftur. Tüme-varım yöntemini geliştirmiştir. En önemli eseri Denemeler’dir.
Kipling (1865-1936): İngiliz edebiyatının temsilcisidir. Eserleri: Kim, Sönen Işık, Cengel Kitabı’dır.
Heinrich Böll, Knut Hamsun, Marlo Morgan, Halil Cibran, Mihaile Nuayme, Amin Maalouf, Selimoviç, Rabindranath Tagore, Jack London, İvo Andriç…
Logged

Aşk namazının abdesti kanla alınır.
göçebe
Sürekli Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Temmuz 02, 2009, 10:58:23 ÖÖ »

TANZİMAT EDEBİYATI
Tanzimat’a Genel Bir Bakış

Yirmi sekizinci Mehmet Çelebi’nin sefaretnamesinde (1720) Batı’yı bütün olarak gözlemlemiş ve değerlendirmiştir. Bu sunulan rapor gereği gibi değerlendirilemediği için yetkililerce iyi anlaşılamamıştır. !726’da tercüme Heyeti kurulmuş, 1728’de matbaa faaliyete geçmiştir. Matbaada  sadece doğu eserlerinin çevirisi vardır. Pozitif bilimler önemsenmemiştir. Yapılan yenilikler daha çok ordu ile ilgilidir. !826’da yeniliklerin düşmanı olan Yeniçeri Ocağı kaldırılınca yenilik çalışmaları artış göstermiştir. Yeniçerilerin tarikatı olan Bektaşiliğin tekkeleri de genel mana da kapatılmış, tarikat devletçe gözetim altına alınmıştır. II. Mahmut döneminde ordu, maarif vs. alanlarda yenilikler başlamıştır. Harp okulu açılmış, bu okulda öğretim Fransızcadır. Avrupa’ya öğrenci gönderilmiştir. İlk resmi gazete takvim-i vekayi haftada bir gün Türkçe ve Fransızca olarak yayımlanmaya başlamıştır. Bu gazetede daha çok halkın ilgisini uyandıracak güncel bilgiler vardır. İlkokul seviyesinde Rüştiyeler açıldı. Rüştiyeler İstanbul’da açılmıştır. Bu okullarla beraber ilköğretim zorunlu hale getirilmiştir. 1839’da Tanzimat Fermanı ilan edilmiş, bu fermanla devlet halkıyla barışma, hak ve özgürlükler verme yoluna gitmiştir.
Tiyatro:   1840 yılında devlet bir tiyatro binasına sahiptir. İlk tiyatro İtalyanlar’ın Basco Tiyatrosudur.( 1840). İtalyanlardan sonra Fransızlar 1843 yılında tiyatro binası yaptırmışlardır. İlk yerli teşebbüs ise hoca Naum’un tiyatrosudur( 1854). Bu girişimlerden sonra tiyatro Türk halkı arasında rağbet gören bir tür olmuştur. İlk ciddi yerli tiyatrosu Güllü Agop(Osmanlı Tiyatrosu)’tur(1867) Bu tiyatroyur 1884’te II. Abdulhamit yıktırır. Artık 1908’e kadar tiyatrolara tuluat tiyatroları hakimdir. 1870’e kadar komedi, 1970’ten sonra dram hakimdir. Oyunlarda sosyal fayda esastır, tarihi konular işlenmiştir. 1880’den sonra dil ağırlaşmaya başlamıştır. Artık tiyatrolar oynanmak için değil okunmak içindir. Milli Tiyatro görüşü ortaya çıkar bu dönemlerde. Bu görüşe bağlı olarak yabancı milletlerin tarihi, yaşayışı vs. işlenir. Abdulhak Hamit, Şemsedin Sami gibi sanatçılar bu görüşe uygun eserler vermiştir. Yanlış bir görüştür.
İtalyan müzisyeni Donizetti, II. Mahmut devrinde mehterin yerine ilk batılı askeri bandoyu kurmuştur. Abdulmecit devrinde saraydaki genç erkek ve kızlardan oluşan iki fanfarla -yalnız madeni nefesli çalgılardan kurulu müzik topluluğu- bir de bale topluluğu kurmuştur.
Roman:   Şinasi’nin şiir tercümeleri, Yusuf Kamil Paşa’nın Fenelon’dan Telemak adlı eseri çevirisi batılılaşma adına öncü adımlardandır. Telemak: Truva savaşına katılan Yunan mitolojik kahramanlarından Odiseus’un savaş dönüşü yolunu kaybetmesi, bu gecikmeyi merak eden babasının aramak için oğlu Telemakas’un yola çıkması, kendisine insan kılığına girerek yoldaşlık eden akıl ve bilgi tanrıçası Atena’nın ülke yönetiminde nelere uyulması gerektiği hakkında telkin ve tavsiyelerden oluşan bir eserdir. Eserin roman tekniği ile bir alakası yoktur. Kutadgu Bilig’de olduğu gibi telkin ve tavsiyeler yer alır. Tanzimat romanında Victor Hugo, Daniel Defeo, A.Dumas, Lemarrtine vs. Fransız yazarlar etkili olmuştur. Toplumun romana alışması A.Mithat’la gerçekleşmiştir. A. Mithat okuyucuya bir öğretmen gibi davranmış, bilgiler vermiş ve sosyal fayda için yazmıştır eserlerini. Namık Kemal’le batılı teknik uygulanmaya çalışılmıştır. Eski hikayelerimizdeki aşk teması ve romantizmin tesiriyle bu dönemin romanlarında aşk teması çok yer işgal eder. Ayrıca dönemin sosyal şartları- esaret, görücü usulüyle evlilik vs.- da romanların konusudur.
Ziya Paşa gibi batılı görüşteki birisi bile bu devirde şu dizeleri yazmıştır:
  Milliyeti nisyan ederek, her işimizde
  Efkar-ı frenge tebaiyet yeni çıktı
Adalet alanında 1868 yılında fertlerin haklarını batılı kanunlara göre koruyan Nizamiye Mahkemeleri kurulmuştur. Şer’i mahkemeler de dini konulardaki davalara bakmaktadırlar. 1868-1876 arası 16 ciltlik Ahmet Cevdet Paşa tarafından ilk medeni kanunumuz olan Mecelle hazırlandı ve yürürlüğe girdi.
Maarif alanında 1863’te İngilizce eğitim veren Robert koleji açıldı. 1868’de devlet okulu olan eğitimini Fransızca yapan Mekteb-i Sultani açıldı. 1863’te batılı manada üniversite özelliğinde Daru’l Fünun hizmete girmiştir. Abdülhamit döneminde de devam etmiştir maarif alanındaki yenilikler. Bu yenilikler medrese ve yeni okullar arasında eski-yeni çatışmasını doğurmuştur.
Batılılaşmada en dikkate değer olay, ilk defa olarak bir Osmanlı padişahının ( Abdülaziz) yabancı ülkelere resmi ziyarette bulunmasıdır(1867).
!860’ta ilk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval, Şinasi ve Agah Efendi tarafından çıkarılmıştır. Bu gazeteyi 1862’de Şinasi’nin çıkarmaya başladığı ve Namık Kemal’in devam ettirdiği Tasvir-i Efkar, 1866’da başyazarlığını Ali Suavi’nin yaptığı Muhbir, 1872’de Namık Kemal’in başyazarlığını yaptığı İbret, 1873’te Ebuzziya Tevfik’in çıkardığı Hadika, 1875’te başyazarlığını Kemal Paşazade Said’in yaptığı Vakit, 1876’da başyazarlığını Şemseddin Sami’nin yaptığı Sabah gazeteleri takip etti.Bu gazetelerle birlikte teşkilatlı olmamakla beraber siyasi idareye bir muhalefet doğmuş oldu. Bu muhalifler Yeni Osmanlılar adı altında bir gizli cemiyet kurdular. Üyeleri: Namık Kemal, Ebuzziya Tevfik, Menapirzade Nuri, Ayetullah, Kayazade Reşat’tır.  Ziya Paşa, Ali Suavi ve Agah Efendi onlara Avrupa’daki çalışmalarında katıldılar. Şinasi, çok ihtiyatlı ve çekingen olması yüzünden, ülkede görmek istediği çağdaş rejimin adını açıkça söylemeyerek, “ devletin halkın vekili olduğundan, halkın bu sebeple devletin kendi adına vekil olarak yaptığı bütün işler hakkında kendi görüşünü de söylemek hakkına sahip olduğundan yani yönetime katılma yetkisini taşıdığından” söz eder. Bu sözlerin anlatmak istedikleri yönetim şeklinin resmi adını “meşrutiyet” olarak açıkça ortaya koyanlar Yeni Osmanlılar’dır. Meşrutiyeti ilanına kadar Avrupa’da bulunan bu isimler Meşrutiyet’in ilanıyla beraber yurda dönmüşlerdir.
Tanzimat edebiyatında cereyan eden fikirlerin ilki Osmanlıcılık’tır. Osmanlıcılık, din ve mezhep farkı gözetmeksizin, imparatorlukta yaşayan bütün halkların tek bir milletten oluştuğu görüşüdür. Bu fikir Tanzimat senelerinde herhangi bir muhalefete uğramamıştır. Osmanlıcılığı, İslamcılık takip eder. İslam Birliği anlayışı Abdulhamit döneminin genel politikasıdır. İstanbul’da bir Aşiret Mektebi kurdurarak Arap ve Kürt aşiret beylerinin çocuklarını okutup onların ilerde devletin değişik mevkilerinde yer alacak ve Türklerle kaynaşacak şekilde yetiştirilmelerini sağlamak için gösterdiği çaba kısa zamanda boşa çıkmıştır. Türkçülük akımı 1900’lere kadar pek dile gelmese de tohumları bu dönemde atılmıştır. Milliyetçi akımın ürünü olan bu akım yeni kurulacak devletin fikri ideolojisidir. Bu görüşü az da olsa dillendirenler: Süleyman Paşa, Ahmet Vefik Paşa, Ali Suavi, Ahmet Mithat’tır. Batılıcılık akımı Tanzimattan sonra kendini göstermeye başlamıştır.
1880’den sonra romantizm en parlak devrini yaşarken, yavaş yavaş pozitivist, realist ve materyalist fikirler belirmeğe başlamıştır. Bu fikirlerin en tanınmış temsilcisi Beşir Fuad’dır.
Meclisin kapatılmasıyla meşrutiyet yerini mutlakiyete bırakır. Tanzimat’ın bu ilk ve ateşli edebi neslinin hem siyasi hem de edebi hayatları sona erer. Fakat bu neslin ektiği tohumlar yeşermiştir. Ahmed Rıza, Mizancı Mehmed Murad, Abdullah Cevdet, Sami Paşazade Sezai, Ali Kemal, İbrahim Temo, İshak Sukuti, Tunalı Hilmi Yeni Osmanlıların Faransızca  karşılığı olan Jön Türkler’i kendilerine ad yaparak, İttihat ve Terakki isimli yine gizli bir siyasi cemiyet kurmuşlardır (1889). Amaçları meşrutiyeti yeniden ilan ettirmektir. Yurt içinde ve dışında sürdürdükleri mücadelerinin karşılığı olarak 1908’de meşrutiyeti ilan ettirmişlerdir.
Şiir:   Tanzimat edebiyatında 1875-1880 yıllarına kadar edebiyatta sosyal fayda güdülmüştür. Romantizm akımına bağlı kalınmıştır. Şiirde başlıca temalar: medeniyet, adalet, kanun, hak ve ödevler, vatan, akıl, hürriyet. Recaizade Ekrem ile ölüm, Abdulhak Hamit’le metafizik şiirin temaları arasına girmiştir. Şiire aruz vezni hakimdir. Hece denemeleri yapılmıştır.

I. Dönem Tanzimatçıların Genel Özellikleri
-   Sanat toplum içindir anlayışıyla eserler vermişleridir
-   Dilin sadeleşmesi için çaba sarf edilmiş; ancak başarılı olunamamıştır.
-   Divan şiirinin şekil özellikleri aynen devam ettirilmiş, muhteva değişmiştir.
-   Makale, deneme, fıkra, roman, hikaye, tiyatro gibi batılı türler edebiyatımıza girmiştir.
-   Gazete halkı eğitmek için bir araç görevindedir. Aydınlarımız halka gazeteler yoluyla inmeye çalışmışlardır.
-   Bu dönem sanatçılarımız Batı edebiyatını yakından tanımaya çalışmışlar ve çeviriler yapmışlardır. Fransız edebiyatını etkisindedirler.
-   Romantizm akımının etkisindedirler.
-   Şinasi, Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Direktör Ali Bey, Ziya Paşa, Ahmet Vefik Paşa, Şemseddin Sami önemli temsilcileridir.

II. Dönem Tanzimatçıların Genel Özellikleri
-   Sanat sanat içindir anlayışını benimsemişlerdir.
-   Birinci dönemde sadeleştirilmeye çalışılan dil tekrar ağırlaşmıştır.
-   Romantizm akımının tesiri bu dönemde daha fazla hissedilir. Realizm etkisiyle yazılan eserler bu dönemdedir.
-   Recaizade Ekrem, Sami Paşazade Sezai, Nabızade Nazım, Abdulhak Hamit Tarhan, Muallim Naci önemli temsilcileridir.
-   Tiyatro eserleri oynanmak için değil okunmak için yazılmıştır.
-   Ölüm, felsefe vs. konular şiiri girmiş, güzel olan her şeyin şiirin konusu olabileceği anlayışı yerleşmiştir.
Logged

Aşk namazının abdesti kanla alınır.
göçebe
Sürekli Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Temmuz 02, 2009, 10:59:04 ÖÖ »

I.DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATI SANATÇILARI

Şinasi (1826 - 1871)
*Devlet memurluğu yapmıştır.
*İlk defa şiir çevirileri yapmış ve Tercüme-i Manzume (1858) adlı kitabını yayımlamıştır.
*İlk özel gazete olan Tercüman-ı ahval’i Agah Efendi ile beraber kurmuştur.
*İlk tiyatro eseri olan Şair Evlenmesi’nin yazarıdır. Bu eser meddah orta oyunu geleneğiyle batılı tiyatronun ortak noktada buluşturma çabasıdır. Dönemine göre sade bir dille yazılmıştır. Karakterler kendi özelliklerine göre isim almışlardır. Görücü usulüyle evliliği hicveder. Töre komedisidir.
*Müntehabbat-ı Eşar: Şiirlerini topladığı kitabıdır.
*Durub-ı emsal-i Osmani: atasözleri derlemesidir. Folklor incelemesi örneğidir.
*Paris’e sürgün edilenlerdendir. Paris’teyken sözlük çalışmasına başlamış, yurda dönünce de bu çalışmasına devam etmiş ancak çalışmasını tamamlamaya ömrü yetmemiştir. Paris’teyken Emile Littre’den etkilenmiştir.
*Şinasi şiirin muhtevasını değiştirmiştir. Şinasi’ye kadar yenilikçi bir şiir yoktur. Lemartine’den yaptığı şiir çevirileri şiir kalıplarını yıkar. Şiirlere genel ad vermekten vazgeçerek özel adlar verir. Kabiliyeti az olduğu için çalışmaları öncül niteliğindedir.
*İlk noktalama işaretlerini kullanandır.
*Batı’ya açılan ilk kapımızdır. Batılılaşmanın öncüsüdür.
*Fransız klasisizmcilerinin etkisindedir.
*Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi, Türk edebiyatının ilk makalesidir.
*Batı tarzı düzyazının temellerini de Şinasi atmıştır.
*İlk fablleri yazandır.

Namık Kemal (1840-1888)
Kemal’in ilk devresi klasik şiirin etkisindedir. Lefkoçyalı Galip Bey’den etkilenmiştir. 1862’de Şinasi ile tanışınca yenilikçi bir sanatçı olarak karşımıza çıkar. Tasvir-i Efkar gazetesini çıkarmıştır. Gizli bir cemiyet olan Yeni Osmanlılar cemiyetinin kurucuları arasındadır.1867’de Paris’e kaçar ve Mustafa Fazıl Paşa’nın yardımını görür. Burada Ziya Paşa ile “Hürriyet” gazetesini çıkarır. 1870’de İstanbul’a döner. 1872’de İbret gazetesini çıkarır ve muhalif güç olur. 1873’de Vatan yahut Silistre adlı oyunu Osmanlı tiyatrosonda oynanır. Bu oyun yurdun çeşitli yerlerinde yaklaşık 600 kez oynanmıştır. Bu oyundan sonra Kemal Kıbrıs’ın Magosa kasabasına sürülmüştür. 38 ay süren bu esaret döneminde İntibah’la beraber 5 piyes yazdı. 1876’da Ziya Paşa ile Kanun-i Esasi’de çalıştı. 1877’de Midilli’ye sürüldü. 1884’te Rodos’a, 1887’de Sakız’a sürüldü. !888’de de öldü.
*Namık Kemal’in şiirleri şekil olarak eski, muhteva olarak yenidir. Ölçü olarak aruzu kullanır.Az da olsa hece kullanmıştır. Sanat toplum içindir anlayışına mensuptur. “Vatan Şairi” olarak tanınmıştır. Şiirlerinde hak, adalet, hürriyet, akıl, medeniyet vs. pozitif kavramları işlemiştir. Romantizmin tesirindedir.
* Kemal, Osmanlı Tiyatrosu edebi heyetindedir. Celaleddin Harzemşah adlı oyunu konusunu tarihten alır. Bu eserin mukaddimesinde “Tiyatro eseri edebiyatın en büyük kısmıdır.” der.  Gülnihal en başarılı oyunudur(1875). Kara Bela, Zavallı Çocuk,1873: gençlerin evlenmesinde son sözü ana baba söyler teması işlenir,Zavallı Çocuk(1873), Akif Bey(1874).
* İntibah(1876): İlk edebi romanımızdır.Kahramanları Ali Bey, Dilaşub, Mahpeykerdir.Bu romanın önsözünde A. Mithat’ın roman anlayışını eleştirilir. Roman insan ruhunun tahliline çalışmalıdır der. Bu eser dil ve üslup bakımından sanatkaranedir.
*Cezmi(1881): İlk tarihi romandır. Konusu 16. yy Türk-İran savaşlarıdır. Cezmi İstanbul’lu bir sipahidir. Fikri muhtevası İslam Birliği ideolojisinin telkinidir.
* Hirrename(kedi kitabı) : Sadrazam Nedim Paşa’yı hicvetmiştir.
* 1866’da Tasvir-i Efkar’da çıkan “Lisan-ı Osmaninin Edebiyatı Hakkında Bazı Mulahazatı Şamildir” adlı makalesinde Divan edebiyatını küçümser. Yine Ziya Paşa için Tahrib-i Harabat(1876), Takip(1886) aynı düşüncededir.
* Diğer eserleri: Silistre muhasarası(tarih), Osmanlı Tarihi(tarih), Büyük İslam Tarihi(tarih), Kanije(tarih), Renan Müdafaanamesi(eleştiri)

Ziya Paşa (1829-1880)
Sanatçı devlet kademelerinde türlü hizmetlerde bulunmuş biridir.Şiirlerinde çok düşünceleriyle hizmet etmiştir. Birçok beyti sonradan vecize niteliği kazanmıştır. 1859’da yazdığı Terci-i Bendi ile şöhret kazanmıştır. Bağdatlı Ruhi’ye nazireleri vardır. 1867’de Paris’e kaçmıştır. Burada Mustafa Fazıl Paşa’nın yardımını görmüş, Endülüs Tarihi, Engizisyon Tarihi, Moliere’den Tartüf’ü Rüyanın Encamı adı ile çevirmiştir. Londra’da Namık Kemal’le Hürriyet gazetesini çıkarmıştır.
*1868’de yayımladığı “Şiir ve İnşa” adlı makalesinde Halk şiirini över ve milli şiirimiz diye bahseder, Divan şiirini hicveder.
*1870’de J.J.Rousseau’dan Emil’i çevirir.
*Zafername(1867-1870) : Ali Paşa’nın şahsını ve politikasını hicveden eseridir.
* !871’de Ali Paşa ölür ve Ziya Paşa İstanbul’a döner.
*Harabat antolojisini yayımlar ve bu antolojinin ön sözünde yakın zamandaki düşünceleri değişmiş gibidir. Divan şiirini överken Halk şiirini hicveder.
*Eşar-ı Ziya (1881) Ziya Paşa’nın ölümünden sonra şiirleri derlenip kitap olarak basılmıştır.
*Şiir anlayışı Divan nazmına bağlıdır. Birkaç hece denemesi de vardır. Batıcılığı fikir yazılarındadır. Sanatçı olarak doğuludur. Şiirlerinin genel teması aşk’tır. Sanatçı sürekli eski-yeni ikilemi içerisindedir.

Ahmet Mithat Efendi (1840-1913)
*Tanzimatın popüler yazarıdır. 200 civarında eser vermiştir. Sanat toplum içindir anlayışındadır. Tarih, coğrafyaya, felsefe, biyoloji vs. alanlarda eser vermiştir. Dili sadedir. Eserlerinde ansiklopedik bilgiler vermiştir. Romantizm akımının etkisi altındadır. Dünya ve Dinler Tarihi dersleri okutmuştur. Devlet memurluğu ve gazetecilik yapmıştır. 1878’de Tercüman-ı Hakikat gazetesini tek başına çıkarmıştır.
* Vatan yahut Silistre oyunundan birkaç gün önce “Eyvah” adlı bir oyunu Osmanlı Tiyatrosu’nda oynanmıştır. Oyunun konusu batılılaşmanın aile çevresindeki tesirleri, birden fazla kadınla evlenmedir. Tiyatro alanında 12 kadar eseri vardır. Bütün eserleri gibi tiyatro alanında da sosyal fayda gütmüştür.
*Letaif-i Rivayat (1870): İlk hikaye kitabımızdır. Mihnet Keşan, Yeniçeriler diğer önemli hikaye kitaplarıdır.
*Hasan Mellah (1874): İlk romanıdır yazarın.
* Felatun Bey’le Rakım Efendi: yanlış batılılaşmanın anlatıldığı, doğu-batı çatışmasını işleyen bir romanıdır.
*Hüseyin Fellah, Süleyman Muslu, Yeryüzünde Bir Melek, Henüz On Yedi Yaşında, Jön Türk diğer belli başlı romanlarıdır.
* Avrupa’da Bir Cevelan: Gezi yazısı türündeki eseridir.
* A. Dumas’ın etkisindedir.
* Milli roman: Vakasını İslam cemaatinden alan, kahramanların ferdi hayatlarını anlatan roman anlayışıdır. A. Mithat’ta u anlayıştadır. Yerli roman örneği de vermiştir(Müşahedat).
Roman vakasının kuruluşunda entrikadan yararlanır. Vakaya sağdan soldan işittiklerini de katar. İyiler mükafatlandırılır, kötüler cezalandırılır. Esaret belli başlı konulardan biridir. Kadın-erkek eşitliği taraftarıdır. Batının ilim ve tekniği, topluma uygun olan değerlerini alma taraftarıdır. Roman düşüncelerini yaymak için araçtır. Tasvir ve tahlillerde dil ağırlaşır, normalde dili sadedir. Öykü ve romanlarında meddah tekniğinde yararlanmıştır.Halk için hikayeler, romanlar yazan, batılı tekniğe erişememiş büyük bir yazardır. Hüseyin Rahmi Gürpınar bu geleneği ilerde devam ettirecektir.

Şemseddin Sami (1850-1904)
*Tiyatroları: Ahde Vefa(1875): Müslüman Arnavutların yaşayışını işler. Seydi Yahya(1875): Endülüs Tarihini işler. Gave(1878): İran mitolojisinden alır konusunu. Milli tiyatro anlayışına bağlıdır. Milli Tiyatro anlayışı başka milletlerin tarihi, yaşayışı vs. değerlerini işleyen tiyatrodur. Yanlış bir görüştür.
*Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat. İlk yerli romanımızdır. Teması aşktır.
*Kamus-ı Türki:Türkçe Sözlük
*Kamus-ı Fransevi: Türkçe-Fransızca Sözlük
*Kamusu’l Alam: Ünlüler ansiklopedisi.
*Orhun yazıtlarını ve Kutadgu Bilig’i Türkiye Türkçesi’ne çecirmiştir.

Ahmet Vefik Paşa (1884-1899)
*Tanzimat döneminin önemli devlet ve siyaset adamlarındandır. Moliereden yaptığı 16 çeviri ve uyarlamayla Tanzimat tiyatrosonun gelişmesine yararı dokunmuştur. Bursa’da vali iken tiyatro binası yaptırmıştır. Tarih, dil,folklor çalışmaları vardır:
*Lehçe-i Osmani: Dil alanındadır.
*Şecere-i Türk: Tarih alanındadır.

Direktör Ali Bey (1844-1899)
*Devlet memurluğu yapmıştır.
*Kokana Yatıyor (1870), Misafir-i İstiskal (1870), Geveze Berber(1872) komedileridir. Komedileri batılı komedi anlayışındadır. Karakter komedisidir.
*Letafet(1899): oparetidir.
*Lehçetü’l Hakayık(1896): Türkçe’nin ilk mizahi sözlüğüdür.
*Seyyareler (1899): Konusunu Yunan mitolojisinden alan mizah türü kitabıdır.
* Seyahat Jurnal-i : Günlük türündedir.
* Moliere’den uyarlamaları vardır.
*Klasisizm’in etkisindedir.
Logged

Aşk namazının abdesti kanla alınır.
göçebe
Sürekli Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Temmuz 02, 2009, 10:59:51 ÖÖ »

II.DÖNEM TANZİMAT SANATÇILARI

Recaizade Mahmut Ekrem (1847-1914)
*Devlet memurluğu yapmıştır. Edebiyat öğretmenidir. Tasvir-i Efkar gazetesinde yazıları yayımlanmıştır.  Sanat sanat için anlayışındadır. Bu anlayış ikinci dönem Tanzimatçıların hepsinde vardır. Bu anlayışın nedeni: II. Abdulhamit’in istibdatı ve romantizmin etkisidir.
* Nağme-i Seher(1871): İlk şiir kitabıdır. Bu kitaptaki şiirlerde divan şiirinin etkisi görülür.
*Yadigar-ı Şebab(1873): Buradaki şiirerinde Tanzimatçı olarak karşımıza çıkar.
*Zemzeme I-II-III (1883-84-85), Tefekkür (1888), Pejmürde(1895), Nejad Ekrem(1910) -Oğlunun ölümü üzerine yazılmıştır- , Nefrin (1916) diğer şiir kitaplarıdır.
* Şiirin gayesi güzelliktir. Hissi, hayali ve fikri güzellik. Ekrem dönemlerine göre divan, halk ve batı şiirinin etkisindedir. İlk kez, yeni vezinlerin müzik bakımından ele alınmasını dillendiren sanatçıdır. Musset ve Lemartine’nin etkisi altındadır.Mensur şiir örnekleri de vardır. Kulak için kafiye görüşündedir. Bu yüzden Muallim Naci ile tartışmaları olmuştur. Şiirlerinin temaları aşk ve tabiattir.Ah Nejad adlı şiiri hece vezniyledir.
*Afife Anjelik (1870): Dramdır. Kocasının yokluğu sırasında uşağının tecavüz teşebbüsüne karşı direnmiş genç bir kadının hikayesi sahnelenir.
*Vuslat: Milli Piyes denememdir der Ekrem.
* Atala, Çok Bilen Çok Yanılır diğer tiyatro eserleridir.
* Araba Sevdası (1898): Batılı anlamda ilk realist romandır. Yanlış batılılaşmanın hicvidir. Romanın kahramanı Bihruz Bey, mirasyedi bir paşazadedir, alafranga bir tiptir.
* Muhsin Bey(1889), Şemsa(1896) hikayeleridir.
* Talim-i Edebiyat(1879): Ders kitabıdır. Edebiyat ve şiir hakkında görüşlerini içerir.
*Zemzeme III’ün önsözü, Takdir-i Elhan, Pejmürde’deki bazı parçalar, Tazkirat sanat ve şiir hakkındaki görüşleridir. Edebiyatımızda objektif eleştirinin nasıl yapılacağını ilk açıklayan sanatçımızdır.
*Şiirlerinde romantizm, tiyatrolarında klasizmin etkileri görülür.
*Servet-i Fünun döneminin oluşmasına ortam hazırlamıştır.







Abdulhak Hamit Tarhan (1852-1937)
*Kaideler bağlı olmayan, Batı şiirinde görüp beğendiklerini edebiyatımıza uygulayan;bu özellikleriyle düşünenden çok yapan sanatçımızdır.
* Amerikan kolejinde okumuş, devlet memurluğu yapmış, Elçilik görevlerinde bulunmuş, milletvekilliği yapmış bir sanatçımızdır.
*Sahra(1879): Kır ve köy hayatının övgüsüdür. İlk pastoral şiirimizdir.
*Makber(1885), Ölü(1885), Halce(1885): Ölen karısı için yazdığı şiirlerdir. Ölüm ve metafizik teması Tanzimat edebiyatına böylelikle girmiştir. Victor Hugo’nun tesiri vardır. Bu zamanlarda aklın yerine din ve sufizmi tercih eder.
*Garam(1923): Serbest düşünceye yakınlaşır.
*Validem(1913): İlk kafiyesiz şiirdir.
* Şiirlerinin genel teması aşk ve tabiattır. Serbest tarzda hece ölçüsüyle yazılmış şiirleri vardır.
* Bunlar O’dur, Belde, Bir Sefilenin Hasbıhali, Baladan Bir Ses, İlham-ı Vatan, diğer şiir kitaplarıdır.
* Tiyatroda en verimli isim Tanzimat döneminde Abdulhak Hamit’tir.
*Macera-yı Aşk(1873): Vaka Hindistan’da geçer.
*Sabr u Sebat(1874): Atasözlerine ve tekerlemelere yer verilir.
* İçli Kız(1874): Kemal’in yazdığı Zavallı Çocuk’un etkisindedir.
*Duhter-i Hindu(1875): Yerli hayattan ayrıldığı eseridir.
*Fitnen (1916): 19. asır İngiltere’sini anlatır. En başarılı eseridir.
*Bunlardan başka nazım olan tiyatroları: Nesteren ve Liberte hece vezniyle yazılmıştır. Nazife, Eşber, Tezer, Tarhan, Sardanapal, İlhan, Hakan aruz ölçüsüyle yazılmıştır. Tarık yahut Endülüs Fethi, Yadigar-ı Harp nesir olan tiyatrolarıdır.
*Piyeslerinin hepsi dramdır. Shakespeare, Corneille’nin etkisindedir. Karakterler ön plandadır. 1880’den sonra oyunlarını okunmak için yazmıştır. Milli Tiyatro görüşüne saplanmış ve içinde yaşadığı topluluğu küçümseyip uzaklaşmıştır.

Nabızade Nazım (1862-1893)
*Subay öğretmendir. Öğrenimini İstanbul’da yapmıştır.
* Şiirleri: Heves Ettim(1885), Mini Mini yahut Yine Heves(1886)
*Karabibik(1890): İlk köy romanıdır.Antalya’da geçer.
*Zehra (1896): Realist ve naturalist akımların etkisi vardır. Tezli romandır.
*Dili çok sade olmasa da dönemine göre sade denilebilir. Namık Kemal çizgisindedir.

Samipaşazade Sezai (1860-1936)
*Özel öğrenim görmüş, büyükelçilikler yapmıştır.
*Sanat sanat içindir anlayışındadır.
*Tiyatro alanındaki eseri: Şir’dir(1879)
*Sergüzeşt (1888): Bir paşa oğlu ile bir esirin(Dilber) aşkını anlatır. Hugo’nun Sefiller”inden faydalanılmıştır. Romantizmden realizme geçişin ilk örneğidir denilebilir. Dil ve üslup sanatkaranedir.
*Küçük Şeyler (1890): Batı tekniğiyle yazılmış ilk hikayelerdir.
*Rumuzu’l Edeb(1900), İclal(1924)’de küçük hikayeler ve makaleler yer almaktadır.

Muallim Naci (1850-1893)
*Tanzimat edebiyatında eski şiirin temsilcisidir. Asıl adı Ömer’dir. Medrese eğitimi görmüştür. Devlet memurluğu ve edebiyat öğretmenliği yapmıştır. Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmıştır.
*1885-1893 arasında eski ve yeni şiir tartışmasında eski şiirin savunuculuğunu yapmıştır. Fransız edebiyatını tanıdıktan sonra yeniye karşı önyargılarında değişiklikler olmuştur.
*Şiir: Ateşpare(1884), Şerare(1885), Füruzan(1886), Sünbüle(1890), Yadigar-ı Naci(1896). Köylü Kızları Şarkısı, köyden söz eden edebiyatımızdaki ilk şiirdir.
*Tiyatro: Heder
*Demdeme(1886): Recaizade ile girdiği tartışmada göz için kafiyeyi savunmuştur.  Yazmış bulundum, Muallim, Islahat-ı Edebiye diğer tenkit eserleridir.


SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI
Genel Özellikleri:


Tevfik Fikret

Cenap Şahabettin

Halit Ziya Uşaklıgil

Mehmet Rauf

Hüseyin Cahit Yalçın


FECR-İ ATİ DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI

Genel Özellikleri

Ahmet Haşim:
    Cumhuriyet dönemi şairleri üzerinde büyük etkisi olan şairlerimizden biridir. Birinci Dünya Savaşı’nda askerdir. Mütareke döneminde Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisine “Bediiyât ve Esatir” öğretmeni olarak tayin edilir (1920) ve bu görevi ömrünün sonuna kadar devam eder. Seyahati çok seven bir kişiliğe sahiptir. Seyahatlerindeki izlenimleri “Frankfurt Seyahatnamesi”nde toplanır.
   “ Bir şair kendi ritmini kendi getiren adamdır. Başkalarını aletiyle şarkı söyleyip çalgı çalan adama nihayet bir virtüöz derler. Halbuki şiirde virtuosite yoktur ve virtüözlerden, mükemmel bir çalgıcı da olsalar, kendilerine paye verilerek hiçbir yerde bahsedilmez, ancak onlara ücretle, şurada burada iş gördürürler.” diyen Haşim taklitçilikten nefret eder. 


MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ
Rıza Tevfik Bölükbaşı: Hece vezninin kabulünü ve yayılmasını sağlayan çok güzel şiirler yazmıştır. Sevr anlaşmasını imzalayan heyette bulunan şair, Milli Mücadeleye karşı olan faaliyetleri yüzünden Yüzellilikler listesine dahil edilmiştir. Şiirlerini “Serab- Ömrüm”de toplamıştır. Şair tekke şiiriyle de ilgilenmiştir.

Yahya Kemal Beyatlı: Behçet Kemal Çağlar’ın “Son yarım asır içinde şiir yazıp da onun etkisi altında kalmadığını iddia edenler, o mâhilerdir ki derya içredir, deryayı bilmezler.” demesi yerindedir. Şairimiz şiirinde mükemmelliği aramış, şiirde ‘ses’i her şeyden üstün tutmuştur. Şiir ile ses arasında kurduğu bağı ömür boyu devam ettirmiştir. Şiirde geleneğin önemini ve ondan nasıl yararlanılacağını; vatan, tarih, millet gerçeklerinin kültür ve sanattaki tezahürlerini göstermiştir
Logged

Aşk namazının abdesti kanla alınır.
göçebe
Sürekli Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Temmuz 02, 2009, 11:00:45 ÖÖ »

CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI

I) ŞİİR
a) Memleket Edebiyatı:
I.   Konu memlekettir.
II.  Lirizmden ziyade didaktik özellikte şiirler yazılmıştır.
III. Ton hitabete kaçar.
IV.  Dil sadedir, halk dili, mahalli söyleyişler, hatta argo şiire girer.
V.   İşlenen konulara uygun olarak memleket, köy, kır, anadolu ön plandadır.
VI. Şiirlerini milli ölçümüz hece ölçüsüyle yazmışlardır.
VII. Duygu, hayalden ziyade gerçeklere, gördüklerini aktarmaya yönelik bir şiirdir.
VIII. Halk sanatımızı, ister istemez çağdaş kültürün sağladığı kolaylıklara göre onaracağız. Başıboş ırmaklarımız, yeraltında sessiz sedasız nefes alan adını bilmediğimiz çeşitli cevherlerimiz gibi yüzde yüz bizim olan ne varsa, hepsine birer birer çekidüzen vereceğiz… Halk sanatımız büyük aydınlarımızı ömürleri boyunca oyalayabilecek bir kaynak kesilecek. Çağdaş kültürün bütün kolların faydalanan bir halk sanatı ister istemez bir çırpıda dünya çapında olacak. Öyle bir ağaç ki, dalları ve yaprakları aydın kafalardan örülmüş. Köklerini de derinlemesine halk içerisine salmış, işte hiçbir zaman sırtı yere gelmeyecek sanat ağacı.
IX.   “Güzel faydalı olabilir, faydalı olmak güzelin gücünü eksiltmez” derken de bütün halk sanatlarımızda işe yarar eşyaların hepsinin süslendiğini farkındadır. Yazmalar, türküler ve bunlarla dile gelen hayat ve duygular, ilhamın asıl kaynağını oluşturur
X.    Hamasete kaçan şiirler yazan isimler: Orhan Şaik Gökyay, Hüseyin Nihal Atsız, Behçet Kemal Çağlar, Arif Nihat Asya


    BEŞ HECECİLER.

    Faruk Nafiz Çamlıbel:
“Sanat” adlı şiirinde, Anadolu’nun henüz keşfedilmemiş, gizli hazinesinde bütün sanatları besleyecek bereketli kaynaklar olduğuna inanır. “Han Duvarları” adlı şiirinde Anadolu’da yaşayan insanlar ve onların estetiği şiirde belli başlı anlatılanlardır. Faruk Nafiz’in ilk devresi Servetifünun şiirinin taklididir. 1960-1972 yıllarında, şair geçirdiği hazin tecrübeleri “Zindan Duvarları”nda dile getirir.

Yusuf Ziya Ortaç: Kültürümüzdeki etkisi uzun yıllar başarıyla çıkardığı “Akbaba” adlı mizah dergisiyledir

Halit Fahri Ozansoy: Şiirlerini Paravan, Balkonda Saatler, Sulara Dalan Gözler, Hep Onun İçin, Sonsuz Geceler Ötesinde adlı şiir kitaplarında toplamıştır

Enis Behiç Koryürek:

Orhan Seyfi Orhon:

Ahmet Kutsi Tecer:
 “Ülkü” dergisinin idaresini üstlenmesinden sonra folklora büyük önem verir. “Nerdesin” adlı şiiri hala kulaklarımızın pasını almaktadır. Halkçı şairler tek bir kaynak gösterir: Ülkenin kaynakları. Aşık Veysel Şatıroğlu’nun kaşifidir.

Kemalettin Kamu: Ben gurbette değilim
 Gurbet benim içimde” diyen, gurbet şairi olarak tanınan şairin birçok şiirinin konusunu vatan sevgisi, köyünde, gurbette, siperde olan Mehmetçik teşkil eder.Şairimiz sade ve temiz dili ile Memleket Edebiyatı’nın önde gelen lirik şairleri arasındadır.

Behçet Kemal Çağlar: Memleket şairlerinin bazılarında hamasi tarafı ağır basar.Onlardan birisi de Çağlar’dır. Milli ülküye, Atatürk’e bağlılığını taşkın bir ifade ile dile getirmiş, birçok şaire örnek olmuştur. Şiir kabiliyeti kısıtlıdır. Onda “kahramanlık kültü” hakimdir. Atatürk ve Türk tarihini başlangıcından itibaren kahramanları şiirlerinde birleştirir. “Onuncu Yıl Marşı”nın şairlerinden biridir.

Orhan Şaik Gökyay
Zeki Ömer Defne
Arif Nihat Asya:
Ey! Mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü/ Kız kardeşimin gelinliği/ Şehidimin son örtüsü”
dizeleriyle zihinlerimizde yer edinen, şiirlerinde “bayrak”ı hamasi bir üslupla işleyen şairimizdir. Peygambere yazdığı meşhur  bir natı vardır.

Ali Mümtaz Arolat:
“Bir Gemi Yelken Açtı” İle Cumhuriyet devrinde bazen romantik bir şekle bürünen memleketçi şiir cereyanının yanı sıra, onun kadar değilse bile oldukça mühim bir yer tutan ‘imajist ve sembolist’ akımın tesirindedir.


   Not: Salih Zeki Aktay, Ali Mümtaz Arolat, Mustafa Seyit Sütüven adlı şairler edebiyatımızda Yunan mitolojisini işleyen isimlerdir.
Logged

Aşk namazının abdesti kanla alınır.
göçebe
Sürekli Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Temmuz 02, 2009, 11:01:47 ÖÖ »

b) Öz Şiir

1. Yedi Meşaleciler:
Cumhuriyet devrinde “Sanat sanat içindir” diye ortaya çıkan ilk gruptur.  Bu küme artık Ayşe Fatma edebiyatından bıktıklarını ilan ediyordu.
   Biz, her şeyden evvel duygularımızı başkalarının manevi yardımına muhtaç kalmadan ifade etmeye çalıştık. Yazılarımızı tedkik ediniz; kendi dar hususiyetimize ne kadar az yer verdiğimizi göreceksiniz. Hem artık bugünkü nesil hislerin aynen terennümünden zevk almıyor. Mesela ıstırabı niçin bir kahkaha şeklinde anlatmayalım? Bazen öyle tebessümler vardır ki en derin hıçkırıklardan fazla elem ifade eder.

 Muaamer Lutfi topluluğun dağılmasından sonra bütünüyle edebiyat dünyasından uzaklaşmıştır.
 Vasfi Mahir Kocatürk, asıl çalışmalarını edebiyat tarihi ve incelemesine ayırmıştır.
Cevdet Kudret Solok, Karagöz hakkında hazırladığı psiko-sosyolojik inceleme bugün de değerini koruyan, henüz aşılmamış tahlili bir eserdir.
Ziya Osman Saba, grubun şiire en sadık şahsiyetidir. Özellikle ev içi şiirleriyle kendisinden daha kabiliyetli bir başka şaire-Behçet Necatigil- örnek olmuştur. .
  Behçet Necatigil,Saba için şöyle der:
“ Ölümü, içinde küçükten beslediği için dehşete düşmeden, irkilmeden, tam bir iman ve teslimiyetle, özleyerek beklemiş tek şairimizdir. Tanrı’ya bu şekilde bağlılığı, onu beyazın hayranı yaptı. Şiirlerinde kir yoktur, leke yoktur. Katıksız, arı, duru, dünya kirlerinden uzak, temzi şiirlerdir bunlar; hatıralara vefası, sevgileri gibi temizdi.”
Sebil ve Güvercinler, Geçen Zaman, Nefes Almak adlı kitaplarda şiirlerini toplamıştır

 Yaşar Nabi Nayır, 1933 yılında çıkarmaya başladığı “Varlık” dergisini ömür boyu devam ettirmiştir. Bu derginin Türk edebiyatının gelişmesinde, yeni kabiliyetlerin tanıtılmasında önemli bir yeri vardır



2. Müstakil Şahsiyetler:

Necati Cumalı:
Şair özellikle yaşantı şiirleriyle dikkati çeker. Küçük hikaye ve şiirde başarılıdır. Şair tanıdığı köylüleri ve çiftçileri, hem hikayelerinde hem de şiirlerinde anlatmıştır. Halk Edebiyatına ait bir türün, ağıtın, modern şiir ve güncel köy dertlerini anlatmak amacıyla kullanıldığı güzel bir şiirdir “Karakol”.


Fazıl Hüsnü Dağlarca:
“Türkçem benim ses bayrağım” diyen şair, bu bayrağı çok geniş bir şiir dünyasında dolaştırır. Hayat ile ölüm arasındaki trajik durumun fertlerin davranışlarına yansımasını çok iyi yakalayan şair, vatan sevgisi ve savunmasını da ölümsüz masallar haline getirir.Üç Şehitler Destanı bu şairimize aittir.

Cahit Sıtkı Tarancı:
Yaşama sevinci denince ilk akla gelen şairimizdir.”Gün eksilmesin penceremden” dizesini duymayan yoktur.Fransız şiirinden olduğu kadar, kendi şiir geleneklerimizden de bol bol yararlanarak, kendine has, son derecede şahsi bir şiir vücuda getirmiştir.  Şiirde “ses”e verdiği önem onu Yahya Kemal ve Ahmet Haşim ‘e bağlar.

.

   Ahmet Muhip Dıranas:
Dönemin tüm ideolojik gelgitleri, sarsıntıları, arayışları şiirine sinmiştir denebilir. Halkçılık ve folklorla flört halindeyse de metafizik sorunlarla da flört halindedir, dahası bu iki tavır arasında bir dolayım yoktur. “Fahriye Abla” şiirinin ulaştığı popülerlik  Garip şiirindekiyle eşittir.


Mistik Şairler

Asaf Halet Çelebi:
Şairi bir veli gibi değerlendirmiştir. Mistik duyuş şairde çok çarpıcı olarak görülür.  Mehmet Kaplan Asaf Halet’in görünenin ardındaki görünmeyeni hissettirme amacını taşıdığını söyler.  Şiir cereyanlarını reddeden şair, “Saf şiir parçalanamayan bir tek kelime halinde ona bir şey ilave ede-bilmeye ne de ondan bir şey eksiltmeye imkan kalır.” diyerek şiirin bütünlüğüne dikkat çeker.Çelebi’yi sese verdiği önemle klasik şiirimize bağlamak mümkündür. Hurufilik, Melamilik söylemleriyle de şiirini zenginleştirmiştir.

   Necip Fazıl Kısakürek
   Ahmet Hamdi Tanpınar:
Tanpınar başlangıçta aruzu kullanmasına rağmen, sonraları hece veznine geçmiştir. Folklordan daima uzak kalmıştır.  Hayat karşısında pasif tutumu, sevdiği kelime ile “eşik”te oluşu, Tanpınar’da rüya ve hayal ile gerçeğin karışmasına yol açar. Yahya Kemal ve Valery’den aldığı anlayışla daima “mükemmel”in peşindedir. varlığın sırlarını sembollerle anlatır

c) Garip Hareketi
    Orhan Veli Kanık
    Oktay Rıfat Horozcu
    Melih Cevdet Anday
ç) Hisar Gurubu
  Mehmet Çınarlı
  İlhan Geçer
  Munis Faik Ozansoy
  Mustafa Necati Karaer
  Yavuz Bülent Bakiler           
d)Toplumcu Serbest Şiir
   Nazım Hikmet Ran:
Edebiyatımızda Marksist felsefeyi savunan, Anadolu toprağının makine medeniyetine hasretini dile getiren, getirdiği şiir anlayışıyla serbest nazmın yaygınlaşmasına yol açan şairdir.
   Nazım Hikmet’in şiirlerinde modern şiirin çeşitli unsurları yer alır. Türkçe kelimelerin ahenginden yararlanmasını bilen şair, harfleri büyük küçük kullanmasındaki değişikliklerle, satır uzunluklarının ve dizilişlerinin dalgalanmasıyla, kelimenin etkisini ve yankısını belirtmek ister gibi bazı harfleri birçok defa tekrarlamasıyla bu şiirin şekille ilgili değişikliklerini de gösterir. Fütürizmin derin etkisi altında olan şair, şiirlerinde aktardığı düşüncelerle kimi gruplarca yerden yere vurul-muş, kimilerince de baş üstünde tutulmuştur.
e) İkinci Yeni
    Cemal Süreya
    Edip Cansever
    İlhan Berk
    Turgut Uyar
    Ece Ayhan
    Ülkü Tamer
    Sezai Karakoç
f) İkinci Yeni Sonrası
    İsmet Özel
    Süreyya Berfe
    Nihat Berham
   Ataol Behramoğlu
   Refik Durbaş
Logged

Aşk namazının abdesti kanla alınır.
göçebe
Sürekli Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Temmuz 02, 2009, 11:02:43 ÖÖ »

II. ROMAN-HİKAYE

1.Milli Edebiyat Zevk ve Anlayışını Sürdürenler

  Realist roman tekniğinden faydalanılmıştır. Bu anlayışı sürdüren roman ve hikayelerde I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele dönemi, bu dönemden sonra Atatürk ilke ve inkılaplarının Anadolu’ya benimsetilmesi ile ilgili konular işlenmiştir. Halkın ve Anadolu insanının yaşama tarzı konu edilmiş, yanlış batılılaşmanın getirdiği ahlak bozuklukları, geri kalmış halk arasındaki hurafeler, halk-aydın ilişkisi ele alınmıştır. Tanzimat’tan beri eserlerde yer bulan doğu- batı çatışması işlenmeye devam etmiştir.
   Bu anlayışı sürdüren romanları konularına göre şu alt başlıklarla ele almak mümkündür:
  *Siyasi ve Sosyal Olaylara Doğrudan Yer Veren Eserler: Sinekli Bakkal, Halide Edip Adıvar; Bir Sürgün, Hüküm Gecesi, Kiralık Konak, Sodom ve Gomore, Yakup Kadri Karaosmanoğlu; Üç İstanbul, Mithat Cemal Kuntay; Gizli El, Reşat Nuri; İstanbul’un Bir Yüzü, Refik Halit Karay; Sözde Kızlar, Mahşer, Peyami Safa.
   *Anadolu’yu işleyen Eserler: Yeşil Gece, Çalıkuşu, Reşat Nuri; Vurun Kahpeye, Ateşten Gömlek, Halide Edip Adıvar; Yaban, Ankara, Yakup Kadri.
   *Aşk romanları: Reşat Nuri, Akşam Güneşi.


2. Toplumcu Gerçekçi Yazarlar

   Başlangıçta Sabahattin Ali ve Sadri Ertem’in eserleriyle ortaya çıkan ve esasen Anadolu köy ve kasabalarının sorun-larını anlatan toplumcu-gerçekçi roman ve hikaye 1930’ların sonunda Kemal Bilbaşar ve Samim Kocagöz gibi yazarlarla alanını genişletmiştir. 1950’den sonra köy enstitüsü çıkışlı yazarlarla yaygınlaşan “köy romanı” bu dönemden sonra sosyalist düşüncenin etkisiyle ideolojik bir yön kazanarak gelişmeye devam etmiştir. Bu etki 1960’lı ve 1970’li yıllarda da devam etmiştir.
   Yazarlar özellikle köylerdeki toprak kavgaları, ağa-köylü, zengin-fakir, güçlü-güçsüz, öğretmen-imam çatışması, köyden kente göç ve sonuçları, dar gelirlinin sorunları ve geçim mücadelesi gibi konuları işlemişlerdir.
   Bu anlayışta eser veren başlıca yazarlar ise şunlardır: Sabahattin Ali, Sadri Ertem, Samim Kocagöz, Kemal Bilbaşar, Orhan Kemal, Kemal Tahir, Yaşar Kemal, Fakir Baykurt, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz.
   Realizm ve naturalizm akımlarının etkisinde kalan bu yazar-lar yapıtlarını konuşma diliyle yazmış, kahramanlarını bölge-sel ağızlarına göre konuşturmuş, güçlü tasvirler yapmışlardır.
Özellikle Batı Anadolu köylerindeki sorunları anlatan Samim Kocagöz’ün eserlerinin yanında Kemal Bilbaşar’ın Doğu Anadolu’daki ağa-köylü mücadelesini aşk ekseninde anlattığı “Cemo” adlı romanı da önemlidir.

● Sabahattin Ali  1907-1948
Maupassant tarzı öyküleriyle ve özellikle “Kuyucaklı Yusuf” adlı romanıyla tanınmıştır. Eserlerinde aşk teması etrafında güçlü-güçsüz, ezen-ezilen çatışmasını anlatarak okuru bilinç-lendirmeye çalışmıştır.İlk toplumsal gerçekçi öyküleri "Resimli Ay" dergisinde yayınlandı. Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırdı. Konularını toplumsal eşitsizliklerden aldı. Ezilen insanların acılarını, sömürülmele-rini dile getirdi. Aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirdi. 1937'de yayınlanan "Kuyucaklı Yusuf" romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Öykülerinde, tanımlamakta güçlük çekti-ğimiz kimi duyguları ustalıkla anlatır. İnsanın zavallılığını ve gücünü aynı sarsılmaz üslupla, zaman zaman masalsı ve destansı bir biçimde yansıtmayı başardı. 1946'da işsiz kaldığı dönemde Aziz Nesin'le birlikte "Marko Paşa" dergisini çıkar-maya başladı. Birçok defa hapse düştü. Eserleri:

Şiir: Dağlar ve Rüzgar.
Öykü: Değirmen, Kağnı, Ses, Sırça Köşk, Yeni Dünya, Tırpan
Roman: Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan, Kürk Mantolu Madonna

● Orhan Kemal (1914-1970)
    Eselerinde hızlı bir olay akışı ve devingenliğin yanı sıra "diyaloglara" ağırlık verdiği dikkat çeker. Halk hikayeciliğinin anlatım özellikleri görülür. Kahramanlarını konuştururken şive taklitlerine başvurur. Sanatının olgun döneminde daha çok Adana yöresindeki toprak ve fabrika işçilerini konu aldı. Çukurova'nın toplumsal ekonomik yapısındaki değişimin yöre halkı üzerindeki etkilerini inceledi. Kahramanları:işçi, ırgat, mahpus, gardiyan, bekçi, çöpçü…
   “Baba Evi, Avare Yıllar, Cemile” adlı eserleri kendi haya-tından alınmadır. “Murtaza” Yanyalı bir göçmendir. Görevine düşkünlüğü işçilerin düşman olmasına sebep olmuştur. “Bereketli Toprak Üzerinde” Üç köylü işçisi iş bulmak için Çukurova’ya giderler. Üçü de vasıfsız işçidir. Ufak hayalleri vardır ancak biri iş kazasında ölür, biri veremden ölür. Hayallerini gerçekleştiren İflahsızın Yusuf’tur. “Eskicinin Oğulları”nda taşrada büyük bir evin çözülmesini işler. “Ekmek Kavgası, Grev, Çamaşırcının Kızı” adlı hikayeleri vardır.

● Yaşar Kemal  1922-…
Irgatlık, amelebaşılık, pirinç tarlalarında su bekçiliği, öğret-menlik, arzuhalcilik, kütüphane memurluğu yaptı. 1950’de komünizm propagandası suçlamasıyla tutuklandı. 1951’de cezaevinden çıktıktan sonra İstanbul’a yerleşti. Cumhuriyet Gazetesi’nde fıkra-röportaj yazarlığı yapmaya başladı. 1962’ de Türkiye İşçi Partisi Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi. 1963’ ten sonra gazeteciliği bırakıp kendini tümüyle kitaplarına ver-di. Yapıtlarında Torosları, Çukurova’yı, Çukurova insanının acı yaşamını, ezilişini, sömürülüşünü, kan davasını, ağalık ile toprak sorununu çarpıcı bir biçimde ortaya koyar. Anadolu folklorundan,nefsane ve halk hikayelerinden yararlanmıştır. Temiz, duru, şiirsel bir dili vardır. Birçok ödül almıştır.
Eserleri: İnce Memed, Yer Demir Gök Bakır, Ortadirek, Yusufçuk Yusuf, Ağrı Dağı Efsanesi.

● Kemal Tahir     1910-1973
   İlk dönem romanlarında gerçekçi bir yaklaşımla köy-kent sorunlarına, hapishane yaşamına yer veren yazar daha sonraki yıllarda tarihsel ve siyasal içerikteki romanlarıyla tanınmıştır. Yazar, tasvir ettiği insanın sadece hayvani ihtiyaçlarını görür ve anlatırken onları insan kılan özelliklerini fark etmez. Dinle uğraşanlar hem hem bedenen hem de ruhen çürüktürler. Yazar, Osmanlı’yı yüceltmek amacıyla tarihi gerçekleri de saptırmaktan geri kalmaz.
   Esir Şehrin İnsanları" mütareke dönemi İstanbul'unu anlatır. "Devlet Ana"da, kuruluş sürecindeki Osmanlı toplumu ve yönetim sistemini, "Kurt Kanunu"da Atatürk'e karşı düzenlen-mek istenen İzmir suikastini, "Rahmet Yolları Kesti" ve "Yedi Çınar Yaylası"nda ağalık kurumu ve eşkıyalık olgusunu ince-ledi. "Yorgun Savaşçı"da Anadolu'daki başsız, öndersiz ulusal güçlerin birleşip Ulusal Kurtuluş Savaşı'na başlama-sına kadar geçen dönemi anlattı. "Bozkırdaki Çekirdek"te de köy enstitüleri üzerinde durdu. Kemal Tahir'in düşüncelerin-deki çıkış noktası Marksist görüş ile Türkiye gerçeği arasındaki bağlantı sorunuydu.

● Fakir Baykurt    1929-1999
“Köy romanı”nın önde gelen ismidir. Köy enstitülü bir yazar olarak soyalist-gerçekçi bir çizgide köyü ve köylüyü, gurbetçilerin yaşamını oldukça canlı bir şekilde anlatan yazarın öykülerinin yanı sıra özellikle Yılanların Öcü, Kaplumbağalar, Tırpan, Koca Ren ve Yüksek Fırtınalar adlı romanları ünlüdür. Ona göre öykü, "yazıldığı dönemin tarihsel, toplumsal renklerini, özelliklerini içermeli az da olsa belge işlevi yüklenmelidir." İlk öykü kitabı "Çilli"den başlayarak öykülerinde kesitleri değil geniş açılımları, bir anın olayını değil geniş dönemlerin olaylarını işledi. Romanlarında Türkiye'deki köylü yaşamını halkçı ve devrimci bir bakış açısıyla ele aldı. Köylünün bilinci ve bilinçaltındaki istekleri, tepkileri, çelişkileri yansıttı. 1950-1970 döneminde etkili olan "köy edebiyatı hareketi"nin önde gelen temsilcisi oldu.

● Sadri Ertem: 1900-1943. Çıkrıklar Durunca, Bacayı İndir Bacayı Kaldır.
● Samim Kocagöz: 1916-1993. Kalpaklılar ve Doludizgin romanları milli mücadeleyi anlatır.
● Talip Apaydın: Toz Duman İçinde, Vatan Dediler, Köylüler.
● Faik Baysal: Rezil Dünya, Drina’da Son Gün, Sarduvan.
● Rıfat Ilgaz: Mizah yazarıdır. Öykü başta olmak üzere şiir, roman, piyes türlerinde eserler vermiştir. Toplumsal sorunları güldürü öğesiyle birlikte vermiştir. Özellikle “roman-öykü-oyun” öğelerinin kaynaştığı karma bir türün temsilcisi olmuştur. Ünlü eseri “Hababam Sınıfı” böyledir. Bizim Koğuş, Kesmeli Bunları, Çalış Osman Çiftlik Senin, Radarın Anahtarı diğer önemli eserleridir.
● Aziz Nesin: Mizah yazarıdır. Yalın bir dille toplumdaki aksayan yönleri, yergiye elverişli tarafları abartılı tiplerle ironik bir şekilde anlatan roman, hikaye ve oyunları ile tanınır.
Eserleri: Vatan Sağolsun, Tatlı Betüş, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz, Kadın Olan Erkek (roman) İt Kuyruğu, Fil Hamdi, Büyük Grev, Yaşasın Memleket (öykü)

Logged

Aşk namazının abdesti kanla alınır.
göçebe
Sürekli Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : Temmuz 02, 2009, 11:03:16 ÖÖ »

3. Bireyin iç Dünyasını Ele Alan Eserler

Toplumcu gerçekçilerden farklı olarak insan gerçekliğini toplumsal yönüyle değil; psikolojik yönüyle anlatma gayreti içine girmişlerdir. Olaylardan ve insanlardan hareketle bireyin iç dünyasını anlatmışlardır. Toplumda bireyin yabancılaş-masını anlatırken bunun sosyo-ekonomik yönünden çok bireyin ruh durumunu analiz etmeye çalışmışlardır. Psikolojik roman ve öyküde yazarın dikkati, bireyin iç dönüşümlerine ve manevi olarak yeniden doğuşuna yönelmiştir. Bu yüzden olay örgüsüne bağlı merak unsuru ikinci planda kalmış bireyin ruh hali ve iç çatışmaları gerçekçi psikolojik tasvirlerle verilmiştir. Bu gruptaki yazarlar eserlerinde özellikle iç konuşma, bilinç akımı gibi teknikleri kullanırlar. Başlıca temsilcileri: Abdulhak Şinasi Hisar, Ahmet Hamdi Tanpınar, Peyami Safa, Mustafa Kutlu, Tarık Buğra, Samiha Ayverdi...

● Peyami Safa  1899-1961
Bir gazeteci olarak kuvvetli bir polemikçidir. Hayatını kazanmak için yazdığı eserlerinde Server Bedi takma adını kullanmıştır. Eserlerinde insan psikolojisini derinlemesine işlemiştir. Eserlerinde yoğun bir sosyal tenkit bulunur. Dili sade ve anlaşılırdır. “Sözde Kızlar” ilk romanıdır. Süngülerin Gölgesinde ve Biz İnsanlar milli mücadeleyi anlattığı eserlerdir. Fatih-Harbiye’de doğu batı çatışmasını işler. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, edebiyatımızda batılı manada ilk psikolojik eserdir. Matmazel Noralya’nın Koltuğu, Yalnızız, Canan adlı romanları vardır.

● Tarık Buğra   1918-1994
“Oğlumuz adlı hikayesiyle Cumhuriyet gazetesinin hikaye yarışmasında ikinciliği kazanmıştır. Yarın Diye Bir Şey Yoktur, İki Uyku Arasında diğer hikaye kitaplarıdır. Küçük Ağa’da milli mücadele dönemi Akşehir’ini anlatır. Bu eserin kahramanları İstanbullu Hoca, Çolak Salih, Ali Emmi, Emine’dir.Osmancık’ta Osmanlı devletinin kuruluşunu anlatır. Gençliğim Eyvah ve Dünyanın En Pis Sokağı adlı eserlerinde Türk gençliğini birbirine düşüren tahrikleri anlatmayı amaçlamıştır. Yağmur Beklerken’de Serbest Fıkra’yı anlatır. Firavun’un İmanı adlı romanı,Sakarya Meydan Muharebesi sonrasında Kurtuluş Savaşı’nın seyrini anlattığı romanıdır. “İbiş’in Rüyası” adlı romanı bir sanatçının iç dünyasını anlatması bakımından önemlidir. Dönemeçte romanlarıyla Ayakta durmak İstiyorum adlı oyunları vardır.

● Abdulhak Şinasi Hisar  1888-1963
Eserlerinde hep İstanbul’dan bahseder. Anı zenginliğine sahiptir. Dili anlaşılırdır. “Fehim Bey ve Biz” adlı romanı hem kişisel hem toplumsal nedenlerden dolayı gerçekle ilişkisi hastalıklı hale gelen bunalımlı bireyi anlatan bir eserdir. Boğaziçi Mehtapları, Boğaziçi Yalıları adlı anı türünde eserleri vardır.

● Mustafa Kutlu   1947-…
Son otuz yılın en önemli öykü yazarlarından olan M. Kutlu, hikayedeki yeni biçim ve üslup denemeleriyle dikkat çekmiştir. “Uzun hikaye” tarzını geliştiren yazar eserlerinde insanın derinliğine yönelmiş; rüya ile gerçek arasında geçmişi arayan, zamanı ve eşyayı sorgulayan bir bireyi anlatmıştır. Canlı diyaloglar, iç konuşmalar, yerel sözcükler ve geleneksel anlatı unsurları yazarın üslubunu ilgi çekici hale getirmiştir. Hareket ve Dergâh dergileriyle, Türk Dili Edebiyatı Ansiklopedisi'nin yayın faaliyetlerini yürüttü. Senaryolar yazdı. Kanal 7’de sohbet programları yaptı.
Eserleri: Yoksulluk İçimizde, Hüzün ve Tesadüf, Ya Tahammül Ya Sefer.

● Samiha Ayverdi: Eserlerinde özellikle geçmiş- şimdi çatışması, Batılılaşma ile birlikte meydana gelen değişimin aileyi olumsuz etkilemesi bireyin iç dünyasından hareketle verilir. İnsanı anlatırken özellikle onun yücelerek ilahi aşka yönelmesi ve insan-ı kamil olması üzerinde durulur.
Eserleri: İbrahim Efendi Konağı, Aşk Bu İmiş, Son Menzil.

● Ahmet Hamdi Tanpınar
● Necip Fazıl Kısakürek


4. Modernizmi Esas alan Eserler

Modernizm, geleneksel olanı yeni olana tabi kılma tavrı, yerleşik ve alışılmış olanı yeni ortaya çıkana uydurma eğilimi olarak tanımlanabilir. Modernizmle birlikte özellikle gerçeklerin göründükleri gibi olmadığı, yerleşik kurallara ve toplumun bayağılığına isyan düşüncesi ağırlık kazanmıştır.
Modernizmi esas alan eserlerde geleneksel anlatım ve yapı reddedilmiştir. Alegorik anlatıma önem verilmiş; duygu, düşünce ve davranışlarıyla insanın karmaşık bir varlık olduğu kabul edilmiştir. Bireyin hayatının huzursuzluk üzerine kurulduğu düşünülmüş, kişinin bunalımlarına ve toplumla çatışmalarına yer verilmiştir. Ayrıca roman ve hikayelerde çağrışıma çok yer verilmiş, şiirsel bir anlatım benimsenmiştir.
Modernist yazarların temsilciliğini F. Kafka, A. Camus, J. P. Sartre’ın yaptığı varoluşçuluktan etkilendikleri görülür. Bu akım bireyin kendi özünü bulması gerektiğini, hür olmanın son derece önemli olduğunu, kişinin geleceğini kendisinin verdiği kararların oluşturduğunu ve bu yüzden bireyin kendini sorgulaması gerektiğini savunur. Burjuva toplumuna karşı isyancı yaklaşımı destekleyen varoluşçuluk, eserlerde özellikle küçük burjuva aydınının ruhsal bunalımlarının işlenmesine neden olmuştur. Modernist edebiyat bu yüzden “bunalım edebiyatı” olarak da adlandırılmıştır.
Sait Faik, Oğuz Atay, Orhan Pamuk, Haldun Taner, Yusuf Atılgan, Bilge Karasu, Nezihe Meriç, Attila İlhan, Adalet Ağaoğlu, Ferit Edgü, Rasim Özdenören, Füruzan, Alev Alatlı, Ahmet Altan, İhsan Oktay Anar…

● Sait Faik Abasıyanık 1906-1954
   İlk hikaye kitabı “Semaver”den sonra 1948’den sonraki eserlerinde bireye ve onun iç dünyasına eğilmiştir. Özellikle “Alemdağda Var Bir Yılan” adlı eseri gerçeküstücü özellikler taşıyan öykü kitaplarından biridir. Eserlerinde küçük ve sıradan insanların yaşamını, ada ve deniz insanlarını, tabiat güzelliklerini anlatmıştır. Konu ve olaydan çok yaşanan anları aktarmaya önem verir.
    Diğer eserleri: Sarnıç, Son Kuşlar, Mahalle Kahvesi, Havada Bulut, Şahmerdan
Not: Çehov tarzı öykücülüyle Sait Faik’i müjdeleyen isim Memduh Şevket Esendal’ı da unutmamak gerekir.(Ayaşlı ve Kiracıları, Mendil Altında, Vassaf Bey, Otlakçı, Miras )

● Oğuz Atay: İlk romanı "Tutunamayanlar"da küçük burjuva dünyasına ironiyle yaklaştı. Kitapta olaylar, küçük burjuva dünyasının değerlerinden ölümüne nefret eden bir gencin, kendisini öldürmesiyle noktalanır. Bu eserinde yenilikçi ve çağdaş Batı romanının bazı tekniklerinden ustaca yararlandı. İç konuşma, bilinç akışı, düşler ve değişik söylemlerden oluşan metinler düzleminde karmaşık bir gerçeklik kurdu. Romanın içinde dağılmış ayrıntı, gözlem ve çağrışımlar, bütüne egemen olan bilinçli bir kurgunun öğeleridir. Öykü kitapları “Tehlikeli Oyunlar” ve "Korkuyu Beklerken"de de psikolojik çözümlemelere ağırlık verdi. “Bir Bilim Adamının Romanı” adlı eserinde ise Prof. Dr. Mustafa İnan’ın hayatını anlattı.

● Orhan Pamuk: İlk romanı Cevdet Bey ve Oğulları‘nda Orhan Pamuk Nişantaşı'nda yaşayan bir ailenin üç kuşak boyunca yaşadıklarını bir tarihsel kurgu içerisinde ele aldı. Tüccar Cevdet Bey'den başlayarak torunlarına uzanan üç kuşağın yaşadıkları, batılılaşma gayretleri, İstanbul yaşamı... Nişantaşı'nın burjuvadan bir ailesinin düşünceleri, yaşam biçimi romanda değerlendirilmiştir.
     Yazarın ikinci kitabı Sessiz Ev ismini taşıyor. Sessiz Ev dikkatli okunduğunda Cevdet Bey ve Oğulları romanının bir devamı olarak görülebilir. Kitaptaki olayların akışı Cevdet Bey ve Oğulları ile örtüşmektedir. Yine bir postmodern toplum yapısı çizen Pamuk bu kitabında da bir ailenin yaşamını ve düşüncelerini kendine özgü melankolik üslubuyla anlattı.
Pamuk'un tarihi romancılığa ve Benim Adım Kırmızı kitabına adımı sayılan ilk tarihi romanı Beyaz Kale ile geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı. Osmanlı döneminde geçen kitapta 17. yüzyılda esir alınan bir Venedikli ile bir Osmanlı asilzadesinin arasındaki ilişkiler çok iyi bir kurgu ile anlatılır. Roman Türkiye'de olduğu gibi Avrupa'da da Pamuk romancılığının duyulmasını sağladı. Kitap taşıdığı tarihsel ve bilimsel incelemeleri ile de önemli bir adım atmıştır Orhan Pamuk'un romancılığında.
   Ve yazarın en önemli ve ünlü kitabı kabul edilen Kara Kitap. Kitabın gerek kurgusu gerekse konu anlatımı Orhan Pamuk romancılığında yeni bir boyut açtı. Postmodern romancılığı tarihsel romancılıkla kaynaştırmaya çalışan Pamuk kitabında İstanbul'a yer verdi yine. Şehirde yaşanan olayları kendi olay örgüsüyle dile getiren Pamuk’un bu romanı üzerine inceleme kitapları da yazıldı.
   Orhan Pamuk'un en çok popüler olan ve onu en tanınmış yazarlar kategorisine sokan kitabı şüphe yok ki 1995 yılında basımı yapılan Yeni Hayat'tır.
   Yazarın 1998 yılında çıkan kitabı Benim Adım Kırmızı adını taşımaktadır. Beyaz Kale gibi bir tarihi-polisiye roman özelliği taşıyan roman büyük ses getirdi. Kitabın kurgusu ve kahra-manlarının yaşadığı olayları anlatımdaki başarı Orhan Pamuk’un kitapları arasında ayrı bir yer kazandı. Yazar kitabında Osmanlı Hat sanatının inceliklerine de yer verdi.
Orhan Pamuk’un Kar isimli kitabı 2002 yılında yayınlandı. Bu romanında Pamuk İstanbul dışına adım attı ve kitabında Doğu illerine yer verdi. Kar kitabı, Pamuk’un politik bir romanı olarak tanımlanmaktadır. Pamuk’un diğer kitabı ise bir anı kitap özelliğini taşıyor. İstanbul (Hatıralar ve Şehir) kitabı ile Pamuk İstanbul’u ve çocukluğunda yaşadıklarını akıcı bir dille anlattı.
   2006 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü aldı. Son kitabı ise “Masumiyet Müzesi” adını taşır.

Yusuf Atılgan bir yalnızlığın bunalımlarını anlattığı “Anayurt Oteli” adlı eseri de Tutunamayanlar romanına teknik özellikleri yönüyle benzeyen bir eserdir. 1980’den sonra eser veren birçok yazar eserlerinde modernizmin etkisiyle yeni teknikleri kullanmışlardır. ”Bir Düğün Gecesi” adlı romanıyla Adalet Ağaoğlu’nu, fantastik bir özellik taşıyan “Kılavuz” adlı romanıyla Bilge Karasu’yu, dedektif romanının bir çeşit parodisi olan “Bir Cinayet Romanı” adlı eseriyle Pınar Kür’ü, “Alagün Çocukları” adlı romanıyla Nezihe Meriç’i, “Parasız Yatılı” adlı öykü kitabıyla Füruzan’ı Denize açılan Kapı ve Gül Yetiştiren Adam’la Rasim Özdenören’i sayabiliriz.

  Not: Bazı önemli eserler ve yazarları aşağıda verilmiştir.
Sabahattin Kudret Aksal: Gazoz Ağacı, Yaralı Hayvan.
Cengiz Dağcı: Korkunç Yıllar, Yurdunu Kaybeden İnsan, Onlar da İnsandı, Yoldaşlar.
Halikarnas Balıkçısı: Asıl adı Cevat Şakir Kabaağaçlıdır. Bodrum’a sürülmüş ve buraya yerleşmiştir. Hikaye ve romanlarında denizi işlemiştir. Mitolojiyi iyi bilen birisidir. Ege Kıyılarında, Merhaba Akdeniz, Aganta Burina Burinata, Uluç Reis, Turgut Reis,
Logged

Aşk namazının abdesti kanla alınır.
göçebe
Sürekli Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : Temmuz 02, 2009, 11:04:11 ÖÖ »

III. DENEME

● İsmail Habip Sevük: 1892-1954. Balıkesirde İzmir'e Doğru gazetesinde yazdı.Açıksöz gazetesi başyazarıydı. 1928'de önce Maarif, yeni harflerin kabulünden sonra Memleket dergisini çıkardı. 1934-1954 yılları arasında Cumhuriyet gazetesinde yazdı.ilk kez liseler için ders kitabı olarak hazır-ladığı "Türk Teceddüd edebiyatı tarihi,1925" kitabı ile geniş ilgi gören Sevük ;yazar ve şairlerin kişiliklerini ,eserlerini yer yer coşkun ve duygulu bir dille değerlendirdiği bu eseriyle çağının gençlerinde köklü bir edebiyat sevgisi uyandırdı .Tezatların şaşırtıcı havasından , ilginç kıyaslamalardan, orijinal buluşlardan, geniş tarih kültüründen beslenen anlatımı ile gezi türününde ilk güzel örneklerini verdi."Tuna'dan Batı'ya ,1935" ve "Yurttan yazılar,1943" . Onun bir büyük çalışması da , batı kültür ve sanatını oluşturan şair ve yazarların yaşamlarını ve sanatlarını ,Türk edebiyatı ile kıyaslayarak anlattığı "Avrupa Edebiyatı ve Biz"adlı iki büyük ciltlik eseri oldu.Atatürk'le ilgili anılarını "O Zamanlar,1936" Atatürk'ün kişiliğini ve devrimlerini değerlendiren yazılarını da "Atatürk için ,1939" adlı eserinde topladı.Bilgi ile sanatı ustaca kaynaştıran bir yazar olarak ün yaptı.

● Nurullah Ataç: 21 Ağustos 1898’de İstanbul Beylerbeyi'de doğdu. 1957’de Ankara'da yaşamını yitirdi. Türk edebiyatında modern anlamda deneme türünde ürün veren ilk yazar ve eleştirmen. Asıl ismi Ali Nurullah Ata. Öğretmen Mehmet Ata Bey'in oğlu. İlkokuldan sonra 4 yıl Mekteb-i Sultani'de öğre-nim gördü. Öğrenimini tamamlamak ve Fransızca öğrenmek için İsviçre'ye gitti. 1919'da Türkiye'ye döndü. Sınava girerek Darülfünun öğretmeni oldu. İstanbul'da Nişantaşı, Vefa, Üsküdar liseleri ile Adana Lisesi'nde Fransızca dersleri verdi. Ankara Orta Öğretim Mektebi, İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu, Gazi Terbiye Enstitüsü, Ankara Atatürk Lisesi'nde de öğretmenlik yaptı. Cumhurbaşkanlığı çevirmeni oldu. Emekliye ayrılana dek bu görevi sürdürdü. Yazmaya Yahya Kemal Beyatlı'nın yönettiği Dergâh dergisinde yayım-lanan şiir ve yazılarıyla başladı. Daha sonra yalnızca deneme ve eleştiri türünde ürünler verdi ve çeviriler yaptı. Eski Türk edebiyatı ile çağdaş Batı edebiyatını inceledi. Yeni bir kültür, edebiyat ve dil arayışı içinde oldu. Çoğulcu bir düşünce yapısına ulaşmak için Batı hümanizmi ve demokratikleşme sürecini sindirmek gerektiğini savundu. Türkiye'de ulusal benliği koruyan bir Batılılaşma modeli uygulanmasını önerdi. Eleştirmenin okura sezinleyemediği güzellikleri tanıtması gerektiğini savundu. Kendi türettiği sözcükleri, devrik tümceleri ve kendine özgü biçemiyle dili bir uygarlık sorunu olarak ele aldı. Batılılaşma, Divan şiiri, yeni şiir, eleştiri gibi çeşitli konularda, kişisel yönü ağır basan yazılarındaki kuşkucu ve cesur tavrıyla pek çok genç yazarı etkiledi.
Eserleri :Günlerin Getirdiği, Sözden Söze, Karalama Defteri, Ararken, Diyelim, Söz Arasında, Okuruma Mektuplar, Prospero ile Caliban, Söyleşiler, Günce I –II,  Dergilerde.

● Ahmet Haşim: Bize Göre, Gurabahane-i Laklakan.
● Ahmet Hamdi Tanpınar: Beş Şehir, Yaşadığım Gibi, Edebiyat Üzerine Makaleler.
● Cemil Meriç: Bu Ülke, Mağaradakiler, Umrandan Uygarlığa.
● Falih Rıfkı Atay: Eski Saat, Niçin Kurtulmak, Çile, İnanç, Pazar Konuşmaları, Kurtuluş, Bayrak
● Mehmet Kaplan: Büyük Türkiye Rüyası, Kültür ve Dil, Edebiyatımızın İçinden, Nesillerin Ruhu
● Suut Kemal Yetkin: Edebiyat Konuşmaları, Edebiyat Üzerine, Günlerin Götürdüğü.
● Nihat Sami Banarlı: Türkçe’nin Sırları
● Salah Birsel: Kendimle Konuşmalar, Salah Bey Tarihi, 1001 Gece Denemeleri
● Sabahattin Eyüboğlu: Mavi ve Kara (1961), Sanat Üstüne Denemeler (1974);
● Ruşen Eşref Ünaydın: Ayrılıklar, Boğaziçi Yakından, Diyorlar ki.
● Yakup Kadri Karaosmanoğlu: Erenlerin Bağından, Okun Ucundan, Ergenekon, Alp Dağlarından
● Hasan Ali Yücel: Türkçe’ye klasik eserlerin kazandırılmasında önemli bir rol oynamıştır.
● Sabahattin Eyuboğlu: Mavi ve Kara, Sanat Üzerinde Denemeler



IV. TİYATRO

   Cumhuriyetin ilânından günümüze kadar geçen döneme Cumhuriyet dönemi tiyatrosu diyoruz. Bu dönemde, Türk tiyatrosu, oyuncusunu, yazarını yetiştirir. Ankara'da da Devlet Konservatuvarının kurulmasıyla tiyatro, Anadolu'ya da açılır. Ancak günümüzde de bu açılımın yeterli olduğu söylenemez. Muhsin Ertuğrul, Cumhuriyet döneminde de olumlu çabala-rıyla tiyatronun her aşamasının öncüsü olmuştur.
   Millî Edebiyat dönemi tiyatro yazarlarından bir kısmı, Cumhuriyetin ilk yıllarında da eser vermeyi sürdürürler.
Cumhuriyet dönemi ve günümüz tiyatro eserlerinin oluşumuna baktığımızda, her oyunu bir etiketle belirleyip bunların yalnızca "o" olduğunu söylemek zordur. Trajik bir gelişim içinde gülünç olanı da görebiliyoruz. Modern trajedinin kahramanları artık krallar, prensler değil; günlük yaşam içinde pek göze batmayan sıradan insanlardır. Komedinin kahramanları arasında, krallarla soytarılar yan yana olabiliyor. Ayrıca dram türünün kapsamı da oldukça genişlemiştir.
   Bugün oyun yazarı, -türlerin tarihsel özünü korumakla birlikte- alışılagelmiş türlerin, yalnızca birinin içinde yer almayan oyunlar yazabiliyor.
   Cumhuriyet döneminde Faruk Nafiz Çamlıbel; Canavar, Akın, Özyurt, Kahraman gibi oyunlarıyla ilgi görür. Reşat Nuri Güntekin, Cumhuriyet sonrasında Hülleci, Tanrı Dağı Ziyafeti, Balıkesir Muhasebecisi adlı oyunlarını yazar.
   Cumhuriyet döneminin diğer tiyatro yazarları ise; Ahmet Kutsi Tecer, Cevat Fehmi Başkut, Necip Fazıl Kısakürek, Nazım Kurşunlu, Orhan Kemal, Oktay Rıfat, Haldun Taner, Aziz Nesin, Melih Cevdet Anday, Tarık Buğra, Necati Cumalı, Orhan Asena, Yaşar Kemal, Cahit Atay, Refik Erduran, Turgut Özakman, Güngör Dilmen, Turan Oflazoğlu, Vasıf Öngören ve Başar Sabuncu gibi isimlerdir.
   Özetleyecek olursak; Cumhuriyet dönemi tiyatromuzda her açıdan gelişmeler olmuştur. Bugün üniversitelerimizde de tiyatro kürsüleri (bölümleri) kurulmuştur. Başarılı çalışmalar yapılmaktadır.

● Muhsin Ertuğrul: 1892-1979. Hem tiyatro hem de sinema alanında Türkiye'de ilk önemli katkıları gerçekleştirendir. 1913'te Bursa'da Millet Tiyatrosu adıyla İsmail Galip Arcan, Behzad Butak ve Kemal Emin Bara ile kurduğu toplulukla çok sayıda yabancı oyunu sahneledi ve bu oyunlarda oynadı. Aynı yıl Şehzadebaşı'nda Ertuğrul Sineması'nı açtı. Muhsin Ertuğrul, çağdaş Batı Tiyatrosunu Türkiye'de kurumsallaş-tıran, 60 yıllık sanat yaşamı boyunca çağdaş tiyatro kültürünü tüm kurumlarıyla getiren ve uygulayan kişi olarak anılır.

● İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci: Bütün oyunları komedi ve vodvildir. En meşhur eseri Hisse-i Şayia’dır.
● Muhipzade Celal: Konularını Osmanlı’nın son zamanlarından almış ve sosyal bozuklukları teşhir etmiştir. Eserleri: Aynoroz Kadısı, İtaat İlamı.

● Haldun Taner: Kuvvetli bir sosyal tenkitçi ve hiciv yazarıdır. Öykülerinin arka planında da çoğunlukla İstanbul manzaraları oldu. Tiyatrodaki ilk eserlerinde dramatik türün başarılı örneklerini verdi. Ardından epik tiyatro denemelerine girişti. "Keşanlı Ali" adlı oyunu Türk Tiyatrosu’ndaki ilk epik tiyatro örneğidir.
Eserleri: Şişhaneye Yağmur Yağıyordu, Yaşasın Demokrasi, Onikiye Bir Var öyküleridir.
Günün adamı-Dışardakiler, Huzur Çıkmazı, Keşanlı Ali Destanı, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Zilli Zarife

● Orhan Asena: Oyunlarının hakim cephesi insanın sahip olmak istediği güçtür. Fadik Kız, Ana, El Kapısı, Gecenin Sonu, Korkunç Oyun, Kocaoğlan adlı eserlerinin konusu kadın’dır. İlk Yıllar-Rokslan, Hürrem Sultan, Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe-Şehzade Beyazıt, Sığıntı adlı oyunları konusunu Osmanlı tarihinden alır.  Tanrılar ve İnsanlar-Gılgameş’te otorite ile itaat, ölümsüzlük arzusu ile ölümlü oluşun çaresizliğini işlemiştir.

● Recep Bilginer: Sarı Naciye, İsyancılar, sırat Köprüsü, Yunus Emre, Ben Kimim, Mevlana.

● Turan Oflazoğlu: Eserlerini üç kümede toplayabiliriz:
a) Konusunu köyden alanlar: “Keziban”ın konusu kan davasıdır; “Allah’ın Dediği Olur”da yine köy, kız kaçırma, töre böyle gelmiş böyle gider anlayışı işlenmiştir; “Elif Ana” da temel insanlık değerlerinin bozulmadan korunması uğruna sembolleşen annenin çabasını işler.
b) Tarihi oyunlar: Deli İbrahim, Sokrates Savunuyor, IV. Murat, Genç Osman, Bizans Düştü-Fatih, Kösem Sultan, Sinan, Kanuni, Yine Bir Gülnihal, Korkut Ata, Yavuz Selim, Cem Sultan, III.Selim-Kılıç ve Ney.
c) Sembolik oyunlar: Gardiyan, Dörtbaşımamur Şahin Çakır Pençe, Güzellik ile Aşk.

● Behçet Necatigil: Radyo oyunları önemlidir. Yıldızlara Bakmak, Gece Aşevi, Üç Turunçlar, Pencere.
Logged

Aşk namazının abdesti kanla alınır.
meryemozcan
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8536


Güzel olan sevgili değildir,sevgili olan güzeldir


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : Temmuz 02, 2009, 11:04:50 ÖÖ »

Kalitemize kalite katan değerli kardeşim göçebe ellerine sağlık. Bütün olarak okumadım ama paylaşımınız özel olmuş. Teşekkür ediyorum.
Logged


Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
rosemes
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 14


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #11 : Ekim 13, 2009, 02:40:09 ÖS »

teşekkürler,elinize sağlık
Logged
Edebiyat Öğretmeni
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Online Online

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6071


Calİmero


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #12 : Ekim 13, 2009, 04:28:55 ÖS »

Çok güzel bir çalışma. Tebrik ederim. Bizimle paylaştığın için de teşekkür ederim. Devamını beklerim Kahkaha
Logged
glsh142
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2369


giden gitmiştir ağlamak boşa...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #13 : Ekim 13, 2009, 05:37:54 ÖS »

Bu yıl yararlanacağım konuları içeriyor teşekkür ederim Göz kırpan
Logged

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.


ser-mest
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 986



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #14 : Aralık 07, 2009, 11:07:37 ÖS »

Millî Edebiyat Zevk ve Anlayışını Sürdüren Şiir

•   Beş Hececiler: Faruk Nafiz Çamlıbel, Yusuf Ziya Ortaç, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy,


Orhan Seyfi Orhon
 Orhan Şaik Gökyay (Bu vatan Kimin)
Arif Nihat Asya(Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor)
 Kemalettin Kamu (Bingöl Çobanları)
Ahmet Kutsi Tecer (Nerdesin)

•   Şairler şiirlerini, Kültür Haftası, Hisar, Çınaraltı gibi dergilerde yayımlamışlardır.
•   Anadolu halkının hayatı, sanat anlayışı ve kültürünü şiire konu edinmişlerdir.
•   Hece ölçüsünü ve halk edebiyatı nazım şekillerini kullanmışlardır.
•   Milli konulara ağırlık vermişler ve kahramanlık şiirleri yazmışlardır.
•   Milli Edebiyat döneminin dil anlayışını benimsemişlerdir.
•   Yabancı sözcüklerinerine mümkün olduğunca Türkçe karşılıklarını kullanmışlardır.
•   Beş Hcecilerin en başarılı şairi Faruk Nafiz ÇAMLIBEL’dir.

Faruk Nafiz Çamlıbel:
Çoban Çeşmesi:(1926)
Suda Halkalar(1928)
Bir Ömür Böyle Geçti (1933)
Akıncı Türküleri (1938)
Han Duvarları (1969)

NERDESİN (

Geceleyin bir ses böler uykumu,
İçim ürpermeyle dolar: -Nerdesin?
Arıyorum yıllar var ki ben onu,
Aşıkıyım beni çağıran bu sesin.

Gün olur sürüyüp beni derbeder,
Bu ses rüzgarlara karışır gider.
Gün olur peşimden yürür beraber,
Ansızın haykırır bana: -Nerdesin?

Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben,
Elverir ki bir gün bana derinden,
Ta derinden bir gün bana “Gel” desin.

 AHMET KUTSİ TECER


Han duvarları (Şiirin İçindeki şiir)
On yıl var ayrıyım kına dağından
Baba ocağından,yar kucağından
Bir çiçek dermeden sevgi bağından
Huduttan hududa atılmışım ben.


Gönlümü çekse de yarin hayali
Aşmaya kudretim yetmez cidali
Yolcuyum bir kuru yaprak misali
Rüzgarın önüne katılmışım ben.

Garibim namıma kerem diyorlar
Aslımı el almış harem diyorlar
Hastayım derdime verem diyorlar
Maraşlı şeyh oğlu satılmışım ben

Faruk Nafiz Çamlıbel





Logged

"Tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin"
 (Sezai Karakoç)
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM