EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 23, 2012, 04:16:50 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: İlaç Kullanımında Bilinçli miyiz?  (Okunma Sayısı 3015 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11345


Üyelik Bilgileri
« : Ağustos 27, 2009, 05:07:01 ÖÖ »

İlaç Kullanımında Bilinçli miyiz?


  İlaç;hastalık ve hastalık belirtilerinin tanısı,önlenmesi,azaltılması ve tedavisi amacıyla dahilen veya haricen kulanılan maddelerdir.Dünya Sağlık Örgütü ilacı;"Fizyolojik sistemleri veya patolojik durumları alanın yararı için değiştirmek veya incelemek amacıyla kullanılan veya kullanılması öngörülen bir madde ya da ürün "olarak tanımlar.
  İlkçağlarda insanlar sağlıklarını etkileyen ve bozan etmenleri bilmiyorlardı.Hastalık,onlar için ,doğa üstü güçlerin işi,tanrıların gazabı idi.Dolayısıyla tedavi yöntemleri de bu doğrultuda sihirbazlar,falcılar tarafından bulunuyor ve uygulanıyordu.Tedavinin esasını,kötü ruhlarla iyi geçinme,tanrıları gücendirmeme,koruyucu iyi ruhlara kurbanlar adama oluşturuyordu.
  Hastaları tedavi eden sihirbazlardan başka toplumun kültür(folkör)değerleri de kullanılan yöntemlerden idi.Muskalar,büyüler,otlar ve renkli kumaşlar folklörik değerlerden dolayı kullanılan yöntemlerden bazıları idi.
  Yazının icadından sonra hastalıkların tedavisinde daha makul yöntemler uygulanmaya başlandı.Babilllilerin meşhur hükümdarı Hammurabi kanunlarında sağlıkla ilgili konularda yer almıştır.Hekimlerin ,sağlık konularındaki rolleri belirlenmiştir.Asurlular da Babilliler gibi bazı bitkileri ve madenleri hastalık tedavisinde kullanmışlar ,masaj,lavman ve lapa uygulamalarını ilk defa yapmışlardır.Mısırlılar yüzlerce reçete papürüsleri bırakmışlardır.
  Kültürel kaynaklı tedavi yöntemleri,"bilgisayar çağı,uzay çağı"gibi tabirlerle nitelediğimiz günümüzde halen yaşamaya devam etmektedir.Bu gün pek çok yöremizde çocuğu olmayan kadınlar evliya mezarlarını ziyaret ederek çocuk dilemekte,içinde bazı otların kaynatıldığı sıcak suya oturarak çocuk sahibi olmayı ummaktadır.Yanıklarda salça,diş macunu ya da yoğurt halkımızın sıkça uyguladığı popüler yöntemlerden olma özelliğini halen sürdürmekte.Kırık ve çıkıklarda "sınıkçılar"ortopedi uzmanlarına iş bırakmamakta ve geride sakatlık,masraf ve yıkım kalmakta.İnsanımız,gözünü bir başkasının diliyle yalatarak olmayan göz taşlarını aramakta.Karın ağrısı durumunda sıcak tuğla uygulamasının sakıncalarını düşününce,"talihin yaver gitmesi"deyiminin bizim insanımız için söylenmiş olduğu izlenimine kapılamamak elde değil.Zira hayatta kalmaları mucize kabilinden birşey olsa gerek.
  Halkın asırlar öncesinden gelen ve yaşatmakta ısrarlı olduğu bu köklü,yanlış uygulamaları değiştirmek tabiidir ki çok zor ancak imaknsız değil.Sürekli bir eğitim ve yanlışın farkına varmalarını sağlama,doğru olanı sunma,etkili bir çözüm olabilir.
Günümüzde popülerite kazanan bitkilerle tedavi ise insanlık tarihi kadar eskidir.Tıbbi bitki terimi,hastalık tedavisinde veya hastalıklardan korunmak amacıyla kullandığımız bitkileri ya da bitkisel ürünleri kapsamaktadır.Demek oluyor ki;her bitki tedavi niteliği taşımıyor.Bitkilerden elde edilen saf etken maddeler ilaç endüstrisi tarafından modern ilaç formülasyonunda kullanılır.İlaç yapımında en az 400 bitkisel kökenli saf etken maddeden yararlanılmaktadır.Yine bitkilerden elde edilen bazı etken maddelerden yarı sentez ya da sentetik ilaç hammadelerinin sentezinde model olarak kulanılabilirler.
  Tıbbın vazgeçemeyeceği tıbbi bitkiler,tedavide modern tıbbın çaresini bulmadığı pek çok hastalık için bir umut.Bilim adamlarının bu maddeleri değerlendirerek yeni etken maddeler bulmaları dileğimiz elbette.Ancak şunu da gözardı etmemek gerekir ki tıbbi bitkiler zararsız ilaçlar değildir.Bilinçsizce kullanıldığı takdirde insan bünyesinde kısa ya da uzun süreli zehirlenmelere ve hatta ölümlere sebep olabilirler.
  Aktarların satabilecekleri bitkilerin listesi mutlaka hazırlanmalı.Bitkisel ilaçlar Avrupa'da olduğu gibi eczanelerde satılmalı.Bu konu ile ilgili düzenlemeler Bakanlık tarafından derhal yapılmalı.Bir kaç yıl önce Eczacılar Günü 'ne yönelik bir çalışma olarak halkımızın elindeki fazla ilçaları toplayarak,böylelikle gerekli olan yerlerde kullanımını sağlamak ve halkın bilinçsiz ilaç kullanımını asgariye indirmek maksadı ile sınıf öğretmenleri olduğum 20 kişilik bir öğrenci grubu ile 46.000 nüfuslu bir yerleşim birimi olan Zile ilçesinde "İlaç Toplama Kampanyası "düzenledik.
  Topladığımız ilaçların miktarının şaşırtıcı boyutlarda olması ve gerekse öğrencilerin evlerde verdikleri eğitim sırasında kendilerine yöneltilen sorular,halkımızın ilaç kullanımı hususunda ne denli bilinçsiz ve eğitime muhtaç olduğunu gözlerimizin önüne serdi.
  Bu eksikliğe yönelik olarak 14 Mayıs Eczacılar Gününde 3 uzman ,2 pratisyen hekim ve 1 eczacının konuşmacı;Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okulların öğretmen ve öğrencilerinin ve bir kısım halkın dinleyici olarak katıldığı "İlaç Kullanımı ve Bilinçsiz İlaç Kullanımının İnsan Sağlığına Olumsuz Etkileri" konulu panel düzenledik ve halkı bu konuda eğitmeye çalıştık.Ancak şurası bir gerçek ki,bu tür eğitimler sürekli olmalı ve tüm halkı kapsamalı.Bu da ancak görsel ve işitsel yayınlarla mümkün olabilmekte.
  Topladığımız ilaçların büyük çoğunluğu Antibiotiklerde idi.İkinci  sırayı Analjezikler almıştı ve hemen hemen her tür ilaç grubuna rastlamak mümkündü.Yabancı dillerde ki pek çok prospektus ise derdimize deva aramak hususunda ülke sınırlarını aştığımızı ve tüm dilleri ana dilimiz gibi biliyor olduğumuzu gösteriyordu(?).Son kullanma tarihinin üzerinden yıllar geçen oldukça büyük yekun tutan ilaçlar,zaman aşımına uğramamak hususunda oldukça dirençli olmalıydılar(!).Bu ilaçların neden hala evlerde tutulduğuna bir türlü anlam veremedik.
  Tüm ağrılarımızda düşünmeden aldığımız analjeziklerin yan etkilerini basit,analjeziklerle geçiştirilebilen bir olgu olarak kabul edilen "ağrı"nın,ciddi bir hastalığın habercisi olabileceğini göz önüne almadığımızı düşündüğümüzde,toplumumuzda insan hayatının devam etmesinin mucize kabilinden bir şey olduğunu düşünmemek elde değil.
  Neden,insanlar son kullanma tarihi,yıllar önce son bulmasına rağmen bu ilaçları elinde tutmakta bu denli ısrarlıydılar?Nasıl olurdu da her evde mutlaka Antibiotik ve Analjezik grubuna rastlamak mümkün olabilirdi?Antibiotiklerin mutlaka hekim tavsiyesi doğrultusunda kullanılması gerektiğini bilmiyorlar mıydı?Hemen herkesin evinde demirbaş haline gelen Aspirin'in dahi,bu gün yeni yeni özelliklerinin ortaya çıktığından haberdar değiller miydi?Acaba ilaçların her insanda farklı etkiler gösterebileceğinden bahsedilmemiş miydi bu insanlara?
  İnsanlarımızın ilaç kullanımı konusunda,bilinçsiz ilaç kullanımının sağlıklarını tehdit edici bir unsur olduğu,döviz vs.gibi yatırım aracı olmadığı hatırlatılmalı.Evdeki ilaçların,çocuklar için,şeker ya da çikolata niyetine alınan ölüm aracı olmaması için,çocuklara ilaçları"şeker,çikolata"gibi tabirlerle adlandırıp vermemeleri hususunda anne-babalar uyarılmalı.Televizyon dizilerinde,intihar maksadıyla ilaç kutularına saldıran oyuncular,gençlere olmusuz model olabilir düşüncesiyle evlerde ilaç bulundurulmamalı ya da kilitli dolaplarda saklanmalı.
  İlaç,hekim ve eczacının işidir.Hastalık belirtileri göürlür görülmez esas olan,derhal hekime başvurmaktır.Ancak bizim yaygın olan yanlışımız,hastalık son aşamasına geldiğinde hekim aklımıza gelmektedir.Bu da tedaviyi güçleştirmekte ya da tedavi ya da tedavi süresini uzatmakta.Bir başka yaygın yanlışımız eşimize-dostumuza  iyi gelen ilacı ödünç almak ya da gidip eczaneden satın almak.Eczanelerde reçetesiz satılabilen ilaçlar bellidir.Ancak tüm eczanelerin bu kurala uyup uymadığı tartışılabilinir bir konu.Bilinçsiz olarak alınan Antibiotikler mikroorganizmanın direnç kazanmasına sebep olmakta ve bu da tedaviyi güçleştirip,ek masraf,ek süre gerektirmektedir.
  Tüm sağlık kuruluşlarında Antibiotik yazımının kültür antibiyogram sonucuna dayanması gerekiyor iken,buna uyulup uyulmadığı araştırılması gereken bir konu.Rastgele Antibiotik yazımının tedaviyi şansa bıraktığı yadsınamaz bir gerçek.Ve "Ya çıkarsa" hesabı Milli Piyango bileti alışımız gibi,ya etkili olursa hesabıyla Antibiotik alışımız 21.yüzyıl akılcılığına uymasa gerek.
  Hasta,hekimin yazdığı ilacı tam manasıyla kullanmamakta,hastalık tamamen iyileşmeden ilaç kullanımı kesilmekte,yarım kalan bu ilaçlar çöpe gitmekte ve bu da milyarlarca liralık ilacın bu yolla israf olmasına sebebiyet vermekte.Ve insanımız bu savurganlık esnasında,ilaç alamayacak durumda olanları insafsızca gözardı etmekte.
  Netice olarak denilebilir ki;yerinde ,zamanında,dozunda kullanıldığı takdirde hayat kurtarıcı olan ilacın;bilinçsiz kullanıldığı takdirde ecele davetiye çıkardığı halkımıza anlatılmalı.Sürekli eğitim,kontrol ve denetim bu konuda ki eksiklerimizi tamamlayabilir.

Lale

  

 
« Son Düzenleme: Ağustos 27, 2009, 08:34:28 ÖS Gönderen: LÂLE » Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11345


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Aralık 12, 2009, 04:18:38 ÖS »

Antibiyotik nedir?

Antimikrobiyal ilaçlar olarak da bilinen antibiyotikler insanlarda, hayvanlarda ve bazen bitkilerde ortaya çıkan enfeksiyonları tedavi etmek amacıyla bakterileri öldürmek veya çoğalmasını durdurmak için üretilen ilaçlardır. Antibiyotikler bakteriyel enfeksiyonların (pnömokok pnömonisi veya stafilokokal dolaşım sistemi enfeksiyonları gibi) tedavisinde kullanılan ilaçlardır; virüslere karşı etkili olan antimikrobiyal ilaçlar ise genellikle antiviral ilaçlar (influenza, HIV ve herpes tedavisinde kullanılan ilaçlar gibi) olarak adlandırılır. Her antibiyotik her bakteriye karşı etkili değildir. Kimyasal yapılarına ve bakterilere karşı etkilerine göre değişiklik gösteren 15'den fazla farklı antibiyotik sınıfı vardır. Bir antibiyotik, sadece bir veya birden fazla bakteri türüne karşı etkili olabilmektedir.

Antibiyotik direnci nedir?

Bie antibiyotiğin belli bir bakteriyi öldürme veya çoğalmasını durdurma özelliğini kaybetmesi halinde, o bakteri o antibiyotiğe karşı direnç geliştirmiş demektir. Bazı bakteriler belli antibiyotiklere karşı doğal olarak dirençlidir (içsel veya doğal direnç). Normalde antibiyotiklere karşı duyarlı olan bazı bakterilerin genetik değişiklik yani mutasyon sonucu direnç göstermesi (kazanılmış direnç) daha endişe verici bir sorundur. Dirençli bakteri, antibiyotik karşısında hayatta kalarak çoğalmaya devam etmekte ve hastalığın daha uzun sürmesine ve hatta ölüme yol açmaktadır. Dirençli bakterilerin neden olduğu enfeksiyonların tedavisinde daha ciddi yan etkileri olabilen ve daha pahalı olabilen başka antibiyotiklerin kullanılması gerekebilir ve tedavi daha uzun sürebilir.



Antibiyotik direncinin en önemli sebebi nedir?

Antibiyotik direnci, bakteri genlerindeki mutasyonların neden olduğu doğal bir olaydır. Ancak, aşırı ve uygunsuz antibiyotik kullanımı antibiyotik dirençli bakterilerin ortaya çıkmasını ve yayılmasını hızlandırmaktadır. Duyarlı bakteriler antibiyotiğe maruz kaldıklarında ölürler ve dirençli bakteriler büyümeye ve çoğalmaya devam edebilirler. Bu dirençli bakteriler yayılabilir ve hiç antibiyotik kullanmayan diğer insanlarda enfeksiyonlara neden olabilir.



Antibiyotik nedir?

Antimikrobiyal ilaçlar olarak da bilinen antibiyotikler insanlarda, hayvanlarda ve bazen bitkilerde ortaya çıkan enfeksiyonları tedavi etmek amacıyla bakterileri öldürmek veya çoğalmasını durdurmak için üretilen ilaçlardır. Antibiyotikler bakteriyel enfeksiyonların (pnömokok pnömonisi veya stafilokokal dolaşım sistemi enfeksiyonları gibi) tedavisinde kullanılan ilaçlardır; virüslere karşı etkili olan antimikrobiyal ilaçlar ise genellikle antiviral ilaçlar (influenza, HIV ve herpes tedavisinde kullanılan ilaçlar gibi) olarak adlandırılır. Her antibiyotik her bakteriye karşı etkili değildir. Kimyasal yapılarına ve bakterilere karşı etkilerine göre değişiklik gösteren 15'den fazla farklı antibiyotik sınıfı vardır. Bir antibiyotik, sadece bir veya birden fazla bakteri türüne karşı etkili olabilmektedir.

Antibiyotik direnci nedir?

Bie antibiyotiğin belli bir bakteriyi öldürme veya çoğalmasını durdurma özelliğini kaybetmesi halinde, o bakteri o antibiyotiğe karşı direnç geliştirmiş demektir. Bazı bakteriler belli antibiyotiklere karşı doğal olarak dirençlidir (içsel veya doğal direnç). Normalde antibiyotiklere karşı duyarlı olan bazı bakterilerin genetik değişiklik yani mutasyon sonucu direnç göstermesi (kazanılmış direnç) daha endişe verici bir sorundur. Dirençli bakteri, antibiyotik karşısında hayatta kalarak çoğalmaya devam etmekte ve hastalığın daha uzun sürmesine ve hatta ölüme yol açmaktadır. Dirençli bakterilerin neden olduğu enfeksiyonların tedavisinde daha ciddi yan etkileri olabilen ve daha pahalı olabilen başka antibiyotiklerin kullanılması gerekebilir ve tedavi daha uzun sürebilir.

Antibiyotik direncinin en önemli sebebi nedir?

Antibiyotik direnci, bakteri genlerindeki mutasyonların neden olduğu doğal bir olaydır. Ancak, aşırı ve uygunsuz antibiyotik kullanımı antibiyotik dirençli bakterilerin ortaya çıkmasını ve yayılmasını hızlandırmaktadır. Duyarlı bakteriler antibiyotiğe maruz kaldıklarında ölürler ve dirençli bakteriler büyümeye ve çoğalmaya devam edebilirler. Bu dirençli bakteriler yayılabilir ve hiç antibiyotik kullanmayan diğer insanlarda enfeksiyonlara neden olabilir.

“Uygunsuz” antibiyotik kullanımı nedir?

Yanlış sebeplerle antibiyotik kullandığınızda: Antibiyotiklerin etkili OLMADIĞI virüsler çoğu kez soğuk algınlığı ve grip enfeksiyonlarına yol açar. Bu tür durumlarda, antibiyotik almak durumunuzu iyileştirmez: antibiyotikler ateşi veya hapşırık gibi bulguları hafifletmez.
Antibiyotikleri uygun olmayan biçimde kullandığınızda: Eğer tedavi süresini kısaltırsanız, dozları düşürürseniz ve antibiyotiği doğru sıklıkta almazsanız (ilacı talimatlara uygun olarak günde 2 veya 3 kez almak yerine günde bir kez alırsanız), ilaç vücudunuz için yeterli olmayacaktır ve böylece bakteriler hayatta kalmaya devam ederek dirençli hale gelecektir.
Antibiyotikleri ne zaman ve nasıl kullanacağınız hakkında daima doktorunuzun tavsiyelerine uyun.



Dirençli bakterilerin neden olduğu hastalıklar hangileridir?
 
Dirençli bakteriler çok çeşitli enfeksiyonlara yol açabilirler:
İdrar yolu enfeksiyonu, akciğer enfeksiyonları, cilt enfeksiyonu, diyare, kan dolaşımı enfeksiyonu. Enfeksiyonun gelişeceği bölge bakterilere ve hastanın durumuna bağlıdır.
Dirençli bakteriler nedeniyle hastanede yatan hastalar, yatırılma sebepleriyle ilişkisi olmayan enfeksiyonlar açısından risk altındadırlar. Bunlar arasında
-MRSA (metisiline dirençli Staphylococcus aureus)'un neden olduğu dolaşım sistemi ve cerrahi bölge enfeksiyonları,
-GSBL (bazı antibiyotikleri yok edebilen enzimler olarak bilinen genişlemiş spektrumlu beta-laktamazlar) üreten Enterobacteriaceae türlerinin yol açtığı kan dolaşımı enfeksiyonları,
-vankomisin dirençli Enterococcus türlerinin yol açtığı kalp kapağı enfeksiyonları ve
-karbapenem dirençli Acinetobacter baumannii’nin yol açtığı cerrahi alan ve cerrahi yara enfeksiyonları sayılabilir.

Antibiyotik direnci neden bir problemdir?

Dirençli bakterilerin neden olduğu enfeksiyonların tedavisi sorunludur. Bu durumda yaygın olarak kullanılan antibiyotikler artık etkilerini kaybettiği için doktorlar diğer antibiyotikleri tercih etmek zorunda kalmaktadırlar. Böylece hastaya doğru tedavinin uygulanması gecikebilmekte ve ölüm gibi komplikasyonlarla sonuçlanabilmektedir. Dirençli bakterilerin neden olduğu enfeksiyonların tedavisinde daha ciddi yan etkileri olabilen ve daha pahalı olabilen başka antibiyotiklerin kullanılması gerekebilir ve tedavi daha uzun sürebilir.

Problem ne kadar ciddidir?


Aynı zamanda birbirinden farklı birkaç antibiyotiğe dirençli olan (çoklu ilaç dirençli bakteriler olarak bilinen) yeni bakteriyel suşların ortaya çıkmasıyla birlikte durum daha da kötüye gitmektedir. Bu tür bakteriler, en sonunda mevcut bütün antibiyotiklere karşı direnç gösterebilirler. Antibiyotikler olmadan organ nakillerinin, kanser kemoterapisinin, yoğun bakım ve diğer tıbbi prosedürlerin mümkün olmadığı “antibiyotik öncesi çağ”a geri dönmemiz muhtemeldir. Böyle bir durumda ise, bakteriyel hastalıklar yayılabilir ve ölümle sonuçlanarak tedavisi mümkün olmayabilir.

Problem geçmişe oranla daha mı kötü?

Antibiyotikler bulunmadan önce, akciğer enfeksiyonları veya cerrahi girişim sonrası ortaya çıkan enfeksiyonlar gibi nedenlerden binlerce insan ölmekteydi. Antibiyotiklerin kullanılmaya başlanması ile birlikte, başlangıçta duyarlı olan bakteriler direnç geliştirmeye başladılar ve bunun için çok çeşitli yöntemler geliştirdiler. Direncin giderek artmasının yanı sıra, son yıllarda geliştirilen yeni antibiyotiklerin az sayıda olması nedeniyle, antibiyotik direnci problemi şu anda halk sağlığı açısından büyük tehlike oluşturmaktadır.

Problemi çözmek için ne yapılabilir?

Antibiyotiklerin etkili olmasını sağlamak herkesin sorumluluğudur. Antibiyotiklerin uygun biçimde kullanılması, dirençli bakterilerin gelişmesini azaltır ve antibiyotiklerin etkisinin korunmasına yardımcı olarak gelecek kuşakların da onlardan yararlanmasını sağlar. Bu nedenle, antibiyotiklerin ne zaman ve nasıl alınması gerektiğini bilmek önemlidir. Akılcı antibiyotik kullanımı hakkında toplum bilincinin geliştirilmesine amacıyla bazı ülkelerde yapılan başarılı kampanyalar sonucunda antibiyotik tüketiminde azalma görülmeye başlanmıştır. Antibiyotik direncinin azaltılmasında herkes önemli bir rol üstlenebilir.

...
Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11345


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Aralık 12, 2009, 04:25:40 ÖS »



Hastalar

Antibiyotik alırken doktorunuzun tavsiyelerine uyun.
Mümkün olduğu zamanlarda uygun aşı kampanyalarına katılarak enfeksiyon kapma riskini önleyin.
Örneğin hapşırdıktan veya öksürdükten sonra, diğer nesneler ve insanlarla temas etmeden önce, kendi ellerinizi ve çocuklarınızın ellerini düzenli olarak yıkayın.
“Artmış” veya reçetesiz alınmış antibiyotikler yerine her zaman tıbbi reçeteye tabi antibiyotikleri kullanın.
Artık ilaçları nasıl imha edeceğiniz hakkında eczacınızdan bilgi alın.

Doktor ve diğer sağlık personelleri (ör: eczacılar ve hemşireler)


Kanıta dayalı kılavuzlara uygun olarak antibiyotikleri yalnızca gerekli görüldüğü takdirde reçete edin. Eğer mümkünse “geniş spektrumlu” yerine enfeksiyona uygun özgün antibiyotikleri reçete edin.
Hastalara soğuk algınlığı ve grip semptomlarını antibiyotik kullanmadan nasıl hafifletebileceklerini açıklayın.
Doktor tarafından reçete edilen antibiyotikleri kullanırken hastaların tedaviye uygun davranmaları gerektiğinin neden önemli olduğunu açıklayın.

Avrupa’da antibiyotik direnci

Antibiyotik direnci Avrupa'da bir problem mi?

Sürveyans verileri, antimikrobiyal direncin Avrupa'daki hastanelerde ve toplumda giderek büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğunu ortaya koymaktadır. Majör antibiyotiklere dirençli Escherichia coli hemen hemen Avrupa'daki tüm ülkelerde artış göstermeye başlamıştır. E. coli, idrar yolu enfeksiyonlarına ve daha ciddi enfeksiyonlara yol açan en yaygın bakterilerden biridir.
Halk sağlığına yönelik bu sorunu ele almak üzere 2001 yılında Avrupa Birliği Konseyi, ülkelerin akılcı antibiyotik kullanımının sağlanması amacına yönelik tedbirleri devreye sokmalarını bildiren bir tavsiye belgesi yayınlamıştır (insan ilaçlarındaki antimikrobiyal ajanların akılcı kullanımı hakkında 15 Kasım 2001 tarihli Konsey tavsiye kararı (2002/77/EC)). Birkaç yıl önce bazı ülkeler toplum bilincinin kazandırılması için kampanyalar içeren ulusal programlar başlattılar ve bunun sonucunda hem antibiyotik tüketiminde hem de antibiyotik direncinde azalma görüldüğünü tespit etiler.

Neden bazı ülkeler diğerlerinden daha fazla etkileniyor?


Direnç oranlarının farklılık göstermesine birçok sebep yol açar. Antibiyotik kullanımı, birincil hastalıklar, hastane bakımının kalitesi, aşılama oranları ve sosyal faktörler bunlar arasında sayılabilir. Tek faktörden kaynaklı dirençli enfeksiyonların oranını tespit etmek her zaman mümkün olmayabilir. Avrupa Antimikrobiyal Direnç Bildirim Sistemi'nden elde edilen verilere göre (http://www.rivm.nl/earss/) direnç oranları İskandinav ülkeleri ile Hollanda'da düşük, Güney Avrupa'da ise yüksek olmak üzere Kuzey-Güney doğrultusunda değişim göstermektedir. Antibiyotik direnç oranları yüksek olan ülkelerde daha fazla antibiyotik kullanılmakta iken düşük direnç oranlarına sahip ülkelerde genellikle daha az antibiyotik kullanılmaktadır.

Dünyanın diğer bölgelerinde direnç durumu nedir?

Uygunsuz antibiyotik kullanımı dünya çapında bir sorundur. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ülkelerin antibiyotik direncini izlemek ve etkin önlemler alınmasını sağlamaya yönelik sistemler oluşturmasına (örneğin, antibiyotiklerin yalnız reçete ile satın alınmasını sağlamak gibi) yardımcı olmak için global strateji dökümanları ve kılavuzlar yayınladı. Gelişmekte olan ülkelerde akılcı antibiyotik tedavisinden yoksun olan insanların hayatlarını kaybetmeleri nedeniyle antibiyotik direnci her kıtada endişe yaratmaya devam ediyor.

Antibiyotik direnci ve gıda üreten hayvanlar

Gıda üreten hayvanlarda hangi antibiyotikler kullanılmaktadır? Bunların insanlarda kullanılan antibiyotiklerle ilişkisi var mıdır?
Hayvanlarda görülen bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde ve önlenmesinde kullanılan antibiyotikler, insanlarda kullanılan antibiyotikler ile aynı kimyasal grupta yer almaktadır. Bunlar arasında makrolitler, tetrasiklinler, kinolonlar, beta-laktamlar, aminoglikozitler sayılabilir. Bu nedenle hayvanlar, aynı zamanda insan enfeksiyonları için kullanılan antibiyotiklere karşı dirençli olan bakteriler taşıyabilirler.

Gıda üreten hayvanlarda antibiyotik kullanılmasının sorunun çözümüne katkısı var mıdır?

Campylobacter veya Salmonella gibi gıda tüketimi ile ilişkili belli dirençli bakteriler, gıda yoluyla hayvanlardan insanlara bulaşabilmektedir. Hayvanlarla doğrudan temas yoluyla da insanlar dirençli bakteri taşıyabilirler. Ancak, insanlardaki antibiyotik direncinin majör sebebi, insan ilaçlarında antibiyotik kullanımı ile sınırlı kalmaktadır.

MRSA nedir?

Staphylococcus aureus, sağlıklı insanların %20'si ile % 30'unda ciltte ve mukozada bulunan yaygın bir bakteridir. Vücuda girdiğinde bazen enfeksiyonlara yol açabilmektedir. Tipik olarak cilt ve yara enfeksiyonlarına neden olmakla birlikte akciğer, cerrahi alan, dolaşım sistemi, kalp, kemik gibi invaziv enfeksiyonlara da neden olabilmektedir. Metisiline (veya bir penisilin türü olan oksasiline) dirençli olduğunda MRSA veya “Metisilin-Dirençli Staphylococcus aureus” olarak adlandırılır. Tipik olarak, hastanelerde görülen MRSA diğer birçok antibiyotiğe de dirençlidir.

MRSA'nın sebepleri nelerdir?

MRSA, esas olarak insandan insana doğrudan temas yoluyla veya ekipman ya da tıbbi cihazlar yoluyla bulaşmaktadır. Antibiyotik kullanımı da MRSA taşıma riskinin yüksek olması ile ilişkilidir.

Hastanelerde ortaya çıkabilecek MRSA riskleri nelerdir?

MRSA, hastanede bakım esnasında özellikle ameliyat, enjeksiyon, ventilasyon gibi invaziv işlemlerin uygulanması sırasında birçok kez kana veya vücuttaki diğer bir dokuya geçebilmektedir. Bunun sonucunda yerel cilt enfeksiyonları veya akciğer enfeksiyonu, dolaşım sistemi enfeksiyonları ve cerrahi alan enfeksiyonları gibi daha fazla hayati risk oluşturan enfeksiyonlara neden olabilmektedir. Hastaneler bu riski azaltmak için birtakım önleyici faaliyetler uygulamaktadır. Bunlar el yıkama veya alkol bazlı solüsyon ile dezenfeksiyon, ameliyat öncesi antisepsi, dirençli bakteri taşıma riski yüksek olan hastaların izlenmesi ve izole edilmesi ve akılcı antibiyotik kullanımı şeklindedir.

Toplumda ortaya çıkabilecek MRSA riskleri nelerdir?


MRSA'nın deride oluşabilen kesiler yoluyla vücuda girmesi halinde toplumda da MRSA enfeksiyonları görülebilir. Çeşitli ülkelerde, örneğin Kuzey Amerika'daki spor takımlarında ve hapishanelerde toplum kaynaklı MRSA (TK-MRSA) enfeksiyonları tanımlanmış ve enfeksiyonun aile üyelerine bulaştığı belgelenmiştir. Yaygın karakteristik özelliği, insandan insana yakın temas şeklinde kendini gösterir. TK-MRSA enfeksiyonları daha çok cilt enfeksiyonları (çıbanlar) ve apse şeklinde görülür, fakat TK-MRSA'nın Panton-Valentine Leukocidin (PVL) gibi bir toksin üretmesi halinde kan dolaşımı enfeksiyonları gibi daha ciddi enfeksiyonlar da oluşabilmektedir.

MRSA riskine karşı kendimi ve ailemi nasıl koruyabilirim?

Kendinizi ve ailenizi MRSA'ya karşı korumanın en önemli yolu basit hijyen kurallarına uymaktır. Yaraları, kesileri ve sıyrıkları temizleyin ve sarın, iyileşene kadar ellerinizi temiz tutun, tıraş bıçağı ve havlu gibi kişisel eşyaları ortak kullanmaktan kaçının. MRSA enfeksiyonuna yakalanmanız halinde, kendinizi ve ailenizi korumak için hem hastane ortamında hem de evinize döndüğünüzde hangi hijyen kurallarına uymanız gerektiğini doktorunuza veya hemşirenize sorun.

Escherichia coli nedir?
 
Escherichia coli veya E. coli, hepimizin sindirim sisteminde bulunan ve en yaygın rastlanan bakterilerden biridir. Enterobacteriaceae (Klebsiella, Enterobacter ile birlikte) olarak adlandırılan bakteri familyasındandır. E. coli genellikle zararsızdır; fakat bazen enfeksiyonlara, çoğunlukla da idrar yolu enfeksiyonlarına yol açabilmektedir. Son yıllarda, aynı anda çok sayıda antibiyotiğe karşı (rapor edilen florokinolonlar ve üçüncü kuşak sefalosporinler dahil) dirençli E. coli enfeksiyonlarında artış görülmeye başlanmıştır.

Dirençli Escherichia coli'nin sebepleri nelerdir?


Örneğin bir önceki antibiyotik tedavisinin florokinolon ile yapılmasının dirençli E. coli ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Dirençli E. coli sonradan insanlar arasında yayılabilmektedir.

Hastanelerde ortaya çıkabilecek dirençli Escherichia coli riskleri nelerdir?

Hastane ortamındaki tehlikenin kaynağı, kendi bağırsağınızdaki E. coli'nin ameliyat veya enjeksiyon gibi invaziv işlemlerin uygulanması sırasında kana veya diğer bir dokuya geçme olasılığıdır. Bunun yanı sıra, doğrudan temas (eller) yoluyla başka bir insandan da bulaşabilmektedir. Bunun sonucunda ise idrar yolu enfeksiyonları, akciğer enfeksiyonları, dolaşım sistemi enfeksiyonları ve cerrahi alan enfeksiyonları gibi çok çeşitli enfeksiyonlara yol açabilmektedir. Hastaneler bu riski azaltmak için akılcı antibiyotik kullanımı, ameliyat öncesi antisepsi, idrar yolu enfeksiyonlarını önlemek için aseptik işlemler, el hijyeni ve dirençli bakteri taşıma riski yüksek olan hastaların izlenmesi gibi birtakım önleyici uygulamalarda bulunmaktadır.

Toplumda ortaya çıkabilecek dirençli Escherichia coli riskleri nelerdir?
Toplumda ortaya çıkabilecek dirençli E. coli için başlıca risk faktörleri önceki antibiyotik tedavileridir. Dirençli E. coli ile gelişen idrar yolu enfeksiyonu halinde etkili bir tedavinin uygulanması gecikebilir ve bu yüzden böbrek veya dolaşım sistemi enfeksiyonları gibi ciddi komplikasyonlarla sonuçlanabilir.


(alıntı)

http://www.antibiyotikfarkindalik.org/Anasayfa/antbiyotikfarkindalik
Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11345


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Mayıs 16, 2010, 09:33:33 ÖS »


<a href="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?onsite=0&amp;id=11682041&amp;vid=4351380&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/7082/78892175.jpeg&amp;embed=1&amp;thumbUrl=http://video.yahoo.com/watch/3401999/9508603" target="_blank">http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?onsite=0&amp;id=11682041&amp;vid=4351380&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/7082/78892175.jpeg&amp;embed=1&amp;thumbUrl=http://video.yahoo.com/watch/3401999/9508603</a>


İlaç Kullanımı Fayda ve Zararları
 
Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11345


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Kasım 25, 2010, 03:24:18 ÖS »

İlaç kullanımında bu hatalara dikkat!
 
Zaman Online   -   25.11.2010
 
 
Her yıl 1,5 milyon insan yanlış ilaç kullanımı nedeniyle hasta olurken 100 bin kişi de hayatını kaybediyor. Ancak bu ölümlerin önlenebileceğini söyleyen uzmanlar, insanların kendisini koruması gerektiğini belirtiyorlar.
 

İşte birçok insanın yaptığı tıbbi hatalar:

Benzer isimleri nedeniyle iki ilacı karıştırmak: Bu durum herhangi bir anda olabiliyor. Belki de doktorun el yazısı okunmayabiliyor. Bu nedenle eczanede ilaç isimleri sisteme yanlış giriliyor. Rapor edilen tüm yanlışların yüzde 25'i benzer ilaç isimlerinin karıştırılmasından kaynaklanıyor.

Bundan nasıl kaçınırız? Doktorunuz yeni bir ilaç yazdığında, doktordan ilacın tam ismini ve kullanım miktarını öğrenin. Eczanede ilacınızı alırken de ilacın isminin, dozunun ve kullanma talimatlarının reçetedeki ilaçla aynı olduğundan emin olun.

Birbirlerinin yanetkilerini artarın 2 ya da daha fazla ilaç almak: Her ilacın potansiyal yan etkileri vardır. Fakat problemler aynı anda 2 ya da daha fazla sayıda ilacı içtiğinizde ortaya çıkar. Çünkü bu ilaçlar birbiriyle etkileşime geçebiliyor ve yan etkilerini artırabiliyor. En yaygın yan etkiler kan basıncının artması ve baş dönmesidir.

Nasıl korunursunuz? Yeni bir ilaca başladığınızda ilacın potansiyel yan etkileri hakkında doktorunuza veya eczaneye danışın.

Benzer özelliklere sahip ilaçlardan aşırı dozda almak: Örneğin ağrınızı kesmek için bir ilaç alıyorsunuz, bunalım sorununuz için bir başka ilaç içiyorsunuz ve bir diğeri de uyku hapı gibi bir ilaç olsun. Bunların hepsi yatıştırıcıdır ve birlikte alındıklarında etkisi zehirleyicidir. Bunun yanında antihistamin gibi reçetesiz satılan ilaçlar, öksürük ve soğuk algınlığı şurupları ile OTC uyku haplarını birlikte içerseniz özellikle daha genç yetişkinler gibi ilaca bağlı ölüm riskiyle karşılaşırsınız.

Bu durumdan kaçınmak için: Reçetesiz satılan ilaçların üzerinde bulunan risk listesinin bulunduğu uyarılara dikkat edin. Anahtar kelimeler uyku hali, mide bulantısı, mayışma, sedasyondur. Bunları gördüğünüzde ilaçları içmeden önce eczaneye ya da doktora danışın.

Yanlış doz almak: Doktorlar ilaçları uygun ölçülerde içmemiz için gramla ölçerek verirler. Bu durumla genellikle hastanelerde karşılaşılır. Şeker hastalığının tedavisinde kullanılan İnsülin, en fazla doz hatası yapılan ilaçtır.

Bu durumdan nasıl korunursunuz? Doktorunuzun verdiği reçeteyi iyi okuduğunuzdan emin olun. Özellikle de ilacın dozunun yazıldığı bölümün açık ve okunur olmasına dikkat edin.

 
 

Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11345


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Kasım 25, 2010, 03:37:23 ÖS »

İlaç kullanımı konusunda halk olarak hakikaten çok bilinçsiziz.Kendi kendimize gidip eczaneden antibiotik alıp boğaz enfeksiyonumuzu tedavi etmeye çalışıyor ya da en küçük bir ağrıda baş ucumuzda duran aneljeziklerden birine yapışabiliyoruz.Halbuki enfeksiyon durumunda kültür antibiyogram sonucuna göre antibiotik yazılması ve antibiotik kullanımının mutlaka doktor kontrolünde olması gerekir.Rastgele kullandığımız antibiotikler mikroorganizmaların o antibiotiğe direnç kazanmalarını sağlayabiliyor.
Her ilaç her insanda farklı etkiye sahiptir.İlaç dozu ayarlanmasında kişinin yaşı,cinsiyeti,kilosu vs. etkilidir.
Mevcut hastalıklarımız hakkında doktora gerekli bilgileri vermemiz bizim yararımızadır.Karaciğer ve böbrek hastalıkları olanların bundan doktoru haberdar etmeleri lüzumludur.Bazı ilaçlar mideyi tahriş ederler.Bu ilaçların kullanımı sırasında mide koruyucu ilaç kullanımıda önemli olduğundan bu tür rahatsızlıklarınızın bilinmesi yine önem arz eder.
Uzun süre antibiotik kullanılması barsak mukozasını bozacağından bazı vitaminlerin barsaklardan emilimi bozulacaktır.Rastgele antibiotik kukllanımının bu sakıncası da gözardı edilmemelidir.
İlaçların sinerjik ve antogonist etkilerini bilmemiz önemlidir.İki ilacın birlikte kullanıldığında birbirinin etkisini artırmasına sinerjik,azaltmasına antogonist etki denir.
İlaçları kullanmaya başlamadan önce mutlaka prospectüsü okunmalı ilacın endikasyon,kontrendikasyon ve yan etkileri bilinmelidir.Herhangi bir beklenmeyen etki görüldüğünde doktora danışılmalıdır.
Rastgele ilaç kullanmak sağlığımızı ciddi ölçüde tehdit edebilir. Göz kırpan
Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1184



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Ocak 09, 2011, 07:13:53 ÖS »

Antibiyotik bebeklerde astım tetikçisi
07.01.2011,09:24:45



Altı aydan küçük bebeklere antibiyotik verilmesi, astım riskini artırıyor.   
 
 
Amerikan Yale Üniversitesi'ndeki bilim adamları tarafından yürütülen çalışmaya göre, antibiyotik verilen bebeklerin astıma yakalanma riski yaklaşık yüzde 70. Gereksiz antibiyotik kullanımına da dikkat çekilen çalışmada ayrıca ilaçların mikroplara karşı koruyucuların dengesini altüst edebileceği vurgulanıyor.

ZAMAN
Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1184



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Nisan 07, 2011, 09:17:39 ÖS »

A. Rasim Küçükusta
   
Antibiyotik kullanımı nasıl olmalı?



Biraz ateşimiz çıktığında, boğazımız ağrıdığında, nezle veya grip olduğumuzu sandığımızda hemen antibiyotiklere sarılıyoruz. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İlaç ve Eczacılık Daire Başkanı Dr. Ali Edizer'in verdiği bilgilere göre 2010 yılında SGK toplam 14 milyar 683 milyon liralık ilaç parası ödemiş.


Bunun 2 milyar 7 milyon lirası antibiyotiklere harcanmış. Dr. Edizer, "Türkiye'nin sağlığa OECD ülkelerinin ortalamasına yakın miktarda harcama yapmasına karşılık ilaca yapılan harcamanın iki katı aştığını, bunun da yanlış ilaç tüketiminin en önemli göstergesi olduğunu" söylüyor.

Antibiyotikler, bakterilerin yol açtığı enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde kullanılan ve bakterilerin çoğalmasını durdurarak veya onları öldürerek etkili olan bir ilaç grubudur. Yerinde ve uygun olarak kullanıldığında hayat kurtarıcı olan bu ilaçlar, yanlış uygulamalarda mikropların direnç kazanmalarına, ciddi yan etkilere yol açtıkları gibi çok önemli ekonomik kayıplara da sebep olurlar.

Geri kalmış ülkelerde her sene milyonlarca insan zamanında uygun antibiyotik tedavisi görmedikleri için hayatını kaybederken gelişmiş ülkelerde yanlış ve gereksiz ilaç kullanımı her geçen gün daha fazla insanın ölümüne yol açıyor. İstatistikler Amerika'da her sene 50 milyon kişiye gereksiz antibiyotik reçetesi yazıldığını gösteriyor. Amerikan Enfeksiyon Hastalıkları Kurumu Amerika'da yılda 100 bin kişi antibiyotiklere dirençli hastane enfeksiyonları yüzünden öldüğünü bildiriyor.

Antibiyotikler neden yanlış kullanılıyor?

Yanlış ve gereksiz antibiyotik kullanımının bir kısmı doğrudan doğruya hastalardan kaynaklanıyor. Birçok insan doktor reçetesi olmadan arkadaş veya eczacı tavsiyesi ile antibiyotik içiyor. Üstelik bu ilaçların dozunu da süresini de kafasına göre belirliyor. Oysa gelişmiş pek çok ülkede doktor reçetesi olmadan antibiyotiklere ulaşmak mümkün değil.

Gereksiz antibiyotik kullanımında hastaların çok fazla kabahati yok aslında. Asıl suçlunun her ateşi olan hastaya antibiyotik yazmayı görev bilen biz doktorlar ve her isteyene istediği ilacı vermekte sakınca görmeyen eczacılar olduğunu söylesem itiraz eden çok olur mu bilemiyorum.

Bu işte yetersiz tıp eğitimi ve klinik tecrübe eksikliğinin çok önemli rolü olduğunu düşünüyorum. Bilgisine güvenmeyen doktor daha büyük bir yanlış yaptığının farkında bile olmadan antibiyotiğe sarılıyor. Ağır çalışma şartları, hastalara yeterli zaman ayıramama, ayrıntılı muayene yapamama da gereksiz ilaç tedavisinin temel sebeplerindendir. Defansif tıp da gereksiz ilaç ve antibiyotik yazılmasına yol açan etkenlerden biri. Hata yapma ve bu yüzden suçlu duruma düşme endişesi, ilaç veya antibiyotik yazılmadığı zaman hastalar ve hasta sahiplerinden gelen tepkiler de doktorları gereksiz tedavilere zorluyor.

***


Antibiyotik yazma kuralları değişiyor

Yakın zamanlara kadar her orta kulak iltihabı, her sinüzit ve her bronşitli hastaya antibiyotik yazmak adeta Allah'ın emri gibiydi. Oysa yeni yapılan çalışmalar antibiyotiklerin bu gibi durumlarda çoğu zaman gerekli olmadığını gösteriyor. Cardiff Üniversitesi tarafından 13 Avrupa ülkesinde 3 binden fazla hasta üzerinde yapılan yeni bir araştırmada sarı veya yeşil balgamla beraber öksürük şikâyeti olan hastalara antibiyotik verilmesi ile verilmemesinin hastalığın iyileşmesi bakımından fark oluşturmadığı ortaya çıktı. Çünkü bu hastalıkların yüzde 80'i virüslerden kaynaklanıyor ve bunlara da antibiyotiklerin bir tesiri yok. Bu enfeksiyonlara bakteriler eklenmiş olsa bile antibiyotik kullanmanın hastalığın seyri üzerine önemli bir etkisi olmadığından pek çok hekim bu durumlarda hemen antibiyotiğe sarılmıyor "bekle ve gör" politikası izliyor.

02 Nisan 2011, Cumartesi
 
Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11345


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : Nisan 08, 2012, 11:46:08 ÖÖ »



Antibiyotiğe bayılıyoruz

ISPARTA (AA)

7 Nisan 2012

Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Enfeksiyon Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Metehan Özen, antibiyotiklerin Avrupa ülkelerindeki reçetelerde 5 veya 6. sırada, Türkiye'de ise ilk sırada yer aldığını belirterek, “Gereksiz yere çok miktarda antibiyotik kullanıyoruz. Bazı vatandaşlar antibiyotik vermeyen doktorlara bir daha muayeneye dahi gitmiyor” dedi.

Antibiyotik kullanımı konusunda bilgi veren Doç. Dr. Özen, antibiyotiklerin, zararlı bakterilerin neden olduğu enfeksiyonlarda daha çabuk iyileşmeyi sağlamak ya da hastalığa bağlı sakatlıklar, komplikasyonlar, uzun süreli ateşler gibi durumları önlemek için kullanıldığını belirtti.
 
Enfeksiyonların yaklaşık yüzde 90'ının virüs kökenli olduğunu ve 2-3 gün düzenli bakım, dengeli beslenme, dinlenme, bol sıvı alma gibi yöntemlerle tedavisinin mümkün olabileceğini vurgulayan Özen, bilgi eksikliği nedeniyle enfeksiyon tedavilerinde gereksiz yere antibiyotik kullanıldığına dikkati çekti.

REÇETELERİN İLK SIRASINDA


Türkiye'de reçetesiz antibiyotik kullananımın oldukça yüksek olduğunu ifade eden Özen, “bazı vatandaşların antibiyotik vermeyen doktorlara bir daha muayeneye dahi gitmediğini” söyledi.
 
Bazı ülkelerde antibiyotik kullanılmadan önce hastaların 48 saat bekletildiğini, hastanın durumuna göre antibiyotik tedavisine “son çare” olarak başvurulduğunu vurgulayan Özen, “Avrupa ülkelerindeki reçetelerde 5 veya 6. sırada yer alan antibiyotikler, Türkiye'de reçetelerde ilk sırada yer alıyor. Hayatımızda gereksiz yere çok miktarda antibiyotik kullanıyoruz” dedi.
 
Gereksiz kullanılan antibiyotiklerin vücuttaki yararlı mikroorganizmalara zarar verdiğini ve vücudun direncini olumsuz etkilediğini kaydeden Özen, “Şirketler yeni antibiyotikler üzerinde çalışmıyorlar. Tahminler şunu gösteriyor ki 2020 yılında dünyada en çok hastane enfeksiyonları, ağır enfeksiyonlar, dirençli enfeksiyonlar ölüme neden olacak. Hatta bu sayı kanseri, kalp krizini de geçecek. Önümüzdeki 5-10 yıl içinde yeni antibiyotikler gelişmezse hepimizi çok zorlu günler beklemektedir” diye konuştu.

 
 
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM