EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 23, 2012, 04:16:26 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Herkese Örnek Bir Sağlık Hikâyesi  (Okunma Sayısı 745 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1184



Üyelik Bilgileri
« : Aralık 11, 2010, 06:58:31 ÖS »




Kendi hastalığının doktoru oldu
 
ESRA KESKİN   -   11.12.2010

 
 
"Hayattaki her kötü şey, bize bir şeyler öğretmek için gelir başımıza. Görevini yapar ve gider." Bu sözler iki kez felç geçiren ve ikisinin de üstesinden gelmeyi başaran bir beyin cerrahına ait. Felç geçirdiği için hiç üzüntü duymuyor o, aksine her hastalığın ona bir şeyler kattığını düşünüyor.
 

Özlem Kıran, 8 yaşında geçirdiği felç sonucunda doktor olmaya karar veren ve bu hayalini karşılaştığı bütün sıkıntılara rağmen gerçekleştiren bir beyin cerrahı. Onu ilginç kılan bir değil, iki kez felç olması ve ikisinin de üstesinden gelmesi. Dahası, mesleğine devam edip felçli hastaları tedavi etmesi. Kıran şu an 41 yaşında. Evli ve bir çocuk annesi. Zoru başaran doktorun, başkalarının elinden yemek yediği günler artık çok gerilerde...

Kıran'ın herkese örnek olacak bir hayat hikâyesi var. Bu hikâye, sekiz yaşında yürüme yetisini birkaç gün içinde kaybetmesi ile başlıyor. Dönemin en iyi beyin cerrahlarından Vural Berkman'ın ameliyatı sonucunda, 1 hafta içinde tekrar yürümeye başlaması ile devam ediyor. Çaresizce geldiği hastaneden yürüyerek çıkması Kıran'ın içinde karşı koyamadığı bir doktor olma arzusu doğuruyor: "Ben de büyüdüğümde beyin cerrahı olup bütün hastaları iyileştirmek istiyorum."

Omurgası ikiye katlanıyor

Bu hayallerle yola çıkan Kıran, tıp fakültesini kazanıyor ama uzman doktor olmasına bir dönem kala geçirdiği trafik kazası hayatını felç ediyor. Aslında felcin sebebi, trafik kazası değil; doktor ihmali. Yani omurgada oluşan kırığın fark edilememesi. "O gün doktorların yapması gereken bana bir korse vermekti. Ama vermediler." diyen Kıran o dönemde hamile kalıyor. Bebeğe zarar vereceği için röntgen çekilememesi ve hastalığın tespit edilememesi, omurganın 90 derece içe katlanmasına sebep oluyor. İsterseniz o günleri bir de Kıran anlatsın: "Göğüs kısmımda sürekli şişme oluyordu. Çok kilo aldığımı zannediyordum, ama tartıda kilo yok. Meğer omurga ikiye katlanmış. Akciğerlere baskı yapıyormuş. Nefes alamıyordum. Hamileliğimin son 3 ayını nasıl geçirdiğimi bilmiyorum."

Ameliyatı atlattım derken boynu kırılıyor

Neyse ki zorluklarla geçen hamilelik döneminin ardından "küçük Seymen" dünyaya geliyor. Kıran da hemen röntgen çektiriyor ve hastalığını öğreniyor. Ardından 17 saat süren zorlu bir ameliyat... Omurga çivilenerek dimdik yapılıyor. Her şey mükemmel... Ta ki fizyoterapistlerin yaptırdığı yanlış hareket sonucu boynu kırılana kadar! Kıran'ı 8 ay yatağa mahkûm eden ani bir diyafram felci gelişiyor. Ciddi ağrılar yaşıyor. Omurgalarında yüzde 50'den fazla kayma oluyor. "Yaşadım, ama nasıl yaşadığımı bilmiyorum. Ağrım vardı, nefes alamıyordum, ne elimi ne kolumu kıpırdatabiliyordum. Aletle yaşıyordum. Ama her zaman şunu söylerim: 'Allah istediği zaman, insanın büyük bir hastalığı bile olsa yürütebilir, istemediği zaman nokta kadar bir lezyonla yaşamına son verebilir.' Buna inandım. İnancımı hiç kaybetmedim. Üstelik doktorlarım, 'İyileşmeyeceksin Özlem, alışacaksın.' dedikleri halde..." Bu sözlerle özetliyor inancını. Felç geçirdiği için hiç üzgün görünmüyor, aksine tüm yaşadıklarının kendisine bir şeyler öğrettiğini düşünüyor. "Allah, hastalarımı daha iyi anlamam için verdi bu hastalıkları bana. Hastaların neler çektiğini, neler yaşadığını bilmem için, onları tedavi ederken 'of' dememem için yaşadım o günleri." diyor. e.keskin@zaman.com.tr


 


Hastanın, iyileşeceğine inanması gerekiyor

Özlem Kıran, şimdi sapasağlam. Doktorların "nefes almamaya alışacaksın, iyileşemeyeceksin" sözlerine rağmen ayakta. Biyorezonans denilen bir tedavi ile mümkün olmuş bu durum. Her gün kendisi gibi onlarca hastayı bu yöntemle tedavi ediyor. Ve her zaman söylediği şeyi bir kez daha yineliyor: "Vücudumuzu zayıf düşüren her şey beyinde başlıyor. Bir hastayı tedavi etmek için fıtığını almak yetmiyor. İyileşeceğine inandırmak gerekiyor. Çünkü iyileşeceğine inanmayan hasta, ne yaparsan yap eski sağlığına kavuşamıyor. İnsan inandığı her şeyi yapabilir Allah'ın izni ile. Yeter ki inansın."
 
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM