|
mintiminti
|
 |
« : Aralık 08, 2009, 10:02:16 ÖS » |
|
SERVET-İ FÜNÛN DÖNEMİNDE ŞİİR Dönemin şairler: Tevfik Fikret, cenap Şehabettin, Hüseyin Siret, Hüseyin Suat, Ahmet Reşit Rey, Ali Ekrem Bolayır, Süleyman Nesip, Süleyman Nazif, Faik Ali Ozansoy, Celal Sahir Erozan, Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Şuayb (Servet-i Fünûn dergisinde şiirleri yayımlanmıştır.) Dönemin Şiirinin Genel Özellikleri Türk edebiyatının 1896-1901 yılları arası, Batı edebiyatçılarının özellikle Fransız edebiyatçılarının öncülüğünde yenileşen bir edebiyat niteliği taşır. Servet-i Fünûn hareketinin, Türk edebiyatını kesin olarak modernleştirirken büyük bir hızla sonuç aldığı ilk tür şiirdir. Servet-i Fünûn şiirinde şiirin yerini çoğunlukla resim alır. Onlar metafizik âlemden çok fizikî alemle ilgilenmiştir. Doğanın dış görünüşü üzerine eğilmişlerdir. BİÇİM: *Şiirin dış yapısını değiştirme hususunda çok cesur davranmışlardır. *Divan şiiri geleneğini yansıtan beyitlerin anlam bütünlüğü geleneği bu dönemde yıkılmıştır. *ANJAMBMAN: şiirde bir cümlenin mısra ortasında başlamasına ya da bitmesine hatta bazen bir birimden başka bir birime sarkmasıdır. DİL VE ÜSLUP: *Bu dönemde şiir dili değişmiştir. Dönem sanatçıları Türkçeye gereken önemi vermemişlerdir. *Yabancı sözcüklerle dolu, ağır bir dil kullanmışlardır. Noktalam işaretleri ilk defa bu dönemde şiire girmiştir. *Dönem sanatçıları özel bir şiir dili yaratma çabası içinde olmuşlardır. Hatta bunu bir “şiir davası” olarak kabul etmişlerdir. *Tanzimat şiirindeki yalınlık, fikirler yüklü üslup, Servet-i Fünûn’da yerini mecazlara, benzetmelere ve istiareye bırakır. Servet-i Fünûncuların musiki değeri yüksek bir dili vardır ama bu dil, doğal ve anlaşılır değildi. Onlar bir şey anlatmaktan çok sanat yapmayı amaçlamışlar ve şiirde ahengi ön plana çıkarmışlardır. Söz dizimine de birtakım yenilikler getirmişlerdir. Fiil cümlelerinin yerine isim cümleleri de kullanmışlardır. Kesik cümleler kullanarak uzun cümle kurma geleneğini ortadan kaldırmışlardır. Fiilsiz cümlelere yer vermişlerdir. Karşılıklı konuşma cümlelerine geniş ölçüde kullanmışlardır. Cümle kuruluşunda “ve” bağlacıyla “ah, of” gibi ünlemleri sıkça kullanmışlardır. Fransızca cümle kuruluşuna bağlı kalmışlardır. KONU VE TEMA: Şiirin konusunu alabildiğine genişletmişlerdir. İlgi çekici buldukları her şeyi şiire konu edinmişlerdir. Hem dönemin baskıcı siyasal koşulları hem de bireysel karakter yapıları nedeniyle şiirlerinde bireysel duyguların anlatımına yer vermişlerdir. Bu yüzden Servet-i Fünûn şiirinde en çok işlenen konular aşk, kadın, doğa ve aile yaşamıdır. Bu dönemde hayal-gerçek çatışması en çok işlenen konulardan olmuştur. Dönemin siyasi ortamından bunalan şairler gerçeklerden ve toplumdan kaçmışlardır. Hayal dünyasına ve tabiata sığınmışlardır. Tanzimat şiirinde rağbet görmüş olan dinsel ve sosyal temalar. Servet-i Fünûn şiirinde önemli bir yer tutmaz. Servet-i Fünûn şirinin en belirgin özelliklerinden biri de onun maraziliğidir (Belli devrin hastalığı). VEZİN: Aruzu Türkçeleştirerek yeni aruz kalıpları oluşturmuşlar; şiirde tek kalıp kullanma geleneğini yıkmışlardır. Vezin, şiirde ritim unsuru olarak en bilinçli bu devirde kullanılmıştır. Divan şiirinin aruz anlayışını terk ederek aruzu Türkçeye uydurmada büyük başarı göstermişler ve “Türk aruzu”nu oluşturmuşlar. UYAK: “Kulak için uyak” anlayışı benimsenmiştir. NAZIM BİÇİMLERİ:
TEVFİK FİKRET (1867-1915) • Servet-i Fünûn DERGİSİNE yazı işleri müdürü olmasıyla Edebiyat-ı Cedîde hareketi başlamıştır. • Fikret’in sanat anlayışında geçirmiş olduğu iki ayrı ve zıt aşamaya uygun olarak farklı özellikler gösterir. 1. Aşama: Sanat için sanat görüşüne bağlı olduğu dönem (1901’e kadar) Aşk ve tabiat konularına yoğunlaşmıştır. Sosyal konulara değinmemiştir. 2. Aşama: Sosyal konuları ele aldığı dönem (1901’den sonraki) Şiirlerinin ana teması hürriyet ve medeniyettir. Sis adlı şiiri yazdığı tarihte ölümüne kadar geçen on üç yıl zarfında şair tümüyle aynı sosyal temalara yoğunlaşmıştır. Bu dönemde siyasal alanda “hürriyet” ve “yurtseverlik”; Sosyal alanda ”Batılılaşma”; Manevi alanda ise “Ahlak ve idealizm” temalarını işler. 1. Şekil ve içerik unsurları bakımından onun şiirleri Batılıdır. 2. Tanzimat şiirinde de kısmen devam eden “beyit hakimiyeti”ni yani beyitin şiirde biricik anlam ünitesi olması, anlamın bir beyitte tamamlanması geleneğini Fikret ortadan kaldırmıştır. 3. Uyakların sıralanışına büyük bir serbestlik getirmiş, aruzun kalıplarını müzikaliteleri bakımından ilk defa o değerlendirmiştir. 4. Konuşma diline ait birçok ifade özelliklerini şiire sokmuştur. 5. Şiiri düzyazıya yaklaştırmıştır. 6. Şiirlerinde şekil bakımından Parnasizmin etkisi görülür. 7. Türk şiirinde insan, bilim, fen, teknik sevgisi onunla gelişmiştir. Şiiri sade güzelliğin peşinde koşmaktan çıkarmış, toplumun hizmetine sunmuştur. 8. Eski nazmın “müstezat”ını genişleterek “serbest müstezat”ı kullanmıştır. Aruz kalıplarını değiştirmiş, kendine özgü aruz kalıpları oluşturmuş, aruz ölçüsünün uyak kurallarını yıkmış, Türk aruzunu geliştirmiştir. Ancak hece ile de şiirler yazmıştır. Bu şiirlerini “Şermin” adlı çocuk şiirleri kitabında toplamıştır. Eserleri: Rübab-ı Şikeste (Kırık Saz) (1896) Haluk’un Defteri (1911), Rübab’ın Cevabı (1912) Tarih-i Kadim, Doksanbeşe Doğru (1928), Şermin (1914) CENAP ŞEHABETTİN Şiirde genel olarak müziğe değer veren Cenap’ın şiirlerinde tema “tabiat-kadın-aşk” üçgeni üzerine oturtulmuştur. Cenap’ta genellikle tabiat, Servet-i Fünûn şiirinde olduğu gibi hülya ve hisle örülmüş, tamamıyla öznel bir niteliktedir. Bütün gücünün hayalin zengin renklerinden almıştır. Onu en çok ilgilendiren tabiat manzaraları ile geceler, mevsimler ve bunların içinde özellikle de sonbahardır. Cenap’ta başkalarının hayatları ve acıları ile ilgilenen şiirler hemen hemen hiç yoktur. Cenap’ın şiire ilgisi 1908’e kadar sürer. MENSUR ŞİİR Mensur şiir, duygu ve hayal dünyamızı etkileyebilecek bir konuyu, kısa ve çarpıcı bir şekilde, şiirin cümle yapısını ve ahengini koruyarak şairane bir hava ile ölçü ve uyağa bağlı kalmadan anlatan edebî türdür. Bu türe “artistik nesir” denir. Türk edebiyatında “mensure” adını almıştır. *19. Yüzyılda Fransız edebiyatında ortaya çıkmıştır. Bu tür özelliklerini Charles Baudleire, İsidore Duacasse ve Arthur Rimbaud gibi şairler sayesinde kazanmıştır. Dünya edebiyatı Edgar Allain Poe dabu türde eserler vermiştir. *Mensur şiir, Türk edebiyatına Tanzimat’tan sonra Fransız edebiyatı’ndan yapılan şiir çevirileriyle girmiştir. Süreç Şinasi’nin şiir çevirileriyle başlamıştır. Bu sürece Servet-i Fünûn edebiyatının ortaya çıkmasında büyük etkisi olan Recaizade Mahmut Ekrem‘in de katkısı büyüktür. O, özellikle hatıralarından ve güncel olaylardan söz ettiği mensur parçalar kaleme alınmıştır. *Batılı anlamdaki mensur şiirler Türk edebiyatında 19. yy’ın sonlarında denenmiştir. Bu türün Türk edebiyatında Batılı anlamdaki ilk temsilcisi “Halit Ziya Uşaklıgil”dir. İsim babası da o olmuştur. Halit Ziya UŞAKLIGİL bu dönemde, bu türde iki eser vermiştir. 1. Mensur Şiirler, 2. Mezardan Sesler Ona göre mensur şiir; kısa, küçük, hemen zihne doğdukları gibi kâğıt üzerinde rast gele atılıvermiş duygulardan yol üstünde toplandıkları gibi teklifsiz, tasnifsiz çizilivermiş çizgilerden ibarettir. “Mensur Şiirler” Halit Ziya’nın edebiyat dünyasına adım atmasını sağlamıştır. Sanatçının bu kitabındaki 47 mensur şiir; konu, dil ve üslup bak. Servet-i Fünûn edebiyatı karakteristik özellikleri taşır. Mezardan Sesler adlı eserini annesinin ölümü üzerine yazmıştır. Eser adının çağrıştırdığı karamsarlığın ötesinde mikro ve makro kosmostan, insansın dünyadaki yerini ve var oluşun amacı tartışan felsefî metinlerden oluşmaktadır. Bu eserdeki yazılar başlıksızdır. Mehmet Rauf da bu türde eserler vermiştir. Bu türdeki eserlerini “Siyah İnciler” adlı kitabında toplamıştır. Mensur Şiir Yazarları: Hüseyin Cahit Yalçın, Celal Sahir Erozan, Saffet Nezihi
Mensur Şiir 1. Temel birimi cümledir. 2. Ölçülü yazılmazlar. 3. Mensur şiirde biçim yoktur. 4. Düzyazı şeklinde kaleme alınır. Düz yazın yapısı dikkate alınarak oluşturulur. 5. Kafiye örgüsü yoktur.
Şiir 1. Temel birimi dizedir. 2. Ölçülü yazılabilir. 3. Değişik biçimleri vardır. 4. Kafiye örgüsü vardır.
Mensur Şiirler Düz Yazını Karşılaştırması: Mensur şiirler de düzyazılar gibi, cümlelerden oluşur. Ancak mensur şiir, nesir cümleleri ile yazılmış şiirdir. Düz Yazılarda düşünce esas alınır. Ancak mensur şiirde duygu esastır. Duygular şairane bir biçimde ele alınır. Mensur şiir ses, söyleyiş, tema bakımlarından, şiirden farklı değildir. Ve bu nitelikleriyle düz yazıdan ayrılır.
|