MEHMET RAUF-
EYLÜL

|
KİTABIN ADI |
EYLÜL |
|
KİTABIN YAZARI |
MEHMET RAUF |
|
YAYIN EVİ VE ADRESİ |
HİLMİ KİTABEVİ |
|
BASIM YILI |
1946 |
1. KİTABIN KONUSU :
Süreyya ve onun karısı Suat ve
akrabaları olan Necip Bey ile aralarında geçen olayları
anlatmaktadır.
2.KİTABIN ÖZETİ
:
Süreyya
ve karısı Suat’ la birlikte babasının evinde oturmaktadır.
Ama bu halden memnun değildirler. Babası hem yaşlı, hem
dediği dediktir. Onun yüzünden her yaz bir tane taş ocağına
benzeyen köye gelirler ve orada sıkıntıdan patlarlar. Suat
bu arada başka olaylardan da sıkılmaktadır. Suat’ ın kardeşi
Hacer akrabası olan Necip Bey’ le gönül eğlendirmektedir.
Hacer evli ve eşi de onun için herşeyini verecek nitelikte
bir eştir. Daha sonraları Suat ile Süreyya birlikte mutlu
bir şekilde yaşayabilmenin yolunu aramışlar ve bulmuşlardır.
Suat Hanım gizlice babasından para isteyip eşi için bir yalı
kiralar. Kocası bu duruma çok sevinir.
Necip de hem dostarı hemde
akrabaları olarak Suat ve Süreyya’ nın yanına gelir.
Süreyya için yelkenle gezmek ve balık tutmak vazgeçilmez bir
zevktir. Süreyya bu alışkanlıklarını sürdürürken Suat da
Necip’le birlikte piyano çalmaktadır.
Başbaşa geçen bu uzun yaz
tatilinin sonlarında Necip Bey birşeylerin olduğunu, Suat
Hanım’a aşık olduğunu anlar. Bu durumdan kurtulmaya
çalışsada başarılı olamaz. Sonunda çare olarak onların
yanından ayrılmaya karar verir. Giderkende Suat’ın
eldivenlerinden bir tanesini izinsiz olarak hatıra olması
için alır.
Daha sonraları Necip’in
tifoya tutulduğu öğrenilir. Süreyya ve Suat buna çok
üzülürler. Tehlike devresi geçince Necip’in yanına giderler.
Necip hastalığın etkisiyle sinir yorgunluğu içerisindedir.
Hacer Necip’in hastalığı sırasında yanında bulunmuş ve o
sıralarda Necip’in kendiden geçmiş olduğu zamanda
yastığının altından bir bayan eldiveni bulmuştur. Hep
birlikte hasta hakkında konuşurlarken Necip’in annesi
eldiveni gösterir. Suat kendi eldivenini görünce şok olur ve
olayı anlar fakat kimseye sezdirmez. O sırada Necip’te
sapsarı olur utancından ve çaresizliğinden ne yapacağını
bilemez.
Necip hastalıktan sonraki
iyileşme devresini yalıda geçirilmek üzere mecbur edilir.
Halbuki O, onlardan kaçmak için uğraşmaktadır.
Bir yaz sessiz ve olaysız
bir şekilde geçmiştir. Eylül gelince Süreyya konağa gider.
Bu gidiş beklenen bir gidiş değildir. Suat bu duruma anlam
veremez. Daha gitmeden önce kışı bile beraber
geçireceklerini söylemiştir. Ama Süreyya birşeyleri sezmiş
olup, o yüzden gitmiştir.
Konağa geri dönülür. Necip
artık eskisi kadar yalıya gelmemektedir. Hele Hacer’in
davranışları , onların her bakışlarından anlam çıkarmaya
çalışan tavrı her ikisini de deliye döndürür. Birbirlerini
buldukları anda , ister istemez kaybedeceklerdir. Suat
kendisinden kalan , Necip’in aldığı eldivenin diğerini de
verir. Bunun sebebi ise artık hayatın Suat için yaşamaya
değer bir tarafı kalmamasıdır.
O gece konakta yangın
çıkar.Herkesi bir telaş ve korku alıp götürür. Canlarını zor
kurtarırlar. Ama Suat ortalıklarda yoktur. Süreyya
alevlerin içine doğru Suat diye inlemektedir. Ama cesaret
edemez. Necip bir haykırışla içeriye fırlar . Her ikisi de
çöken tavanın altında can verirler.
3.KİTABIN ANA FİKRİ :
Her ikisi de evli olan
kişilerin ellerinde olmadan , bir arada bulundukları sürede
birbirlerine , eşlerinden habersiz yakınkaşmaları ve
aralarındaki yasak
aşkı anlatmaktadır.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ :
Suat :
Kocası Süreyya ile mutlu
bir evlilik sürdürürken Necip Bey’e aşık olur.
Necip :
Akrabaları olan Süreyya ve
Suat’ın yanına gelip , Suat’a aşık olan bir adamdır.
Süreyya :
Suat’ın kocasıdır. Onun
için yelkenle gezmek ve balık tutmak vazgeçilmez bir
zevktir.
Hacer :
Suat’ın kardeşi ve Necip ile gönül eğlendiren bir kadındır.
5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞ
:
Kitap, psikolojik bir
roman olup, ruhsal çözümlemelerde çok başarılı bir çalışma
sergilemiştir. Şahısların ruh hallerini çok iyİ bir şekilde
okuyucuya aktarmaktadır. Yalnız biraz ağır olduğu için
okurken zorluk çekilmekte ve bu yüzden biraz da okuyucuyu
sıkmaktadır.
6.YAZAR HAKKINDA BİLGİ
:
Mehmet Rauf, İstanbul’da doğdu. Soğuk Çeşme Askeri
Rüştiye’sini ve Bahriye Mektebi!ni bitirdi. Bir süre
subaylık yaptıktan sonra, 2. Meşrutiyet’in ilanından sonra
bu görevinden ayrıldı. Hayatını
yazarlıkla kazanmaya başladı. 1923’ ten sonra da
ticaretle uğraşmaya başladı. Küçük yaşlarda iken
edebiyata
merak sarmıştı. Birçok eser yazdı,çeviri yaptı.
Servet-I Fünun hareketine katıldı.
En Güzel Paylaşımlar İçin Mail
Grubumuza Üye Olun
Picasa Fotoğraf ve Slayt Programı