9. sınıflar için hazırladığım kitap geçen yıl çıkmıştı. Bu kitabın gördüğü ilgi, beni yeni çalışmalara başlamak için heyecanlandırmıştı. Bu heyecan, bana bir yıl süren yorucu bir çalışma boyunca güç verdi. Bu süre zarfında Türk edebiyatının önemli kaynaklarını ve metinlerini tarama, yeni programamı daha iyi kavrama fırsatı buldum ve kitabı nihayet çıkarabildim. Ben bu kitabı çıkararak söyleyeceklerimi söyledim. Bundan sonrasında söz, siz değerli öğretmenlerimizindir. Kitap birinci hamur kağıda basılmıştır. Sayfa sayısı 432'dir. Kitabın yayımcısı ESEN YAYINLARI'DIR. Aşağıdaki metin, bu kitabın ön sözüdür.
Olay 1: Bir edebiyat öğretmeni bir mühendisle tanışır. Tanışma sırasında edebiyat öğretmeni mesleğini söyleyince mühendis “Şu failin mefailün neyin nesiydi ya, hâlâ anlamış değilim!” der.
Olay 2: Bir adam, aldığı bir karardan ve onun sonrasında gerçekleşenlerden ötürü suçlanır. Adam, haklıdır dolayısıyla düzgün cümleler kurarak kendini savunur. Onu dinlemek daha doğrusu anlamak istemeyen muhatabı, adamın sözünü bitirmesine müsaade etmeden ona şu karşılığı verir: “Bana edebiyat yapma kardeşim!”
Bu kitap, bu tür kanıları değiştirmek, böyle olayların yaşanmasına engel olmak düşüncesiyle hazırlanmıştır.
Güzel sanatlar, yitik bir hazine olan “güzellik” kavramının peşine düşen insanların; dünyayı, yaşamı, duygu ve düşünceleri güzelleştirme çabası sonucunda ortaya çıkmış; insanın, kendini ve başkalarını tanıması, bu tanıma sonucunda öğrendiklerini başkalarına da aktarması suretiyle hayat bulmuştur. Sanat eserleri, bu dünyadaki somut malzemelerle soyut âlemde yaratılan, düş gücüyle varlık kazanan yapılardır. Ressam, boyayı; heykeltıraş taşı ya da metalleri; edebiyatçı doğal dili kullanarak kurar yapısını. Onların kullandıkları malzemeler bu dünyaya aittir. Ama ortaya çıkan sanat ürünü bir kurmacadır. Bu ürün, bu yapı, başka bir deyişle bu ev, onu ortaya koyanın sığınağıdır. Bu ev, sanatçının kendini var etmesinin tek yoludur. Sanatçı o evi kurarak, o sanat eserini yaratarak, önce kendine sonra da başkalarına “Burada benim yaptığım güzel bir ev var, bu evi ben tasarladım, bu ev benim düş gücümün yansımasıdır.” der.
Edebiyat sözcüğünün birden çok anlamı vardır. Ama bu anlamlardan öğrencilerin aklına ilk geleni hiç şüphesiz “edebiyat dersi”dir. Bu kitabın temel iddiasının, öğrencilerin zihinlerindeki bu yanılsamayı değiştirmek olduğunu söyleyebiliriz. Biz, edebiyat sözcüğü duyulduğunda akla gelen ilk anlamın “edebiyat sanatı” olması için bu kitabı yazdık. Edebiyat bilimi ve edebiyat dersi, bu anlamlardan sonra akla gelirse; edebiyatın, resim gibi, müzik gibi, ebru gibi bir sanat olduğu yargısı zihinlerde pekişirse bu kitap da yazılış amacına ulaşmış olacaktır.
Kitabımız, üç temel üzerine oturmaktadır: Teorik bilgi, metin incelemesi, ölçme-değerlendirme. Gerek teorik bilgilerin verildiği gerek metin incelemelerinin yapıldığı gerekse de farklı soru kalıplarının kullanıldığı ölçme-değerlendirme bölümlerinde yeni müfredat programı esas alınmıştır.
Kitabımızın, eğitim camiamıza faydalı olması dileğiyle…
www.yusufaras.com.tr