Sayın Aytoldı, açıklamalarınızı dikkatle okudum! Ama kanaatim yine değişmedi. Bunun nedeni ise verdiğiniz örneğin beni tatmin etmemesidir.
Kısacası kelime grubu cümlenin hangi ögesi olursa olsun parçalanmaz. Kısacası
"çocuklarını okula yazdırmak tek isteğiydi." cümlesini ögelerine ayırıken "çocuklarını okula yazdırmak" grubunu parçalamayıp "özne" olarak alıyorsak;
"tek isteği, çocuklarını okula yazdırmak" cümlesinde de "çocuklarını okula yazdırmak" kısmını tek başına yüklem almalıyız.
Cümle bu haldeyken hiçbir sorun yok. Bu cümleyi basit bir şekilde açıklayabiliriz:
"Çocuklarını okula yazdırmak tek isteğiydi."
"Çocuklarını okula yazdırmak" = Özne
"tek isteğiydi" = Yüklem
Ancak eylemsi yüklem olduğu zaman her şeyi eylemsiye bağlamak karışıklığa yol açmaktadır.
Sayın Aytoldı ve diğer arkadaşlar,
Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
bu cümledeki "Birinci vazifen" sözcük grubunu neden eylemsiyle birlikte almadınız da diğer öğeleri aldınız? Önceki iletimde de bunu sormuştum. Öncelikle bunun cevabı gerekiyor çözüme ulaşabilmemiz için..!
Ayrıca Sayın Aytoldı,
Sayın Fuzuli,
Ya da sizin mevcut cümleyi ögelerine ayırdığınız yolda ilerlesek "Benim babam karşıda oturandır." cümlesinde "karşıda" sözcüğünü dolaylı tümleç mi alacağız? "Yüklemde olursa parçalanır, yüklemde olmazsa parçalanmaz" şeklinde bir düşünceye sahip olduğunuzu çıkarıyorum mesajınızdan.
Bu verdiğiniz örnek de bence tatmin edici değil; buradaki yüklem bir sözcük grubu değildir.
"Benim babam karşıda oturandır."
Benim babam = Özne
karşıda = Dolaylı Tümleç
oturandır = Yüklemdir.
Cümleyi tersine çevirirsek: "Benim babamdır karşıda oturan."
benim babamdır = yüklem
karşıda oturan = özne olur.
Bence asıl sorun, eylemsilerin isim soylu gibi görünmelerinden kaynaklanmaktadır. İsim soylu gibi görünüyor ancak hala eylem anlamı vardır.
Gerçekte ben de ad cümlelerinde nesne olmadığını biliyorum.
Erenor Hocamın da düşüncesi mantıklı. Eylemsi cümleleri tam anlamıyla ad cümlesi sayılır mı o da tartışmalıdır. Buna benzer birkaç örnekle daha karşılaşmıştım:
Bu orman güzelliğini şu akan suya borçludur.
Bu cümlede borçlu sözcüğü isim olmasına rağmen nesne almıştır..! Borçlu sözcüğünde aslında " borçlanmak" eyleminin anlamı gizlidir. Dolayısıyla bu tür kelimelerin yüklem olduğu durumlarda dikkatli davranmak gerektiği kanısındayım.
Sizlere bir örnek daha: "Ambar buğday dolu."
Dolu sözcüğünde de "dolmak" eyleminin anlamı gizlidir. Biz de zarf tümlecini - ya da edat tümlecini - zorla nesne yapmışız.
Öğelerden önce biz eklerimizin görevlerini ve kelimeye kattığı anlamı tam olarak belirleyemezsek bu tür örneklerde da tartışmaların çıkması doğaldır. Görevinin kesin belirlenmesi gerekn en önemli eklerimiz ise "eylemsiler"dir.
Saygılarımla...