|
FABL
Kahramanları,bitkiler,cansız varlıklar ve özellikle hayvanlar olan ve ders verme
amacı güden öğretici nitelikteki
öykülere verilen genel addır.Eğitim
amaçlı
fabllarda konu kısa olup kahramanlarının her
biri insan karakterini yahut davranışını sembolize eder. Fabl" sözcüğünün kökeni
Latince "hikâye" anlamına gelen "fabıla"'dır. Fakat bu sözcük zamanla bir ahlâk
ilkesi veya davranış kuralını anlatan kısa sembolik (simgesel) bir hikâye
türünün adı olmuştur.Çok kez olağanüstü unsurlara sahip olan ve bu yanıyla
alegorik bir hüviyet taşıyan bu öykülerde daha çok insanların zayıflıklarını
gözler önüne sermek böylece onlara ders verme amacı güdülür.Bu ders çoğu zaman
öykünün sonunda dile getirilir.
Fablların olağanüstü
unsurlara sahip olması zaman zaman türü
masala yaklaştırır.Olayların insan dışı varlıkların başından
geçiyormuş gibi gösterilmesi okuyucunun verilen ahlak dersini kendi
tecrübeleriyle keşfetmesini sağlar.Bu tür hikâyelerin, kahramanları çoğunlukla
hayvanlardır. Hikâye kahramanı bu hayvanlar, kendi özelliklerini korumakla
birlikte insan gibi konuşurlar. Esasen "fabl" bu özelliği nedeniyle masalımsı
eserler arasında yer alır.
Fabllar hem nazım, hem
nesir biçiminde olurlar.Fablın sonunda her zaman bir ahlâk dersi (kıssadan
hisse) vardır. Bu ders kısa, açık ve doğru olmalıdır ve mutlaka öykünün doğal
bir neticesi gibi görülmelidir.Fabllar
teşhis ve
intak sanatları üzerine kurulmuştur.Fabllarda öğretici (didaktik) bir
amaç güdülür, gündelik hayatla ilgili dersler ve öğütler verilir. Okurlar çoğu
zaman verilen dersin veya öğüdün ne olduğunu anlamakta zorluk çekmezler. Çünkü
bu ders veya öğüt eserin bir yerinde, çoğu defa sonunda, bir
atasözü ya da
özdeyiş biçiminde açıkça belirtilir. Fabllarda
basit ahlâk ilkelerine değinildiği gibi insanların birçok kusurlu yönüne de
dikkat çekilir. Fabllerde soyut konular, olay plânıyla hem somutlaştırılarak hem
de hareket kazandırılarak işlenir. Olaylar bizi güldürürken eğitir. İnsanlar
arasında geçen iyi-kötü, cesur-korkak, dürüst-ikiyüzlü, gözü tok-aç gözlü... vb.
çatışmalar; bu niteliklerin yakıştırıldığı hayvan kahramanlar arasında geçmiş
gibi gösterilir. Dramatizasyona uygun oluşları anlatımlarındaki hareketliliği
eyleme dönüştürmeye yardımcı olur. Böylelikle yaşayarak öğrenmeye uygundurlar.
Fabllar insan belleğinde çok kolay saklanabilen ve ortaya çıkarılabilen
özelliklere sahip olduğu için sözlü gelenek içinde de yaşatılabilmektedir.
Teşhis ve intak sanatları üzerine kurulurlar.Bütün uluslarda ortak bir nitelikte
olan fabllar basit, pratik ahlâk ilkeleridir.
Fablin de dört ögesi vardır:
kişiler, olay, zaman, yer.
Kişiler:
Fablin konusu olan
olay, kişileştirilmiş en az iki hayvanın başından geçer. Bunlardan biri iyi
ahlâklı bir tipi, diğeri kötü ahlâklı bir tipi canlandırır.Fablde ikinci
derecede kişiler çok azdır, bazen yoktur. Kişi betimlemesi yoktur.Kahramanlar
arasında tilki varsa biz onu kurnaz insan yerine koyarız; arslan varsa
cesaretine güvenen biri yerine koyarız. Kısa olay bile bütün yönleriyle değil,
yalnızca fable konu olan yönüyle tanımlanır. Derinlemesine duygu çözümlemelerine
yer verilmez. Fabllerde bir de anlatıcı kişi vardır. Bu kişinin de betimlemesi
yapılmaz, cinsiyeti verilmez. Anlatıcı kahramanları izler, dersini alır. Böylece
dinleyen ile aynı görüşü paylaşır.
Olay:
Fablin
konusu insan başına gelebilecek her hangi bir olaydır. Olay,kahramanın eyleme
dönüşmüş beğenme, istek, özlem, öfke, korku... gibi tutkuya dönüşmüş
duygularından doğar. Fablin gövdesini bir olay oluşturur, asıl önemli olan
fablin anlatılış nedenidir. Buna "ders" denir. Fabl plânı dört bölümdür:
Serim, düğüm,
çözüm, öğüt.
Serim: Olayın türüne, çıkarılacak derse göre kişileştirilmiş hayvanlar veçevre
tanıtımının yapıldığı bölümdür.
Düğüm:
Olay o
çevrede verilmek istenen derse göre gelişir. Kısa ve sık konuşmalar vardır.
Hemen birkaç konuşma ile olay düğümlenir
Çözüm:
Olay
beklenmedik bir sonuçla biter. Fablin en kısa bölümüdür.
Öğüt:
Ana fikir
bu bölümde öğüt niteliğinde verilir. Bu bölüm kimi zaman başta, kimi zaman
sondadır. Kimi zaman da sonuç okuyucuya bırakılır.
Yer:
Tasvir
yapılmaz fakat çevre çok iyi verilmelidir: Orman, göl kenarı,yol... gibi. Olayın
geçtiği yer olayla birlikte değişebilir.
Zaman: Her olay gibi fabldeki olay da bir zaman diliminde geçer. Kronolojik
zaman kullanılır.
Türün bilinen ilk örnekleri Doğu’da İ.Ö.VII yy.da Asur-Babil masallarına,Batıda
ise İ:Ö:VIII yy.da Atmaca ile Bülbül öyküsünü yazan Hesiodos’a kadar
uzanmaktadır.Zamanla serpilip gelişen tür,Batı’da Aisopos (Ezop),La Fontaine;Doğu’da
Kelile ve Dinme yazarı Beydaba ile seçkin örneklerine kavuşur. Fars edebiyatında
8.-14 yüzyılda yaşamış ve toplumsal eleştirileriyle ilgili eserler kaleme almış
olan ünlü mizahçı Ubeyd-i Zakanî ve 11/16. yüzyılda hayatını sürdürmüş olan
Muhammed Bakîr Meclisî’nin Fare ile Kedi (Muş u Gurbe) adlı eserleri vardır.
Sadî’nin
Gülistan ve Bostan adlı eserlerinde hayvan
hikâyelerini anlatan bir çok örnek mevcuttur.
Çağdaş hayvan
destanları da denebilecek bu yeni türün
başarılı örnekleri arasında Tilki Renard,Chantebury Öyküleri,ütopik bir hüviyete
sahip olan George Orwell’in Hayvan Çiftliği (1945),Andersen Masalları ve Antoin
de Saint-Exupry’nin Küçük Prens’i sayılabilir. James Thurber de bu türün çağdaş
temsilcilerindendir.
Eski Türk edebiyatında sıklıkla görülen kıssadan hisse türü öykücüklerin zengin
örneklerine Sadi’nin Bostan ve Gülistan ile
Mevlana’nın Mesnevisinde rastlamak mümkündür.Bu türün en yaygın
örnekleri Feridüddin Attar’ın Mantıku’t Tayr ile 15 yy. şairi
Şeyhi’nin
yazdığı Harname adlı mesnevisidir. Türkçedeki ilk örneği Harname'dir.Batılı
anlamda ilk örnekleri ise
Şinasi vermiştir.
Ahmet Mithat, Kıssadan Hisse adlı eserini
ahlakî gaye güderek yazmıştır. Bu eserde yazar, Ezop’tan, La Fontaine’den yapmış
olduğu çevirilere ve kendi yazmış olduğu fabllere yer vermiştir
Recaîzade Mahmut Ekrem, La Fontaine’den Horoz
ile Tilki, Kurbağa ile Öküz, Karga ile Tilki, Meşe ile Saz, Ağustos Böceği ile
Karınca gibi bir çok çeviriler yaparak bu alanda Türk Edebiyatına katkıda
bulunuştur Ali Ulvi Elöve Çocuklarımıza Neşideler, adlı
şiir kitabında La Fontaine,
Victor Hugo, Lamartine’den yaptığı çevirilerin
yanında, yine bunlardan esinlenerek yazdığı fabl türü şiirlere de yer vermiştir.
Nabizade Nazım’ın Bir Sansar ile Horoz ve Tavuk
adlı eseri vardır Tarık Dursun K.’nın fabl üzerine bir çok eseri mevcuttur. La
Fontaine, Ezop ve Krilov’dan çeviriler yaparak yayınlayan yazar, hayvanlarla
ilgili bir çok hikâye de yazmıştır.Nurullah
Ataç,
Orhan Veli Kanık, Ömer Rıza Doğrul, Kemal
Demiray, M.
Fuat Köprülü, Vasfi Mahir Kocatürk, Siracettin
Hasırcıklıoğlu,
Sebahattin Eyüboğlu fabl türü ile ilgilenmiş
çeviri yapmış, araştırmalarda bulunmuşlardır.
Muhammet YÜCE
Fabl
Sayfasına Dön
Benzer
Sayfalar:
Fabl Ders
Sunusu
Fabl
Günlük Planı
Fabl
Forumdaki Fabl Sayfamız
|
|