|

DİLİN İŞLEVLERİ
1GÖNDERGESEL İŞLEV:
Bir ileti dilin göndergeyi olduğu gibi ifade etmesi için
düzenlenerek oluşturulmuşsa dil
göndergesel işlevde
kullanılmıştır. Bu başka bir ifadeyle dilin bilgi verme
işlevidir. Burada amaç, gönderge konusunda doğru, nesnel,
gözlemlenebilir bilgi vermektir. Bu işlev daha çok kullanma
kılavuzlarında, nesnel anlatılarda,
bilimsel
bildirilerde, kısa not ve özetlerde karşımıza çıkar.
ÖRNEK: “
Hegel’in felsefesinin çıkış noktası bilim değil, tarihtir.”
2.HEYECANA BAĞLI İŞLEV:
Bir ileti, göndericinin iletinin konusu karşısındaki duygu
ve heyecanlarını dile getirme amacıyla oluşturulmuşsa dil
heyecana bağlı işlevde kullanılmıştır. Bu işlev,
göndericinin kendi iletisine karşı tutum ve davranışını
belirtir. Bu işlevde çoğunlukla duygular, heyecanlar,
korkular, sevinç ve üzüntüler dile getirilir.
Dilin
göndergesel işlevinde
nesnellik, heyecana bağlı işlevinde öznellik hâkimdir.
Özel mektuplarda,
öznel
betimlemeler
ve anlatılarda, lirik
şiirlerde,
eleştiri
yazılarında
dilin heyecana
bağlı işlevinden
sıkça yararlanılır.
ÖRNEK: “Ben bu davranışınızı
etik bulmuyorum, siz yanlış davranıyorsunuz.”
3.ALICIYI HAREKETE GEÇİRME İŞLEVİ:
Bu
işlevde
ileti alıcıyı harekete geçirmek üzere düzenlenmiştir.
İletinin bir çeşit çağrı işlevi gördüğü bu işlevde amaç,
alıcıda bir tepki ve davranış değişikliği yaratmaktır.
Propaganda amaçlı siyasi
söylevler,
reklâm metinleri, genelgeler, el ilanları genellikle dilin
bu işleviyle oluşturulur.
Dilin alıcıyı
harekete geçirme işleviyle
hazırlanan metinlerde gönderici, iletiyi alanı işin içine
sokmayı, onu sorgulamayı ister.
ÖRNEK: “Sınıfı hemen terk et.”
4.KANALI KONTROL İŞLEVİ:
Bir ileti, kanalın iletiyi iletmeye uygun olup olmadığını
öğrenmek amacıyla düzenlenmişse dil, kanalı kontrol
işlevinde kullanılmıştır. Gönderici ile alıcı arasında
iletişimin kurulmasını, sürdürülmesini ya da kesilmesini
sağlayan bu işlevde iletinin içeriğinden çok iletişimin
devam ettirilmesi olgusu ağır basar. Törenlerde, uzun
söylevlerde, aile yakınları ya da sevgililer arasındaki
konuşmalarda; dilin kanalı kontrol işlevini yansıtan
iletiler sıkça kullanılır.
ÖRNEK:
“Beni anladınız değil mi?”
5.DİL ÖTESİ(ÜST DİL)İŞLEVİ:
Bir ileti dille ilgili bilgi vermek üzere düzenlenmişse o
iletide dil,
dil ötesi işlevde
kullanılmıştır.
Dilin dil ötesi
işlevinde
iletiler, dili açıklamak, dille ilgili bilgi vermek için
düzenlenir. Daha çok bilimsel metinlerde ve öğretme amaçlı
konuşmalarda karşımıza çıkan ve “yani, demek istiyorum ki,
bir başka deyişle” gibi sözcüklerde kendini gösteren dil
ötesi işleve, günlük yaşamda da sıkça başvurulur.
ÖRNEK: “Beni yanlış anlamayın,
ben bu sözcüğü
mecaz anlamda
kullandım.”cümlesinde ileti, dille ilgili bilgi vermek,
başka bir iletiyi açıklamak üzere düzenlenmiştir.
6.ŞİİRSEL(SANATSAL)İŞLEV:
Bir iletinin iletisi kendisinde ise dil şiirsel işlevde
kullanılmıştır. Dil bu işlevde kullanıldığında iletinin
iletmek istediği husus, iletinin kendisindedir. Bu durumda
ileti, kendi dışında herhangi bir şeyi ifade etmez,
yansıtmaz. Obje iletinin kendisidir. Örneğin dilin şiirsel
işlevde kullanıldığı metinler olan lirik anlatılarda ve
şiirlerde
şiirin amacı o şiirin kendisidir. Şiirsel metinler,
kendinden başka bir şeyi ifade etmeye ihtiyaç duymaz, bir
şiir sadece şiir olduğu için önemli ve anlamlıdır, yani
şiirin gerçeği, şiirin kendisidir.
Dilin şiirsel
işleviyle
kullanıldığı metinlerde gönderici alıcıda hissettirmek
istediği etkileri uyandırmak için, dili istediği gibi
kullanır, yani kendi özgün üslubunu oluşturmak için bir
anlamda dili yeniden yaratır.
Edebi sanatlardan,
karşılaştırmalardan, çağrışım gücü yüksek sözcüklerden
yararlanarak imgeler oluşturur, sözcükleri daha çok yan ve
mecaz anlamlarda kullanır. Edebi metinlerde dil şiirsel
işlevde kullanılır.
Dil ve konuşabilme
yeteneği, insanoğluna yaratılışıyla birlikte bağışlanmış ve
onu diğer canlılar üzerinde üstün kılmış en önemli
özelliklerinden birisidir. İnsan adı verilen bu canlı
türünün en üstün özelliği düşünebilmesi ve muhakeme
edebilmesidir. Dil-düşünce ilişkisi ise, yüzyıllardan beri
araştırılan bir konudur. Kimi dilbilimcilere göre, dil,
düşüncenin evidir. Diğer bir söyleyişle, düşünce ancak dille
oluşur ve yine dil sayesinde dış dünyaya aktarılır. Çok yeni
sayılabilecek bir bakış açısına göre ise, adlandırma ve
kavramlar olmadan düşünce üretilemez. Öyle anlaşılıyor ki
insanı insan yapan bu iki temel özelliği, birbiriyle
yakından ilgilidir.
Dil, bireye düşünce üretebilme, düşüncelerini dışa vurma,
bilgi edinme, geçmişini hatırlama, gününü yaşama, geleceğine
yön verme, kişiliğini kazanma, hayatını sürdürme gibi daha
pek çok açıdan yardımcı olmaktadır. Bu yönüyle dil, daha çok
bireyseldir. Çünkü, kişiliğimiz biraz da dilimizle kazanılır
ve kişiliğimiz aslında dilimizde gizlidir. Dil, ferdî ve
millî kişilik ve kimliğimizi bünyesinde barındırır. Dil,
hayatın her safhasını kapsayan, her an onun içinde
yaşadığımız genişçe bir dünyadır. Kısacası, dil, aslında
hayatın kendisidir.
İnsanoğlu, toplu hâlde yaşamaya mecbur ve muhtaç olan bir
canlı türüdür. Hiçbir insan tek başına yaşayamaz. İnsanların
bir arada yaşayabilmeleri için, aralarında birtakım ortak
özelliklerin bulunması gerekir. İnsanları bir araya getirip
aralarında ortak duygusal bağlar kuran vasıtalardan birisi
de dildir. Dilin insanlar arasında iletişimi sağlaması, onun
çok küçük bir yönünü ifade etmektedir. Dil, asla mekanik
değil, duygusal bir iletişim aracıdır. Dilin asıl işlevi,
insanlar arasında doğal, duygusal ve ruhsal bağlar
kurmasıdır.
Böylelikle diller, insan topluluklarını birbirlerine
yaklaştırarak “millet” adı verilen sosyal kurumun oluşmasına
zemin hazırlarlar. Bu yönüyle dil, milleti oluşturan
bireyler arasında tam bir birleştirici unsur görevini
üstlenir. Onları duygu, düşünce, hayal ve en önemlisi dış
dünyayı algılama açısından birbirine yaklaştırır. Dil
sayesinde ortak duygu, düşünce ve ideallere sahip olan
bireyler arasında, aynı zamanda ortak bir şuur da oluşur. Bu
şuur ferdî şuurun çok ötesinde millî bir şuurdur. Millî şuur
ise, bir milleti ayakta tutan, geçmişini hatırlatan,
değerlerini bugüne taşıyan, bugününü en güzel şekilde
yaşatan ve bütün bunları kapsayacak şekilde geleceğe yön
veren hareketlerin bütünüdür.
İleti, dilin göndergeyi olduğu gibi ifade etmesi amacıyla
düzenlenerek oluşturulmuşsa dilin “göndergesel işlev”de;
ileti, göndericinin iletinin konusu karşısındaki duygu ve
heyecanlarını dile getirme amacıyla oluşturulmuşsa dilin
“heyecana bağlı işlev”de; ileti, alıcıyı harekete geçirmek
üzere düzenlenmişse dilin “alıcıyı harekete geçirme
işlevi”nde; ileti, kanalın iletiyi iletmeye uygun olup
olmadığını öğrenmek amacıyla düzenlenmişse “kanalı kontrol
işlevi”nde; ileti, dille ilgili bilgiler vermek üzere
düzenlenmişse “dil ötesi işlev”de ve iletinin iletisi
kendinde ise dilin “şiirsel işlevi”nde (Poetik) kullanıldığı
vurgulanır. Edebî metinlerde, şiirsel işlevinin
hakimiyetinde dilin diğer işlevlerinin de kullanıldığı
belirtilir. Bazı metinlerde, birkaç işlevin birlikte
kullanılabileceği sezdirilir. Dil “şiirsel işlevi”nde
kullanıldığında iletinin iletmek istediği husus, iletinin
kendisinde aranmalıdır. Bu durumda ileti kendi dışında
herhangi bir şeyi, herhangi bir olguyu ifade etmez,
yansıtmaz. Obje iletinin kendisidir. Ancak bu, iletinin
insandan, hayattan ve yaşanılan dünyadan soyutlanması
değildir. Burada sanata özgü gerçeklik vurgulanmalıdır.
Türk Dili ve Edebiyatı Öğrt.
Firdevs SARIKAYA
Bu Sayfa Yeterli Gelmedi mi
Sorun Değil, Aşağıdaki Sayfalarımıza Bakın :)
Picasa Slayt Programı
www.edebiyatogretmeni.net
|
|