Biyografi
(Yaşamöyküsü)/Oto-biyografi

Kendi alanlarında ünlü olmuş, siyaset adamı, edebiyatçı,
sporcu, bilim adamı, ses, sinema,
tiyatro sanatçısı,
gazeteci, ticaret adamı gibi kişilerin hayatlarını, neler
yaptıklarını, ülke ve dünya insanlığına neler
kazandırdıklarını, hayatlarının önemli başarılarını ve dönüm
noktalarını bütünüyle anlatan yazı ve kitaplara
biyografi
(yaşamöyküsü) denir.
Bir kişinin hayatını ayrıntılı olarak veren kişisel
biyografi kitapları olduğu gibi, birden çok kişinin
hayat hikâyelerini bir araya
getiren genel biyografi eserleri de vardır.
Örneğin antolojilerde, ansiklopedilerde, yıllıklarda birden
çok kişinin biyografileri çok
kısa olarak ana hatlarıyla verilir. Bu eserlerde ya da
yazarın kitabının arka kapağında veya iç sayfasında yer alan
biyografiler genellikle kısadır. Ayrıntıları atılmış daha
çok doğum ölüm
tarihleri, doğum yerleri, bitirdikleri okullar,
çalıştıkları işler, yazdıkları eserler ve önemli başarıları
anılmakla yetinilir. Her döneme, her mesleğe ve her millete
ait kişilerin biyografilerini
veren eserlere evrensel biyografi, bir millete
ait kişilerin biyografilerini verenlere ulusal biyografi,
bir bölgeye mensup kişilerin biyografilerinin toplandığı
eserlere bölgesel biyografi, belli bir mesleğe mensup
kişilerin yer aldığı eserlere meslekî biyografi,
belli bir dönemde yaşayanların hayat
hikâyelerinin verildiği eserlere
de dönem biyografisi denir. Dönem biyografisine
çağdaş insanların yer aldığı Who's Who? (Kim Kimdir?)
adlı eseri gösterebiliriz.
Biyografiler yazım tekniğine göre de farklılıklar arz
etmektedir. Bunları kısaca şöyle sınıflandırabiliriz:
a. Bilimsel biyografi
Biyografik bilgileri kronolojik bir sıra içerisinde, alt
başlıklar halinde, onun dönemi içindeki konumunu, getirdiği
yenilikleri, gösterdiği başarıları, eserlerini, eserlerinin
değişik özelliklerini eleştirel bir tutumla, belgelere,
araştırma ve incelemelere dayalı olarak veren çalışmalara
bilimsel biyografi ya da biyografik monografi
denir. Bu tür eserlerde kişinin doğumu, yetişmesi, öğrenimi,
çalışma hayatı, türlerine göre eserleri, eserlerinin önemi,
şekil ve muhteva özellikleri, başarıları, ödülleri ve başka
özellikleri bölümler halinde verilir.
Bilimsel
biyografi
türüne şu örnekler verilebilir: Mehmet Kaplan,
Tevfik Fikret
Devir-Şahsiyet-Eser (1971); İsmail Parlatır,
b. Biyografik roman
Roman, hikâye gibi tahkiye kurgusu içerisinde, olay anlatımı
üslûbuyla kişiyi bir roman kahramanı gibi olayların içindeki
konumlarıyla sunan eserlere de edebî biyografi ya da
biyografik roman denir. Biyografik romanlarda kişinin
ruhsal ve
fiziksel özellikleri, davranışları, duyguları,
düşünceleri, tepkileri, tavır alışları, giyinişi gibi
pek çok değişik özellikleri ayrıntılı olarak verilip bir
anlamda onun portresi çizilir. Hayatı içerisinde canlı,
yaşayan bir kişilik olarak sergilenir. Buna örnek olarak
M. Emin Erişirgil'in
Mehmet Akif
/İslâmcı Bir
Şairin Romanı (1956);
Tahir Alangu'nun
Ömer
Seyfettin (1968) adlı eserleri verilebilir. Ayrıca
Oğuz Atay'ın Bir Bilim Adamının Romanı
(1975) adlı romanı da bu
türün en iyi örneklerindendir. Yazar bu romanında hocası
Mustafa İnan'ı merkez alarak bir dönemin idealist neslinin
hayatını yansıtmıştır.
c. Nekroloji
Ölen ünlü bir kişinin hemen ölümünden sonraki günlerde
genellikle gazete ve dergilerde yakın çevresinde yer alan
kişiler tarafından onun üstün niteliklerinin, erdemlerinin,
çalışmalarının ve diğer özelliklerinin anı üslûbuyla
anlatıldığı yazılara denir. Bu yazılar bir anlamda öleni çok
seven birinin ağıtları, duygusal, öznel açıklamalarıdır.
Bu tür yazılara örnek olarak
Yahya Kemal'in ölümü
dolayısıyla kaleme alınmış şu yazıları verebiliriz: Vehbi
Cem Aşkun, "İstanbul Aşığını Kaybetti" (Dün-ya, 5 Kasım
1958); Nimet Behsuz, "Büyük
Şairin Arkasından" (Yeni
Gün, 3 Kasım 1958); Cenap Gedikoğlu, "Bir Dev Şair
Göçtü" (Yeni Gün, 5 Kasım 1958).
Oto-biyografi:
Bazı ünlü kişiler hayattayken kendi hayat hikâyelerini
yazmışlardır. Bunlara da oto-biyografi
(özyaşamöyküsü) denir.
Önceleri biyografiler, genellikle kralların, büyük din
adamlarının ya da olağanüstü kahramanlıklar göstermiş
kişilerin hayatıyla sınırlıydı. Bunların biyografilerinde
genellikle onların gerçek özelliklerinin ve niteliklerinin
yanında efsanevî, menkıbevî özellikleri de vurgulanırdı.
Kahramanların yüceltilmiş kişilikleri o topluma bir özgüven
aşılıyor, ayrıca model kişilikleri sunularak onlar gibi
olunması salık veriliyor ve bazı hikmetli davranışlarıyla da
ibretli dersler verilmesi amaçlanıyordu.
Örneğin
Tanzimat’tan
önce klâsik Türk edebiyatında
yazılan menakıpnameler, tarikat büyüklerinin kerametlerle
dolu olağanüstü hayatları verilir.
Türk edebiyatında ilk biyografik eser, Malik Bahşi'nin
Feridüddin-i Attar'dan çevirmiş olduğu Tezkiretü'l-Evliya'dır.
Daha çok mesleklerine göre düzenlenmiş ve birden fazla
kişinin biyografisinin yeraldığı tezkire, menakıb, vefeyat,
devha, sefine, tuhfe, hadika, fihrist, silsilename, şairname,
gazavatname, sicil gibi adlar altında birçok eser kaleme
alınmıştır. Menakıpname ya da velâyetname denilen eserlerde
tarikat büyüklerinin, evliyaların, pir ve şeyhlerin
olağanüstü halleri, kerametleri ve diğer kişisel özellikleri
anlatılır.
Yayımlanmış bazı menakıpnamelere şu örnekler
gösterilebilir: Hacımsultan
Velâyetnamesi (Rudolp Tschudi); Hacı Bektaş
Velâyetnamesi (Erich Gross).Vakayinamelerde de birçok
devlet adamının biyografilerine ait malzemelerbulmak
mümkündür.
Şuara Tezkireleri:
Şairlerin
biyografilerine, eserlerine yer veren, şiirleri hakkında
değerlendirmelerin bulunduğu eserlere şuara tezkiresi
denir.
Türk şairlerinin biyografilerinin toplandığı ilk Türkçe
şuara tezkiresi XV. Yüzyılda kaleme alınan
Ali Şir Nevayî
'nin Mecâlisü'n-Nefâis adlı eseridir.
BAHRİ PEKTAŞ
TDE ÖĞRT.
Picasa Slayt Programı
www.edebiyatogretmeni.net