|
aşaması
olarak 19.yüzyılın sonlarında Fransa’da biçim-lenmiştir.
Bu
biçimlenişte, Hippolyte Taine’in “determinizm”
(gerekircilik), Claude Bernard’ın “deneysel uygulama”
ve Darvin’in “evrim” ve “soyaçekim” düşüncesi
natüralizmin düşünsel, bilimsel alt yapısını oluşturmuştur.
Çünkü C.
BERNARD, doğa olaylarında aynı nedenlerin aynı koşullarda aynı
sonuçları doğuracağını ileri süren determinizmden yararlanarak
deney yönetiminin fizyoloji ve hekimlikte canlı varlıklar
üzerinde uygulanabileceği kanıtlamıştır.
Emile Zola
da “deneysel yöntem”in edebiyatta da uygulanabileceğini ileri
sürerek natüralizmin gözlemine “bilimsel deney” i de
eklenmiştir. Natüralizmin ilkelerini Zola “Deneysel Roman“
adlı yapıtında açıkla-mıştır.
Özellikleri
·
İnsanın duyguları, tutkuları, düşünceleri, davranışları
soyaçekim ve toplumbilim yasalarıyla açıklanmıştır.
·
İnsan ve toplum, bilimsel determinizm yöntemiy-le
incelenmiştir. (gerekircilik)
·
Yaşam, her türlü yönüyle ele alınır; iyi-kötü ayrımı
yapılmaz.
·
Kişiliğin oluşumunda çevrenin etkisi kabul edildiğinden,
sosyal çevreyle ilgili betimlemelere geniş yer verilmiştir.
·
İçgüdü insanı yönlendiren bir etken olarak gösterilmiş,
bu nedenle gerçeğin yansıtılmasında, çirkin, kaba ve ayıbın
sınırları kaldırılmıştır.
·
Yaşam bir laboratuvar, insanlar da deney aracı
olarak görülmüştür.
·
Yazar bir bilim adamı tarafsızlığıyla kişiliğini
gizlemiş, üslupçuluğa karşı çıkılmış ve kişiler sosyal
düzeylerine uygun hareket ettirilip konuşturulmuştur.
·
Çevreyi ve insanı, yaşadıkları dönemin sosyal çöküntüleri içinde
ele aldıklarından eserlerine bir kötümserlik havası
egemen olmuştur.
·
Sanatı, toplum sorunlarını yansıtarak bu sorunların
çözümünde bir araç olarak görmüşler ve sanattan
toplumsal yarar bekleyen anlayışın içinde olmuşlardır.
·
Tiyatroda dekor, kostüm, ve aksesuara önem
vermişlerdir.
FRANSA’DA
•EMİLE
ZOLA (1840-1902) ROMAN
MEYHANE, GERMİNAL, NANA, GERÇEK,
EMEK
•ALPHONSE
DAUDET (1940-1897) ROMAN, ÖYKÜ
DEĞİRMENİMDEN MEKTUPLAR(ÖYKÜ) |
PAZARTESİ HİKÂYELERİ(ÖYKÜ), KÜÇÜK ŞEYLER (ÖYKÜ), JACK(ROMAN),
TARASCONLU TARTARİN (ROMAN)…
•GONCOURT
KARDEŞLER (Edmond ve Jules ) ROMAN
•GUY DE
MAUPASSANT (1850-1893) ÖYKÜ, ROMAN
Klasik
olay öykü türünün ustasıdır.
ÖYKÜ: AY
IŞIĞI, TOMBALAK
ROMAN:
BİR HAYAT, GÜZEL DOST…
NORVEÇ’TE
•HENRİK
IBSEN (1828-1906) TİYATRO
Hürriyet,
aile, ahlak ve benzeri konularda, keskin üsluplu dramlar yazmış.
Danimarka’nın ve tüm İskandinav ülkelerinin birliğini ve
yükselişini sağlamayı ülkü edinmiştir.
HORTLAKLAR, HALK DÜŞMANI, PEER GYNT, NORA…
Türk
Edebiyatı’nda
natüralizmin bilinçli uygulayıcısı Hüseyin Rahmi Gürpınar’dır.
Ondan önce Tanzimat Edebiyatı’nda Nabizade Nazım’ın
“Karabibik” adlı uzun öyküsünde natüralizmin kimi
özelliklerine Türk Edebiyatı’nda ilk kez rastlanır.
SEMBOLİZM ( SİMGECİLİK )
(19.yy’ın
sonları)
Sembolizm, 19. yüzyılın
sonlarında parnasyen şiire tepki olarak doğmuş bir
akımdır. Sembolizm kendisinden sonra ortaya çıkan şiir
akımlarının çoğunu etkilemiştir.
Realist ve
natüralist edebiyatın egemen olduğu dönemde iyice belirginlik
kazanan karamsarlık ve bezginlik, “gelişen bilimin insana
beklenen mutluluğu getirmediği” düşüncesini beslemiş;
“Dünya bir tasarımdır, bir hayalden ibarettir,” biçimindeki
“idealizm”in Fransa’da yaygınlaşmasına yol açmıştır.
Öte
yandan Almanya’da Shopenhauer’un her olayı “hayali ve
esrarlı olgular” biçiminde açıklayan idealist felsefesi,
ruhsal bunalım içindeki genç kuşağın “geleneğin dışında yeni
bir yol bulmak” isteğini güçlendirmiştir.
Böylece
edebiyat, bilimden ve aydınlıktan uzaklaşarak, yarı karanlık ve
belirsiz sezgilere, fizyolojiden psikolojiye, gözlem ve
deneyden duygu ve bilinçaltına, nesnellikten öznelliğe
yönelmiştir.
Fransa’da
sembolizmin öncüsü olan Charles Baudelaire, bu akımın
ilkelerini “Kötülük Çiçekleri” adlı şiir kitabında
uygulanmıştır.
Özellikleri
·
Parnasizmin kovduğu duygu ve hayal şiire geri
dönmüştür. Ancak bu romantizme dönüş değildir.
·
Anlam açıklığını düzyazıya özgü bir özellik olarak görmüşler,
şiirde kapalılığı savunmuşlar; herkesin |