|
KLASİSİZM ( KURALCILIK )
(16.yy’ın
2.yarısı – 17.yy)
17.
yüzyılda,”hümanizm” kaynaklı Rönesans hareketi
Fransa’da klasisizme dönüşmüştür.
Bu
yüzyılın ilk yıllarında Fransa bir kargaşa döneminden yeni
çıkmıştır. “Ülkeye çeki düzen verecek tek güç krallık” düşüncesi
aydın sanatçılar üzerinde etkili olmuştur. Topluma “mutlak
monarşiyle” sanat ve edebiyata da “belli kurallar”la
egemen olunmuştur. Kral ve çevresinin ideal yaşamı sanatçıya
esin kaynağı olmuştur. Bu çağın sanatındaki insan soylu ve
seçkindir. Soyluların sanat beğenisi, klasisizmin
belirleyici ölçüsü olmuştur. Demokratik ilişkilerin hak ve
özgürlükleri monarşiyle kesildiği bu dönemde sanat ve edebiyatta
toplumsal eleştiride söz konusu değildir.
Öte yandan
Descartes’in akılcılık felsefesi, klasizmin
düşünsel temelini oluşturmuştur. Aşk, kin, sevinç, ... gibi
duygular yanıltıcıdır, gerçek ve doğru yalnızca akıl yoluyla
bulunabilir: “Düşünüyorum öyleyse varım”
Eleştirmen Boileau, “Şiir Sanatı” (L’ art Poetique)
adlı yapıtında klasisizmin temel ilkelerini ortaya koymuştur.
Özellikleri
·
Akıl ve sağduyu önemlidir, duygu ve hayal
dışlanmıştır.
·
Dış dünyanın, doğanın betimlenmesinden kaçınılmıştır. Doğa
olarak, insanın doğası, iç dünyası, değişmeyen yanı ele
alınmıştır.
·
İdeal insan tipleri yaratılmıştır. Bu nedenle kahramanlar
halk içinden değil, soylu sınıftan seçilmiştir.
·
Karakteristik ve yerel olan değil, evrensel ve kalıcı
olan seçilmiştir.
·
Eserler ahlaka uygun oluşturulmuştur, aşırı tutkular akılla
denetim altına alınmış ve erdem vurgulanmıştır.
·
Olayların gerçek olması değil, gerçeğe uygun olması
önemsenmiştir.
·
Konudan çok, konunun işleniş biçimine önem verilmiştir.
·
Sanatçılar eserlerinde kişiliklerini gizlemişlerdir.
·
Kaba halk konuşmalarına yer verilmemiş, seçkin kişilerin dili
yeğlenmiştir.
·
Anlatım, her çeşit süsten, yapaylıktan uzak, açık ve
yalın kılınmıştır.
·
Sosyal ve fiziksel çevreye yer verilmemiştir.
·
Eski Yunan ve Latin Edebiyatı örnek alınmıştır.
Bu edebiyatın konuları kimi zaman aynı adlarla yeniden
işlenmiştir.
|
·
Tüm edebi türler için geçerli olan akım, etkisini daha çok
tiyatroda göstermiş, bu türde üç birlik kuralı
uygulanmıştır.
• MALHERBE
(155–1628) ŞİİR
•
CORNEİLLE (1606–1690) TREGEDYA
HORACE, LE CİD, CİNNA
• RACİNE
(1639–1690) TRAGEDYA
ANDROMAK, PHEDRE, IPHEGENİA
• MOLİERE
(1622–1673) KOMEDYA, Dünya edebiyatının en önemli komedi
yazarlarındandır. “Güldürürken düşündüren komedi”
çığırının öncüsüdür.
CİMRİ,
TARTUFFE, HASTALIK HASTASI DON JUAN, KİBARLIK BUDALASI, ZORLA
EVLENME GÜLÜNÇ KİBARLAR, ZORAKİ
HEKİM, KOCALAR MEKTEBİ, KARILAR MEKTEBİ, ADAMCIL, GEORGE
DANDİNİ, SCAPİN’İN DOLAPLARI, BİLGİÇ KADINLAR…
• LA
FONTAINE
(1621–1685) FABL
• LA
BRUYERE
(1645–1696) PORTRE
KARAKTERLER
•
DESCARTES (1596–1650) FELSEFE
• BOILEAU
(1636–1711) Şair ve eleştirmendir.
ŞİİR
SANATI
• PASCAL
(1623–1662) FELSEFE
DÜŞÜNCELER
• Mme DE
LA
FAYETTE ROMAN
• FENELON
ROMAN
TELEMAK
• Mme DE
SEVİGNE MEKTUP
• SAIN
SİMON ANI
• BOSSUET
HİTABET
Türk
Edebiyatı’nda edebiyatın öykü, roman, tiyatro gibi türleri
ortaya çıktığında Batı’da klasisizm çoktan bitmişti. Bu nedenle
Türk Edebiyatı’nda bir klasik dönemden söz edilemez. Ancak
klasizmin konuya değil, konunun işlenişine (biçimine) önem veren
anlayışıyla Divan şiiri arasında benzerlikler görülür.
Öte yandan, Şinasi, Ahmet Vefik Paşa, Âli Bey ve Yusuf
Kâmil Paşa gibi Tanzimat’ın birinci dönem sanatçıları,
batılı klasik sanatçıların yapıtlarını Türkçeye çevirerek,
uyarlayarak bu akımı Türk edebiyatına taşımıştır.
ROMANTİZM (COŞUMCULUK)
(19.
yüzyılın yarısı)
Toplumsal
ve yaşamdaki değişmelerden kaynaklanan romantizm, klasisizmin
dayandığı kurallara karşı bir tepki olarak doğmuştur. 18.
yüzyılda İngiltere’de |