|
ANLATIM BOZUKLUKLARI

Her cümle belli bir düşünceyi, duyguyu
aktarmak için kurulur. Bu cümlenin, ifade edeceği anlamı
açık ve anlaşılır bir biçimde ortaya koyması gerekir. Ayrıca
mümkün olduğunca gereksiz unsurlardan arındırılmış
olmalıdır. İşte bu özelliği göstermeyen
cümleler, anlatım bakımından bozuktur.
Biz, düşüncelerimizi en
güzel şekilde cümlelerle dile getiririz. Kurduğumuz
cümlelerin kusursuz olması, başarılı bir anlatımın
gerçekleşmesini sağlar. Özellikle yazılı anlatımda cümleler,
dil bilgisi kurallarına uygun kurulmalı- anlam açık
olmalıdır.
Kurduğumuz cümleler birden
çok anlama geliyorsa, bu cümleleri okuyan kişi, ne demek
istediğimizi anlayamaz. Biz de karşımızdakine
düşüncemizi iletememiş oluruz. Yine, cümlede gereksiz bir
kelimenin kullanılması ya da cümlenin anlamına uygun
kelimelerin seçilmeyişi de anlatım bozukluğuna sebep olur.
Anlatım bozukluklarının türlerini şöyle
gruplandırabiliriz:
1. Gereksiz Sözcük Kullanılması: İyi bir cümlede
yeterli sayıda sözcük kullanılır. Başka bir deyişle
gereksiz sözcüklere yer verilmez. Çünkü, gereksiz sözcük
kullanımı cümlenin duruluğunu bozar ve anlatım bozukluğu
yaratır.
Bir cümlede gereksiz sözcük bulunduğunu anlamak için, sözcük
cümleden çıkarılır. Bu durumda cümlenin anlam ve anlatımında
bir bozulma oluyorsa o sözcük gerekli, anlatımında
bozulma olmuyorsa ise gereksizdir.
Mecburen karakola gitmek zorunda kaldım.
Son yazdığı romanına isim bulmakta bir hayli
zorlanmış.
Uçak, alçalarak havaalanına başarılı bir iniş yaptı.
Araba şu anda yola çıkmak üzere.
Tatile ailesi ile birlikte çıkacaktı.
Vakfımıza karşılıksız bağışta bulundular.
Verilen vaatlerin hiçbiri yerine getirilmedi.
Gitmeden önce bir daha ara.
Yukarıdaki cümlelerdeki altı çizili sözcükler gereksizdir.
Çünkü, bu sözlerin anlamı, aynı cümledeki başka sözcük ya da
eklerde vardır. Bunların çıkarılması anlamda bir daralmaya
yol açmaz.
Bu anlatım bozukluğu şu şekillerde olabilir:
Eş ve Yakın Anlamlı Sözcüklerin Aynı Cümle İçinde
Kullanılması:
Atatürk’ün yaptığı yenilikçi devrimler, sosyal ve
siyasal yaşamımızı kökünden değiştirmiştir.
Atatürk’ün yaptığı devrimler, sosyal ve siyasal yaşamımızı
kökünden değiştirmiştir.
Yatmadan önce dişlerini fırçalamayı unutma.
Yatmadan dişlerini fırçalamayı unutma.
Giyimlerinde, konuşmalarında ve davranış biçimlerinde
bir gariplik yoktu.
Giyimlerinde, konuşmalarında ve
davranışlarında bir gariplik yoktu.
Eş anlamlı kelimelerin bir arada kullanılmasından
kaynaklanan anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Bu konuda herkesin fikir ve görüşünü almalısınız.
Hava sıcaklığı sıfırın altında eksi sekiz derece imiş.
Yirmi dakika geçmesine rağmen program henüz, hâlâ başlamadı.
Güç ve müşkül zamanlarda üstüne düşeni yerine getirir.
Ben çok varlıklı, zengin biri değilim.
Neşeli, sağlıklı, şen bir görünüşü vardı.
Herkesi eleştirip tenkit etmek bize hiçbir yarar sağlamaz.
Anlamı zaten diğer kelimelerde bulunan kelimelerin
gereksiz yere kullanılmasından kaynaklanan anlatım
bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Şirketteki mevcut ikilik günden güne büyüyor.
Yaşanmış deneyimlerinden hareketle bu sonuca varıyor.
Millî maçın oynanacağı gün yaklaştıkça, ülkedeki heyecan
gittikçe artıyor.
Yanına gidiniz, konuşarak derdinizi anlatınız.
Problemi çözmek için iki arkadaş üç saat süre ile
uğraştılar.
Japonya’daki arkadaşıyla on yıl boyunca karşılıklı
mektuplaştılar.
Az kalsın merdivenlerden düşeyazdı.
Takımın, boyu en kısa oyuncusu bendim.
Öğretmeniyle bütün ders boyunca tartıştı.
2. Gereksiz Yardımcı Eylem Kullanımı: “Etmek, olmak,
eylemek, kılmak” gibi yardımcı eylemlerin görevi;
kendisinden önce gelen isim soylu sözcüğü yüklemleştirmek,
ona iş, oluş, hareket ve kılış anlamları katmaktır. İsim
soylu sözcük, bir ekle aynı anlamı verecekse; yardımcı
eylemin kullanımı gereksizdir.
Sanırım ondan kuşku ettiğimizi anladı.
Sanırım ondan kuşkulandığımızı anladı.
Bizi arayacağını umut etmiştim.
Bizi arayacağını ummuştum.
Hükümet, çözülecek olan sorunları bir bir ele aldı.
Hükümet, çözülecek sorunları bir bir ele aldı.
hasta olmak – hastalanmak
hesap etmek – hesaplamak
yaşlı olmak – yaşlanmak
3. Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanılması: Dilimizde
bazı sözcükler, anlam inceliklerine dikkat edilmeden
kullanılır. Sözcükleri kendi anlamını yansıtacak şekilde
kullanmamak veya uygun olmayan yerde kullanmak anlatım
bozukluğuna yol açar. Böyle bir yanlışa düşmemek için hangi
sözcüğün nerede kullanılıp nerede kullanılmayacağını çok iyi
bilmek zorundayız.
Ülkenin bunalıma girmesini sağlayan bu tür
açıklamalardan kaçınmak gerekir.
Ülkenin bunalıma girmesine neden olan bu tür
açıklamalardan kaçınmak gerekir.
Bu tür bilimsel çalışmalar, dilimizin zenginleşmesine
neden olacak.
Bu tür bilimsel çalışmalar, dilimizin zenginleşmesine
katkıda bulunacak.
Uyarı: “Sağlamak” ya da “katkıda bulunmak” elde
edilmesi istenen olumlu bir sonuca ulaşmaktır. İstenmeyen
sonuçlar ortaya çıktığında “neden olmak” kullanılır.
Avukat, sanığın suçlu olduğunu savunuyor.
Avukat, sanığın suçlu olduğunu öne sürüyor.
Muhalefet partileri, enflasyonun üç haneli rakamlara
yükseldiğini savundu.
Muhalefet partileri, enflasyonun üç haneli rakamlara
yükseldiğini öne sürdü.
Uyarı: “Savunma” bir saldırıya ya da düşünceye karşı
olan davranıştır. Ortada böyle bir durum yoksa “savunma”
yerine “öne sürme” ya da “iddia etme” kullanılır.
Çömleğin üzerine yazılmış desenlere hayranlıkla
bakıyordu.
Çömleğin üzerine çizilmiş desenlere hayranlıkla
bakıyordu.
Hırsız, kadının kolundaki çantayı zorla çalıp kaçtı.
Hırsız, kadının kolundaki çantayı zorla alıp kaçtı.
Zor şartlar altında çalışan işçilerin sağlık durumları
aksadı.
Zor şartlar altında çalışan işçilerin sağlık durumları
bozuldu.
Bu tür tatbikatlarda ölüm şansı her zaman mevcut.
Bu tür tatbikatlarda ölüm olasılığı her zaman mevcut.
Bugün bir buzdolabının ücretiyle on yıl önce bir
araba satın alınabilirdi.
Bugün bir buzdolabının fiyatıyla on yıl önce bir
araba satın alınabilirdi.
Güzelliğinin farkında olduğunu belirten davranışlar
sergiliyordu.
Güzelliğinin farkında olduğunu gösteren davranışlar
sergiliyordu.
Kimi uyarıcı ilaçlar, sporculara yarardan çok zarar
sağlamaktadır.
Kimi uyarıcı ilaçlar, sporculara yarardan çok zarar
vermektedir.
Davranışlarıyla arkadaşlarının üzülmesini sağladı.
Davranışlarıyla arkadaşlarının üzülmesine neden oldu.
Bir kelimenin yerine yanlış anlam verecek şekilde başka
bir kelime kullanılmasından kaynaklanan anlatım
bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Petrol fiyatlarının ucuzlamasına halk olumlu tepki gösterdi.
Küçük kızın saçları hayli büyümüş.
Ormanda yetişen bir çam fidanını salonunuzdaki saksıya
ekemezsiniz.
Son dakika içerisinde attığı golle takımının galip gelmesine
yol açtı.
Başarısızlığını düzensiz çalışmasına borçludur.
Bu, Türkiye’ye özel bir durumdur.
Buradan gidersek yakalanma şansımız nedir?
4. Birbiriyle Karıştırılan Sözcüklerin Kullanılması:
Kimi sözcükler aynı kökten türediği için yazılış ve okunuş
olarak birbirine benzer; ancak bunların anlamları farklıdır.
Bu sözcükler karıştırılıp birbirinin yerine kullanılırsa,
anlatım bozukluğu ortaya çıkar.
Bu kadar çekimser olmana gerek yok; aralarına katıl,
girişken ol.
Bu kadar çekingen olmana gerek yok; aralarına katıl,
girişken ol.
Bunca yağmura karşılık barajlarda yeterince su
birikmemiş.
Bunca yağmura karşın barajlarda yeterince su
birikmemiş.
Bu iki olay arasındaki ayrıntıyı kimse hesaba
katmıyor.
Bu iki olay arasındaki ayrımı kimse hesaba katmıyor.
Ahmet Bey, saygılı kişiliğiyle çevresine örnek
olmuştu.
Ahmet Bey, saygın kişiliğiyle çevresine örnek
olmuştu.
Bu eski makineler artık işlemlerini yerine
getiremiyor.
Bu eski makineler artık işlevlerini yerine
getiremiyor.
Yaşantısının en zor günlerini sürgüne gönderildiği
Malta’da geçirdi.
Yaşamının en zor günlerini sürgüne gönderildiği
Malta’da geçirdi.
İş kazalarının çokluğu, iş güvencesinin olmadığını
gösteriyor.
İş kazalarının çokluğu, iş güvenliğinin olmadığını
gösteriyor.
Toprağın oluşumunda başta gelen etkin, rüzgârdır.
Toprağın oluşumunda başta gelen etken, rüzgârdır.
Birbiriyle karıştırılan sözcüklerin kullanılmasından
kaynaklanan anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Bu iki sınıf arasındaki ayrıcalık tespit edilemedi.
Yeni kaydolan öğrenciler bu kadar çekimser davranması
normaldir.
Bu, Türkiye’ye özel bir durumdur.
5. Kelimelerin Yanlış Yerde Kullanılması: Bir cümlede
her sözcüğün yerli yerinde, başka bir deyişle her sözcüğün
kullanılması gereken yerde olması gerekir. Cümle içindeki
bir tek sözcüğün bile yerini değiştirmek farklı anlamlar,
farklı yorumlar ve yargılar oluşturur. Kimi zaman da
mantıksal tutarsızlıklara yol açar. İyi bir cümlede
kelimelerin cümlenin akışına ve anlamına uygun yerlerde
kullanılması gerekir. Yoksa ifade değişir, anlatılmak
istenen tam söylenemez.
Ekonomik ve sosyal yönden geri kalmış ülkemizin belli
bölgelerine kalkınmada öncelik tanınacak.
Ülkemizin ekonomik ve sosyal yönden geri kalmış belli
bölgelerine kalkınmada öncelik tanınacak.
Ankara’da Kızılay’ın yapılan yeni binası görkemli olacak.
Kızılay’ın Ankara’da yapılan yeni binası görkemli olacak.
Okulu bitirince doktor olarak doğduğu kasabada çalışmaya
başladı.
Okulu bitirince doğduğu kasabada doktor olarak çalışmaya
başladı.
Yeni eve gelmiştim ki dışarıda bir kızıl kıyamet koptu.
Eve yeni gelmiştim ki dışarıda bir kızıl kıyamet koptu.
Meclis 298 oya karşılık 152 oyla erken seçim kararı aldı.
Meclis 152 oya karşılık 298 oyla erken seçim kararı aldı.
Geçen gün, görkemli bir törenle dünya evine giren sanatçı
çift, boşanmak için dava açmış.
Görkemli bir törenle dünya evine giren sanatçı çift, Geçen
gün, boşanmak için dava açmış.
Eğitim, en etkili televizyonla verilir.
En etkili eğitim, televizyonla verilir.
Otobüs yoğun sis yüzünden karşıdan gelmekte olan kamyonla
çarpıştı.
Otobüs karşıdan gelmekte olan kamyonla yoğun sis yüzünden
çarpıştı.
Haber programları tekrar tekrar vurulan sivilleri
gösteriyor.
Haber programları vurulan sivilleri tekrar tekrar
gösteriyor.
Kelimelerin yanlış yerde kullanılmasından kaynaklanan
anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Yeni durağa gelmiştik ki otobüs de hemen geldi.
Bu toplantıda çekinmeden düşünceler dile getirilmeli.
Her yolda kalan insana yardım etmeliyiz.
İdare, henüz yarın ders yapılıp yapılmayacağını bildirmedi.
İzinsiz inşaata girilmez.
6. Anlamca Çelişen Sözcüklerin Kullanılması: Anlamca
cümlenin yargısıyla uyuşmayan, cümlede iletilen yargıyla
çelişen ya da karşıtlık yaratan sözlerin bir arada
kullanılması önemli bir anlatım kusurudur. Anlamları
birbirine ters sözcüklerin aynı cümlede kullanılmasıdır.
Cümlenin anlamında çelişki, genellikle “kesinlik” ve
“olabilirlik” anlamı taşıyan sözlerin bir arada
kullanılmasından kaynaklanır.
Kapının önünde tamı tamına üç beş nöbetçi
vardı.
Kapının önünde üç beş nöbetçi vardı.
Aşağı yukarı tam üç ay önce benzer bir yazı
daha çıkmıştı.
Üç ay önce benzer bir yazı daha çıkmıştı.
Gazetede çıkan bu haber, mutlaka bakanın da kulağına
erişmiş olmalı.
Gazetede çıkan bu haber, bakanın da kulağına erişmiş olmalı.
Milli Savunma Bakanı, kesinlikle askeri bir çözüme
başvurulmayacağını umduğunu belirtti.
Milli Savunma Bakanı, kesinlikle askeri bir çözüme
başvurulmayacağını belirtti.
Eminim ki bunca gürültü patırtı en çok onu üzmüş
olsa gerek.
Bunca gürültü patırtı en çok onu üzmüş olsa gerek.
Onun önümüzdeki ay, ailesini mutlaka ziyaret
edeceğini zannediyorum.
Onun önümüzdeki ay, ailesini ziyaret edeceğini zannediyorum.
Kuşkusuz bütün çalışmalarının ödülünü sonunda
belki alacaksın.
Kuşkusuz bütün çalışmalarının ödülünü sonunda alacaksın.
Bu istek, hiç şüphesiz onun kulağına gitmiş
olabilir.
Bu istek, hiç onun kulağına gitmiş olabilir.
Bundan aşağı yukarı on yıl önceydi.
Bundan on yıl önceydi.
Birbiriyle çelişen sözlerin bir arada kullanılmasından
kaynaklanan anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Kesinlikle yarın gelebilirler.
Şüphesiz bu sözleri bütün öğrenciler duymuş olmalı.
Aşağı yukarı bundan tam yirmi yıl önceydi.
Sözünü ettiğiniz şairin herhâlde on altıncı asırda
yaşadığını zannediyorum.
Eminim bu saatlerde eve gelmiş olmalı.
Mutlaka bir gün çocukluk arkadaşlarını belki yine arayacak.
Yanılmıyorsam, bu ikisinin aynı şey olduğunu tahmin
ediyorum.
Derse en erken giren öğretmen benim. O, benden en az on
dakika sonra derse girer.
7. Mantıksal Tutarsızlık: Bir cümlede, iletilmek
istenen anlamın eksiksiz olabilmesi için düşünce ve mantık
son derece önemlidir. İyi bir anlatımda sağlam bir düşünme
ve mantık yürütme temel koşuldur. Mantıksal hataları ve
tutarsızlıkları içeren cümleler, dil bilgisi kurallarına
uygun olsalar bile anlamı ve yargıyı eksiksiz iletmezler. Bu
tür yanlışlar genellikle dikkatsizlik sonucu ortaya çıkar.
Önümüzdeki haftanın önemli programlarından bazılarını
sizlere hatırlatmaya çalıştık.
Önümüzdeki haftanın önemli programlarından bazılarını
sizlere tanıtmaya çalıştık.
Önlem alınmazsa bu hastalık ölüme, hatta kısmi
felce neden olabilir.
Önlem alınmazsa bu hastalık kısmi felce, hatta
ölüme neden olabilir.
Son turda atlet, arkasındaki yarışçıyı bir hamlede
geçti.
Son turda atlet, önündeki yarışçıyı bir hamlede
geçti.
Düşünme ve mantık hatalarından (yani sözcüklerin yanlış
anlamda kullanılması ya da anlamca çelişmesi) kaynaklanan
anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Bütün çalışan insanlar mühendis oluyor.
Yazar, gelecekle ilgili anılarını yazacakmış.
İkinci Dünya Savaşı’nın sonuçları üzerine Atatürk şöyle der.
Problemleri karşılıklı anlayış ve birlik içinde çözeceğiz.
Yiyecek bir lokma ekmeğimiz hatta yemeğimiz bile yok.
Bu yazıyı değil okumak, anlamak bile imkânsız.
Bölgeyi iyi tanımasına rağmen her yeri gezdi.
Yarın mutlaka bir gazete almayı unutmayın.
Yarının mutlu günlerine özlem duyuyorum.
8. Atasözü ve Deyimlerin Yanlış Kullanılması: Deyim
ve atasözleriyle ilgili iki tür yanlışlık yapılabilir:
a) Deyimler ve atasözleri, kalıplaşmış söz gruplarıdır.
Bu kalıpların bozulması ve bir sözün yerine eş anlamlısının
getirilmesi anlatım bozukluğu yaratır.
b) Bir deyimin ilettiği anlamla, cümlenin taşıdığı anlam
arasında bir uyumsuzluğun olması anlatım bozukluğuna neden
olur.
Bir koyundan iki deri çıkmaz.
Bir koyundan iki post çıkmaz.
Haydi bakalım seç pirincin taşını.
Haydi bakalım ayıkla pirincin taşını.
Tüm itirazlara göz yummuştu.
Tüm itirazlara kulak tıkamıştı.
Benim verilmeyecek hiçbir hesabım yoktur; başım açıktır.
Benim verilmeyecek hiçbir hesabım yoktur; alnım açıktır.
Biti deve yapmak.
Pireyi deve yapmak.
Çok sevinçliydi. Adeta etekleri tutuşmuştu.
Çok sevinçliydi. Adeta etekleri zil çalmıştı.
Atasözleri ve deyimlerin yanlış anlamda kullanılmasından
kaynaklanan anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Damlaya damlaya deniz olur.
Yaramazlıklarıyla hemen, öğretmenin gözüne girdi.
Derdini söylemeyen, ilaç bulamaz.
Şimdi yan oturup doğru konuşalım. Bu ülkenin hali ne olacak?
9. Noktalama Yanlışları: Noktalama işaretlerinin
eksik ya da yanlış yerde kullanılması; cümleleri bir anlam
belirsizliğine sürükleyebileceği gibi cümleden birden fazla
anlam çıkmasına da yol açabilir. Bu nedenle noktalama
işaretlerinin anlama etkileri ve kullanıldığı yerler iyi
bilinmelidir. Yanlış kullanımlar ortaya çıkarsa amaçlanan
anlama ulaşmak mümkün olmaz. Bu durumlar da cümlede bir
anlatım bozukluğu yaratır.
Yabancı dükkandaki eşyaları beğenmedi.
Yabancı, dükkandaki eşyaları beğenmedi.
Bebekler için, ağlamak, açlık ve korku gibi durumların en
doğal ve tek anlatım biçimidir.
Bebekler için ağlamak, açlık ve korku gibi durumların
en doğal ve tek anlatım biçimidir.
Kadın şoförü şöyle bir süzdü.
Kadın, şoförü şöyle bir süzdü.
Misafir odasına doğru yürüdü.
Misafir, odasına doğru yürüdü.
Ahmet, misafir odasına doğru yürüdü.
Genç sürücüye bir şeyler söyledi.
Genç, sürücüye bir şeyler söyledi.
Noktalama işaretlerinin yanlış kullanılmasından
kaynaklanan anlatım bozukluklarını bulup düzeltiniz.
O arabaya bindi.
İhtiyar adamı karşıya geçirdi.
İhtiyar çobanla konuşmaya devam ediyordu.
10. Tamlama Yanlışlıkları: Sıfat ve isim
tamlamalarının aynı tamlanana bağlanması anlatım bozukluğuna
yol açar. Çünkü isim tamlamalarında tamlanan iyelik eki
aldığı halde, sıfat tamlamalarında tamlanan ek almaz.
Dolayısıyla tamlananlar, niteliği farklı olduğundan ortak
kullanılamaz.
Kaza yerine birçok askeri ve polis aracı geldi.
Kaza yerine birçok askeri araçla polis aracı geldi.
Onun böyle işlerle uğraşmaya ne vakti vardı ne de zamanıdır.
Onun böyle işlerle uğraşmaya ne vakti vardı ne de bunun
zamanıdır.
İhaleye birçok yerli ve yabancı firmalar katıldı.
İhaleye birçok yerli ve yabancı firma katıldı.
Bu önlemler ekonomik ve sağlık açısından olumlu sonuçlar
verdi.
Bu önlemler ekonomik açıdan ve sağlık açısından
olumlu sonuçlar verdi.
Tamlama yanlışlarından kaynaklanan anlatım bozukluklarını
bulup düzeltiniz.
Bu ülkeye teknik ve bilgi yardımında bulunulacak.
Pasta ve meyve suyu ikram edilecek.
Verilen cümledeki özne ve zarf tümlecini bulun.
Son derste belgisiz ve sayı sıfatlarını öğrendik.
Bu bölge coğrafî ve iklim açısından ilgi çekici özelliklere
sahiptir.
Kar yüzünden tüm özel ve devlet okulları tatil edildi.
Ülkemiz Bosna’ya askerî ve gıda yardımı yaptı.
Şehrimizde çeşitli kültürel ve sanat etkinlikleri
gerçekleştirildi.
11. Eklerin Yanlış Kullanılması: Bir sözcüğe, gelmesi
gereken ekin dışında yanlış bir ekin getirilmesi de kimi
zaman anlatım bozukluğuna yol açar.
“Her insan çevreyi korumak ve doğanın
kirletilmesini önlemek için gerekli duyarlılığı
göstermesi gerekir.” cümlesinde “göstermesi”
kelimesindeki iyelik ekinin sözcüğü nereye bağladığı belli
değildir. Çünkü, “Kimin gerekli duyarlılığı göstermesi
gerekir?” diye sorarsak “Her insanın…” cevabını
alırız. Demek ki “insan” kelimesine ilgi eki “-in”
getirilmelidir. Cümlenin doğrusu şöyle olur:
Her insanın, çevreyi korumak ve doğanın
kirletilmesini önlemek için gerekli duyarlılığı
göstermesi gerekir.
İsteğimiz, sınavları kazanmamızdır.
İsteğimiz, sınavları kazanmaktır.
Sınavı kazanmasının nedeni çok çalışmış olmasındandır.
Sınavı kazanmasının nedeni çok çalışmış olmasıdır.
Sorun arkadaşlarımızın bizi bu konuda iyi aydınlatmamış
olduğundan kaynaklanıyor.
Sorun arkadaşlarımızın bizi bu konuda iyi aydınlatmamış
olmasından kaynaklanıyor.
Okuduklarını ezberlemek değil, tartışarak özümlemesine
sağlamak gerekir.
Okuduklarını ezberlemek değil, tartışarak özümlemesini
sağlamak gerekir.
Her ne kadar şehir dışına taşınmışsak bile beklenen
rahatlığa kavuşulmamıştır.
Her ne kadar şehir dışına taşınmışsak bile beklenen
rahatlığa kavuşamadık.
Gereksiz Ek Kullanımı:
İhaleye birçok yerli ve yabancı firmalar katılmıştı.
İhaleye birçok yerli ve yabancı firma katılmıştı.
Bu bestesi onun en tanınmış eseridir.
Bu beste onun en tanınmış eseridir.
Babamın başı ağrıdığında aspirin içerdi.
Babam başı ağrıdığında aspirin içerdi.
Eklerin yanlış kullanımından kaynaklanan anlatım
bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Öğrencilerin başarısına ilgilenmek gerekir.
Bizi en çok sevindiren onun bu sınavı kazandığıdır.
Bazı yolcuların giriş işlemleri yapmaya başlandı.
Dünkü toplantıda Ali bize sınıf arkadaşlarını tanıştırdı.
Biricik arzumuz sınavı kazanmak ve iyi bir bölüme
girmemizdir.
Yazarlarımızın köy yaşantısına ilgilenmeleri toplumumuz
açısından çok yararlıdır.
Uzun yıllardan bu yana bu köyde yaşardım.
Bu yazı kısa zamanda yerine ulaşılabilir.
Konutlar daha sağlam yapılanabilirdi.
Eti tuzlamasan, böyle kokturursun.
Olay, yapılan soruşturma sonucunda ortaya çıktı.
12. Öğe Eksikliklerinden Kaynaklanan Anlatım
Bozuklukları:
a) Yüklem Eksikliği: Yüklem eksikliği daha çok
sıralı
ve bağlı cümlelerde ortaya çıkar. Öge ortaklığı bulunan
böyle cümlelerde tek yüklem kullanılması anlatım bozukluğuna
yol açar.
“Sinemada sigara ve kabuklu yemiş yenmez.” cümlesinde
“yenmez” yüklemine iki nesne bağlanmış ve “sigara yenmez”
diye bir anlam ortaya çıkmıştır. “Sigara” nesnesine de bir
yüklem getirilmesi gerekir. Cümlenin doğrusu şöyle
olmalıdır:
“Sinemada sigara içilmez ve kabuklu yemiş yenmez.”
Çok az veya hiç çalışmadan sınava girdiler.
Çok az çalışarak veya hiç çalışmadan sınava girdiler.
İş konusunda ben onu, o da beni etkilemek istemez.
İş konusunda ben onu etkilemek istemem, o da beni
etkilemek istemez.
Kasadaki adam bir yandan para, bir yandan da paket
yapıyordu.
Kasadaki adam bir yandan para alıyor, bir yandan da
paket yapıyordu.
Pikniğin bütün cefasını ben, sefasını o sürüyor.
Pikniğin bütün cefasını ben çekiyorum, sefasını o
sürüyor.
Örgütün yasal ve yasal olmayan yollardan topladığı paralara
el kondu.
Örgütün yasal olan ve yasal olmayan yollardan
topladığı paralara el kondu.
Bugünkü nöbeti sen, yarınkini de Ali tutacak.
Bugünkü nöbeti sen tutacaksın, yarınkini de Ali
tutacak.
Ne sen beni, ne de ben seni gördüm.
Ne sen beni gördün, ne de ben seni gördüm.
Yüklem eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluklarını
bulup düzeltiniz.
İstanbul’a iki kez, İzmir’e hiç gitmedim.
Ben kırmızıyı, eşim yeşili sever.
Ülkenin koruyucu hekimliğe olan ihtiyacı tespit ve
giderilmeye çalışılıyor.
Bülent çok samimi ve ona çok yakınlık göstermişti.
Geceleri az, gündüzleri hiç uyumam.
Masayı ben, sandalyeleri eşim yerleştirdi.
b) Özne Eksikliği: Özne, cümlenin temel
ögelerindendir. Cümlede özne bulunmaması anlatım bozukluğuna
neden olur. Daha çok ortak özneli cümlelerde özne -yüklem
uyuşmazlığı olur. Kişi ve sayı bakımından ortaya çıkan bu
uyuşmazlık cümlede özne eksikliği yaratır.
“Annemin sinirleri epeyce bozulmuş ve çok üzülmüştü.”
cümlesi bağlı cümledir. Bu cümleyi oluşturan cümlelerin
birincisinde bir öge eksikliği yoktur; çünkü “Annemin
sinirleri” özne, “bozulmuş” ise yüklemdir. Bu bağlı cümleyi
oluşturan ikinci cümlenin ise öznesi eksiktir. “üzülmüştü”
yüklemine sorulan “Kim?” sorusuna yanıt alınamıyor. “Annemin
sinirleri” ikinci cümlenin de öznesi gibi görülerek anlatım
bozukluğuna yol açıyor. Bu bozukluk ikinci cümleye özne
ekleyerek giderilebilir. O halde cümlenin doğru şekli şöyle
olmalıdır:
“Annemin sinirleri epeyce bozulmuş ve annem çok
üzülmüştü.”
Bağıran çocuğa engel olunarak odadan çıkarıldı.
Bağıran çocuğa engel olunarak çocuk, odadan
çıkarıldı.
Kitaptaki yanlışlar düzeltilecek ve ikinci baskıya girecek.
Kitaptaki yanlışlar düzeltilecek ve kitap ikinci
baskıya girecek.
O resimlerinde pastel renkleri kullanmış, bu nedenle çok
çabuk satılmış.
O resimlerinde pastel renkleri kullanmış, bu nedenle
resimleri çok çabuk satılmış.
Özne eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluklarını
bulup düzeltiniz.
Orhan’ın sinirleri epeyce bozulmuş ve oldukça üzülmüştü.
Hiçbiri düzenli çalışmamış, sınıfta kalmıştı.
Herkes görüyor ama yardım etmiyordu.
Kitabın birinci baskısındaki yanlışlar düzeltilerek yeniden
basıldı
Bu kişinin geliri nedir? Kimlerle konuşur, nerede oturur?
Çocuğun karnı acıkmıştı ve uykusuzdu.
Soruyu çözemedi; çünkü çok zordu.
Önceki gün sokakta kimse kalmamıştı, eve kapanmıştı.
Herkes sorunun doğru cevabını bulmaya çalışıyor, sorunun
yanlış olabileceğini düşünmüyordu.
Bu tür programların kalitesi düşüyor, izlenmez oluyor.
Özne Yüklem Uyumsuzluğu (Uyuşmazlığı): İyi bir
cümlede tekillik-çoğulluk, olumluluk-olumsuzluk ve şahıs
bakımından özne ile yüklem arasında bir uyum olması gerekir.
Eğer özne ile yüklem arasında bir uyum yoksa, anlatım
bozukluğu olur.
Cümlede özne tekilse yüklem de tekil; özne çoğulsa yüklem
de çoğul olur.
Kardeşim bugün evde kalacak.
Özne Tekil Yüklem Tekil
Dostlar yıllar sonra bir araya geldiler.
Özne Çoğul Yüklem Çoğul
Bitki, hayvan, organ, cansız varlıklar ve zaman adları,
çoğul özne olarak kullanıldığında yüklem tekil olur.
Meyveler bu yıl geç çiçek açtı.
Özne bitki çoğul Yüklem tekil
Köpekler sabaha kadar havladı.
Özne hayvan çoğul Yüklem tekil
Yürümekten ayaklarım
ağrıdı.
Özne organ çoğul Yüklem
tekil
Aradan haftalar
geçti.
Özne zaman çoğul Yüklem tekil
Söze saygı, alay ya da küçümseme anlamı katılmak
istenirse özne tekil, yüklem çoğul olur.
Beyefendi hala kalkmadılar mı?
Özne tekil Yüklem çoğul
Ayşe Hanım henüz gelmediler.
Özne tekil Yüklem çoğul
Cümlede özne kişi zamiri ise yüklemin kişi eki de aynı
zamiri gösterir.
Ben tiyatroya gidiyorum.
Özne Yüklem
1.Tekil kişi 1. Tekil kişi
Biz yakında bu araştırmayı bitireceğiz.
Özne Yüklem
1. Çoğul kişi 1. Çoğul kişi
Özne 1. ve 2. tekil kişi ise, yüklem 1. çoğul kişi olur.
Ödevi sen ve ben hazırlarız.
Özne Yüklem
2. ve 1. Tekil kişi 1. Çoğul kişi
Özne 1. ve 3. tekil kişi ve 1. ve 3 çoğul kişi ise yüklem
1. çoğul kişi olur.
Şiir etkinliğini ben ve Ali (o)
izledik.
Özne
Yüklem
1. ve 3. Tekil kişi 1. Çoğul
kişi
Özne 2. ve 3. tekil kişi ve 2. ve 3 çoğul kişi ise yüklem
2. çoğul kişi olur.
Sen ve Ayşe (o) bana yardım
edebilirsiniz.
Özne Yüklem
2. ve 3. Tekil kişi 2. Çoğul kişi
“Ağaçlar yapraklarını döküyorlar.” Cümlesinin öznesi
“ağaçlar” insan dışı bir varlık olduğu için, çoğul da olsa
tekil yüklemle kullanılmalıdır. Cümlenin doğrusu şöyle
olmalıdır:
Ağaçlar yapraklarını döküyor.
“Ahmet ve kardeşi gezmeye gitti.” cümlesinin öznesi
“Ahmet ve kardeşi” iki kişiden oluşmuştur. Bu özne onlar
zamiri ile anlatılır. Bu durumda cümlenin yüklemi de “onlar”
ı karşılayan 3. çoğul kişi olmalıdır. Cümlenin doğrusu şöyle
olmalıdır:
Ahmet ve kardeşi gezmeye gittiler.
“Sen ve Berkay dün nereye gitti?” cümlesinin öznesi
2. ve 3. tekil kişi olduğuna göre cümlenin yüklemi 2. çoğul
kişi olmalıdır. Cümlenin doğrusu şöyle olmalıdır:
Sen ve Berkay dün nereye gittiniz?
Uyarı: Türkçe’de bazı
özneler olumlu, bazı özneler
ise olumsuz anlamlar verdiği için bu cümlelerin yüklemleri
de özneye göre olumlu ya da olumsuz olması gerekir. Eğer
özne “kimse, hiçbiri, hiç kimse” gibi kelimelerden
oluşuyorsa yüklem olumsuz olmalıdır. Eğer özne “hepsi,
herkes” gibi kelimelerden oluşuyorsa yüklem olumlu
olmalıdır. Özellikle sıralı cümlelerde farklı yüklemlerin
aynı özneye bağlanması durumunda özne-yüklem uyumsuzluğunun
ortaya çıkabileceğini unutmamalıyız.
“Hiçbiri onun öldüğüne inanmıyor, hayret ediyordu.”
cümlesinde “inanmayanlar” ve “hayret edenler” aynı
kişiler fakat “hiçbiri” olumsuz bir özne olduğu için yüklemi
de olumsuz çekimlendiği halde “hayret ediyordu” olumlu
çekimlenmiştir. Dolayısıyla anlatım bozukluğu olmuştur.
Cümlenin doğrusu şöyle olmalıdır:
Hiçbiri onun öldüğüne inanmıyor, herkes hayret
ediyordu.
Herkes onu seviyor, üzmüyordu.
Herkes onu seviyor, kimse üzmüyordu.
Herkes sevinç içindeydi, üzülmüyordu.
Herkes sevinç içindeydi, kimse üzülmüyordu.
Özne-yüklem uyumsuzluğu - farklı yüklemlerin aynı özneye
bağlanmasından kaynaklanan anlatım bozukluklarını bulup
düzeltiniz.
Herkes ondan nefret ediyor, yüzünü görmek
istemiyordu.
Hiçbiri anlatılanlara inanmıyor, kendi fikrinden ısrar
ediyordu.
Bu tür dergilerin sayısı azalıyor, okunmaz oluyor.
Ellerim çok üşüdüler.
Günler iyice uzuyorlar.
Güzellikler giderek kayboluyorlar.
Ordu düşmanın üzerine hücum ettiler.
İki işçi, yaklaşık iki saat çalıştılar.
Kuzular meleşmeye başladılar.
Bu iş yerini ben, öğretmen arkadaşım Ali açtı.
c) Nesne Eksikliği: Yüklemi geçişli
eylem olan
cümlelerde nesne bulunmalıdır, bulunmazsa cümledeki başka
bir öge, nesne gibi görünerek anlatım bozukluğuna yol açar.
“Kızına sarıldı, doyasıya öptü.” cümlesinde “Kimi
öptü?” sorusunun yanıtı yoktur. “Kızına” dolaylı tümleci,
nesne gibi görünerek anlatım bozukluğuna yol açmıştır.
Cümlenin doğrusu şu şekilde olmalıdır:
“Kızına sarıldı, onu doyasıya öptü.”
Buna ancak öğretmen karar verir ve uygular.
Buna ancak
öğretmen karar verir ve bunu uygular.
Kadına her fırsatta bağırıyor, sürekli aşağılıyordu.
Kadına her fırsatta bağırıyor, kadını sürekli
aşağılıyordu.
Çocuğun gözlerindeki yaşı silip, yerine oturttu.
Çocuğun gözlerindeki yaşı silip, çocuğu yerine
oturttu.
Nesne eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluklarını
bulup düzeltiniz.
Bu konuda öğrenciler aralarında anlaşıp karar verecekler ve
uygulayacaklar.
Söylenenlere hemen inanıyor ve her yerde savunuyordu.
Kendisine bütün sınıf adına teşekkür eder ve tebrik ederim.
Onlara niçin bu kadar yardım ediyor ve destekliyorsun?
Büyüklere gereken saygıyı göstermeli, incitmemeliyiz.
Bize yardım edeceklerine inanıyor ve bekliyoruz.
d) Dolaylı Tümleç Eksikliği: Her cümlede dolaylı
tümleç olmayabilir; ancak kimi cümlelerde dolaylı tümleç
kullanılmaması cümledeki başka bir sözcüğün dolaylı tümleç
gibi anlaşılmasına yol açarak anlatım bozukluğuna neden
olur.
“Nazlı kardeşini çok sever, sık sık armağanlar alırdı.”
cümlesinde “Kime armağanlar alırdı?” sorusunun yanıtı
(dolaylı tümleç) yoktur. Cümlenin nesnesi (kardeşini)
dolaylı tümleç gibi görünerek anlatım bozukluğuna yol
açmıştır. Cümlenin doğrusu şöyle olmalıdır:
“Nazlı kardeşini çok sever, ona sık sık armağanlar
alırdı.”
Alanya’yı çok sevmişti, dönmeyi düşünmüyordu.
Alanya’yı çok sevmişti, Alanya’dan dönmeyi
düşünmüyordu.
Beni hiçbir zaman unutmadı, her zaman mektup yazdı.
Beni hiçbir zaman unutmadı, her zaman bana mektup
yazdı.
Sana her konuda güveniyor ve yardım bekliyoruz.
Sana her konuda güveniyor ve senden yardım
bekliyoruz.
Dolaylı tümleç eksikliğinden kaynaklanan anlatım
bozukluklarını bulup düzeltiniz.
Kayaya yaklaşıyor muyuz, yoksa uzaklaşıyor muyuz?
Öğrencileri, teşvik etmeli, yüreklendirmeli, destek
olmalıyız.
Olanları böyle değerlendirmek, bu gözle bakmak gerekir.
Öğrencileri rahat edecekleri odalara yerleştirmiş, bütün
imkânları sağlamıştı.
Duvarları kirletmek, yazı yazmak kesinlikle yasaktır.
e) Zarf Tümleci Eksikliği: Her cümlede
zarf tümleci
olmayabilir; ancak kimi cümlelerde zarf tümlecinin
kullanılmayışı kapalılığa yol açarak anlatım bozukluğuna
neden olur.
Her zaman senin yanındayım, seni yalnız bırakmayacağım.
Her zaman senin yanındayım, hiçbir zaman seni yalnız
bırakmayacağım.
Hiçbir zaman kendini düşünmedi, ailesinin mutluluğu için
çalıştı.
Hiçbir zaman kendini düşünmedi, her zaman ailesinin
mutluluğu için çalıştı.
f) Edat Tümleci Eksikliği: Her cümlede edat tümleci
olmayabilir; ancak kimi cümlelerde edat tümlecinin
kullanılmayışı kapalılığa yol açarak anlatım bozukluğuna
neden olur
“Eşimi çok severim; her konuda çok iyi anlaşırız.”
Cümlesinde kiminle çok iyi anlaşıldığı belirtilmeyerek, bir
anlam belirsizliği ortaya çıkmıştır. Cümlenin doğrusu şöyle
olmalıdır:
“Eşimi çok severim; onunla her konuda çok iyi
anlaşırız.”
Akşamları kitapçıya uğrar, saatlerce sohbet ederdi.
Akşamları kitapçıya uğrar, saatlerce onunla sohbet
ederdi.
Arkadaşımın babası geldi, bir süre sohbet ettik.
Arkadaşımın babası geldi, bir süre onunla sohbet
ettik.
Bu güçlüklere nasıl göğüs gerdi, nasıl başa çıktı?
Bu güçlüklere nasıl göğüs gerdi, bu güçlüklerle nasıl
başa çıktı?
13. Ek Fiil Eksikliğinden Kaynaklanan Anlatım
Bozuklukları: Sıralı isim cümlelerinde ek fiilin
kullanılmaması anlatım bozukluğu oluşturur.
“Bakışları güzel; ama dostça değildi.”
cümlesinde “değildi” ek eylemi ortak kullanılmış ve birinci
cümleye “Bakışları güzel değildi.” anlamı vermiştir. Bu
durumda birinci cümlenin yüklemine de bir ek eylem eklemek
gerekir. Cümlenin doğrusu şöyle olmalıdır:
“Bakışları güzeldi; ama dostça değildi.”
Murat çok şişman, boyu da uzun değildi.
Murat çok şişmandı, boyu da uzun değildi.
O yaşlı şair geleneklere bağlı, ama yeniliklere kapalı
değildi.
O yaşlı şair geleneklere bağlıydı, ama yeniliklere
kapalı değildi.
Hava açık; ama sıcak değildi.
Hava açıktı; ama sıcak değildi.
Ek fiil eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluklarını
bulup düzeltiniz.
Yaşı küçük; boyu da uzun değildi.
İfadesi düzgün; yalnız mimikleri anlamlı değildi.
Seradaki saksılar büyük; toprakları da az değildi.
İhsan KIRBAŞ
En Güzel
Paylaşımlar İçin Mail Grubumuza Üye Olun
Picasa Slayt ve Fotoğraf Programı |